·
Okunma
·
Beğeni
·
16bin
Gösterim
Adı:
Açlık Sanatçısı
Baskı tarihi:
2021
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257966962
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ein Hungerkünstler
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Zeplin Kitap
Franz Kafka'yı gerçekten anlayabilmek, romanlarında ne yapmaya çalıştığını kavrayabilmek için Toplu Öyküler bulunmaz bir fırsattır. Bu öyküleri okuduğunuzda Kafka'ya dair bildiklerinizi unutacaksınız. Kendisinin Dünya Edebiyatı'nda kapladığı yeri ve bıraktığı izi takdir edecek; ne kadar zeki, eğlenceli ve tuhaf biri olduğunu göreceksiniz. Her öykünün birbirinden farklı ama yaşattıkları yoğun deneyimin aynı olduğu Kafkaesk Dünya'ya hoş geldiniz!

(Tanıtım Bülteninden)
69 syf.
·1 günde·9/10 puan
"Benim edebî ilgi alanım yok, ben edebiyattan ibaretim; başka hiçbir şey değilim, olamam."
- Franz Kafka

İçimde aniden beliriveren Kafka özlemini nasıl dindiririm diye düşündüm. Sınavıma az kaldığı için Kafka okuyamazdım. Çünkü Kafka' yı okurken kitabı bırakırken vicdan azabı çekiyorum. Bırakamıyorum. Okuyamacaksam nasıl dindirebilirdim peki bu özlemi?
Kendisini arayamazdım. Ölsem öteki dünyada karşılaşma ihtimalimiz de pek zayıf. Üstelik o yahudi ben müslüman. Üstüne üstelik ölümü ile aramızda 98 yıl var. Zaten bunları geçsem yine karşılaşsam bana pas vermezdi zannımca. Çünkü bu dünyada kavuşamadığı Sevgili Milena jesenska ile vakit geçirir muhtelemen. Ben de o zaman son okuduğum kitabının incelemesini yapayım dedim. İyi mi yaptım bilmiyorum ama bunu yapmak zorundaydım kıymetli dostlarım.

Açlık Sanatçısı Franz Kafka’nın 4 öyküden oluşan kitabıdır.

İlk Acı , Küçük Bir Kadın, Açlık Sanatçısı, Josephine, Şarkıcı ya da Fare İnsanlar.
Ben Açlık Sanatçısı' ndan bahsedeceğim.

Açlık Sanatçısı adlı hikaye, Kafka'nın ölmeden önce yayınlanan son eseri olarak da bilinmektedir. Kafka, bu hikayesinde, bir kafeste günlerce aç kalarak şehrin göbeğinde gösteri yapan bir adamın öyküsünü anlatmaktadır. Hayatını yalnızca bu yolla idame ettiren bir sanatçının öyküsüdür bu aynı zamanda. Beslendiği, hayat bulduğu, nefes aldığı dünya bunun üzerine kurulmuştur onun için. Bu yüzden de kafese girmek, orada günlerce aç kalmak, Sanatçının neredeyse dört elle sarıldığı bir istekle/hevesle gerçekleşir. Bu, “Sanatçı” denilenin, “Sanat” yapanın, hayat içerisindeki bir nevi tasviri olarak çıkarılmaktadır karşımıza, yazar tarafından. Kendi ruh durumu asıl besin kaynağı olan bu yaşam tasviri, yazarın büyük eserlerinde de zirveye ulaştığı görmekteyiz. Kafka Bey bu hikayede ironi üzerine ironi yapmaktadır. Yani, Dönüşüm adlı eserinde özellikle görülen, ardı arkası kesilmeyip gittikçe daha bir çepreşik duruma doğru evrilen “Kafkaesk” atmosfer, burada da, bu hikayesinde de işin içinden çıkılmaz bir gerçeği anlatarak okuyucuya sunmaktadır. Bu ironi, hikayenin daha ilk cümlesinde görülmektedir üstelik.

“Son yıllarda açlık sanatçılarına duyulan ilgi çok azaldı.”

