Adı:
Adınla Çağır Beni
Baskı tarihi:
Haziran 2009
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755704036
Kitabın türü:
Çeviri:
Süha Sertabiboğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Aşk birden çıkar insanın karşısına; yakalamak ya da ıskalamak size kalmış.
Bazen “aşk” olduğunu anlamazsınız, bazen de anlasanız bile onu tutmak, kendinize saklamak zordur.

Adınla Çağır Beni, delikanlılık çağındaki bir gençle, ailesinin yazlığında kısa süreliğine kalmaya gelen bir konuğun
arasında gelişen beklenmedik, bir o kadar da güçlü aşkın öyküsü.
Sevdiği kişiyi sadece bedeninin değil ruhunun da bir parçası yapmanın etkileyici bir tasviri.

Saf tutkunun dönüştürücü etkisini olağanüstü bir üslupla kaleme alan André Aciman,
iki erkeğin gözlerinden damarlarına akan bir aşkı okuyucuya yaşatıyor.

Adınla Çağır Beni, ince detaylarıyla insanı saran bir roman.
https://youtu.be/KQT32vW61eI
"O zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, göz göze gel ve adınla çağır beni"

LGBT temalı film ve kitaplara bayılıyorum. Keşke daha fazla olsa daha fazla okusam ve daha fazla izlesem. Aşk kitaplarından hazzetmem lakin lgbt temalı kitaplar hetero ilişkilerden çok daha derin geliyor bana. Daha bir içime işliyor, okurken sayfaları nefesimi tutarak çeviriyorum.

Kitabın konusuna geçmek istemiyorum çünküm bu kadar övdüm merak edin okuyun veya izleyin falan :/ Kimlik karmaşası, kendinden yaşça büyük hemcinsine olan aşkı... Tüm bu karmaşalar sizi kitabın içine çekiyor. İtalya'nın büyüsüne hiç değinmiyorum bile.

"Hayatını nasıl yaşayacağın seni ilgilendirir. Sakın bunu unutma. Kalbimiz ve bedenimiz bizlere bir kereye mahsus verilmiştir."

Oğlunun eşcinsel olduğunu öğrenen babanın verdiği öğüt ayrı müthiş. Bknz: https://youtu.be/biDIct8kxc0

İtinayla önerilir. İyi okumalar.
Kitabın öncelikle filmini izlemiştim ve filmdeki oyunculukları çok başarılı bulduğum için filmini kitaptan daha çok beğendim ,beni daha çok etkiledi filmi.Yinede kitabıda güzeldi ,duygular güzel ve filmde olmayan ayrıntıları ,düşünceleri daha fazla okumuş oldum .Filminide izlemek isteyen ,kitabınıda okumak isteyenlere önce kitabı okumayı tavsiye ederim.
  • Kurtlara Söyle Eve Döndüm
    8.1/10 (229 Oy)173 beğeni437 okunma140 alıntı4.377 gösterim
  • Antabus
    8.8/10 (267 Oy)190 beğeni508 okunma180 alıntı4.083 gösterim
  • Erebos
    8.8/10 (239 Oy)166 beğeni426 okunma40 alıntı4.096 gösterim
  • Sahilde Kafka
    8.3/10 (505 Oy)451 beğeni1.139 okunma495 alıntı10.627 gösterim
  • Uykusuzluk
    7.3/10 (93 Oy)88 beğeni234 okunma121 alıntı8.626 gösterim
  • Kader Kuyusu
    9.6/10 (129 Oy)150 beğeni407 okunma254 alıntı3.535 gösterim
  • Göz
    8.0/10 (361 Oy)271 beğeni1.137 okunma89 alıntı7.349 gösterim
  • Çoluk Çocuk
    8.4/10 (83 Oy)66 beğeni220 okunma80 alıntı2.637 gösterim
  • Parfümün Dansı
    8.6/10 (345 Oy)335 beğeni912 okunma482 alıntı11.337 gösterim
  • Dengbejlerim
    9.5/10 (92 Oy)76 beğeni190 okunma109 alıntı2.043 gösterim
Okuyup büyüsüne kapıldığım esere çok denk geldim. Çoğunun etkisinden bir süre çıkamadım, bazılarının (Kara Kule elbette) etkisinden çıkabileceğimi de düşünmüyorum ve bununla çok mutluyum. Kitap çekiciliği farklı unsurlardan kaynaklanır; hikayesine kapılırsınız, üslubuna kapılırsınız, karakterlerine ve bazen o karakterlerle olan benzerliklerinize kapılırsınız. Bazen de yalnızca kapılırsınız ve ne olduğunu anlamazsınız.

