Adınla Çağır BeniAndre Aciman

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.343
Gösterim
Adı:
Adınla Çağır Beni
Baskı tarihi:
Haziran 2009
Sayfa sayısı:
248
ISBN:
9789755704036
Kitabın türü:
Çeviri:
Süha Sertabiboğlu
Yayınevi:
Sel Yayınları
Aşk birden çıkar insanın karşısına; yakalamak ya da ıskalamak size kalmış.
Bazen “aşk” olduğunu anlamazsınız, bazen de anlasanız bile onu tutmak, kendinize saklamak zordur.

Adınla Çağır Beni, delikanlılık çağındaki bir gençle, ailesinin yazlığında kısa süreliğine kalmaya gelen bir konuğun
arasında gelişen beklenmedik, bir o kadar da güçlü aşkın öyküsü.
Sevdiği kişiyi sadece bedeninin değil ruhunun da bir parçası yapmanın etkileyici bir tasviri.

Saf tutkunun dönüştürücü etkisini olağanüstü bir üslupla kaleme alan André Aciman,
iki erkeğin gözlerinden damarlarına akan bir aşkı okuyucuya yaşatıyor.

Adınla Çağır Beni, ince detaylarıyla insanı saran bir roman.
Kitabın öncelikle filmini izlemiştim ve filmdeki oyunculukları çok başarılı bulduğum için filmini kitaptan daha çok beğendim ,beni daha çok etkiledi filmi.Yinede kitabıda güzeldi ,duygular güzel ve filmde olmayan ayrıntıları ,düşünceleri daha fazla okumuş oldum .Filminide izlemek isteyen ,kitabınıda okumak isteyenlere önce kitabı okumayı tavsiye ederim.
Okuyup büyüsüne kapıldığım esere çok denk geldim. Çoğunun etkisinden bir süre çıkamadım, bazılarının (Kara Kule elbette) etkisinden çıkabileceğimi de düşünmüyorum ve bununla çok mutluyum. Kitap çekiciliği farklı unsurlardan kaynaklanır; hikayesine kapılırsınız, üslubuna kapılırsınız, karakterlerine ve bazen o karakterlerle olan benzerliklerinize kapılırsınız. Bazen de yalnızca kapılırsınız ve ne olduğunu anlamazsınız.

Birinci ağızdan yazmak zordur. Normalde istenilen ve gereken duygunun daha üst düzeyde verilmesi gerekir. Başarmak da zordur. Çünkü duygunun işe yaraması için empati gerekir. Hatta bu empati bazen öyle kurulmalıdır ki taban tabana zıt olduğunuz bir karakteri bile anlamalısınız. "Adınla Çağır Beni" işte bu tarz bir empatiye ihtiyaç duyuyor anlaşılmak için, yarattığı duygu yoğunluğu ile de o noktayı kısa sürede yakalıyor.

Anlatım açısından yoğun eserlerden, iç dünyası karışık bir karakteriniz var ise başka bir yol izlenmemeli zaten. Bir başlangıç noktası veya herhangi bir bitiş olmadan süregelen hikayeye bulabildiğiniz yerden dalmanız lazım ki adaptasyon süreci kısa olsun. Ayrıca şunu da görüyoruz ki; yer yer güldüren, yer yer üzen, kalpleri burkan romantik bir macera için illa bir kadın unsuru gerekmiyormuş. İnsani duygular sadedir ve kime, nereye, nasıl yönelirse yönelsin genellikle birbirine benzer. Vıcık vıcık bir aşk romanı olmamış ve en duygu yüklü unsur olan zamanın geçişini de çok güzel kullanmış. Yoğun detaylardan sıkılmak mümkündür, yoğunlaşamamak, çoğumuzun çoğu zaman yaşadığı "boş okuma" yapmak genellikle bu tarz anlatıma sahip romanlarda yaşanabilir. Fakat "Adınla Çağır Beni", karakter duygularını şeffaf bir şekilde açığa çıkaran bu ince detayları büyüleyici şekilde kullanan bir roman.

Aynı isimle beyazperdeye uyarlanan ve önümüzdeki Oscar ödüllerinde hatırı sayılır adaylıklar alan uyarlamaya merakımın uyanmaması elde değil. İlgi alanımın gerektirdiği üzere kitabı okurken adeta izledim de ve ne kadar zor bir uyarlama olduğunu tahmin edebiliyorum. Umuyorum ki duygu yoğunluğu yerinde ve güzel verilmiştir. Şu ana kadar görme fırsatı bulduğum Oscar adayları beni hayal kırıklığına uğratmadı, kitabından aldığım izlenime göre "Call Me By Your Name" de beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir film olacak gibi.
https://youtu.be/KQT32vW61eI
"O zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, göz göze gel ve adınla çağır beni"

LGBT temalı film ve kitaplara bayılıyorum. Keşke daha fazla olsa daha fazla okusam ve daha fazla izlesem. Aşk kitaplarından hazzetmem lakin lgbt temalı kitaplar hetero ilişkilerden çok daha derin geliyor bana. Daha bir içime işliyor, okurken sayfaları nefesimi tutarak çeviriyorum.