“Açlık sanatçısı”, en önce, kendi içerisinde derin bir ironi barındırmaktadır aslına bakılırsa. Bu da, doğaya karşı verilen en büyük ironilerden biridir: “Açlık”. Kafka bu, uç ilintiyi seçerek adeta tabloda kontrast bir görüntü oluşturmak istemiş gibidir. Ve fakat yazarın da kendisi zaten bu durumdadır. Yani buradaki betimleme bir anlamda gerçeği yansıtmaktadır. Açlık sanatçılarına son yıllarda duyulan ilginin azalması ise, bir başka ironiği getirmektedir ki, bu da, Sanatçının hayat bulduğu açlık sanatının yavaş yavaş sona doğru yaklaşıyor olması meselesidir. Bu, tam da hikayenin ana gövdesini oluşturmaktadır, diyebiliriz sanırım. Gittikçe azalan seyirciler, Sanatçıda yarattığı (ki zaten önceden de sıkıntılarla yaşamaktaydı) üzüntülü ruh halini derinleştirmekte ve sınırlarını daraltan çözüm yollarına itmektedir. Şehir halkının her gün yığınla gelip heyecanla izlediği, çocukların şaşkınlığa düştüğü; günden güne dışarı fırlayan kaburgalarıyla, benzi solmuş bir halde, koltuğuna oturmayıp, yere, samanlığa serpilmiş olarak uzanan sanatçı; zaman zaman gülümseyerek sorulara cevap verişine, sıskalığına dokunabilmeleri için parmaklıkların arasından kolunu uzatışına, ve böylece geçen her güne üzülerek bakmaktadır artık. Neredeyse onu izlemek için kimse gelmemeye başlamıştır. Sonunda bir karar alır ve yardımcısı olan menajeriyle yollarını ayırarak aynı işini devam ettirebilmek için bir sirke başvurur. Bu zamana kadar kendi kendine icra ettiği sanatını, şimdi ise bir sirkte devam ettirecektir. Bu elbette onun için üzücü bir durumdur. Ama başka çaresi de kalmamıştır. Sözleşmeyi bile okumadan imzalamış ve işe alınmıştır. Kafesi, hayvan kafeslerinin olduğu bölümün başına koyulur. Gelen geçen Açlık sanatçısını izlemektedir fakat izleyenlerin onu görmek için gelmediğini bilmektedir Sanatçı. Görülmek istenenin biraz daha ilerideki hayvanlar olduğu apaçık ortadadır çünkü. “Yine de” der, “içlerinde elbet her gün beni merak edipte gelenler de vardır.” Fakat bu bir kaç kişiyi geçmemektedir ne yazık ki. Bunu o da bilmektedir. Ama bu neyi değiştirecektir? Açlık Sanatçısını takip eden sirk görevlileri de artık takip etmez olmuşlardır. Her gün değiştirilip kaçıncı günde olduğunu belirten tabela bile unutulmuş hatta hiç konmamaya başlanmıştır. Açlık Sanatçısı için önemli olan tek bir durum vardı belki ve o da yıllar evvel halkın coşkusuyla sanatını gerçekleştirdiği zamanlarda, yasaların “kırk günü geçemez” emrine uymak zorunda olma mecburiyetiydi; fakat şimdi ise böyle bir kural söz konusu değildir artık. Burada Kafka, kahramanı tekrar bir ironiğe sokmaktadır ki, bu, kırk günlük yasa, Açlık Sanatçısı’nın sanatında yaşadığı ve onu huzursuz eden sınırlanma problemi olarak yansıtılmaktaydı okuyucuya. Şimdi ise sanatına olan ilginin sanki gizli bir anlaşmayla ikimsenin katılım göstermemesi durumundan dolayı sirke düşmüş ama böyle bir yasa da artık söz konusu değildir.

Bir gün sirk görevlileri kafesin içindekini hatırlayıp içeri girdiklerinde, samanların arasında neredeyse görünmeyecek durumda olan Açlık Sanatçısı’nı bulurlar. Burada kısa bir diyalog geçer. Diyalog önemlidir. Çünkü Sanatçı’nın temelinde yatan düşünce, orada son cümleleriyle açıklanmaktadır. Kısa diyalog şöyledir.