Birinci ağızdan yazmak zordur. Normalde istenilen ve gereken duygunun daha üst düzeyde verilmesi gerekir. Başarmak da zordur. Çünkü duygunun işe yaraması için empati gerekir. Hatta bu empati bazen öyle kurulmalıdır ki taban tabana zıt olduğunuz bir karakteri bile anlamalısınız. "Adınla Çağır Beni" işte bu tarz bir empatiye ihtiyaç duyuyor anlaşılmak için, yarattığı duygu yoğunluğu ile de o noktayı kısa sürede yakalıyor.

Anlatım açısından yoğun eserlerden, iç dünyası karışık bir karakteriniz var ise başka bir yol izlenmemeli zaten. Bir başlangıç noktası veya herhangi bir bitiş olmadan süregelen hikayeye bulabildiğiniz yerden dalmanız lazım ki adaptasyon süreci kısa olsun. Ayrıca şunu da görüyoruz ki; yer yer güldüren, yer yer üzen, kalpleri burkan romantik bir macera için illa bir kadın unsuru gerekmiyormuş. İnsani duygular sadedir ve kime, nereye, nasıl yönelirse yönelsin genellikle birbirine benzer. Vıcık vıcık bir aşk romanı olmamış ve en duygu yüklü unsur olan zamanın geçişini de çok güzel kullanmış. Yoğun detaylardan sıkılmak mümkündür, yoğunlaşamamak, çoğumuzun çoğu zaman yaşadığı "boş okuma" yapmak genellikle bu tarz anlatıma sahip romanlarda yaşanabilir. Fakat "Adınla Çağır Beni", karakter duygularını şeffaf bir şekilde açığa çıkaran bu ince detayları büyüleyici şekilde kullanan bir roman.

Aynı isimle beyazperdeye uyarlanan ve önümüzdeki Oscar ödüllerinde hatırı sayılır adaylıklar alan uyarlamaya merakımın uyanmaması elde değil. İlgi alanımın gerektirdiği üzere kitabı okurken adeta izledim de ve ne kadar zor bir uyarlama olduğunu tahmin edebiliyorum. Umuyorum ki duygu yoğunluğu yerinde ve güzel verilmiştir. Şu ana kadar görme fırsatı bulduğum Oscar adayları beni hayal kırıklığına uğratmadı, kitabından aldığım izlenime göre "Call Me By Your Name" de beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir film olacak gibi.
Şiir gibiydi ‘adınla çağır beni’.yaşanılan,kelimelere dökülen,hayal edilen duygular çok tazeydi.Bu duygular sadece Elio ve Oliver ‘a ait değil bize de dokunuyor.Söz konusu olan kitaplar,şarkılar..Büyülü bir atmosferin ortasına bırakıyor sizi ve izlemeye başlıyorsunuz.Hem bir o kadar içindesiniz olayın “öyle yapma,şunu yap,bunu söyle” diyecek kadar,ve bir o kadar da dıştan bakan bir gözlemcisiniz “tamam anlıyorum.zaten en mantıklısı da buydu” şeklinde düşünecek kadar.
Uzun zamandır hem filmini hem kitabını merak etmiştim ve adetim olduğu üzere önce kitabını okuyup sonra filmini izleyecektim. Kitapta birçok duyguyu bir arada yaşadığımı söylemeliyim. Sadece bir aşk kitabı değildi aslında. Aile, dostluk, yaşam, edebiyat ve daha birçok şey hakkındaydı. Oldukça duygulandığım ve oldukça mutlu olduğum yerler oldukça fazlaydı. Bayıldığım bir kitap oldu, kesinlikle okuyun.
Birbirlerinin ruhlarına ve bedenlerine işlenmiş bir aşkın,tutkunun romanı. Hikaye enfes detaylarla kurgulanmış.Tatlı bir hüzün ve derinlik var. Sanırım ben çok dogru bir zamanda okudum. Filmi de kitapla aynı eksende ve sıcaklıkda.
Açıkçası bu kitapla ilgili yazmak benim için zor çünkü beni bu kadar etkileyen bir romanın bana hissettirdikleri ve dusundurduklerini tam olarak anlatamayacağımi biliyorum.bir şiiri veya bir müzik eserini açıklamaya çalışmak gibi yani hep eksik ve yetersiz kalacak cümleler.
Bir Aşk romanı evet ama bunu anlatırken insan ruhunun o kadar derinine iniyor ki canınız aciyor ve insan olmaya ait sırların size hüzünle açıldığını hissediyorsunuz. Keskin bir netlikte bazı duygularınızın ve davranışlarınızin otopsisini izlemek gibi.
Karşınızda essiz bir usta var, ve onun akıl almaz gösterisi. Size sadece hayranlıkla izlemek düşüyor. İlmek ilmek dokunan her bir kelimenin, her cümlenin, her sayfanın sonunda yeniden fark ediyorsunuz ki bu yazara ve onun kalemine mahkumsunuz. Bu hikayenin tatlı bir misafiri olabilirsiniz ancak, daha öteye asla gidemeyeceksiniz. İçiniz içinizi yiyecek. Öğleden sonra çarşaf gibi süzülen bir cennetiniz olacak belki, belki bir yaprak gibi boşluğa salınacak, bir kaya gibi sert çakılacaksınız. Ve hepsinin sonunda yeniden ve hayranlıkla hatırlayacaksınız ki, karşınızda işinin hayli ehli bir usta var. Size istediğini istediği şekilde hissettiren. Kağıdın en ince yerinden en derin kesiği açıp, en kalın puntolarla örtebilen bir usta.

