A Thousand Splendid Suns

·
Okunma
·
Beğeni
·
119225
Gösterim
Adı:
A Thousand Splendid Suns
Baskı tarihi:
1 Haziran 2007
Sayfa sayısı:
372
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781594489501
Kitabın türü:
Dil:
İngilizce
Yayınevi:
Riverhead Books
Baskılar:
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Min Möhtəşəm Günəş
A Thousand Splendid Suns
A Thousand Splendid Suns is a breathtaking story set against the volatile events of Afghanistan's last thirty years—from the Soviet invasion to the reign of the Taliban to post-Taliban rebuilding—that puts the violence, fear, hope, and faith of this country in intimate, human terms. It is a tale of two generations of characters brought jarringly together by the tragic sweep of war, where personal lives—the struggle to survive, raise a family, find happiness—are inextricable from the history playing out around them.

Propelled by the same storytelling instinct that made The Kite Runner a beloved classic, A Thousand Splendid Suns is at once a remarkable chronicle of three decades of Afghan history and a deeply moving account of family and friendship. It is a striking, heart-wrenching novel of an unforgiving time, an unlikely friendship, and an indestructible love—a stunning accomplishment.
430 syf.
·9/10
Khaled Hosseini'nin bu kitabını okumadan önce önyargılıydım. Uçurtma Avcısı(henüz okumadım)kitabının yaptığı sükse yüzünden şişirilmiş bir yazar olabileceği hakkında endişelerim vardı ama yazar, kitabının sayfalarını her çevirişimde bu önyargılı tavrımı paramparça etti.

Kitabımızdaki olaylar Afganistan'ın çeşitli bölgelerinde geçiyor. Başlarında her şey normal, sıradan bir Afgan hayatı anlatılıyor gibi geliyor ama en beklenmedik anda can alıcı bir hamleyle yazar bizi kitaba bağlıyor ve olaylar ardı ardına sıralanarak kitabı elimizden bırakmaya fırsat vermiyor. Başta sovyetler sonra iç karışıklıklarla olan mücadelenin göbeğinde buluyoruz kendimizi. Savaşı yaşamıyoruz belki ama hissedebiliyoruz. Benim analizim, insan; ne olursa olsun insan kalabilmeli. İçinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulsa dahi, savaşın içinde, yoklukla mücadele ederken, varlık içinde yaşarken, gülerken, ağlarken, her an yaşamın verdiği neşeyle ve güçle insan kalabilmeli. O günün şartlarını ve zamanın koşulları, savaşı, kıtlığı, duygusuzluğu göz önünde bulundurmuyor değilim. Aksine bunları daha çok göz önünde bulundurduğum için o savaşa katılıp, o kıtlığı ve yokluğu kitaptaki karakterler ile birlikte yaşadığım için bu kanıdayım.


Bu kitaptaki karakterleri tek tek analiz etmek istiyorum.


Nana'nın bir sözünü yazarak başlamak istiyorum.
"Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir."
O kadar güzel telkinler veriyor ki bu kadarı da olmaz diyorsunuz. Nana resmen herkesin Nana'sı. Her zaman evladını düşünen ve bir yanlışa düşmemesi için çırpınıp duran. Yürek kırıklığının ne kadar kötü olduğunu bize kendisi gösteriyor.

Meryem bir harami olmasına rağmen öyle büyük fedakarlıklar yapıp öyle çok acıya katlanıyor ki, merhamet etmemeniz, duygulanmamanız hatta onun acısını hissetmemeniz elde bile değil. Keşke Nana haksız çıksaydı diyorum ben hala. Ama Meryem'e söylediği her konuda haklı çıktı neredeyse. O yüzden öğütleri dinlemekte her zaman fayda vardır. Kulağımıza küpe etmeliyiz özellikle Nana'nın sözlerini. Meryem'in o kocaman, içi sevgi dolu yüreği keşke herkesin gözünde birer ışık yaksa da bizlere örnek olsa.

Celil Meryem'in babası. Yaşattıklarıyla bu kitabın en iyi karakteri haline geleceğini düşündüm ama ona duyduğum kin hala damarlarımı geriyor. Bir insanın durumunu gözardı etmeksizin böyle şeyler yapabilmesi insanın kanını donduruyor açıkçası. Sonlara doğru kefaret istese de iş işten çoktan geçmiş oluyor. İnsanın hayatında yapabileceği en kötü şey pişman olacak kadar kötü kararlar vermek. Celil'in yaptığı da affedilemezdi.