Görevli Açlık Sanatçısın’a sorar:

“Hala açlıkta mısın? Ne zaman bırakacaksın artık?”
“Hepiniz affedin beni? diye fısıldar açlık sanatçısı.
“Elbet. Seni affediyoruz?
“Hiç durmadan, açlığıma hayranlık duymanızı istedim? der sanatçı.
“Hayranız zaten”
“Ama hayran olmamalısınız”
“Peki, öyleyse hayran da değiliz. Niçin hayran olmayacakmışız ki?”
“Çünkü aç kalmak zorundayım ben, başka türlü edemem?
“Bakın hele” der görevli, “niye başka türlü edemezmişsin?”

Açlık sanatçısı burada son sözlerini söyler, ve der ki:
“Çünkü, çünkü tadını sevdiğim yemeği bulamadım. Bulsaydım inan bana, tantana yapmaz, tıkınırdım, senin gibi, herkes gibi?

Açlık sanatçısı’nı toprağa gömerler. Ve yerine bir panter koyarlar. Panter, kafeste eksiksizlik, dirilik ve canlılık sunmaktadır. Yani bunu işaret etmektedir. Hatta “En bön kimselerin bile dikkatini çekebilmektedir” e benzer bir cümle geçer hikayede. Böylece insanlar doluşurlar ve heyecanla izlerler kafesteki panteri. Sanatçı’nın son sözleri ise kulaklarımızda hala sızlamaktadır. Herkes gibi olamayan sanatçı, tadını bulamadığı yaşamın alışıla gelmiş olanaklarını reddedişi ve apayrı bir dünyaya sahip oluşu, onun, halkı tarafından nasıl da umursamazca yok edilişinin acı bir tablosunun gösterimidir bu hikaye, dersek sanırım yanılmayız.
Kafka okuyun, Kafka okuyun, Kafka okuyun.
Kafkalı günler dilerim. :)
69 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kafkanın hikayeleri, kısa öyküleri pek çok farklı yayıncı tarafından çeşitli kitaplarda toplandı. Bu başlıkta açlık sanatçısı ismiyle bahsedeceğim öykü bir diğer kitabın içinde de geçiyor ve ben oradan okumayı öneriyorum. Açlık Şampiyonu ismiyle şu kitapta yayınlandı,

http://www.kitapyurdu.com/...somurgesi/42110.html

Hikayeye gelirsek çok kısa ama çok şey anlatıyor. Kafka mecaz anlatımın, örtülü ve dolaylı ifadelerin ustasıdır kanaatimce. Belki de bazı açılardan bu anlatımın kurucusudur. Bu hikayede de kısaca, sürekli olarak aç duran bir adamın hikayesi anlatılıyor fakat bu açlık nasıl bir açlık? İşte orada mecazlar devreye giriyor, benim anladığım kadarıyla bu aslında manevi bir açlık, bir duyguya açlık. Kahramanımız bu açlık meselesini hayatının anlamı haline getirir, bir gösterinin parçası olur ve garip bir süreç yaşanır. Kafka kimileri için okuması zor, kimileri için saçma ve gereksiz biri olarak bulunur. Çünkü bize pek çok şeyi alıştığımız gibi değil de başka türlü anlatır, başka türlü bakmayı öğretir. Bunu da herkes kabul etmek zorunda değil elbette.

Birkaç kısımdan alıntı yapalım,

-Yıllarca böyle,düzenli bir şekilde hastalanıp iyileşerek , ihtişam içinde bir ömür sürdü fakat bütün dünya kendisini alkışladığı halde ruhundaki azaptan kurtulamıyor ve kimse bunu ciddiye almadığı için ıstırabı daha bir artıyordu. Nasıl bir teselliye ihtiyacı vardı? Başka ne gibi bir arzusu olabilirdi?

-İstediği kadar aç durabilirdi,durdu da; fakat hiçbir şey kurtaramazdı onu, herkes geçip gidiyordu. Kime anlatabilirdiniz ki açlık sanatını! İlgi duymayan bir kimse anlayamazdı bunu, anlatamazdınız.

