Ağacın Çürüğü

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.575
Gösterim
Adı:
Ağacın Çürüğü
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
291
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807374
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Ağacın Çürüğü, Baldaki Tuz, Ustadır Arı ve Zulmün Artsın Yaşar Kemalin gazetelerde, dergilerde yayınlanmış toplumcu ve gerçekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığı yazılarından ve konuşmalarından derlenen kitaplardır. Yazarın düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karanlığın belgeleridir.
Sevgili Mazlum Kaplan

arkadaşım bu kitap hakkında gerekli bir inceleme yazmış. Yaşam , doğa , sanat , insanlık, kadın, ve Yaşar Kemal’in bu kavramlara ve hayata bakış açısını bu kıtapta bulabilirsiniz .Bende kendi düşüncelerimi yzmak istiyorum.
Ülkede okumayanlardan değil okuyan cahillerden korkacaksın.Yaşar Kemal bu konuya oldukça değinmiş yazılarında.Kitap Yaşar Kemal’in gazete ve dergilerdeki yazılarından oluşuyor.Yazdığı her yazı okuyucu kitleye sert bir balyoz gibi iniyor.Yazıları oldukça düşündürücü. Okurken”Ben neden bunu hiç düşünmedim.” dedim çoğu yerde. İnsanların kardeşçesine, kimsenin kimseyi soymadan yaşaması, kimsenin kimseyi tutsak etmemesi ve öldürmemesi için yaşamış ve bunun savaşını vermiş birisidir Yaşar Kemal. Halkın yoksulluğunu gören ve kitaplarında halkın dertlerini anlatan, yazılarında onlara merhem olmaya çalışan büyük bir yazardır. Onun kitaplarını okurken ister istemez düşünmek zorundasınız. Varedilen bu sistemi eleştirirlken basıyor en sert tekmeyi. Gerek aydınlara, gerek siyasetçilere lafını esirgemiyor.
“Bir milletin aydınlarıyla halkı el ele verirlerse varacakları amacıda bilirlerse, onların önünde durabilecek hiçbir şey yoktur.” Aynen öyle. Peki kim bu aydınlar? Bu aydınlar halkı daha iyiye, daha yükseğe ulaştırmak için çabalayan insanlardır. Daha güzel bir yaşam statüsü oluşturmak isteyenlerdir.
Sömürücülük düzenini de eleştirmiştir.

“Sömürücülük düzeninin başımıza gelen bütün belaların yalnız ve tek sorumlusu olduğunu millete anlattığımız gün iş bitmiş demektir.”
“İnsan soyunun düştüğü en alçakça yer,yoksulluk. En zalim iş sömürgenliktir...”

İşçilere,köylülere,emekçilere oldu olası önem vermiştir.Hep onların yanında olmuştur.
Bütün yazılarını beğendim. Birkaç yazısını daha çok beğendim. Bu beğendiğim yazılar,”Türkiyede yaşıyorsan okumalısın bunu kardeşim.” dediğim yazılardı.
Bir yazarın eserlerini okurken o yazarın varsa hayata bakış açısını anlatan yazıları mutlaka okumalıyız. Bu kitapta Yaşar Kemal’in hayata bakışını bulabilirsiniz. Eserlerini nasıl yazdığını, o eserleri neleri düşünerek yazdığını anlatıyor.
Yaşar Kemal okuyucularının mutlaka okuması gereken bir kitap. Kendisini bu kitabı okuduktan sonra daha da çok seveceksiniz. Başucu kitaplarından birisidir artık. Yaşar Kemal okumanın yaşı yoktur. Bu yazılar, yetişkin her bireyin anlayacağı sadelikte yazılardır.
Yaşam, doğa, sanat, siyaset daha neler neler anlatmış ve yazmış. Hepsini bir araya toplamışlar. Yaşar Kemal okuduktan sonra dünya görüşünü anlıyoruz anlamasına da bir de kendi ağzından anlatması daha bir lezetlli oluyor. Kimine övgü, kimine yergi düşüyor ağzından, çok kızıyor bazı şeylere, bazısınada değmez diyor konuşmaya. Kadından bahsediyor, çocuktan, işçiden, ülke ve dünya sorunlarından her birseyden var yani.
Filler sultani ile kırmızı sakalli topal karınca okuyanlara da duyurulur bu kitap, çünkü bir söyleşiside var bunun üzerine .
Ahmed Arif, Nazım Hikmet, Sait Faik, Fakir Baykurt hakkında yorumları var. Hepsi yüzünüzde gülümseme ile okuyacaksınız yada dinliyeceksiniz mi deseydim acaba.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.401 Oy)19.165 beğeni43.699 okunma3.024 alıntı184.313 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.022 Oy)5.437 beğeni17.453 okunma1.011 alıntı60.644 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.603 Oy)8.888 beğeni28.914 okunma842 alıntı140.629 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.344 Oy)9.305 beğeni25.843 okunma1.850 alıntı119.721 gösterim
  • İçimizdeki Şeytan
    8.6/10 (4.022 Oy)4.358 beğeni12.782 okunma2.397 alıntı70.879 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.061 Oy)6.410 beğeni16.942 okunma2.961 alıntı86.655 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.943 Oy)8.907 beğeni26.500 okunma2.697 alıntı115.685 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.695 Oy)5.799 beğeni19.803 okunma838 alıntı102.008 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.377 Oy)3.481 beğeni10.601 okunma5.409 alıntı96.334 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.517 Oy)7.926 beğeni21.515 okunma4.037 alıntı130.407 gösterim
Kitap, Yaşar Kemal’in dünyaya bakışını, edebiyata bakışını, toplumsal ve edebi tahlilleri kısacası Yaşar Kemal’i özümseye bileceğiniz bilgilerle dolu. Yaşar Kemal’in bazı gazete ve dergilerde yayınlanmış yazıları Erdal Öz ve Tekin Sönmezle söyleşilerinin yer aldığı kitap okuyan herkese çok şeyler katacaktır.
Kitabın ortasından konuşan bir yazar. Kim ne der? nasıl düşünür? diye ilgilenmiyor. Ne düşünüyorsa söylüyor. Ne düşündüğünü söyleyebilen yazar şu an kaç kişi vardır? Belki de çok çok azdır ama ne düşündüğünü söyleyebilen yazarlara, aydınlara ihtiyaç var. Aydınımsı yazarlara gerek yok. Onlar her devrin adamıdır. Sadece kendilerini kandırırlar. Dün başka bugün başka yazarlar. Bu kitapta da yazar kendi gördüğü eksikleri ve çözüm yollarını yazmış. Tabi çözüm yolu herkese göre değişir ama çözüm yolu sunabilmek de bir başarıdır. Herkes şikayet ediyor ama çözüm deyince bocalıyor. Tavsiye ederim.
Kitabı hazırlayan Alpay Kabacalı'nın bu titiz çalışmasını okuduktan sonra,naçizane bir inceleme metni yazmadan geçmek olmazdı.
Oturdum yazdım Ben de...

"Insanın yozlaşma belirtisi,insanın sevgisizliği ile başlar."cümlesi,yazarın toplumcu gerçekçiliğinin en çarpıcı örneklerindendir benim için.Tabii ki sevgili Yaşar Kemâl'i tek bir kalıba yerleştirmek haksızlık olur.Yazın hayatının kalfalık yıllarında şiirsel(lirik) anlatımıyla,dolunay gibi parlayan romantizmini de unutmamak gerek.(bknz:İnce Memed)
Anadolu'nun kalbinde büyümüş üretken yazarımız suya sabuna dokunduğu için "meyve veren ağaç taşlanır"misali,,etik olmayan eleştiri ve ithamlara maruz kalmış.
Edebiyat gericilerinin ayak oyunlarına en güzel cevabı,yine toplumcu gerçekçi romanlar yazmaya devam ederek vermiş.
"Köylü romancısı" "masalcı"gibi sıfatlarla küçümsenmeye çalışılmış.Edebiyatının ve okurun gereksiz polimiklerle vakit kaybetmemesi gerektiğini bilen sorumlu duruşu ve üretkenliği takdir edilesi.

Sevgili okurlar,bu tespitlerimi yapmamdaki sebep şudur ki;bir yazarın yazarlık serüvenini incelemeden,kitaplarına yoğunlaşmayın.Salt kitabı okuyup bitirnek sizi eksik kılar.Işte tam da bu kitap,yazarın,yazarlık serüvenine ayna tutan güzel bir eser meraklısına.

Kitap,adından da anlaşılacağı üzere,toplumumuzdaki yozlaşmanın,çürümenin boyutlarını,emekçilerin kapitalist düzen içinde sömürülmeden,insanlık onuru ile yaşama mücadelesi vermesi gerektiğini savunan metinler içeriyor.Yazarın 1959—1978 yılları aralığını kapsayan,Metin,söyleşi,röportaj ve yurt içi,yurt dışı konuşmalarının en çarpıcı örnekleri seçilmiş.50 başlık altında derlenmiş kitabın ilk baskısı 1980'de milliyet yayıncılıktan çıkmış.ilk baskıdan okumayı sevenlere duyurulur.Zira bu baskı oldukça fazla imlâ hatalarıyla doluydu.Yine de pek çok alıntı paylaştım sizlerle.

Bu kitapta yazar'a dair pek çok detay bulacaksınız.Yeşilçam filmlerini aratmayan hayatı,edebi kişiliği,etkilendiği yazarlar,yol arkadaşları,ideolojisi,feodal sistemden kapitalist düzene geçişte Türkiye'nin imtihanı geniş yer buluyor.

Kim ne derse desin,Yaşar kemâl her devrin yazarı olarak evrenselliğini koruyacak.
Nobel almış,almamış ne fark eder ki bir romanı 40 dilden fazla çevirisi yapılmış bir yazar için.?
Türk ve Dünya halklarının içinde hak ettiği saygınlığın,nobel sahibi olmaktan daha onurlu bir yeri olduğuna inanıyorum ben.

Kaleminin ve yüreğinin gücüyle insanlık onuru için yazmış bu destansı yazarımızı eserleriyle yaşatmanız,okumanız ve okutmanız dileklerimle.Teşekkürler.

Not : Deneme derleme türünde,Zulmün artsın,Baldaki tuz adında kitapları da var.
Yine inceleme yazarımız Fethi Naci'nin "Yaşar Kemâl'in romancılığı"adlı eseri mevcut.Kitabın akademik yeterliliği olup olmadığı sizin araştırmalarınıza kalıyor.

Son olarak bir Yunan atasözü ile bitiriyorum :
"Halk yenir ama hazmedilmez."
Yazarın cesitkli yayın organlarında makalelerinden olusuyor. Bircok güncelliğini koruyan elle alırken özgün Türkcesiyle bir daha okumalıyım. Kendı kaynaklarından bahsediyor. Bu degerli calişma kendine baglıyor. Vasiyeti geregi mottosuyla bitiriyorum. Yeryüzü aşkin yüzü oluncaya kadar sürecek bu kavga.
Yanılmıyorsam bu şekilde yazılarını topladığı üç kitap bastı YKY.

Ustanın edebiyatına, eserlerine, eserlerinin kaynaklarına dair birçok yazı bulacaksınız.

Özellikle son 60-70 sayfada yer alan Konuşmalar bölümünde onun beslendiği edebiyatçıları ve onlarda bulduklarını okumak ayrı bir zevk veriyor insana.
Sait Faik Anadolu asıllı, İstanbulda yaşayan bir kişiydi. İstanbuldaki kendi hayatının küçük ayrıntılarını destanlaştırdı.
Önce kültürünü dilini sen seveceksin ki, başkaları da sevsin. Sen bir Türkmen kocası Yunusun kim olduğunu bilmezsen, onu yüreğinin başında duyup sevmezsen kimsecikler sevmez. Dadaloğlunu, Pir Sultanı, Sait Faiki anlamazsan, sevmezsen, inanmazsan bunların varlığına, kimsecikleri inandıramazsın, kimseciklere sevdiremezsin kültürünü. Zorla da olsa hiç kimse senin dilini öğrenmez.
Yaşar Kemal
Yapı Kredi Yayınları
Yurdumuzda en çok çekenler, dert içinde, bela içinde olanlar kadınlarımızdır. Yüzyıllar boyu onların başlarına gelenler hiç kimsenin başına gelmemiştir.

Bazı yerlerde kara çarşafa sokmuş umacı etmişiz. Gözünden, gözünün kirpiğinden başka yerlerini göstermesine izin vermemişiz. Askere gitmiş, dokuz yıl, on yıl, kucaklarına bıraktığımız çocukları ile onları kurak toprağın, kıtlıkların, salgınların, açlığın pençesine vermişiz. Bir daha dönüp de arkamıza bakamamış, arayamamışız. Anadolu bir gurbetçi yurdu olmuş, bunun acısını bizlerden çok onlara çektirmişiz.

Hocaların, din adamlarının korkunç baskıları da cabası. Bugün bile camilerde vaaz verenlerin başlıca konuları kadınlar. Bir adım ileri atamasınlar, azıcık olsun insanlık onuruna, bağımsızlıklarına kavuşamasınlar diye başlarında demir dövüyoruz. Bir camide hiç vaaz dinleyeniniz var mı son zamanlarda? Neler neler söylenmiyor onlar için. Yirminci yüzyılda insan soyunun yüzünü kızartacak cinsten. Bir kadın iğne kadar yerini gösterirse yetmiş yıl cehennemin kızıl yalımları arasında yanacaktır. Bir kadının saçından kaç tel görürse bir erkek, o gösterdiği tellerin her biri azgın yılanlar olup boynuna sarılacaktır, kadının.

Anamız, avradımız, tarlamızda iş arkadaşımız, bir yastığa baş koyduğumuz, öküzümüz ölünce tek öküzümüzle çifte koştuğumuz bu cefakar insan soyu çok kötü durumda.

Sıkışınca, canımız çekince, paramız olunca dördünü beşini, kırkını birden evimize sokup cariye, karı diye hapsettiğimiz…

Bunlar o başbelası Yemeni, harpleri, yoklukları görmüşler de şöyle doğrulup ayağa kalkmamışlar, yeter gayrı diyememişler. Başkaldırmaları acı bir inilti halinde kalmış. Kocalarını, çocuklarını ellerinden alan Yemen için, harpler için, salgınlar için ancak şu kadarcığını söyleyebilmişler:


Merhametsiz padişahlar askeri
On senedir bekletirler Hicazda
Genç iken kocadım yitirdim yari
Soyka Yemen yiğit koymadı bizde
Ne olur karlı dağlar ne olur
Asker yarim gelse yarelerim eyolur

Padişaha söylen yari göndersin
Bu kanunu bu zakkumu döndürsün
On seneyi bir seneye indirsin
Hiç mi merhamet yok Sultan Azizde
Ne olur…

Anadoluda ağıt söylemesini bilmeyen hemen hemen hiçbir kadın yoktur. Acılarını, çekmişliklerini ancak türkülere dökebilmişler. Duygululukları keskin kılıç olmuş. Duyanı biçen.