Raşit'e acımış, onun duygularını paylaşmıştım. Oysa onun da aradığı çok farklıymış. Mutlu bir yuvadan ziyade insanı üretim makinesi olarak görmek hiçkimseye yakışmayan bir davranıştır. Durumun ve zamanın koşulları ne olursa olsun. Hak ettiğini bence çok geç yaşadı. Daha erken olsa içimin yağları eriyebilirdi diyebilirim. Leyla için kurduğu tuzak resmen midemi bulandırmıştı. Öğrendiğim an bir an önce diğer sayfaları çevirip bu anın gelmesini bekledim diyebilirim.

Leyla'nın her düşüncesi her hareketi güzeldi. Keşke istediği şeyler olabilseydi derken iyi ki olmamış ki böyle bir sonu yaşamış dedim. Eğer düşünceleri bölünmeseydi (yani faaliyete geçtiği şey gerçekleşseydi) hayalini gerçekleştirme fırsatını hiç bulamayabilirdi. İçi umut dolu Leyla her zaman umudun paçasına yapışmış ve hep güçlü durduğu için, Meryem'in de yardımıyla daha güzel bir hayata adım adım yaklaşmıştır.

Tarık elinde olmadan yaşadığı şehri terk etmek zorunda kalıyor ama bu günlere kadar Leyla ile yaşadıkları o güzel sıcacık günler resmen kitabın içindeki soğuk savaşta, çarpışmalar göbeğinde bile içimizi ısıtıyor. Leyla'nın yolunu gözlemesi, kendi aralarındaki şifreli iletişim, o yaşta bile birbirlerine olan bağları, yürekliliklerine hayran kaldım diyebilirim. Tarık'ta çok zor bir hayata Katlanmak zorunda kalmış ailesi için, çok cefa çekmiş olmasına rağmen vazgeçmemek, azim ve istek sürekli onu kamçılayan ve hayata bağlayan şey olmuş. Kendisinin olduğu sayfalar diğerlerinden ayrılmayı hak ediyor neredeyse. Özellikle Leyla ile ikisinin olduğu sayfalar.



