Abdullah Gül İle 12 Yıl (Yaşadım, Gördüm, Yazdım)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1424
Gösterim
Adı:
Abdullah Gül İle 12 Yıl
Alt başlık:
Yaşadım, Gördüm, Yazdım
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-605-09-2636-1
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
AK Parti'nin kurucu önderlerinden Abdullah Gül'ün başbakan, dışişleri bakanı ve cumhurbaşkanı olarak Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damgasını vurduğu 12 yılın hikâyesi...

En başından son gününe kadar Gül'ün başdanışmanlığını yapan Ahmet Sever bu kitapta 12 yılın bilinmeyen, söylenmeyen veya söylenemeyen perde arkası gerçeklerini anlatıyor.

• 27 Nisan muhtıra gecesi konutta neler yaşandı, karşı metin nasıl hazırlandı?
• 1 Mart Tezkeresi kabul edilseydi Türkiye'nin rotasını değiştirecek hangi gelişme olacaktı?
• Gül cumhurbaşkanlığı sırasında en çok neye üzüldü ve kırıldı?
• Cemaat'e yakın mı?
• Gezi Olayları'nı nasıl gördü, neler yaptı?
• Berkin Elvan'ın babasına ne dedi?
• 17/25 Aralık yolsuzluk iddialarına tepkisi ne oldu?
• Hangi olaydan sonra sabrı taştı?
• Pişmanlıkları ve keşkeleri nelerdi?
• Bugüne bakıp hatırladığı çocukluk hatırası neydi?
• Twitter yasağını nasıl deldi?
• Erdoğan ile hangi konularda ayrıştı?
• Bülent Arınç'ı istifadan nasıl vazgeçirdi?
• Hayrünnisa Hanım ne zaman "Artık yeter" dedi?
• Hakan Fidan krizinde ne yaptı?
• Çekilme kararını ne zaman ve neden aldı?
• Hangi ünlü gazeteciyi hapse girmekten kurtardı?
• Suriyeli Ermenileri Türkiye'ye getirmek için hazırlanan gizli plan neydi?
• Erivan'a gitmeye nasıl karar verdi, bu karara kimler karşı çıktı?
208 syf.
En başından son gününe kadar Gül'ün başdanışmanlığını yapan Ahmet Sever bu kitapta 12 yılın bilinmeyen, söylenmeyen veya söylenemeyen perde arkası gerçeklerini anlatıyor.
Yaşanan olayları hep dışarıdan seyrettik içerde neler oldu neler yaşandı,kim ne dedi kararlar nasıl alındı olaylar nasıl irdelendi Avrupa birliği,orta asya gidilen gelinen ülkeler alınan sonuçlar istenilen yapılan,yapılamayan ve daha bir çokları siyaseti azda olsa takip edip ilgi duyanların okuması gerekli diye düşünüyorum.Ahmet SEVER gayet akıcı bir dil kullanmış okurken adete sörf yapıyorsunuz.keyifli okumalar…

• 27 Nisan muhtıra gecesi konutta neler yaşandı, karşı metin nasıl hazırlandı?
• 1 Mart Tezkeresi kabul edilseydi Türkiye'nin rotasını değiştirecek hangi gelişme olacaktı?
• Gül cumhurbaşkanlığı sırasında en çok neye üzüldü ve kırıldı?
• Cemaat'e yakın mı?
• Gezi Olayları'nı nasıl gördü, neler yaptı?
• Berkin Elvan'ın babasına ne dedi?
• 17/25 Aralık yolsuzluk iddialarına tepkisi ne oldu?
• Hangi olaydan sonra sabrı taştı?
• Pişmanlıkları ve keşkeleri nelerdi?
• Bugüne bakıp hatırladığı çocukluk hatırası neydi?
• Twitter yasağını nasıl deldi?
• Erdoğan ile hangi konularda ayrıştı?
• Bülent Arınç'ı istifadan nasıl vazgeçirdi?
• Hayrünnisa Hanım ne zaman "Artık yeter" dedi?
• Hakan Fidan krizinde ne yaptı?
• Çekilme kararını ne zaman ve neden aldı?
• Hangi ünlü gazeteciyi hapse girmekten kurtardı?
• Suriyeli Ermenileri Türkiye'ye getirmek için hazırlanan gizli plan neydi?
• Erivan'a gitmeye nasıl karar verdi, bu karara kimler karşı çıktı?
208 syf.
·10/10
Yakın tarihi tanıklarından okumak güzel. Geçenlerde Fehmi Koru’nun “Ben Böyle Gördüm” kitabıyla “Cemaatin Siyasetle Sınavını” okumuştum. Bildiğim olayların bilmediğim taraflarını okumak güzel olmuştu. Yaşanıldığı dönemlerde âlemimizde soru işareti oluşturan nice olaylar, tanıkların dilin okuyunca yerine oturuyordu.

