·
Okunma
·
Beğeni
·
741
Gösterim
Adı:
Adalete Susayanlar
Baskı tarihi:
1992
Sayfa sayısı:
415
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754053456
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Time to Kill
Çeviri:
Hasan Karabulut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Haklı ile haksızı ayırmak zorunda kalanlar çoğu zaman tereddüte düşerler. Çünkü sonuçta düşünülen adalet değil, uygulanan adalet önemlidir. Cinayet mi? .. İntikam mı? .. Adalet mi? .. Kızının öldürülmesinden sonra çılgına dönen bir baba, acımasız bir savcı, çılgın bir yargıç ve sanki içindeki nefret ve öfkeyi davanın sonucuna bağlamış bir toplum... John Grisham içimizde varolan iyi ile kötünün canlı birer resmini çiziyor...
415 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle hepinize güzel bir akşam diliyorum. Bugün sizlere çok sevdiğim bir yazarın, John Grisham’in 1988 yılında ilk kaleme aldığı ve yaşanmış gerçek bir olaya dayanan Adalete Susayanlar (orj. A Time To Kill) eserini ayrıca tanıtmak istiyorum.

Haklı ile haksızı ayırmak zorunda kalanlar çoğu zaman tereddütte düşerler. Çünkü sonuçta düşünülen adalet değil, uygulanan adalet önemlidir. Cinayet mi? .. İntikam mı? .. Adalet mi? .. Kızının Ku Klux Klan’a üye ırkçı iki kişi tarafından tecavüz edilmesinden sonra çılgına dönen bir baba, acımasız bir savcı, çılgın bir yargıç ve sanki içindeki nefret ve öfkeyi davanın sonucuna bağlamış bir toplum... John Grisham içimizde var olan iyi ile kötünün canlı birer resmini çiziyor...

Kitap özeti;
John Grisham'ın 1988 yılında kaleme aldığı ilk romanıydı, ancak Firma adlı eserinin yayınlanmasına kadar dikkatleri hiç üzerine çekmedi. Kitap, Grisham’in tanık olduğu fiili bir tecavüz olayına dayanarak şu soruyu gündeme getiriyor: Bir babanın, küçük kızına tecavüz edenleri öldürmesi meşru mudur? Bununla birlikte Ford İlçesi'ndeki Clanton kasabasında, tecavüzcülerin iki beyaz adam olduğu ve kurbanın on yaşındaki bir siyah kız olduğu düşünüldüğünde, olayların akışı başka bir soruya işaret ediyor. Bugüne kadar siyah bir adamın Beyaz bir adamı öldürmek için gerekçesinde ne kadar haklı olduğudur? Asıl hikâyemiz Carl Lee Hailey’nin küçük kızının tecavüzcülerini öldürmesinden ve onu savunmak için genç avukat Jake Brigance’ı tutmasından sonra başlıyor. Süreç içerisinde gelişen mahkeme salonu stresi, NAACP'nin desteklediği yerel siyahi vatandaşların Ku Klux Klan'la bu zorlu dava sürecinde yaşayacakları mücadeleye kadar varıyor. Hailey’nin bu yargılanma sürecinde jüri üyelerinin tamamen beyaz olduğu göz önüne alındığında, adil bir yargılamaya varılabilir mi? Bütün bu yaşananlar, bu davayı kabul etmesinin önündeki engeller, genç avukat Jake Brigance'ın geleceğini hatta kariyerini etkileyecek derecede önemlidir.

1980'lerin başında kuzey Mississippi'de güzel bir Mayıs günü, iki beyaz şahıs kaçırdıkları 10 yaşında genç siyah kız çocuğuna tecavüz ediyor. Feci bir şekilde dövülmüş ve kanlar içinde olan küçük kız, yaşadığı bu utanç verici durumdan babasının onu kurtarmaya geleceğini düşünmektedir. Onunla işleri biten adamlar, onu sığ ve ıssız bir vadiye atarlar. Tonya hastaneye kaldırıldıktan sonra, siyahi şerif tarafından yapılan kısa bir tahkikat neticesinde aranan iki değersiz cani beyaz zanlı adam gözaltına alınırlar; küçük Tonya Hailey ise ameliyat sonrasında almış olduğu ağır iç ve dış zedelenmelere rağmen hala hayatta kalma mücadelesini sürdürmektedir.

Karısı ve bir kızı olan genç "sokak avukatı" Jake Brigance, tarihi Wilbanks binasında yalnız çalışmaktadır. Kariyerine bir ucube olan Lucien Wilbanks'in ortak bir üyesi olarak başlamıştır. Serbest bırakıldıktan sonra Wilbanks tüm yasal uygulamalarını yoksul mavi yakalı işçileri temsil eden liberal Jake'e devreder.