İncelememi okuyan herkese teşekkür ederim. Kitap çok hoşuma gitti ve herkese okumasını tavsiye ederim.
430 syf.
64 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki bir kız çocuğuyla evlendirilmesi,45 yaşındaki bir adamın 15 yaşındaki yeni adet görmüş bir çocukla evlendirilmesi..neresinden baksan korkunç olayların şeriat kanunlarıyla uygulanması.Okurken gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız ve en kötüsü de bunu yaşayan tüm kadınların durumlarını kabul etmesi ve hatta kendilerini suçlaması. Kısacası şeriatın hakim olduğu Afganistan gibi ülkelerde kız çocukları daha dünyaya geldikleri andan itibaren bu düzene ve kurallara alışmış ve benimseyerek büyüyorlar. Beyinlerine sokulan olgu çocuk yaşta yetişkin bir kadına dönüştürülmelerine sebep oluyor.
  • Serenad
    9.1/10 (10.341 Oy)11.686 beğeni34.219 okunma5.276 alıntı133.059 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (7.236 Oy)7.992 beğeni30.698 okunma2.282 alıntı119.679 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (15.603 Oy)18.194 beğeni52.584 okunma3.816 alıntı222.340 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (14.671 Oy)17.271 beğeni53.997 okunma6.734 alıntı296.173 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.8/10 (7.130 Oy)8.429 beğeni33.555 okunma2.488 alıntı132.728 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (9.523 Oy)10.611 beğeni34.864 okunma1.652 alıntı166.269 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (10.492 Oy)11.461 beğeni41.066 okunma5.619 alıntı144.317 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (11.168 Oy)11.528 beğeni42.284 okunma2.684 alıntı198.062 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (14.818 Oy)16.437 beğeni54.605 okunma8.107 alıntı206.568 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (11.539 Oy)14.341 beğeni41.532 okunma15.813 alıntı270.018 gösterim
430 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Yine bir savaş hikâyesi! Ardında yitirilen hayatlar, kaybolan gençlikler, hüzünler, dertler ve nihayetinde savaşların sonucunda en ağır bedel ödeyen kadın ve çocuklar…
Afganistan, yarım asırdan beri dünyanın gözü önünde, süper güçlerin gövde gösterisi yaptığı bir saha, din istismarcıları için mezbaha oldu ve olmaya devam ediyor maalesef.
Daha önce okumuş olduğum “Uçurtma Avcısı” kitabının kurgusu, olayları kronolojik sırasıyla aktarması ve vermiş olduğu karakterlerin duygu yansıtmasıyla beni çok etkilen yazar, bu eseriyle bir daha gönlümde taht kurmuş oldu.
Duygularınıza yenilip yer yer gözyaşlarınıza hâkim olamadığınız bu eserde, feleğin çemberinden geçmiş aynı adamla evlenmek zorunda kalan, iki çocuk gelinin hayatı anlatılmaktadır. Çaresizlik karşısında boyun eğerek, yaşama tutunmaya(Her ne kadar istemeseler de) çalışan iki mazlumun, iki fidanın hayatı.
Dünya yakın tarihi hakkında da oldukça aydınlatıcı olan, Asya’nın göbeğinde İnsan hayatının özelliklede kadınların, ne kadar değersiz olduğunu anlatan bu eser kesinlikle okunmalı ve okutturulmalıdır.
430 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Yazarın betimlemeleri çok hoşuma gitti her satırında sanki bir film izliyormuşum gibi hissettirmeyi başardı. Çoğu yerde gözyaşlarına hakim olamayacağınız gerçekten beklenen bir roman herkese tavsiye ederim.
430 syf.
·15 günde·Beğendi·6/10
Savaş zamanın da herkes acı,üzüntü,yokluk çekiyor ama en acı kısmı kadınlara ve çocuklara kalıyor.Afganlının kaleminden yansıtılması okunası romanlardan zaman zaman şiddetin bu kadarı olamaz dedirten bir roman.
430 syf.
·Beğendi·10/10
Kadın olmak; bana göre hep idare eden taraf olmak demek. Karşılıksız feda etmek hayatını, gençliğini, hayatının en güzel günlerini belki sevmediğini bile bile belki hiç sevmeyeceğini bile bile... Bir de savaşta kadın olmak var tabii daha çileli Meryem ve Leyla'nın- bu iki mücadeleci kadının- kaderini anlatan kitapta yazarımız bir önceki kitabında olduğu gibi yine Afganista'nın siyasi durumu üzerinden bir kurgu yapmış bu kurguyu gerçekten çok seviyorum.Savaşın acı gerçeklerini yüzüme çarpan bu kitabı okuduğum sırada ara ara zorlandım okuduklarımı kaldıramadım ama ne yaparsın 'SAVAŞ' işte dedim kendi kendime. Khaled Hosseını 'nin kendine özgü anlatımıyla damağımda konusuyla dimağımda yer etmiş bir eser.
430 syf.
Yazar Hakkında
“Afganistan, Kabil’de bir diplomatın oğlu olarak doğdu. Hüseyni, Kabil doğumlu,  Alevilik mezhebine mensup bir yazardır. Babası Afganistan Dış İşleri Bakanlığında çalışmış, 1970 yılında baba Hüseyni, Afganistan Elçiliğindeki görevi dolayısıyla ailesiyle birlikte Tahran, İran'a yerleşmiştir. 1973 yılında Hüseyni ailesi, Halit'in erkek kardeşinin doğacak olması sebebiyle Kabil'e geri dönmüştür. Ailenin Afganistan'a dönmesinin ardından birkaç ay sonra da 40 yıllık Afgan lider Zahir şah kuzeni Davut Han tarafından düşürülmüştür. Ailesi 1980’de Amerika Birleşik Devletleri’nden siyasi sığınma hakkı elde etti. Hâlâ Kuzey Kaliforniya’da yaşamaktadır." Uçurtma Avcısı yazarın ilk romanıdır. Khaled  Hossaini’nin Everest Yayınları’nda ki diğer kitabı: Bin Muhteşem Güneş”tir evet sizle paylaşmak istediğim kitap bu.

 Kitap Hakkında
2007 yılının mayıs ayında basılan kitap 2008 yılında Püren Özgören çevirisiyle türkçeye çevirildi. Çok satanlar arasında yerini bulan kitap bir çok farklı dile çevirilmiş ve ilk kitabında olduğu gibi çok ilgi görmüştür.

  

    İlk kitabında olduğu gibi mekan yine Afganistan'ın başkenti Kabil'de geçiyor ve tarihler bir savaş tarihi, Sovyetler Birliği'nin Afganistan'daki Marksist hükümetin daveti üzerine Afganistan'a girerek, İslamcı mücahitlere karşı savaştığı 9 yıl süren bir savaş.  Bölgeye Sovyet askerleri ilk olarak 24 Aralık 1979'da Sovyet lideri Leonid Brejnev'in emriyle gönderildi. 14 Nisan 1988'de, Birleşmiş Milletler'in girişimiyle Cenevre'de imzalanan Cenevre Anlaşması sonrasında, 15 Mayıs itibarıyla Sovyet güçlerinin ülkeden çekiliş süreci başladı.15 Şubat 1989'da Sovyet güçlerinin çekilişi sona erdi. Savaş sonrası Sovyet güçleri bölgede 14.453 ölü bıraktı ayrıca 451 uçağını yitirdi.