Kitabın konusuna geçmek istemiyorum çünküm bu kadar övdüm merak edin okuyun veya izleyin falan :/ Kimlik karmaşası, kendinden yaşça büyük hemcinsine olan aşkı... Tüm bu karmaşalar sizi kitabın içine çekiyor. İtalya'nın büyüsüne hiç değinmiyorum bile.

"Hayatını nasıl yaşayacağın seni ilgilendirir. Sakın bunu unutma. Kalbimiz ve bedenimiz bizlere bir kereye mahsus verilmiştir."

Oğlunun eşcinsel olduğunu öğrenen babanın verdiği öğüt ayrı müthiş. Bknz: https://youtu.be/biDIct8kxc0

İtinayla önerilir. İyi okumalar.
Birbirlerinin ruhlarına ve bedenlerine işlenmiş bir aşkın,tutkunun romanı. Hikaye enfes detaylarla kurgulanmış.Tatlı bir hüzün ve derinlik var. Sanırım ben çok dogru bir zamanda okudum. Filmi de kitapla aynı eksende ve sıcaklıkda.
Şiir gibiydi ‘adınla çağır beni’.yaşanılan,kelimelere dökülen,hayal edilen duygular çok tazeydi.Bu duygular sadece Elio ve Oliver ‘a ait değil bize de dokunuyor.Söz konusu olan kitaplar,şarkılar..Büyülü bir atmosferin ortasına bırakıyor sizi ve izlemeye başlıyorsunuz.Hem bir o kadar içindesiniz olayın “öyle yapma,şunu yap,bunu söyle” diyecek kadar,ve bir o kadar da dıştan bakan bir gözlemcisiniz “tamam anlıyorum.zaten en mantıklısı da buydu” şeklinde düşünecek kadar.
Açıkçası bu kitapla ilgili yazmak benim için zor çünkü beni bu kadar etkileyen bir romanın bana hissettirdikleri ve dusundurduklerini tam olarak anlatamayacağımi biliyorum.bir şiiri veya bir müzik eserini açıklamaya çalışmak gibi yani hep eksik ve yetersiz kalacak cümleler.
Bir Aşk romanı evet ama bunu anlatırken insan ruhunun o kadar derinine iniyor ki canınız aciyor ve insan olmaya ait sırların size hüzünle açıldığını hissediyorsunuz. Keskin bir netlikte bazı duygularınızın ve davranışlarınızin otopsisini izlemek gibi.
İki erkeğin aşkının beni bu kadar etkileyebilecegini , hatta aglatabilecegini... hiç düşünmezdim.Ah Elio sen ne mükemmel bir aşıktın. Ne mükemmel bir aşk yaşadın...ve bekledin hep bekledin.
Aşk insana bir anda gelir yıkar geçer ama aynı zamanda dünyanın en güzel duygularını yaşatır. Aşkın bedenlerin ve cinsiyetin önünde olduğunu çok güzel bir dille ve aşkın masumiyetini öldürmeden anlatılmış bir kitap. Okurken her türlü duyguyu yaşadım. Bazı yerlerde güldüm eğlendim. Bazı yerleri duygulandırdı beni ağlattı. Elio'nun ağzından anlatılan Oliver ile yaşadıkları bir aşkı ele alıyor. Aşkın ruhlar arasında olduğunu çok güzel gösteriyor. Ön yargıların olmadığı herkesin sevgisini aşkını özgür bir şekilde yaşayabildiği bir dünya adına bu kitabı kesinlikle okumalısınız. Aşka bakışınız değişecek ve aşkı hissedeceksiniz.
Konusu incelemesi ni istiyorum işleniş tarzı hikayesi ilgi çekici ve filmide çok beğendim onun için merak Edip incelemek istedim kendim bunu hayranlarının çok olduğunu gord
Sıcak bir yaz ayında İtalya'daki bir üniversite profesörünün evine konuk olarak giden Oliver ve ev sahiplerinin oğlu olan Elio arasındaki naif aşkı anlatan büyüleyici bir romandır kendisi. Kitabı daha okumadan bayılacağımı bildiğim halde böylesine etkileneceğimi düşünmüyordum. Çok dokunaklı bir hikayesi var. Sonlara doğru kendimi kaybedip ağlamış, birkaç hıçkırığı da ağzımdan kaçırmış olabilirim. Hayatım boyunca kitabın o son cümlesini unutmayacağım.
Kitabı bu kadar uzun sürede okumuş olmam sizi yanıltmasın, bitirmek istemediğimdendi. Şu kadarını söylemek isterim, şimdiye dek yüzlerce roman okumuş biri olarak ilk defa bir kitabı okurken gözlerim doldu, ağlayacak noktaya geldim. Aşkı o kadar güzel işlemiş ki yazar diyecek söz bulamıyorum. Belirtmem gerekirse aşk yaşayan iki karakterimiz de erkek, lgbt temalı bir roman. Okurken büyük keyif aldım, filmi cuma günü vizyona girmesiyle sinemada da izleyeceğim mutlaka.
En son Bronz Atlı kitabı hakkında yorum yazarken bu kadar zorlanmıştım sanırım, kitabı bitirdikten sonraki hislerimi yazıya dökmek o kadar zor ki... Ama bir şeyler söylemem gerekirse, uzun zamandır bu kadar naif ve kırılgan bir karakter okumadığımı söyleyebilirim. Elio'nun ilk aşkını ve büyüme hikayesini, cinsel kimliğini seçerken ki gerginliğini, duygularını saklamakta ki güçlüğünü okumak çok farklı bir deneyimdi. Kitabın aslında iki erkeğin aşkından çok, iki insanın aşkını vurgulamasıyla ön plana çıktığını düşünüyorum. Aşkın cinsiyetten çok duygularla ön plana çıktığı, aile baskısı olmadığı takdirde bir çocuğun duygularını saklamadığı zaman ki karakter gelişimi ve Oliver'ın gözünden aile baskısı olduğu zaman ki seçimleri kitabın öne çıkan noktalarındandı.