Tonya'nın babası Carl Lee Hailey, Jake'e kızına tecavüz eden iki adamı öldürmeye kararlı olduğunu açıkça ifade eder. Carl Lee'nin kardeşi Lester Chicago'dan geldiğinde, iki adam intikam arayışı içerisine girerler. Lester, Jake Brigance tarafından savunulduğu davada, birkaç yıl önce cinayetten beraat ettiği adliye sarayının içini iyi biliyordu. Bu durumu değerlendiren Carl Lee kapanışta adliye sarayında saklanır ve intikam için saldırısını planlar.

Eski bir Vietnam Savaşı yoldaşı, zengin bir yer üstü ustası ve dostu olan "Cat" Bruster, Carl Lee için bir M-16 makineli tüfek temin eder. Pazartesi sabahının ilk saatlerinde Cobb ve Willard mahkeme salonuna arka merdivenlerden aşağı doğru getirilirken, Carl Lee Hailey saklandığı dolaptan çıkarak onlara M-16 ile yaylım ateşi açar ve bu esnada kazara bir memurun yaralanmasına da sebep olur. Sonra sakince silahını yere indirir, aracına doğru yürür ve eve döner. Caddenin karşısındaki ofisinde, Jake gürültüyü duyar ve araştırmak üzere üzerine adliyeye koşar. Birkaç dakika sonra Carl Lee, evinde hiçbir zorluk çıkarmadan teslim olur ve gözaltına alınır. Carl Lee Hailey, şerif ve memurlarla birlikte anlayışıyla içerisinde, saygılı ve sakin bir biçimde kaderine boyun eğer.

Jake Brigance, çabaları karşılığında 1.000 dolardan daha az para kazanacağını, fakat kariyeri açısından büyük bir tanıtım için umut bağladığı Carl Lee Hailey davasını ele almayı kabul eder. Basın, Clanton'da yaşanan olaya ilgisini arttırdığında kasaba adeta bir medya sirkine döner ve artık ölüm tehditleri de gelmeye başlar. Davayla ilgili olan herkes korkutulumaya çalışılır ve tanıklar ya da iyi niyetli kişiler üzerindeki baskı arttırılmaya başlar. Üç ayrı ceza ile suçlanan Carl Lee için ölüm cezasına çarptırılma ihtimali artık kaçınılmazdır. Mahkemede olay zamanında deli olduğunu kanıtlamak artık onun tek savunması gibi görünüyor. Büyük jüri mahkeme tarafında kabul edildikten sonra, Ku Klux Klan kendini Ford County'de yeniden kuruyor ve varlığını daha da fazla hissettiriyor. Çoğunluğunu beyazların oluşturduğu bu kasabada, Jake'in tek umudunu olan adaleti elinden alan çoğunluğu beyaz jüriye sadece bir tane siyah jüri üyesi kabul edilecektir. Duruşma 22 Temmuz tarihine ayarlanır.

Jake Brigance önümüzdeki iki ay boyunca soğukkanlılıkla iki cinayet planlayan ve görgü tanıklarının önünde bu eylemi gerçekleştiren bir adamı beraat ettirmek için uğraşacaktır. Büyük çaplı tüm dava masrafları geçici olarak Jake'e kalıyor ve Jake de davayı geri kazanmak için elinden gelen tüm gayreti gösteriyordu. Yerel siyahi papazlar, Hailey’nin ailesinin ihtiyaçları ve savunma harcamaları için para topluyorlar; her biri bu alımın biraz gerisinde kalıyorlardı. Ku Klux Klan ise Jake'in evinin ön bahçesinde bir haç yakarak (haç yakmak bir nevi ölüm tehdididir.) cevap verir tüm bu gelişmelere farklı bir şekilde cevap vermeyi daha uygun görmekteydi.

Yargılama tarihi yaklaştıkça sinirler yıpranır ve kasabada ırk gerginlikleri daha da artar. Artık suçunu itiraf eden katil, şu an kasabada siyah nüfusa için bir kahraman ve büyük bir bütünlüğe sahip aktör olarak ortaya çıkmaktadır. Davayı hem zengin Memphis avukatlarından, hem de NAACP'den uzak tuttuğu için, Jake Brigance artık Klan'ın ciddi bir hedefi haline gelmiştir. Jake’in evinin yatak odasının penceresinin hemen dışında bir saldırgan bombalama eyleminde yakalandıktan sonra Jake karısını ve kızını güvenli olmaları için bölge dışına göndermek durumunda kalır.

