50 Soruda Yaşamın Tarihi

9,0/10  (3 Oy) · 
3 okunma  · 
1 beğeni  · 
174 gösterim
Bilim ve Gelecek Kitaplığı "50 Soruda" dizisinin yedinci kitabı olan 50 Soruda yaşamın tarihi'nde, İTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Araştırma Görevlisi Deniz Şahin, canlılıkla ilgili temel bilgileri vermenin yanı sıra, evrenin tarihini canlılık bağlamında yeniden kuruyor. Yazarın, canlılıkla ilgili oldukça geniş bir bilimsel bağlamda ilerlerken geçtiği kimi sorular şöyle:
Yaşamın organizasyonu nasıldır? Arsenik seven bakteriler: Yaşamın biyokimyasının tanımı değişiyor mu? Hücrenin yapısı nasıldır, hücrede bilgi akışı nasıl olur? Canlılar nasıl çeşitlenmiştir? Evrim kuramı ile ilgili yanlış bilinen noktalar nelerdir? Evrende yaşam nerelerde ortaya çıkabilir? Dünya dışında yaşam var mıdır? Evren nasıl ortaya çıkmıştır? Dünya ne zaman ve nasıl oluştu? Dünya'da yaşam ne zaman ve nerede başladı? Yaşam için gerekli öncü moleküller nelerdir? Yaşamın ortaya çıkışının, laboratuvar şartlarında deney yapılabilmiş midir? Kendini çoğaltabilen ilk molekül / sistem hangisidir? İlk hücre zarı nasıl oluştu? Eşeyli üreme nasıl ortaya çıktı? Memeliler nasıl ortaya çıktı? Dinozorlar yok oldu mu? İnsanın evrimindeki temel aşamalar nelerdir? Dünya üzerinde canlılık hiç yok oluşun eşiğine geldi mi? Bugün kitlesel bir yok oluşun eşiğinde miyiz?
Uzel 
05 Şub 15:16 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitabı ilgi ve beğeniyle okudum. Güzel bir derleme olmuş. 7 ayrı bölümde toplam 50 soru yanıtlanmış. 1.bölümde bilimsel yönteme ilişkin, 2-3 ve 4.bölümlerde biyoloji konulu, 5-6 ve 7.bölümlerde biyoloji, gökbilim, fizik, kimya ve yerbilim alanlarını da kapsayan önemli bilgiler sunulmuş. Kitap boyunca bilim tarihi de paragraflara hoş bir şekilde yedirilmiş. Amatör okuyucunun sıkılmadan okuyabileceğini tahmin ediyorum. Bilimsel altyapısı olanlar için de keyifle okunabilecek bir özet olmuş. Öneririm. Ayrıca görsellerin mümkün olan en küçük boyutta kullanılması da hoşuma gitti. Popüler bilim kitaplarında, kitabı kalın göstersin diye ya da amatör okuyucuyu daha az korkutsun diye mi bilmem, gereksiz şekilde büyük basılan görsellere rastlayabiliyoruz bazen.