Ahmet Sever. Gazeteci. Abdullah Gül’le yolu 1991’de kesişmiş. O yıldan bu yıllara dostluklarını sürdürmüşler. Ahmet Sever sadece bir dost değil, Başbakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde Abdullah Gül’ün yakın çalışma arkadaşı olmuş, ona danışmanlık yapmış. Ve 12 yıl birlikte çalıştıktan sonra da oturup yaşadıklarını, gördüklerini yazmış.

Dolayısıyla kitapla devletin zirvesinde yaşanılanları içerden cümlelerle okuyoruz. Biz şimdi unutsak da Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olma sürecinde yaşanılanları kitaplar unutturmuyor. Unutmayalım da. Hani şimdilerde “Yeni Türkiye” söylemleri gündemde ya. Bence bu söylem Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasıyla başlamıştı. Abdullah Gül’le sadece Ahmet Necdet Sezer’in çatık kaşlı, asker sendromlu hallerinden kurtulunmakla kalınmamış, devletin soğuk, katı ve resmi yüzü gitmiş devletin çehresine bir nur, bir şefkat, bir güleryüzlülük ve heyecan gelmiştir. Zirvedeki kurumlar arası uyum işte o zamanlarda başlamış ve her açıdan devletimize çağ atlattırılıp Yeni Türkiye hedefine adım adım yürünmüştür.

Kitabı okuyunca gördüm ki vefa kavramının içini millet olarak tam dolduramıyoruz. Yeni cumhurbaşkanımız adaylığını açıklarken diyor ki: “10 Ağustos’ta, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi, bir tarihin, vesayetler tarihinin bu ülkede kapatılmasıdır.” Hâlbuki biz vesayetler dönemi Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasıyla yedi yıl önce kapandı diye bilmiştik.

“Abdullah Gül 7 yıl süren görev süresince ‘En fazla koşan ve terleyen Cumhurbaşkanı’ olmuştu. En çok ülkeye giden, en çok mevkidaşını ağırlayan ve en çok yurt içi gezisi yapan o olmuştu. 81 ilin tamamını ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı olarak tarihe geçerken, 84 ülkeye 115 seyahat gerçekleştirdi, 128 kez yabancı devlet başkanı ağırladı. Bunların arasında ilk defa Türkiye’yi ziyaret eden devlet başkanları da vardı, Türkiye’den cumhurbaşkanı düzeyinde ilk kez gidilen ülkeler de. Üstelik dış gezilerine uçak dolusu işadamları götürdü. Uçakta hem gidiş hem dönüş yolunda işadamlarıyla tek tek konuştu, sorunlarını dinledi. İşadamlarının arkasında devletin varlığını hissettirdi, gidilen ülkelerde sorunları varsa bunları çözmek için büyük çaba harcadı.”

Bütün bunlara rağmen gel gör ki şimdiki cumhurbaşkanımız cumhurbaşkanlığı seçimlerini kastederek “Bu seçimlerden sonra, protokol cumhurbaşkanı değil, terleyen, koşan cumhurbaşkanı olacak.”

Yani bu sözlerden Abdullah Gül’ün devleti için, milleti için koşmadığını, terlemediğini varsayıp, yukarıdaki koşuşturmaların hepsini yok mu sayacaktık? Vefanın çok değerli bir kavram olduğunu bir kez daha çok iyi anlıyorum.