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!SPOİLER!!!!!!!!!!!!!!!

 Ve tüm bunlar yaşanırken kader 2 kadını yaşlı bir adamın kocası olmaya zorladı ve yine bu kadınlardan biri olan Leylanın dünya ya getirdiği kız çocuğu yetimhaneye verildi. Diğer kadın yani Meryem o ise bir haramiydi yani annesi ona öyle diyordu. Meryem zengin ve üç karısı olan bir adamın yanlarında çalışan hizmetçiyle birleşmesi sonucu karanlık dünyasına göz açan kadın. Khaled Hüseyni kendi yaşadığı coğrafyada kadınlara yapılan zulmü ve savaş sırasında neler çektiğini anlatıyor. Bunu anlatırken savaşın ortamını insanlara verilen zararı Kâbil'in durumunu da anlatıyor.

" Bazı günler ", dedi kadın boğuk bir sesle, holdeki saatin tik taklarını dinliyorum. Ve beni bekleyen bütün o saniyeleri, dakikaları, saatleri, günleri, haftaları, ayları, yılları düşünüyorum. Onsuz geçecek olan onca zamanı. O zaman nefes alamıyorum; sanki biri kalbimin üstünde tepiniyor. Elim ayağım tutmaz oluyor. Öyle bitap düşüyorum ki, bir yere yığılıp kalmak istiyorum."

Kurgusu ve kalemi güçlü olduğundan olsa gerek sıkılmadan okuyup ağlayabilir, kendi halinize şükredebilirsiniz. Okurken bir ara dedim ki kadınlar neden hep ezilen ve zulüm gören tecavüzler, küçük yaşta evlendirilmeler, aşağılanıp atılacak bir eşya gibi görülmeleri, zayıflıkları.... bir dakika zayıf değiller HAYIR! kitapta da göreceksiniz Meryem hayata veda etmeden gücünü gösteriyor ve bunun bedelini haytı ile ödüyır. Yani istediğimiz zaman bir erkekden çok daha güçlü olabiliriz bizim tek zaafımız duygusal ve merhametli olmamız...  gerçi bir önceki kitabında da madur durumda olan bir erkekti ama küçük bir erkek "çocuğu" demek ki neymiş KADINLAR VE ÇOCUKLAR' mış.

" Afganistan'da çok çocuk var fakat çocukluk yok."

Son olarak; bir roman bir kurgu olarak güzel ve akıcı ama bunun gerçek olduğunu düşünmek be hâla bir yerlerde bu durum da olan kadınları çocukları bilmek acı veriyor...

 KİTAPLA KALIN...
430 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem bir kurgu ve akıcı bir anlatım.

Hüzünlenecek, canınız yanacak, hayal kırıklığı yaşayacak, din adına/dini bahane ederek insanlara reva görülenleri okurken lanet edeceksiniz.

Fazla söze gerek yok. Âdeta, okumayıp yaşayacağınız bir kitap.

İyi okumalar.
430 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitabı bitirmemek için elimden gelen çabayı harcadım fakat bitirmemek üzere yaptığım herşeye rağmen sonuna geldim. İsterdimki bir yüz sayfası daha olsun ve okuyum...
Yazarın kalemine büyük bir saygı duyuyorum. Bir sonraki okuyacağım kitabı da bu kitap sayesinde bulmuş oldum. Siradaki kitap Uçurtma Avcısı. Biliyorumki ayni büyüyü o kitapta da yakalayacağım.
430 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10·
Bin Muhteşem Güneş... Bu kitabın ismini nerede okusam, kitabı nerede görsem içimi bir hüzün kaplar, boğazım düğümlenir... Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş kitaplarını beni duygusal manada en çok etkileyen, en çok hüzünlendiren 3-5 kitap arasına kesinlikle koyarım.
Afganistan'da, savaşın ortasında iki çocuk gelinin hayatına (tabiki hayat denirse!) şahit oluyoruz. Hikaye ne kadar acı olursa olsun, insanı ne kadar etkilerse etkilesin bundan daha üzücü olan durum, anlatılan hikayeden belki daha kötülerinin gerçekten de yaşanıyor olması! Evet bu bir kurgu ama sonuna kadar da gerçek! Okurken kendimize, toplum olarak ders çıkarmamız gerektiğini göreceksiniz. Afganistan özelinde islam coğrafyasının içine düşmüş olduğu geri kalmışlık, ilimden, bilimden uzaklaşmak, kendi içimizde düşmüş olduğumuz ayrılıkcılık, ve dinin istismar edilmesi bizi nasıl uçuruma götürüyor bunu net bir şekilde görüyoruz. Ve her zaman olduğu gibi böylesine korkunç bir coğrafyada yine en çok etkilenen, en çok ezilen, en çok zulüm gören kadınlar ve çocuklar oluyor... Dünyanın neresinde olursa olsun, kadınların ve çocukların böyle bir hayat yaşadığını bilipte, elimiz kolumuz bağlı hiçbir şey yapmadan hayatımıza devam ediyor olmamız şahsım adına bana utanç veriyor.
Okuyalım dostlar, okuyalım ve insanlık namına kendimize dersler çıkaralım...
430 syf.
Khaled Hosseini, gerçekten iyi bir yazar. Uçurtma Avcısı kadar olmasada
iyi bir kitap. Afganistan da kadın olmak çocuk olmak zordur.``Afganistan gerçeği 1m²1000 trajedi düşüyor``diyor yazar. Gerçekten bütün kitap boyunca boğazınızda bir yumru ve gözyaşıyla okuyorsunuz. Çünkü dünyanın bir yerinde gerçekten bunlar yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Meryem ve Leyla' nın yaşadığı acıları, savaşı çok içten anlatan bir hikaye. Aynı adamla evlenmek zorunda kalan iki kadının birlik olup verdikleri hayat mücadelesi. Kesinlikle herkesin okuması ve kitaplığında olması gerektiğini düşünüyorum.
430 syf.
·Beğendi
Spoiler Uyarısı!

