Adı:
Adlandırılamayan
Baskı tarihi:
23 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052982464
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Adlandırılamayan
Adlandırılamayan
Beckett, zembereğinden boşanan dilin, bir daha asla kapanmayacak, asla susmayacak bir ağzın ve olanları durgun bakışlarla seyreduran bir çift gözün seslenmelerine, sessizlenmelerine indirgedi, karakter denilen asırlık illeti.
208 syf.
·4 günde·7/10
Usta yazar Beckett'in üçlemesinin son halkası olan bu romana 'Adlandırılamayan' denmesine rağmen yazar, muhabbet içerisinde bulunduğu kanımca şizofrenik olan seslere, muhabbetin - konuşmanın seyrine ve hatta konuşma içeriklerinin değişim safhalarına göre isimler bulabilmiştir. Sesler derken burada konuşan aslında yazarın kendisidir fakat yazar kendi kendine konuştuğunu kabullenemiyor mu bilmiyorum fakat kendinden gelen sesin karşıdan geldiğini savunuyor. Nasıl anlatsam bilemiyorum, şöyle söyleyeyim; yazar, kendi konuştuğunu - anlattığını başkası anlatıyormuş gibi yapabiliyor, şöyle de söyleyeyim bazı sesler var fakat birileri yok, seslerini duyuyor hareket ettiklerini göremiyor, sonrası şöyle söyleyeyim bedenin sahibi yazar olduğu için sesler de yazarın savunduklarına saygılı olmak durumundalar fakat her zaman da saygılı olmuyorlar. Üç farklı isim kazanıyorlar bu seslerimiz aslında nereden bakarsanız bir kişi var konuşan fakat yine de bu konuşanın yazarın kendisi olduğunu kesinlikle savunamayız. Neyse ney, yazar üçlemesinin bu son kitabını Molloy'dan, Malone'dan sonra yazmıştır haliyle fakat bu sonuncusunu yazmadan evvel araya Godot'yu Beklerken isimli sansasyonel oyunu girmiştir. Benim nacizane düşüncelerime göre yazarın kendisi de Godot'yu bekledikten sonra dahası Vladimir, Estragon, Pozzo ve hatta Lucky gibi tiplemerle tanıştıktan sonra Molloy, Moran, Malone hiç alakalı değil fakat Murphy'den dahi pişmanlık duyar ve bu karakterlerin yetersizliğinden dem vurur. Bu dem vurma görevi Basil isimli şizofrenik sese yüklenmiştir. Ses, bu karakterler hakkında her eleştiriyi çekinmeden yapar, zaman zaman karakterlerin kendileri de dillenmiş gibi olur, hatta uzaktan uzağa yazarı takip bile ederler. Sonra efendim, diğer konuşmacı şizofrenik sesler bunlar; Mahood ve Worm'dur, bunlar insandaki eylemlerin daha doğrusu eylemsizliğin gerekliliğini daha doğrusu gereksizliğini savunurlar daha doğrusu bunu hiç savunmazlar. Genelgeçer dünyanın durumu sorunları, insanların yanlış yollarda olduklarının ispatları gibi şeyleri de belirtmekten geri durmazlar, bu sesler. Ben nacizane, Samuel Beckett hakkında muhtelif eleştiriler - yorumlar okumuş olmama rağmen hiçbir yorumcu - eleştirmen 'kinizm' hakkında bir şey ifade etmemiş. Beckett'in varsa eğer felsefesinin 'Kinizm' felsefesini betimlediğini savunuyorum. Bu ve diğer kitaplarda Beckett'in tamamen 'kinizm' hakkında konuştuğunu görebiliyorum.
Samuel Beckett, muhakkak okumanız gereken bir yazardır. Okumanız dileğiyle...
İyi okumalar...
170 syf.
·2 günde·6/10
Haksızlık ya da saygısızlık etmek istemem ama gerçekten beyin yakan bir kitap olduğunu söylemeliyim, kesinlikle bir özeti yok, bir anlamı yok, bir mesajı asla yok. Neden okuyorum bunu diyorsunuz kendinize. Benim okumam ders ile alakalıydı o yüzden ilk iki kitabını okumadım belki ondan mütevellit bende bıraktığı bu izlenim. anlamsızlığın içinde bir anlam belki. Ya da tam tersi. Böyle etkileri var işte hiç bir şey gerçek değil ve tek bir doğru yok, bu söylediklerim doğru olmayabilir de.
Beckett'in dediği gibi "Aporia" yani çıkmaz, gerçekten işin içinden çıkamıyorsunuz. kim olduğu belirsiz ya da ne olduğu, ben bilinç altının Beckett'la konuşması olarak yorumladım ama sizin için anlatıcı farklı olabilir çünkü dediğim gibi tek bir doğru yok sadece sorular var ! iyi okumalar.
"...ölememe, yaşayamama, doğamama konusunda söylenenler de neyin nesi, insanın öldüğü, yaşadığı, doğduğu, yani bulunduğu yerle ilgili değil mi tüm bunlar, ilerleyemediğiniz, gerileyemediğiniz, nereden geldiğinizi, nerede olduğunuzu, nereye gittiğinizi, başka bir yerde, başka bir insan olma olasılığınız var mı bilmediğiniz yerle ilgili hiçbir varsayımda bulunmuyorsunuz, kendinize hiçbir şey sormuyorsunuz, soramıyorsunuz, oradasınız, kim olduğunuzu bilmiyorsunuz, nerede olduğunuzu bilmiyorsunuz, her şey olduğu yerde kalıyor, hiçbir şey değişmiyor, bu söz ettiğim şey de değişmiyor, öyle gözüküyor, görünüşte öyle."
"...belki bir gün, döllenemediğim için sonunda hiçbir zaman doğmayacağıma inandıkları ve sustukları bir gün söz edeceğim ondan ve olduğum meçhul çağdan."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Adlandırılamayan
Baskı tarihi:
23 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052982464
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Adlandırılamayan
Adlandırılamayan
Beckett, zembereğinden boşanan dilin, bir daha asla kapanmayacak, asla susmayacak bir ağzın ve olanları durgun bakışlarla seyreduran bir çift gözün seslenmelerine, sessizlenmelerine indirgedi, karakter denilen asırlık illeti.

Kitabı okuyanlar 27 okur

  • Ender Öz
  • §edef
  • Zeynep Sena Karaman
  • Ayşe
  • Berf
  • Ne Kitapsız Ne Kedisiz
  • Pierre Rivière
  • Sannyas
  • Cem Єren
  • ESRA YİĞİT İNCE

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (3)
9
%0
8
%0
7
%22.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0