Bu kitabı okuduktan sonra şimdi neyi mi bekliyorum? Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın etrafındaki kişilerin ve belki kendisinin dilinden hatıralarını okumak. Malum 14 yılda çok kritik süreçlerden geçtik. Hâlâ geçiyoruz. Bu süreçlerin baş aktörü elbetteki Tayyip Erdoğan’dır. Onun, olayların perde gerisinde yaşadıklarını sadece ben değil, tüm dünya merak ediyordur… Böylelikle kim bilir, belki bu okuduklarımızın da sağlamasını yapmış oluruz.
208 syf.
·7/10
Valla buda Sevdiğimin aldığı bir kitap ama son derece yanlı yazılmış bir kitap. Bu kadar övülen bir adamdı şimdi nerede diye sorasım geliyor. Ayrıca partiye zarar verecek bir roman okuyanlar şaşırabilir. Nasıl izin verdiler diye :)
208 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Abdullah Gül'ün siyasi tarihinde bugün geldiği konumu anlamak için güzel bir eser. Adım adım bugünki konuma gelişini kritik olaylardaki pozisyonu ve ona karşı alınan pozisyonlarla anlıyorsunuz. Ancak tüm bunlar kitaba yazınsal bir değer atfediyor mu derseniz onda şüpheliyim. Okunması gereken ama bunun için para vermeye ve sonrasında da kütüphanede bulundurmaya değecek kadar kaliteli bir eser değil. Bir dönemin bir siyasi figürün hayatı ve politik anlamı hakkında zihninde soru işaretleri olanlar için güzel bir eser.
208 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Abdullah Gül'ün siyasi tarihi hakkında bilgilendiren bir kitap olsa dahi Ahmet Sever yanlı bir anlatımı vardır.Merak edenler için Ak Parti'nin ve Abdullah Gül'ün siyasi tarih ve politika adına anlatılmayan yönlerini bulmak mümkündür .
200 syf.
İster taraflı ister tarafsız olsun, samimi bir kitap olmuş. Elbette herkes yola çıktığına karşı yolda bulduğunu eleştirecektir. Hak verip vermemek tamamen okuyucuya kalmış. Bu tip kitapları okuyup bir taraftan iyice bakabilmek gerekiyor. Daha sonra taban tabana zıt bir kitap daha okunabilir. Sonrası karşılaştırmalı, birinin diğerine bu ironi mi yapıyor demesi gibi oluyor.
Kaçmak olmaz. Bunları da okumak az da olsa fikir sahibi olmak gerekmez mi?
Ben de sevmiyorum fakat gerektiğini biliyorum.
Neredeyse tamamını yaşadığımız bir dönem olduğu için yormayacak bir kitap olmuş.
Okunabilir.
208 syf.
·5/10
Türkiye’nin yakın siyasi tarihini incelemek, hele ki bu tarihin içinde başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış bir ismin en yakınındaki tanığın kaleminden okuyup incelemek isteyenler , mutlaka bu kitabı okunmalıdır.
208 syf.
Ahmet Sever kitabın giriş kısmında objektif olabilecek miyim diye sormuş ama kitap boyunca kendisini övdüğü hissine kapıldım. Kilit noktalarda çözüm önerisi getiren, kendi fikirleriyle en iyi noktaları yakaladığı ve Abdullah Gül'ü bir nevi yönlendirdiği yada başka bir deyişle görüşlerinin hemen kabul edildiği izlenimi yaratmış.

Kitabın özeti ise son 12 yılı Abdullah Gül ve diğerleri olarak ayırıp, Abdullah Gül'ün pek çok açılım yaptığı ve ülkeyi iç ve dış politikada yükselişe geçirdiği, diğerleri tarafından ise bunun gerileme ve çöküşe götürüldüğü.

Kitabın pek çok yerinde de Abdullah Gül'ü diğerlerinden ayırmayı hedeflemiş. En iyi ayrımı ise sayfa 107'de yapıyor; "Kavgadan, çatışmadan, kaba üsluptan, kutuplaşmadan hiç hoşlanmıyor."