Savaşın, yasakların ve zor hayat şartlarının olduğu bir ortamda kaderine razı olmuş iki kadın : Meryem ve Leyla. Bu kadınların şiddete ve acıya rağmen sabırları ve dostlukları ...

Bin Muhteşem Güneş'te yazar, Afganistan' da kadınının statüsünü ve kadına verilen değeri bütün çıplaklığıyla tasvir etmiş. Baş karakter Meryem'in çaresizliği, insanın yüreğini burkacak cinsten. Kadına yapılan şiddet sahnelerini okurken çok duygulandım ve üzüldüm. Kitaptan etkilenmemek elde değil.

Afganistan'ın iç savaşına ve Taliban'ın halka yaptığı zulme de yer vermiş yazar. Ancak burada esas olarak vurguladığı konu kadının toplumdaki yeri ve önemidir. Yazar yine okuyucuya bütün duyguları yaşatmayı başarmış. Khaled Hosseini'nin o kendine has tarzı yine beğenimi kazandı. En az Uçurtma Avcısı kadar başarılı buldum. İlk kitabından sonra kalite ve okunulurluk açısından hiçbir şey kaybetmemiş.
"Bütün sevgilerini, zaten sahip oldukları çocuklara verip tüketen ana-babaların, yeni çocuk yapmalarına izin verilmemelidir."
Çoğu günler yataktan hiç çıkmıyor, kendini yapayalnız, terk edilmiş hissediyordu; akıntıya kapılmış
sürükleniyordu.
"Düğünler aptalca"
"Bütün o yaygara"
"Harcanan onca para"
"Hem de ne uğruna?"
"Bir daha hiç giymeyeceğin kıyafetlere."
Khaled Hosseini
Sayfa 183 - 37. Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
A Thousand Splendid Suns
Baskı tarihi:
1 Haziran 2007
Sayfa sayısı:
372
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781594489501
Kitabın türü:
Dil:
İngilizce
Yayınevi:
Riverhead Books
Baskılar:
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Min Möhtəşəm Günəş
A Thousand Splendid Suns
A Thousand Splendid Suns is a breathtaking story set against the volatile events of Afghanistan's last thirty years—from the Soviet invasion to the reign of the Taliban to post-Taliban rebuilding—that puts the violence, fear, hope, and faith of this country in intimate, human terms. It is a tale of two generations of characters brought jarringly together by the tragic sweep of war, where personal lives—the struggle to survive, raise a family, find happiness—are inextricable from the history playing out around them.

Propelled by the same storytelling instinct that made The Kite Runner a beloved classic, A Thousand Splendid Suns is at once a remarkable chronicle of three decades of Afghan history and a deeply moving account of family and friendship. It is a striking, heart-wrenching novel of an unforgiving time, an unlikely friendship, and an indestructible love—a stunning accomplishment.

Kitabı okuyanlar 30.906 okur

  • Elif Yalçın
  • Babi Beans
  • Zehra cebba
  • kirli beyaz kirpi
  • Veda sekiz
  • Beliz
  • Vasile Alif
  • Zeynep Sönmez
  • Cevdet
  • Yaren Aksoy

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (2)
9
%0 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları