50 Yazar 50 Öykü

·
Okunma
·
Beğeni
·
90
Gösterim
Adı:
50 Yazar 50 Öykü
Yazar:
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tempo Dergisi Yayınları
Modern Türk Öyküleri
318 syf.
·126 günde·Puan vermedi
Uzun bir okuma sürecinden daha çıktım. Okurken inceleme yazacağımı düşünmüyordum, ama kitabın sonuna geldiğimde vazgeçtim. Dolayısıyla not almadan okudum, hikayeler hakkında çok ayrıntılı yorumlar yapamayacağım.

Öncelikle kitap normal şartlar altında bulunabilecek bir kitap değil, ancak sahaflardan temin edilebilir. Uzun süredir kütüphanemde gözüme çarpıyordu, ama erteliyordum okumayı. Öykü türüne aşina olmaya başlayınca, hatta son olarak ''Kısa Öykünün Büyük Ustaları''nı okuyunca sıranın bu öykü kitabına geldiğini düşünmüştüm. Fakat umduğumu bulamadım. Kitap, Sait Faik'in ''Dülger Balığının Ölümü'' adlı hikayesi ile açılıyor. Daha önce Sait Faik okumuş biri olarak bu hikayesini beğendim. Fakat peşisıra gelen hikayeler beni tatmin etmedi. Hatta hikayelerin bazılarını anlayamadım bile. Kitabı aynı anda okuduğum biri olsaydı da şimdi burada ne anlatılmış yani deseydim diye düşünmedim değil. Hatta bir iki hikayeyi internette aratıp belki üzerine yazılmış bir yazı vardır da anlamlandırabilirim dedim. Ama hikayeler hakkında yazılmış inceleme, yazı filan da bulamadım.

Özellikle Tezer Özlü, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay gibi yazarların hikayelerine gelince bir heveslendim, ama hikayelerin hiçbiri yazarın kitaplarını okumalısın diyemedi. Hevesim kırıldı diyebilirim.

Hikayelerin çoğunda da farklı ülkeler, yabancı karakterler yer alıyordu. Özellikle son hikayelere doğru iyice arttı. Belki de bu yüzden Selim İleri'nin Gelinlik Kız öyküsü hoşuma gitti, bizden bir hikayeydi. Füruzan'ın Parasız Yatılı adlı hikayesini de beğendim. Bilge Karasu'nun Geceden Geceye Arabayı Kaçıran Adam adlı hikayesi de hoşuma gitti. Ama sonunu anlamlandıramadım. Böyle beğendiğim beş hikaye filan vardı.

Seçme öyküler olduğu için net yorumlar yapamıyorum. Ama bu kitaba alınan hikayeler beni tatmin etmedi. Herkese iyi okumalar...
Dönüp dönmeyeceğini öğrenmek ister gibiydi. Kimi soruları yanıtlayabilmenin güçlüğünden söz ettim ben de, herkesin eninde sonunda bir düşe ya da bir insana dönmeye mecbur olduğunu söyledim.
Komisyon
Sayfa 283 - Bir Şehre Gidememek/Mario Levi
Aşkla doluydum. Dünyada benim gibi olanlar da vardı. Ve bunlar bu yeryüzünü daha güzel yapacak insanlardı. Bir insanı seven, onun , gülüşü, ağlayışı, adım atışı ile ilgilenen yeryüzü sakinleri, bu dünyanın daha iyi olmasını isterlerdi.
Komisyon
Sayfa 64 - Oktay Akbal - Aşksız İnsanlar
Onu atmosferimize, suyumuza alıştırdığımız gün, bayramlar edeceğiz. Elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama, aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas iyi yürekli tatlı ve korkak bakışlı, bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız. Bir gün hassaslığını, ertesi gün sevgisini, üçüncü gün korkaklığını, sükununu kötüleyecek, canından bezdireceğiz. İçinde ne kadar güzel şey varsa hepsini, birer birer söküp atacak. Acı acı sırıtarak İsa'nın tuttuğu belinin ortasındaki parmak izi yerlerini, mahmuzları, kerpeteni, eğesi, testeresi ve baltasıyla kazıyacak. İlk çağlardaki canavar halini bulacak.

Bir kere suyumuza alışmağa görsün. Onu canavar haline getirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayacağız.
Komisyon
Sayfa 9 - Sait Faik Abasıyanık - Dülger Balığının Ölümü
Öğrencilerim arasında yetenekli çocuklar vardı. İyi ressam, iyi ozan olabilirlerdi. Kendi sesinize, kendi gözünüze kulak verin derdim onlara. Ne beni dinlediler ne de kendilerini. Cıvık cıvık şiirlerle dolu kitapları, binlerce sterline satılan, ama ucuz kolay duyguların ürünü olan resimleri bugün ön rafta.
Komisyon
Sayfa 35 - Feyyaz Kayacan -Sen Olsaydın Ne Yapardın?
Susmak diye de bir uygarlık var. Susmak bir başlangıç, bir doğurganlığın ilk yaratıcı sancısıdır. Bekleyen, göveren usun temelinde yatan bir uyanıklık. Susmanın gözlerinde biçim alır, düşüncenin ilk ürkek soluğu ve yaşama bitişikliğin erinci. Ben bu yaşıma geldim, gene de susmanın boyutlarını özümseyemedim, bütünüyle. Bazen huzura erişecek gibi oluyorum, bir kapıyı aralamaya başlıyorum, bir uzak yaprak sesi duyuyorum; hiç görülmemiş bir kuşun eşiğindeymiş gibiyim. Birden bire, bir gecelik için bile olsa, sesim karışıyor işe. Büyük kapaklanıveriyor. Kapı yüzüme kapanıyor. Dışarılarda kalmış bir kişiyimdir ben o demlerde. Sesimi içimden kazıyabilsem, sesimin küstahlığından sıyrılıp bir gürültü felsefesinden, bilimsel dedikodu kolaylıklarından kaçınabilsem, beklemek nedir bir öğrenebilsem, susmayı da öğreneceğim.
Komisyon
Sayfa 35 - Feyyaz Kayacan - Sen Olsaydın Ne Yapardın?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
50 Yazar 50 Öykü
Yazar:
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tempo Dergisi Yayınları
Modern Türk Öyküleri

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Merve

Kitap istatistikleri