Kısacası yakın geçmişi bir danışman gözünden okumak keyifli. 3 yıldız vermemin sebebi ortada bir sıkıntı var da kendisi ve Abdullah Gül'ü temize çıkarma çabasındaymışçasına yazmasıdır. Biraz daha objektif, biraz daha detaycı olup olayları kendi istediği sıralama yerine tarihsel sırasıyla yazmış olsa tadından yenmezdi.
208 syf.
·11 günde·Beğendi·7/10
Bir siyaset bilimi öğrencisi olarak eski cumhurbaşkanımızı özellikle Ak partili bir cumhurbaşkanı olduğu için merak ettiğim 1 senedir kütüphanemde olan bir kitaptı okumak bu seneye kısmet oldu. Acıkça söylemek gerekirse tabi ki de kitap biraz yanlı fakat okurken özellikle sonlarda Gül'e Ak parti ve Erdoğan'ın çok fazla haksızlık yaptığı hakkının yendiğini üzülerek okudum bir solukta okunan bir kitap özellikle de Ak partiyi desteklemiyorsanız kesin okuyun Gül'ün özellikle dış işleri ve başbakan olduğu zamanlar, 2002 yıllarındaki Türkiye'nin nasıl olduğunu görmek için okumanızı tavsiye ediyorum.
208 syf.
Sabık cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün medya başdanışmanı olarak on iki yıl boyunca sürekli yanında olmuş, onun her hareketinde öncesini ve sonrasını yakından görmüş olan Ahmet Sever, bu kitabın yazarıdır. Abdulah Gül, hakkında ortaya çok fazla iddia atılmış bir siyasetçiydi ve son dönemde de kendi partisi tarafından siyasetten uzaklaştırıldı. Siyasi fikri benimle uyuşmasa da ılımlı ve rasyonel olduğunu düşündüğüm, saygıdeğer bir siyasetçidir. Son dönemde hakkındaki iddiaların belki en önemlisi, cemaate yakınlığı ve cemaatçi fikirleri idi. Kitapta bunların yalan olduğunu ve Abdullah Gül'ün bu iddialara verdiği ilk tepkileri açıkça anlatmış yazar. Bunun dışında 12 yıl boyunca yaşanmış bir sürü olay var tabi ki.. Genel anlamda kitabın Abdullah Gül'ün bir savunması hissiyatını verdiğini söyleyebilirim. Neler doğrudur, neler yanlıştır bilemiyorum, fakat; kitabın ilk baskısını yaptığını zamanın, Gül'ün siyasetten uzaklaştırılması ve paralel yapı kavgasının ortaya çıkmasının hemen ardından olması bana bir şeyler işaret ediyor. Okunmasını tavsiye ederim.
208 syf.
·4/10
Ülkemizde bu tarz kitap yazımında genel olarak tarafsızlık ilkesine pek dikkat edilmiyor edilmediği gibi de olumlu yanlar abartılı bir şekilde anlatılırken olumsuz hiçbir yanından bahsedilmiyor ilgili kişi hakkında. Bu kitapta da durum aynı vaziyette. Yazarın kendisi de kendi hakkında hiç mütevazi davranmamış. İlginç olan iki konu dikkatimi çekti sadece biri Hayrünnisa hanımın köşkte yaşadıkları diğeri 50.000 ermenin iş istihdamı garantisi ile ülkeye sokulmaya çalışılması. Ve de Sn. Gülün dış bağlantılı çalışan finansal olarak iyi durumda olan karanlık kişilerle olan iletişimin sıklığıda bir dikkat edilecek nokta. Sn Erdoğan’la ters düştüklerini gündem takip eden hemen herkes bilir...
208 syf.
·10 günde·6/10
Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül’ün yaşadığı bu süreç, en yakın çalışanlarından biri olan Ahmet Sever tarafından kitaplaştırılmış.

Kitap özellikle yakın Türk siyasi hayatına ışık tutuyor ve özellikle 2002-2012 arasındaki Türkiye ile 2012 sonrası Türkiye’sinin nasıl bir zıtlık yaşadığını somutlaştırıyor. Tayyip Erdoğan ile yaşadıkları fikir ayrılıkları ve Abdullah Gül’ün nasıl liberal ve özgürlükçü bir insan olduğu, çok sesliliğe önem verdiğini gösteriyor.