Jake'in karısının kendisine istikrar kazandıran etkisi olmadan, çabucak, olgunlaşmamış, sorumsuz davranışlar sergilemeye başlar; kendisini ortak ilgi alanını paylaşan renkli, zeki ve işinde uzman bir ekibin içinde bulur: İçki içme. Bunlardan biri, yirmi beş yaşındaki üçüncü sınıf hukuk öğrencisi Ellen Roark'tır; çekici, seksi ve zarif bir bayandır. Jake'e bazı konular ile ilgili yardımın dışında, uzman kâtiplik hizmeti de sunmaktadır. Bu arada Klan, Jake'in sekreterinin kocasına saldırmış ve kendisini ağır yaralamıştır. O gece savunma ekibi margarita’nın vermiş olduğu haz ile sarhoş olduğunda, yüzlerce siyah vatandaş sokağın karşısında mum ışığında bir nöbet tutuyordu. Ertesi gün Klan, siyahların mitingine karşı müdahalede bulunmak için adliye çimlerine girdi ve öfkeli bir kavga patlak verdi.

Artık Ulusal Muhafız Birliği de olaya dâhil olmuştu, adliye çiminde bu tür taşınlıkların önüne geçebilmek adına kamp kurmuştu. On kadın ve iki erkekten oluşan ağırlıklı beyaz jüri, şehir dışına çıkarıldılar. Devletin memurlarını olay günü kazara vurduğunda Carl Lee’nin deli olduğu tezini öne süren Jake olağan üstü bir savunma yapıyordu. Kısa yargılama süresinin bitimine doğru, Jake adliye binasına girerken, bir keskin nişancı Jake'in hayatına ciddi biçimde kast eder ve onu yaralar. Bir gece Ellen Roark Klan tarafından kaçırılır ve ağır yaralanır ve hastaneye kaldırılır. Savunma kanadındaki yarı emekli bir psikiyatrist bilirkişinin delilik tezi hemen hemen umutsuz kalacak şekilde gözden düşürülmüş ve boşa çıkmıştır. Umutsuzluk içinde kalan Lucien Wilbanks, bir tane dejenere jüriyi "satın alma" girişiminde bulunur. Tanıklık davasının son gününde ödünç aldığı giysiler ile kapanış argümanlarını veren Jake, hayatının en güzel zamanlarından birini yaşıyordur.

Jüri kasıtlı olarak, gerilimin arttırılması ve stres altında bırakılmak için Lucien'in gayretleri sayesinde, otobüs yolunda siyahların olduğu güzergâhtan mahkemeye getirilir. Jüri yüksek sesle protesto edilir ve tümüyle beyaz jüriyi bir korkudur alır. Çok sıkıntılı günler sonrasında jüri kapanarak karar aşamasına gelir ve mucizevi bir şekilde suçsuzluk kararı verir. Dava sonrasında, Jake ailesiyle tekrar bir araya gelmek için Kuzey Carolina'ya uçar.

Şimdiden keyifli okumalar dostlar. :)

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
415 syf.
·Beğendi·10/10
Kızının saldırıya uğraması sonucu adalet sistemine güvenmeyip, adeletini kendi sağlamaya çalışan bir baba ve toplumun nefret ve öfkesi. .
Son zamanlarda okuduğum kitaplar arasında,hikayesiyle beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu..
Okurken empati kurarak 'Ben olsam ne yapardım' sorusunu sık sık soruyorsunuz kendinize..
İçim burkularak, hep ne olacak merakıyla okudum..
Mutlaka okuyun
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Adalete Susayanlar
Baskı tarihi:
1992
Sayfa sayısı:
415
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754053456
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Time to Kill
Çeviri:
Hasan Karabulut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Haklı ile haksızı ayırmak zorunda kalanlar çoğu zaman tereddüte düşerler. Çünkü sonuçta düşünülen adalet değil, uygulanan adalet önemlidir. Cinayet mi? .. İntikam mı? .. Adalet mi? .. Kızının öldürülmesinden sonra çılgına dönen bir baba, acımasız bir savcı, çılgın bir yargıç ve sanki içindeki nefret ve öfkeyi davanın sonucuna bağlamış bir toplum... John Grisham içimizde varolan iyi ile kötünün canlı birer resmini çiziyor...

Kitabı okuyanlar 20 okur

  • Saudade
  • Cengiz
  • Deniz Guven
  • Jacko Namet
  • 119. Element [De]
  • Lanetli Kraliçe
  • burcu
  • Nuray Ertürk
  • Murat Deniz
  • A.Y.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (4)
9
%0
8
%16.7 (1)
7
%0
6
%16.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0