- “Çünkü ben aç durmak zorundayım, elimden başka bir şey gelmez ki “dedi açlık şampiyonu.”Ne adamsın sen yahu” dedi idareci, “Neden elinden başka şey gelmesin?” “çünkü”dedi açlık şampiyonu,başını hafifçe kaldırmış ,öpecekmiş gibi dudaklarını büzerek,bir tek hecesi bile kaybolmasın diye tam idarecinin kulağının içine sesleniyordu, “Çünkü istediğim gıdayı bulamadım. Bulsaydım inanın bana hemen tıkınırdım, sizin gibi, herkes gibi.”
69 syf.
Kitaba adını veren “Açlık Sanatçısı”
Franz Kafka'nın ölmeden önce yazdığı son öyküdür ve ilk defa 1922'de Die neue Rundschau adlı edebiyat dergisinde yayımlanmış.

Aynı zamanda bu öykü,
Kafka'nın kendi hayatından izler taşımakta olup( verem nedeni ile boğazında oluşan tahribatlar yemek yemesini zor hale getirmiş ve bu öyküde bu şekilde ortaya çıkmış olduğu söylenir), azalan ilgiye rağmen sanatını sürdürmeye çalışan bir sanatçının hikayesini konu alır.

Kitap, “Açlık Sanatçısı” ile birlikte
ilk acı, küçük bir kadın ve şarkıcı josephine olmak üzere toplamda 4 öyküden oluşuyor.

Diğer öykülerinde olduğu gibi bu öykülerde yine okuyucuyu fazlası ile düşünmeye sevk ediyor.

Bence Kafka severlerin keyifle okuyacakları, bol metaforlu ve yine derin anlamlar içeren,dolu dolu bir kitap.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu Kafka öyküsünü de pek çok farklı kitapta bulabilirsiniz.Ben Kamuran Şipal çevirisini bu ve diğer Kafka eserleri için öneriyorum. Küçük bir kadın veya benim okuduğum kitaptaki adıyla “ufak tefek bir kadın”. Kitaba ismini veren öykü bu kitapta olduğu için inceleme pratik olsun diye burayı seçtim. Yoksa pek çok değişik kitapta hemen hemen aynı Kafka öyküleri mevcut.

Kısa bir öykü, beni en çok etkiyelen kısmı eklemek istiyorum. Kısaca gönül işlerinin derbederi Kafka abimiz burada da bir gözlemini, bir hissiyatını dile getirmiştir. Kafka özellikle kısa hikayelerinde başına sonuna bakmadan genellikle bir durumu, bir duyguyu anlatır. 10 sayfalık öyküden bir paragraf ;


Çünkü şimdi anladığıma göre kadının benden hoşlanmayışının kökü çok derinlerde yatıyor,hiçbir şey ondaki hoşnutsuzluğu silip atamaz,kendimi yok etmem bile sağlayamaz bunu;diyelim canıma kıydığımı haber aldı,kendini sınırsız bir öfke nöbetine kaptıracağı kuşkusuzdur. Bu keskin görüşlü kadının bu durumu benim gibi algılamadığını düşünemem;gerek kendi çabalarının umutsuzluğunu,gerek benim suçsuzluğumu,ne kadar iyi niyetli davranırsam davranayım isteklerini karşılamadaki güçsüzlüğümü görmemesi akıl alacak şey değil. Elbette görüyor ama savaşçıl mizacından ötürü savaşın tutkusu içinde unutuyor bunu; ayrıca benim değiştirmek elimden gelmeyen o baş belası mizacımı unutuyor,çünkü bu mizaç böylece verilmiş bir kez ve beni zıvanadan çıkmış birinin kulağına bir uyarıyı fısıldamaya zorluyor.Elbet bu şekilde onunla asla anlaşamayacağız.
Ben hep sabahın ilk saatlerinin mutluluğuyla evden çıkacak,benim yüzümden onun acı ve ıstıraplara gömülmüş çehresini,öfkeyle kıvrılmış dudaklarını,beni sınamadan geçiren ama sonucu önceden bilen,üzerimde gezinip en savruk anlarında bile en ufak bir ayrıntıyı gözden kaçırmayan bakışlarını,genç kızsı yanaklarına oyulmuş o acı gülümsemeyi,başını kaldırıp sızlanarak gökyüzüne bakışını,duruşuna sağlamlık kazandırmak için ellerini kalçalarına gömüşünü,sonra da çileden çıkarak sararıp titreyişini göreceğim.
69 syf.
·8 günde
Kafka okurken daha önce okumuş olduğunuz veya olacağınız hiç bir eseriyle birbirlerini kıyaslama yapmamanizi öneririm yoksa okuduğunuz eserden memnun olamazsiniz. Toplam 4 hikâyeden oluşan bu eserde okurken hepsinin gizemini sonuna kadar saklamasi insanda merakla okuma hevesini artirmasina neden olmaktadir. Okuduğunuz her hikâyede Kafka bizleri derin düşüncelere dalmamiza neden olacağını bilin. Bir kaç saatte bitirilebilecek hikayelerin günlerce düşünmeye neden olmasi sizce başarı degil de nedir.?
69 syf.
·2 günde·8/10 puan
Açlık Sanatçısı Franz Kafka'nın gerçeklerden yola çıkarak oluşturduğu bir eser.