Eleştiri olarak değinilmesi gereken nokta ise kitabın tarafsız kalma konusunda biraz başarısız olması. Bazı siyasi olaylar taraflı anlatılmış olsa da genel olarak tarafsız kalınmaya gayret gösterilmiş.
Bir gün Cengiz Çandar sohbetimiz sırasında bana şunları söyledi:
''Geçenlerde Amerikalı bir gazetece bana Gül ile Erdoğan arasındaki farkı sordu. Ben de şöyle bir benzetme yaptım. Bir sokakta iki kişi kavga ediyorsa Erdoğan gider o kavgaya karışır, Gül ise, kavgayı görünce o sokağa girmez ve yolunu değiştirir dedim.''

Gül'e anlattığımda bu benzetmeye tepki gösterdi:
''Hayır. Ben kavgayı görünce sokak değiştirmem. O sokağa girerim ve kavgayı ayırmaya çalışırım. Cengiz'e bunu böyle söyle.''
Ahmet Sever
Sayfa 107 - Doğan Kitap
...Başbakan Erdoğan hiç beklenmedik şekilde Facebook ve YouTube'u kapatabileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Gül’e 7 Mart'ta İstanbul'da cuma namazı çıkışı gazeteciler, Başbakan’ın bu sözleri hakkında ne düşündüğünü sordu. Cumhurbaşkanı şöyle dedi:
‘’YouTube, Facebook gibi platformlar dünyanın her yerinde geçerli olan şeyler ve bunların kapatılması diye bir şey söz konusu olamaz. Yalnız bu bu platformlarda herhangi bir şekilde bir suç işlenirse, birisine hakaret veya birisinin özel hayatına saldırı söz konusu olursa mahkeme kararı ile bunlar kapatılır ve gerçek anlamda suç neyse sanal ortamda da suç aynıdır. Ama herhangi bir şekilde özgürlüklerden geriye gidiş söz konusu değil. Biz Türkiye'de her zaman özgürlüklerin genişletilmesi ile ilgili yaptığımız reformlarla hep gurur duyuyoruz. Daha da muhakkak ki bunlar hep ileri gidecektir.’’

Cumhurbaşkanı, Başbakan Erdoğan'ın o kadar ileri gideceğine ihtimal vermiyordu. Ancak gelişmeler hiç de öyle olmadı. Twitter, YouTube ve Facebook'a erişim, TİB aracılığıyla toptan engellendi, yani yasaklandı. Türkiye bir anda sosyal medyayı yasaklayan ülke olarak dünya gündemine oturdu. Türkiye, bu yasakla Kuzey Kore gibi ülkelerin seviyesine inmişti.

‘’O yasağı ben deleceğim’’

Daha kısa bir süre önce böyle bir yasağın söz konusu olmadığını söyleyen Gül'ün, Twitter’a erişimin engellenmesinden sonraki ruh hali çok kötüydü. Hayal kırıklığı, şaşkınlık ve kızgınlık hepsi bir aradaydı. Her şeyden önce bu, hukuka aykırı bir uygulamaydı. Danışmanlarıyla bu konuyu konuşurken, hiç beklemediğimiz bir çıkış yaptı:

‘’Twitter'a konulan yasak anayasa ve yasaya aykırı. Bu yasağı ben deleceğim.’’

Artık sabrı gerçekten taşmıştı. Bu gidişe bir dur demek istiyordu. Cumhurbaşkanı mesajlarını tamamen kendisi dikte ettirdi ve Twitter üzerinden birbiri ardına atıldı:

‘’Sosyal medya platformlarının tamamen kapatılması tasvip edilemez. Ayrıca daha önce defalarca belirttiğim gibi iletişim teknolojilerinin bugün ulaştığı noktada Twitter gibi bütün dünyada kullanılan platformlara erişimin topyekûn engellenmesi teknik olarak zaten mümkün değil. Kişilerin özel hayatlarının gizliliğini ihlal gibi suç oluşturan unsurlar varsa, ancak mahkeme kararıyla sadece ilgili sayfalar kapatılabilir. Umarım bu uygulama uzun sürmez.’’

Başbakan’ın yasağını, bizzat Cumhurbaşkanı delmişti.
Ahmet Sever
Sayfa 153 - Doğan Kitap, 2014 Yılı Sosyal Medya Yasağı, sayfa 153-154.
Bir diğer sorun da, yabancı devlet başkanlarını karşılama töreniyle ilgiliydi. Askerler, Hayrünnisa Hanım'ın törende kırmızı halıda yürümesini istemiyorlardı. Oysa, daha önceki cumhurbaşkanlarının eşleri, konuk cumhurbaşkanlarının eşleriyle hep birlikte yürümüşlerdi. Burada mesele yine başörtüsüydü.

Bu işin içinden nasıl çıkılacaktı? Uzun arayışlardan sonra bir formül bulundu: Yabancı cumhurbaşkanları ve eşleri Çankaya Köşkü'ne geldiklerinde, Abdullah Gül konuğunu tören alanında karşılarken, Hayrünnisa Hanım ise eşini misafir kapısı olan C kapıda karşılayacaktı. Gül konuğu ile kırmızı halıda yürüyerek askeri teftiş ettikten sonra A kapının girişine gelecek, bu arada kapı açılacak, Hayrünnisa Hanım yabancı devlet başkanının eşiyle beraber dışarı çıkacak ve birlikte görüntü vereceklerdi.

Bu ''Türk usulü'' karşılama tam üç yıl sürdü ve inanılmaz sıkıntılı geçti. Hayrünnisa Gül dış ziyaretlerinde dünyanın tüm kırmızı halılarında yürüyor, kendi ülkesinde, kendi evinde yürüyemiyordu. Üstelik, yabancı konuk eşlerine bu durumu izah etmek hiç de kolay olmuyordu.

Yabancı first ladyleri yan kapıdan alıp arka koridorlardan dolaştırıp ön kapıya getirmek ve kapının arkasında törenin bitimine kadar bekletmek nasıl izah edilebilirdi ki?
Ahmet Sever
Sayfa 80 - Doğan Kitap
Bunların dışında aklın almayacağı bir yasak daha vardı: Askerler Hayrünnisa Hanım'ın Başyaverlik binasını ziyaret etmesini, askerlerin ve Genel Sekreter Mustafa İsen'in ikametgah olarak kullandığı bölüme içeriden geçmesini istemediklerini üstü örtülü bir şekilde iletmişlerdi. Zira arada askeri geçiş noktaları vardı. Hayrünnisa Hanım buna hem çok içerlemiş, hem de çok sinirlenmişti. Köşk'ün o tarafında bulunan Fevzi Çakmak Köşkü'nü de görmek istiyordu.

Bir hafta sonu Konut'ta Cumhurbaşkanı Gül ile bu konuyu konuşurken birden ayağa kalktı ve dışarıdaki arabalardan birine yöneldi. Koşup gelen şoföre, ''Arabayı ben kullanacağım. Sen gelme.'' dedi.
Direksiyona geçerek Konut'tan çıkıp Çankaya Köşkü'ne girdi ve Başyaverlik binasının önünde durdu. Arabadan inip içeri girdi. Bu ani ziyareti hiç beklemediklerinden askerler şaşkına dönmüşlerdi. Başyaverlik binasında da bir tadilat yapılacaktı. Hayrünnisa Hanım odaları gezerken, peşinden Cumhurbaşkanı Gül de geldi. Eşini yalnız bırakmak istememişti.
İnceleme turu tamamlanınca Hayrünnisa Hanım tekrar direksiyona geçti. Abdullah Gül de yanına oturdu. Köşk'ten çıkarak bu kez askerlerin giriş yaptığı kapıya yöneldi. Eşinin niyetini anlayan Cumhurbaşkanı, ''Görüyorum ki artık seni durdurmak mümkün değil.'' dedi.
Muhafız Alayı Komutan Konutları girişinde birden Cumhurbaşkanı ve eşini gören askerler adeta şok geçirdiler. Hayrünnisa Gül askerlere, ''Açın kapıyı'' dedi. Doğal olarak kapı açıldı. Cumhurbaşkanı ve eşi birlikte Fevzi Çakmak Köşkü'nü gezerken Başyaver Metin Özbek nefes nefese oraya geldi. Yaşadığı telaş ve gerilim yüzünden okunuyordu.
Hayrünnisa Hanım Başyaver'e, ''Hayrola Metin Albay, nefes nefese kalmışsınız, spor mu yapıyordunuz? diye takıldı.

Gerçekten de, başörtüsünün devletle zorla da olsa barıştırılmasında Hayrünnisa Gül sembol bir isim. Başörtülü ilk başbakan, ilk dışişleri bakanı ve ilk cumhurbaşkanı eşi olarak aslında en büyük sıkıntıyı, üzüntüyü derinden yaşayan hep o oldu ve en kararlı mücadeleyi de o verdi. O konuma kendisinden sonra gelenler, onun karşılaştığı rencide edici ve yaralayıcı muameleyi hiç görmedi.
Çünkü, Abdullah Gül-Hayrünnisa Gül döneminde sorunların hepsi aşılmış ve durum normale dönmüştü.
Ahmet Sever
Sayfa 84 - Doğan Kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Abdullah Gül İle 12 Yıl
Alt başlık:
Yaşadım, Gördüm, Yazdım
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-605-09-2636-1
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
AK Parti'nin kurucu önderlerinden Abdullah Gül'ün başbakan, dışişleri bakanı ve cumhurbaşkanı olarak Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damgasını vurduğu 12 yılın hikâyesi...

En başından son gününe kadar Gül'ün başdanışmanlığını yapan Ahmet Sever bu kitapta 12 yılın bilinmeyen, söylenmeyen veya söylenemeyen perde arkası gerçeklerini anlatıyor.

• 27 Nisan muhtıra gecesi konutta neler yaşandı, karşı metin nasıl hazırlandı?
• 1 Mart Tezkeresi kabul edilseydi Türkiye'nin rotasını değiştirecek hangi gelişme olacaktı?
• Gül cumhurbaşkanlığı sırasında en çok neye üzüldü ve kırıldı?
• Cemaat'e yakın mı?
• Gezi Olayları'nı nasıl gördü, neler yaptı?
• Berkin Elvan'ın babasına ne dedi?
• 17/25 Aralık yolsuzluk iddialarına tepkisi ne oldu?
• Hangi olaydan sonra sabrı taştı?
• Pişmanlıkları ve keşkeleri nelerdi?
• Bugüne bakıp hatırladığı çocukluk hatırası neydi?
• Twitter yasağını nasıl deldi?
• Erdoğan ile hangi konularda ayrıştı?
• Bülent Arınç'ı istifadan nasıl vazgeçirdi?
• Hayrünnisa Hanım ne zaman "Artık yeter" dedi?
• Hakan Fidan krizinde ne yaptı?
• Çekilme kararını ne zaman ve neden aldı?
• Hangi ünlü gazeteciyi hapse girmekten kurtardı?
• Suriyeli Ermenileri Türkiye'ye getirmek için hazırlanan gizli plan neydi?
• Erivan'a gitmeye nasıl karar verdi, bu karara kimler karşı çıktı?

Kitabı okuyanlar 153 okur

  • Melike Baydı
  • Ebru Duman
  • Kitap Su Ekmek
  • Husnu sensoy
  • Kaan kaynak
  • Tolstoy
  • Furkan Gürpınar
  • Enes Saraç
  • Beatle
  • Faik Çelikoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%21.9
25-34 Yaş
%40.6
35-44 Yaş
%21.9
45-54 Yaş
%12.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%23.8
Erkek
%76.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.3 (5)
9
%3.7 (2)
8
%25.9 (14)
7
%16.7 (9)
6
%16.7 (9)
5
%18.5 (10)
4
%5.6 (3)
3
%1.9 (1)
2
%0
1
%1.9 (1)