Adı:
Adaları Seven Adam
Baskı tarihi:
28 Şubat 2013
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055904371
Orijinal adı:
The Man Who Loved Islands
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Notos Kitap
Baskılar:
Adaları Seven Adam
Adaları Seven Adam
Joseph Conrad'ın Zafer adlı romanının kahramanı Axel Heyst, "Bu adalara vurgunum ben!" der. D.H. Lawrence'ın Adaları Seven Adam adlı uzun öyküsü de "Adaları seven bir adam vardı" diye bir masal gibi başlar. Çevresine yabancılaşmış modern insanın, mutluluğu kaçışta aramasını dile getiren Lawrence, Axel Heyst'i başka bir düzeyde yeniden anlatır sanki. "Hiç kimsenin bir ada olmadığını", bir kaçış ütopyasının çağdaş yaşamın insan bilincinde yarattığı bunalımlara çözüm getiremeyeceğini bir daha gösterir Lawrence. Bu bakımdan amacı, eninde sonunda Conrad'ınkiyle birleşir. Lawrence'ın kahramanı da herkesten uzaklaşmak, bir adaya, yalnız kendisinin olacak bir adaya, kendi dünyasına kapanmak ister. Bu özlemi gerçekleşir. 
Akşit Göktürk

Adaları Seven Adam çağdaş dünya edebiyatının en önemli yazarlarından D.H. Lawrence'ın üç öyküsünü bir araya getiriyor: "Adaları Seven Adam", "Dokundun Bana", "Sallanan At Birincisi".
126 syf.
·Beğendi·8/10
Geç tanıştığımız bir eser oldu aslında ama günü güzel bitirmeme de vesile oldu. Yazar burada kendi iç dünyasını yansıtsa da ben çok farklı hayallerle başladım ve bitirdim kitabı. Misalen yazarın iç dünyasındaki 3 ada hatta adacık da benim için oldukça zayıf kalır. Yani kötü anlamda demiyorum. Hani şimdi gençlere sorsanız bu mevzuyu, işte telefonum en yakın arkadaşım falan ve bir de en sona -sınırsız- çikolata, şeker, cips, para vs gibi şeyler eklenir. Bende okurken bunu çok düşündüm.
Tabi ben biraz farklı düşündüm. Yani neden bir ıssız adaya düşüyorum ki? Yani benim gibi bir insan otomatik olarak paraya odaklandığı için, para kazanamadığım bir yerde tek başıma ne yapacağım gibi sorular beynimi yedi. Kitapta ıssız sandığı bir adaya düşen adamın korku dolu hikayesi gibi heyecanlı şeyler olsa daha hoş olurdu. Var mı Stephan King’in bu konuda yazdığı bir eser? Bilen varsa onu eklesin de bari gecemiz güzelleşsin.
Şaka bir yana bence herkesin biraz köşesine çekilmek, yalnız kalmak istediği anlar vardır. Böyle bir zamanda ben genellikle Robinson Crusoe moduna girer ve ne yapardım sorusunu sorardım kendime. Bunun derdi ve stresi de beni öyle bir etkiler ki diğer dertlerimi unuturum diyebilirim. Tabi hepsini değil.
Bir adaya düşmek ve o adada yaşamak fikri bana göre olmasa da çevre adalardan gelecek kazanç ve ticaret fikri o adaya ısınmama sebep olabilir. Herkesin Adası kendine artık. Herkesin kendi adasında mutlu bir yaşantı sürmesi dileklerimle iyi geceler, keyifli okumalar diliyorum..
126 syf.
Kitap aslında adaları seven bir adamdan ziyade kendini sevmeyen bir insanı anlatıyor. Bu kanıya nerden vardığım düşünülürse sürekli olarak ada değiştirmesi çevresindeki insanlardan ya da canlılardan rahatsızlık duyması, kendisine ayna tutacak her hangi bir canlıdan imtina etmesiyle açıklayabilirim. Karakterin iç dünyasını anlamak biraz zor olsada kısa ve öz bir novella olmuş.Güzel bir yolculuk kitabı.
126 syf.
·3 günde
ADALARI SEVEN ADAM
Kalabalıkları sevmeyen, insanlardan uzak olmayı tercih eden, hatta kendi varlığını bile rahatsız edici bulan bir adam... Kendi köşesine, sadece ona ait olan bir köşeye çekilmeyi uzun zamandır bekliyor, ve sonunda bir gün istediğine ulaşıyor. Fakat bu ulaşım pek de onun beklediği gibi gitmiyor ne yazık ki. Hayaller bazen hayalken daha güzeldir, ya da bu bey gibi kendimizi çok kaptırmamamız gerekir.

Kendi kişiliğini yansıttığı için adaları bu kadar çok seviyor galiba kahramanımız. Tabi ki her değişen adayla birlikte kendini keşfediyor, daha karanlık, dünyadan daha kopmak isteyen bir benlik. Adaların değişimi karakterimizin de ve hatta bizim bile içimize ayna olabilir.

DOKUNDUN BANA
Babaların kızlarına sahip olduğu, erkek evladın her şey olduğu zamanlar...
Bir çömlekçi ailesini konu alıyor hikayemiz. Mr. Rockley ölüm döşeğinde 3 kız 1 üvey evlat sahibi bir babadır. Vakti dolmak üzeredir ve tüm mal varlığını dul olan 2 kızına eşit paylaştırır. Fakat uzun süre ortalarda gözükmeyen üvey evlat Hadrian'ın gelmesi her şeyi değiştirir.

Oğul babanın aklını çeler, belki de sadece kızının mutluğunu düşünür - ona sormadan!) ne komik.

İnsanların birbirleriyle para için evlenmeleri, çocuklarını satmaları ne acı bir olay. Hala daha oluyor ki şu zamana kadar kendimizi ne kadar değiştirebildik acaba? İnsanlar tuhaf; elbetteki anne baba (insan olanlar) evlatlarının iyiliğini, mutluluğunu düşünürler. Fakat sırf ebeveyn olmaları çocukları üstünden hak idda etmeleri ve onları zorunlu bir yola sokmaları doğru değil.
Sırf eli eline değdi diye ayıplanıp zorla evlendirilen insanlar da ayrı bir konu. Yine burada da bir kadın sahiplenmesi. Gerçekten acı olaylar ve bunların günümüzde hala yaşanıyor olması daha da bir acı.

SALLANAN AT BİRİNCİSİ
Para talihtir. Hikayenin özü. Para her şey olduğu gibi talihtir de. Ve tabi toplumumuzda görülen sosyal yapıda olduğu gibi yine paranın nasıl geldiğini, kazanıldığını bilip umursamadan hep harcayan, daha da harcayan bir anne var. Oğlu Paul, bilinmez bir şekilde tüm at yarış sonuçlarını bilir ve para kazanmaya başlar. Hiç yetmemiş, yetmeyen ve yetmeyecek olan zalim para!

Hayatımızın böylesine maddiyata çevrilmesi ve buna da bizim izin verişimiz tuhaf. Siyaseti, eğitimi, toplumu, insanları yöneten yegane şey. Garip.

Kitap da genel olarak hoşuma gitti diyebilirim. Cümleler, anlatım gayet akıcı ve hoştu. Tavsiye edilir efendim, iyi okumalar.
126 syf.
·3/10
Bir adada huzur bulmuşken, çalışanlarının vefasızkıkları sonucu uçsuz bucaksız bir huzursuzluğa kapılan bir adamın hikayesi... Ardından diğer bir adada insanlardan kaçan bu Adalı sonunda daha ıssız bir adada kedisinden, koyunlarında, sözcüklerin en, kitaplarından bile nefret eder hale gelmiş bir kaçığa dönüşür. Bu yaşamakta yaşıyordur yine de... Otobiyografik olduğunu düşündüğüm bir eser.İnsan böyle bir eseri ne diye yazar ki? İçindeki kasvetli çoğaltmak için mi?
"Kuşkumuz olmazsa, işler yolunda," dedi Paul. "Kuşkuya düşersek yitiriyoruz."
D. H. Lawrence
Sayfa 111 - Notos Kitap Yayınevi, 2013. 1. basım, Çeviren: Celâl Üster - Ayşe Nihal Akbulut

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Adaları Seven Adam
Baskı tarihi:
28 Şubat 2013
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055904371
Orijinal adı:
The Man Who Loved Islands
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Notos Kitap
Baskılar:
Adaları Seven Adam
Adaları Seven Adam
Joseph Conrad'ın Zafer adlı romanının kahramanı Axel Heyst, "Bu adalara vurgunum ben!" der. D.H. Lawrence'ın Adaları Seven Adam adlı uzun öyküsü de "Adaları seven bir adam vardı" diye bir masal gibi başlar. Çevresine yabancılaşmış modern insanın, mutluluğu kaçışta aramasını dile getiren Lawrence, Axel Heyst'i başka bir düzeyde yeniden anlatır sanki. "Hiç kimsenin bir ada olmadığını", bir kaçış ütopyasının çağdaş yaşamın insan bilincinde yarattığı bunalımlara çözüm getiremeyeceğini bir daha gösterir Lawrence. Bu bakımdan amacı, eninde sonunda Conrad'ınkiyle birleşir. Lawrence'ın kahramanı da herkesten uzaklaşmak, bir adaya, yalnız kendisinin olacak bir adaya, kendi dünyasına kapanmak ister. Bu özlemi gerçekleşir. 
Akşit Göktürk

Adaları Seven Adam çağdaş dünya edebiyatının en önemli yazarlarından D.H. Lawrence'ın üç öyküsünü bir araya getiriyor: "Adaları Seven Adam", "Dokundun Bana", "Sallanan At Birincisi".

Kitabı okuyanlar 67 okur

  • Enes Yılmaz
  • Antoine Roquentin
  • Ruh-u Revan
  • Şahabettin Yiğiter
  • palermo
  • Mensure Novruzova
  • Mehtap Yılmaz
  • Enes
  • Beybûn
  • Yalnız adam

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16 (4)
9
%8 (2)
8
%20 (5)
7
%12 (3)
6
%24 (6)
5
%8 (2)
4
%4 (1)
3
%8 (2)
2
%0
1
%0