Bir dönem insanların kırk güne kadar aç kalarak bunu gösteriye dönüştürmesi şeklinde var olan olay on altıncı yüzyıldan neredeyse yirminci yüzyıla kadar varlığını devam etmiştir.

Kafka'nın eserini oluştururken çıkış noktası kendi hayatıdır. Farklı bir beslenme tarzı vardır ve bu beslenme tarzının onun ölümüne yol açtığı düşünülür. Hatta düşünülmekle de kalmaz, bilimsel veriler de aynı durumu işaret etmektedir.

Kısa, bir çırpıda okunabilecek bir eser. Kafka sevenlerin okumasını önermek isterim ama muhtemelen sevenler okumuştur. Tüm herkesin okuması temennisiyle.
69 syf.
·1 günde·Beğendi
Kitap 4 kısa kısa hikayeden oluşmaktadır. Kitaba ismini veren Açlık Sanatçası isimli hikaye yazarın ölmeden önce yazdığı son eserdir.
Hikayeler çok kısa olduğu için hikayelerle ilgili çok bir şey yazmak istemiyorum. Fakat 4 hikayede çok kısa olmasına rağmen okurken insana çok şey düşündürecek nitelikte. Özellikle açlık sanatçısı isimli hikaye hepsinin üzerinde ve gerçekten çok anlamlı bence.
Keyifli okumalar dilerim.
69 syf.
·9 günde
İnsanların,sanatçı üzerindeki "ne zaman yemek yiyecek" düşüncesiyle yaptığı psikolojik baskıyı konu alan, gece-gündüz yorulmak bilmeden sanatçının başında "acaba yemek yer mi" düşüncesiyle deyim yerindeyse nöbet tutma süreçlerini ve bir süre sonra bu sanatın revaçtan düşmesiyle birlikte yeni, ilgi duyulan sanatsal çalışmalara yönelinme sürecini konu alır.
49 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap 4 tane öyküden oluşuyor.Her ne kadar kısa bir kitap olsada Kafka’nın her kitabı gibi oldukça düşündüren ve insana birçok şeyi sorgulatan derin bir kitap.
69 syf.
·2 günde·8/10 puan
Kafka yine Kafkalığını yapmış mı desem ne desem bilemedim..

4 öyküden oluşan bu kitapta Kafka yine toplumda öne çıkarak varlık gösteren bireylerin yine toplum tarafından kabul görülme süreçlerindeki sancılarına parmak basıyor.
Anlaşılmamak ve bu yüzden yalnızlığa mahkum edilmek,bireyin ruhuna ağır gelen en büyük problemlerden biri olarak daima ilk sırada yer alıyor.Her ne kadar kendinizi sorumlu olduğunuz kişilere ve gruplara karşı açıklama ihtiyacı hissetseniz de tüm çabalarınızın yetersiz olduğunu bilmek ve o önyargılı kafalardaki kalıplaşmış düz mantık inanışı kırmak başımıza gelen en talihsiz durumlardan olsa gerek..Statünüz ne olursa olsun..Az da olsa farkındalığının bilincinde olan her insanın yaşadığı bu durum, kişiyi düşünsel açıdan farklı bir noktada durmaya mecbur bırakıyor..

Bir insanın en önemli ve birincil ihtiyacı sadece anlaşılmaktır oysa..
Anladığınız ölçüde seversiniz,ona saygı duyar ve onu benimsersiniz..Fakat bunu gerçekten isterseniz!..Anlamayı istemek!
Toplum ise daima en kolayını yapar,direkt yargılar,eleştirir,anlama çabası içine girmeden sadece kendini inandırdığı düşünceye odaklanarak karşısındakine anlam yükler,kişinin yapıp ettiklerinin önemini düşünmeden!..Bu da bireye kaçınılmaz olan yalnızlık yolunun kapılarını aralamaya başlar..Anlaşılmayan ruhlar arasında kirlenmektense bireyin kendi yalnızlığına kaçması ceza değil ödül olur bu durumda..Ne kadar az kirlenirsen,ne kadar az yıpratılırsan o kadar iyi..Nitekim yaşadığımız çağda bile kimsenin kimseyi gerçekten anlamak gibi bir derdi yok..Kimse bu çaba içine girmek istemiyor..Tüm bunlar yabancısı olmadığımız duygu durumları..Bu nedenle Kafka'yı anlamak tam da bu dönemde daha bir anlam kazanıyor...

Keyifli okumalar..
108 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Kafka’nın ölmeden önce kaleme aldığı son eseri olan ve totalde dört hikayeden oluşan, çıtır çerez niteliğinde yaklaşık iki saat içinde okunabilecek bol metaforlu ve ara ara okumayı bırakıp düşündürmesi muhtemel olan tatlı bir kitap.
69 syf.
·1 günde·10/10 puan
Kafka’nın “Bir Açlık Sanatçısı” adlı hikayesi, yazarın ölmeden önce yayınlanan son eseri olarak ta bilinmektedir. Yazar, bu hikayesinde, bir kafeste günlerce aç kalarak şehrin göbeğinde gösteri yapan bir adamın öyküsünü anlatmaktadır. Hayatını yalnızca bu yolla idame ettiren bir sanatçının öyküsüdür bu aynı zamanda. Beslendiği, hayat bulduğu, nefes aldığı dünya bunun üzerine kurulmuştur onun için. Bu yüzden de kafese girmek, orada günlerce aç kalmak, Sanatçının neredeyse dört elle sarıldığı bir istekle/hevesle gerçekleşir. Bu, “Sanatçı” denilenin, “Sanat” yapanın, hayat içerisindeki bir nevi tasviri olarak çıkarılmaktadır karşımıza, yazar tarafından. Kendi ruh durumu asıl besin kaynağı olan bu yaşam tasviri, yazarın büyük eserlerinde de zirveye ulaştığı görmekteyiz. Yazar bu hikayede ironi üzerine ironi yapmaktadır. Yani, Dava ve Dönüşüm adlı eserlerinde özellikle görülen, ardı arkası kesilmeyip gittikçe daha bir çepreşik duruma doğru evrilen “Kafkaesk” atmosfer, burada da, bu hikayesinde de işin içinden çıkılmaz bir gerçeği anlatarak okuyucuya sunmaktadır. Bu ironi, hikayenin daha ilk cümlesinde görülmektedir üstelik.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Açlık Sanatçısı
Baskı tarihi:
2021
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257966962
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ein Hungerkünstler
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Zeplin Kitap
Franz Kafka'yı gerçekten anlayabilmek, romanlarında ne yapmaya çalıştığını kavrayabilmek için Toplu Öyküler bulunmaz bir fırsattır. Bu öyküleri okuduğunuzda Kafka'ya dair bildiklerinizi unutacaksınız. Kendisinin Dünya Edebiyatı'nda kapladığı yeri ve bıraktığı izi takdir edecek; ne kadar zeki, eğlenceli ve tuhaf biri olduğunu göreceksiniz. Her öykünün birbirinden farklı ama yaşattıkları yoğun deneyimin aynı olduğu Kafkaesk Dünya'ya hoş geldiniz!

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.890 okur

  • ömer erzengin
  • C.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları