Adını Unutan Adam

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.099
Gösterim
Adı:
Adını Unutan Adam
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
182
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750512803
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Ölüdeniz, Şeria, Petra, kısa etek, esmer kız... Kimim ben? 18 yıl önce o sel yatağında kim geldi peşimden? İşkence... Kim gülüyor? Kim konuşuyor? "Sakın Freud, Marx ve Einstein deme" "Dişlerim nerede?"... Önde köpekler, arkada aydınlatma mermilerinin ışığı altındaki askerler... Uzak topraklarda devrime inanan üç arkadaş... Ölen, kalan ve direnen hayaller...

Mehmet Eroğlu, belleğin, fedakârlığın ve unutmamanın romanını yazıyor. Dünyayı değiştirmek isteyenler ölümü yenerler, kahraman olurlar.

Adını Unutan Adam, bir '68 hikâyesi... Hızlı, rahatsız edici, isyankâr ve hüzünlü...

Gerçek hayat, yaşamak istediğimizle yaşadığımızın arasında kalandır, diyen yanılıyor. Gerçek hayat, köpeklerle aramızda giderek kısalan uzaklık; ve biz onun sonuna doğru koşuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
Babam ne zaman İsrail'in Filistin'e saldırdığı haberini görse bana şöyle derdi; “Bizim dönemimizde Filistin’e daha bir ayrı önem verilirdi. Şimdikiler hep göstermelik.” Hep itiraz ederdim buna ve “Evet sizin döneminizde önemli olabilir ama bugünün gençleri de o kadar duygusuz değiller.” derdim. Babam da haklıydı, ben de. Bu kitap ile ilgili aldığım bazı notları babamla paylaştığımda ise; “Şimdi inanmışsındır bizim daha çok dava adamı olduğumuza” dedi. Haklıydı evet. O dönemlerde haklı yada haksız her insanın bir davası vardı. Çünkü gençler o zaman şimdiki gibi teknolojik bataklığa saplanmamışlardı. En azından düşünebiliyorlardı ve 'bananeci' değillerdi. İnsanlar doğru ya da yanlış bir amaç güdüyorlardı ve o amaçları için mücadele veriyorlardı. Şimdiki toplumumuz gibi sadece günü kurtarmak için yaşamıyorlardı. Neyse...

Mehmet Eroğlu’da aslında 1965-80 dönemindeki bir dava için ölüme yürüyen üç dava arkadaşının hikayesini anlatıyor bu eserinde. Anlatırken de olayların gizemi ve psikanaliz tarafı göze çarpıyor. Kendi canını diğer arkadaşlarının canı için feda edebilecek insanlardan, Yahudilerin acımasız işkencelerinden ve bunun psikolojik sorunlarından... Kitapta, 1 Yahudi pilotun 33 Filistinli ile takasından bahsedilmiş. Bu demek oluyor ki onların 1 askeri 33 Müslümanın canından daha değerli kılınmış.

Yaptığım araştırmalara göre Hamas örgütünün elinde esir olan bir askerin 1000 Filistinli mahkum ile takası söz konusu olmuş. "Vay be!" dedim. "1000=1" Ne eşitlik ama...

Müslümanlar olarak ne zaman yükselişe geçeceğiz biliyor musunuz? İşte bir canın kıymetini anladığımız, ölüp giden binlerce Müslüman için sadece haberi duyduğumuz anda üzülmeyen ve birlik içinde aynı amacı güden büyük bir topluluk olduğumuz zaman.