Kendinizi satırlara bırakın ve birileri hala yapabiliyorken izin verin sizi alıp tam da götürmek istediği yerlere götürsün.
Ne desem bilemedim. Çünkü bu kitap ve filmi hakkında o kadar çok konuştum o kadar derinden etkilendim ki. Ìlk olarak filmini izledim ve bana aşkın ne olduğunu en masum en temiz haliyle hissettirdi. Hemen kitabi okuma gereği duydum. Herkes okumalı herkes filmini izlemeli. Tek ricam eleştirin ama insanların duygularını cinsiyeti yüzünden yargılamayın. Ìyi ki varsın Elio iyi ki varsın Oliver
Sanırsam uzun süre sonra bir kitap hakkında ne yazacağımı bilemedim. Kitabı bitirip üstüne kitaptan uyarlanan Call Me by Your Name isimli filmi izledim ve keşke izlemeseydim çünkü kitap zaten beni duygusal olarak yeterince sarstığından üstüne bir de film eklenince duygudan boğuldum resmen. Çarpılmış hale döndüm, morelim bozuldu ve dünyayı sorguluyorum. Bu kitap bana bu üçünü yaşatmayı başardıysa bu onu Ayberk’in Harika Kitapları kategorisine sokar.
Kitap Elio ve Oliver’ın aşkı çerçevesinde ilerliyor. Sadece bir yaz süreceklerini bildikleri bir aşk...
Ancak tabiki okumaya alışkın olduğumuz klasik aşk kitaplarından değil bu hatta aşk kitabı değil aslında. Bize duyguları o kadar iyi ve kusursuz aktarıyor ki bu onu bir analiz kitabı yapıyor bir nevi. Kitapta her bir cümlenin her bir kelimenin anlamı var bir yaşanmışlığı, üstüne düşünülmüşlüğü var. Son iki yıldır karşıma çok güzel kitaplar çıktı Antabus, Suç ve Ceza, Kardeşimin Hikayesi vs. Ancak böyle içine çeken bu denli anlatmak istediğini, yazdığını hissettirebilen bir kitapla karşılaşmadım. Yazar ilim ilim, ilmek ilmek yazmış ve hissettirmiş be anlatmak istediyse.
Karakterlerin özellikleri ve birbirleri için yaptıkları da bir o denli özenle seçilmiş ve hoş şeyler. Mizahi olarak okuduğunuz bir olay aslında büyük bir aşk itirafı veya duygu yoğunluğu olarak geri dönüyor üstüne çok az düşününce.
Kitap film arası farklara azıcık değinecek olursam elbette kitaptaki anlatılmak istenen hareketleri ve duyguları daha iyi anlıyorsunuz ancak kitabı okuyan biri filmi izlediğinde aynı şeyi filmde de anlıyor zaten. Kitap başlarında size nereye geldik biz şimdi bu kim neresi ki burası demenize sebep oluyor ancak filmde olay ve zaman olgusu daha net oturmuş bir şekilde karşımıza çıkıyor. İkisinin de sonu yıkıcıydı ancak farklıydı ve duyduğuma göre filmin ikincisi çıkacakmış. İkinci filmi gereksiz buluyorum. Tamam eminim güzel olur ama güzel bir şeyi tadında bırakmak daha hoş bence.
Kitap kategori ve hitap ettiği kitlesine göre -gerçi 18-24 kitlesinden daha geniş bir kitleye hitap ediyor bence- biraz fazla cinsellik içeriyor, müstechen içerik sevmeyen okuyucular rahatsız olabilir onun dışında duygusala fazla gelemiyorsanız kitap sizi belli bir noktadan sonra sıkabilir çünkü dediğim gibi duygusallığa boğulabilirsiniz. Bu unsurlara hazırlıksızsanız veya istemiyorsanız okumayın. Ancak zekice yazılmış bir aşk, empati duygusu gelişmiş bir yazar, duygu yoğunluğu ve sürükleyicilik istiyorsanız Adınla Çağır Beni tam isteklerinize yönelik bir kitaptır ve tavsiyemdir
İki erkeğin aşkının beni bu kadar etkileyebilecegini , hatta aglatabilecegini... hiç düşünmezdim.Ah Elio sen ne mükemmel bir aşıktın. Ne mükemmel bir aşk yaşadın...ve bekledin hep bekledin.
Aşk insana bir anda gelir yıkar geçer ama aynı zamanda dünyanın en güzel duygularını yaşatır. Aşkın bedenlerin ve cinsiyetin önünde olduğunu çok güzel bir dille ve aşkın masumiyetini öldürmeden anlatılmış bir kitap. Okurken her türlü duyguyu yaşadım. Bazı yerlerde güldüm eğlendim. Bazı yerleri duygulandırdı beni ağlattı. Elio'nun ağzından anlatılan Oliver ile yaşadıkları bir aşkı ele alıyor. Aşkın ruhlar arasında olduğunu çok güzel gösteriyor. Ön yargıların olmadığı herkesin sevgisini aşkını özgür bir şekilde yaşayabildiği bir dünya adına bu kitabı kesinlikle okumalısınız. Aşka bakışınız değişecek ve aşkı hissedeceksiniz.
"Bir akşam babamın kütüphanesinde kitap okurken,bir prensese delice aşık olmuş,genç ve yakışıklı şövalyenin hikayesine rastladım.Prensesde şövalyeyi seviyor ama prensin sevgisinin pek farkında değilmiş gibi görünüyor ve şövalye ,aralarında gelişen arkadaşlığa rağmen ,kadının ürkütücü samimiyetinden ötürü öylesine aciz ve suskun bir hale geliyorki ,sevgisinden kesinlikle söz açamıyor.Bir gün kadına birdenbire soruveriyor:" SÖYLEMEK Mİ DAHA İYİ,ÖLMEK Mİ?"
Normalde, şöyle bir bakış atar ve sonra gözlerimi kaçırırdım, çünkü onun gözlerinin güzel, berrak gölünde davet edilmeden yüzmek istemiyordum.
"Sen benim vatana dönüşümsün. Seninle birlikteyken ve biz beraberken isteyeceğim başka hiçbir şey yok."
Hiç kimse konuşmasın istiyorsunuz, çünkü siz konuşmuyorsunuz ve kimse sizden kımıldamanızı istemesin diye dua ediyorsunuz, çünkü kalbiniz tıkanmış ve öylesine hızlı çarpıyor ki, daralmış odacıklarından bir şey akamadan kırık cam parçaları fışkıracak.
“O yıl on yedi yaşındaydım;
masadakilerin en genci ve söylediği şeyler en dinlenmeyen kişi ben olduğumdan, mümkün olan en az sözle çok fazla şey anlatma gibi bir alışkanlık edinmiştim.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Adınla Çağır Beni
Baskı tarihi:
Haziran 2009
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755704036
Kitabın türü:
Çeviri:
Süha Sertabiboğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Aşk birden çıkar insanın karşısına; yakalamak ya da ıskalamak size kalmış.
Bazen “aşk” olduğunu anlamazsınız, bazen de anlasanız bile onu tutmak, kendinize saklamak zordur.

Adınla Çağır Beni, delikanlılık çağındaki bir gençle, ailesinin yazlığında kısa süreliğine kalmaya gelen bir konuğun
arasında gelişen beklenmedik, bir o kadar da güçlü aşkın öyküsü.
Sevdiği kişiyi sadece bedeninin değil ruhunun da bir parçası yapmanın etkileyici bir tasviri.

Saf tutkunun dönüştürücü etkisini olağanüstü bir üslupla kaleme alan André Aciman,
iki erkeğin gözlerinden damarlarına akan bir aşkı okuyucuya yaşatıyor.

Adınla Çağır Beni, ince detaylarıyla insanı saran bir roman.

Kitabı okuyanlar 162 okur

  • rey.
  • tuğba genç
  • Bahar Sude
  • Nisa Kılıç
  • Era
  • Rabia IŞIK
  • Zeynep R. Ayyıldız
  • Işıl Kütürüp
  • Mustafa Mert
  • Ayşe Şen

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%36.8
18-24 Yaş
%47.4
25-34 Yaş
%5.3
35-44 Yaş
%10.5
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%89.7
Erkek
%10.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%52.1 (50)
9
%20.8 (20)
8
%18.8 (18)
7
%3.1 (3)
6
%0
5
%5.2 (5)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0