Ve en sevdiğim kısma gelirsek... O kısa Roma tatili sanırım en sevdiğim bölümzoldu. İkisininde gönlünden geçtiği gibi davranması çok güzeldi. Ancak Sel Yayıncılıktan çıkan bu kitabın cidden çok kötü bir çevirisi var. Bazı paragrafları okurken ciddi anlamda zorlandım, onun dışında kitap uzun zamandır beni en çok etkileyen kitaplar arasına girdi. Aynı zamanda herkese hitap etmeyeceğini de düşünüyorum. Önyargılarınızdan kurtulup iki insanın aşkını farklı bir dilde okumak isterseniz bir sonraki kitabınız kesinlikle Adınla Çağır Beni olmalı!
"Dakikalarımızın sayılı olduğunu biliyor ama saymaya cesaret edemiyordum, tüm bunların nereye doğru gittiğini biliyor, ama kilometre levhalarını okumak istemiyormuşum gibi.  Dönüş yolumu bulmak için ekmek parçalarını, kasten bırakmadığım günlerdi; yedim onları."
Onun gibi olmak mı istiyordum?O olmak mı istiyordum?Ya da sadece ,ona kavuşmak mı istiyordum?
"Bir akşam babamın kütüphanesinde kitap okurken,bir prensese delice aşık olmuş,genç ve yakışıklı şövalyenin hikayesine rastladım.Prensesde şövalyeyi seviyor ama prensin sevgisinin pek farkında değilmiş gibi görünüyor ve şövalye ,aralarında gelişen arkadaşlığa rağmen ,kadının ürkütücü samimiyetinden ötürü öylesine aciz ve suskun bir hale geliyorki ,sevgisinden kesinlikle söz açamıyor.Bir gün kadına birdenbire soruveriyor:" SÖYLEMEK Mİ DAHA İYİ,ÖLMEK Mİ?"
Hiç kimse konuşmasın istiyorsunuz, çünkü siz konuşmuyorsunuz ve kimse sizden kımıldamanızı istemesin diye dua ediyorsunuz, çünkü kalbiniz tıkanmış ve öylesine hızlı çarpıyor ki, daralmış odacıklarından bir şey akamadan kırık cam parçaları fışkıracak.
Normalde, şöyle bir bakış atar ve sonra gözlerimi kaçırırdım, çünkü onun gözlerinin güzel, berrak gölünde davet edilmeden yüzmek istemiyordum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Adınla Çağır Beni
Baskı tarihi:
Haziran 2009
Sayfa sayısı:
248
ISBN:
9789755704036
Kitabın türü:
Çeviri:
Süha Sertabiboğlu
Yayınevi:
Sel Yayınları
Aşk birden çıkar insanın karşısına; yakalamak ya da ıskalamak size kalmış.
Bazen “aşk” olduğunu anlamazsınız, bazen de anlasanız bile onu tutmak, kendinize saklamak zordur.

Adınla Çağır Beni, delikanlılık çağındaki bir gençle, ailesinin yazlığında kısa süreliğine kalmaya gelen bir konuğun
arasında gelişen beklenmedik, bir o kadar da güçlü aşkın öyküsü.
Sevdiği kişiyi sadece bedeninin değil ruhunun da bir parçası yapmanın etkileyici bir tasviri.

Saf tutkunun dönüştürücü etkisini olağanüstü bir üslupla kaleme alan André Aciman,
iki erkeğin gözlerinden damarlarına akan bir aşkı okuyucuya yaşatıyor.

Adınla Çağır Beni, ince detaylarıyla insanı saran bir roman.

Kitabı okuyanlar 85 okur

  • İrem Yiğit
  • Baran Aksu
  • İzzet Kesen
  • Kitap Odası
  • gg
  • seray şimşek
  • Murat Öz
  • Şule Baydar
  • Ayberk konca
  • Melda Karakaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%36.8
18-24 Yaş
%47.4
25-34 Yaş
%5.3
35-44 Yaş
%10.5
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%89.7
Erkek
%10.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47.2 (25)
9
%15.1 (8)
8
%24.5 (13)
7
%3.8 (2)
6
%1.9 (1)
5
%7.5 (4)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0