Saygılarımla…
Adını Unutan Adam bir dönem kitabı niteliğindedir. Toplumcu gerçekçi yazınımızın ardından 1960, 1970, 1980 siyasi çalkantılarının edebiyatta meydana getirdiği değişimlerle ilgili Berna Moran'ın yazdığının dışında çok fazla şey söylenmesi gerektiğini düşünmemekle birlikte 1970 kırılmasının ardından verilen pek çok eserin içinde bu kitap da kendine bir yer edinmiştir denebilir. Erdal Öz'ler, Sevgi Soysal'lar derken Mehmet Eroğlu da o dönemin tipik konu seçimlerinden biriyle karşımıza çıkmaktadır. İdealleri peşinde Filistine giden 3 Türkün geriye dönebilen yalnızca bir kişisi olan Adını Unutan Adam (AUA) büyük bir travma yaşamıştır (Bu travmanın nedenlerini ve Türkiye'ye geri dönüşüne, hatta sonraki 4 yılda yaşadıklarına dair detaylı resimler sunar Eroğlu). AUA neden adını unutmuştur,Petra ve amca simgeleriyle, yaban ellerde uğradığı müthiş maddi, manevi zorluklarla ifade edilmek istenen aslında nedir gibi tartışma gruplarına bir takım "gizli yumurtalar" kitapta yer almaktadır. Kitap psikanalitik,mitolojik alıntılarla oldukça zengin alt metinlere sahiptir. Petra isim seçimi ile Almanya'dan Ürdündeki "Petra"ya kadar ilintiler kurulabilir ya da dostluk, kardeşlik, vicdan vurguları sabahlara dek tartışılabilir. Kapitalizm karşıtı duruşu ile bilinen Eroğlu'ndan şekil, üslup ve anlatım dili olarak süslü bir kitap AUA. Düz yazılması halinde basit bir okumalık gibi duracak olmasına rağmen "böyle" yazınca son derece etkileyici olmuşsa biraz da bu "böyle nasıl oluyor" u incelemek gereken bir eser. Okuyanlara ve okuyacaklara selamlar.. Es geçmeyin.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.031 Oy)19.961 beğeni45.747 okunma3.608 alıntı193.307 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.960 Oy)9.229 beğeni30.317 okunma918 alıntı146.955 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.636 Oy)4.121 beğeni13.704 okunma1.549 alıntı56.627 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.771 Oy)9.732 beğeni27.339 okunma2.012 alıntı126.486 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.170 Oy)13.993 beğeni36.287 okunma3.798 alıntı154.129 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.948 Oy)9.483 beğeni26.707 okunma1.832 alıntı136.494 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.273 Oy)9.270 beğeni27.678 okunma2.946 alıntı122.017 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.759 Oy)8.224 beğeni22.381 okunma4.648 alıntı137.425 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.806 Oy)8.418 beğeni24.096 okunma960 alıntı96.142 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.929 Oy)6.042 beğeni20.706 okunma928 alıntı107.627 gösterim
3 gencin,1969 da filistinde bir çölde bir kasım gecesi yaşanılan olaya kurgulanmış bu kitap.Ali hep güler hatta ölürken bile..Niye mi vurulmuştur? sırf marullara basmamak için tellere yaklaşıp vurulmuştur..sırf emeğe,çiftçiye,hayata duyduğu saygıdan dolayı ,Tarık la anlatıcının ortak aşkları gönül..işkence altındayken bile hayatı şöyle tanımlıyor anlatıcı:buradan belki 900 km güneyde,denize yakın bir çölde,soğukbir kasım gecesinde,bir yandan içip bir yandan kız arkadasına sarılmak varken,savaşıp ölmektir..'..
kitapta en başından beri süregelen bir gizem söz konusu ama finaliyle tüm sorular, belirsizlikler açığa çıkıyor.
Yaklaşık 40 sayfa civarında dayanabildim. Şimdi ilk sayfalar zaten genel olarak sıkıcı diyebilirsiniz ama kitap zaten çok sayfalı değil. Sürekli aynı şeylerden bahsediyor. Hayat zaten kısa ve okunacak çok kitap var. O yüzden bu kitabı yarım bıraktım daha fazla zaman kaybı olmasın diye
"Küçücük bir gözyaşı damlasının içinde insanı boğabilecek kadar çok hüznün birikmesi ne kadar şaşırtıcıdır. "
“Hayat! Şu parmak izimiz gibi ne yaparsak yapalım kurtulamadığımız bela.”
Mehmet Eroğlu
Sayfa 61 - İletişim Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Adını Unutan Adam
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
182
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750512803
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Ölüdeniz, Şeria, Petra, kısa etek, esmer kız... Kimim ben? 18 yıl önce o sel yatağında kim geldi peşimden? İşkence... Kim gülüyor? Kim konuşuyor? "Sakın Freud, Marx ve Einstein deme" "Dişlerim nerede?"... Önde köpekler, arkada aydınlatma mermilerinin ışığı altındaki askerler... Uzak topraklarda devrime inanan üç arkadaş... Ölen, kalan ve direnen hayaller...

Mehmet Eroğlu, belleğin, fedakârlığın ve unutmamanın romanını yazıyor. Dünyayı değiştirmek isteyenler ölümü yenerler, kahraman olurlar.

Adını Unutan Adam, bir '68 hikâyesi... Hızlı, rahatsız edici, isyankâr ve hüzünlü...

Gerçek hayat, yaşamak istediğimizle yaşadığımızın arasında kalandır, diyen yanılıyor. Gerçek hayat, köpeklerle aramızda giderek kısalan uzaklık; ve biz onun sonuna doğru koşuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 56 okur

  • Çağla POLAT
  • Alper Koç
  • Bahar Karakaş
  • Boraban
  • idris yılmaz
  • Piktogram
  • Gülden
  • Selay Keskin
  • Yasemin Çarıkcı
  • Uğur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%4.5
18-24 Yaş
%9.1
25-34 Yaş
%22.7
35-44 Yaş
%27.3
45-54 Yaş
%31.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.8
Erkek
%43.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30 (6)
9
%20 (4)
8
%25 (5)
7
%5 (1)
6
%15 (3)
5
%5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0