Karadenizde bütün erkek işlerini görenler, tarlayı süren, ekini biçen, sırtında taşıyan, odunu kesen kadınlardır. Karadeniz erkekleri yatarlar, kahvede kağıt oynarlar. Doğrudur. Ben de gördüm. Karadeniz bir gurbetçi diyarıdır. İster istemez kadın, evde bulunmayan kocasının yerini alacak. Orta Anadoludan geçerseniz tarlalarda çift süren kadınlar göreceksiniz. Bu da onlara Yemenin, bitip tükenmeyen harplerin hediyesidir. Egede bir süngerci köyü bilirim, erkeklerinin hemen hiçbirisi erkek işi bilmez. Tarlayı kadınlar sürer, ekini de onlar kaldırırlar. Çünkü yılın altı ayı erkekleri denizde.

Medeni Kanun var. Hem de en mükemmeli diyorlar. Ama hala erkeklerin büyük bir kısmı iki evli, dört evli. Fıkaralarda kadın bir üretim aracı. O yüzden iki ve dört. Çalıştırıyorlar. Zenginlerde de bir zevk aracı. Onlar da o yüzden. İki evliliğin trajedisini bilen var mı? Halk edebiyatımız iki evliliğin kadınlarımıza yaptığı işkencenin türküleri, efsaneleriyle dolu. İğrenç, korkunç acı…

Önceki gün bizim gazetede Diyarbakırdan verilmiş bir haber vardı. İki genç köylerinden bir kıza talip olmuşlar. Kız kimi isterse ona verilmeli değil mi, bundan tabii ne olabilir. Efendim, delikanlıların her birinin bir horozu varmış ki, dövüşken. Kızın babası demiş ki, horozları dövüştürün, hanginizin horozu döverse kızımı ona vereceğim. Bir tanesinin horozu dört saatlık savaştan sonra ötekini dövmüş. Muzaffer horozun sahibi de kızı almış. Yenilen horozun sahibi de kendi horozunu kesmiş. Keser ya. Hakkı değil mi?

Kadın hayatı hala bizde büyük bir trajedi. Otuz bin lirayı alıp yetmişinde bir kocaya kız verenler mi yok… Sevdiğinden ayırıp, birkaç kuruş fazla verdi diye, kızı başkasına verenler mi yok… Saymakla bitmez. Ve kadınlarımız bu çağda bile bir pazar metaı.

Dostunu söyle, kim olduğunu söyleyim derler, bir söz vardır. Kadınlarının durumunu söyle, uygarlık dereceni söyleyim!

Kadınlarımızın kurtuluşu da eğitime bağlıdır. Gene söylüyorum ki, Köy Enstitülerini kapatanlar iyi etmedinz.

13.9.1959
İnsan mutluluğu üstüne düşünüyorum da, böylesi bir dünyada insana bir çıkar yol bulamıyorum. Bu dünya sevgisiz bir dünya. Dünyayı sevmeyenlerin, ağaçları, kuşları, ak bulutları, mavi göğü, akar suları, topal karıncayı, hasta kurbağayı sevmeyenlerin dünyası. İnsanoğlunu sevmeyenlerin dünyası. İnsanın yozlaşma belirtisi, insanın sevgisizliğiyle başlar. İnsanlar çok uzun zamandan bu yana sevgiyi unutmuşlar. Acılı. Güzelliği, dostluğu unutmuşlar. Dehşet bir özlem içinde insanoğlu. İnsanoğlu sevgi dolu bir yaratıktır. İptida sevgi var idi. İnsanoğlu sevgisini yitirdiği gün, her şeyini de birlikte yitirdi. Doğadan, kendi asli yetinden uzaklaştı. İnsanoğlu doğayla savaşında kazandıkça kendine daha çok, daha sevgiyle dönecek, doğa karşısında ezilen kişiliğine yeniden kavuşacaktı. Daha özgür, daha insan olacaktı. Olmadı… İnsan doğa karşısında kişiliğine kavuşurken köleleşti.
Yaşar Kemal
Yapı Kredi Yayınları
Anadoludaki tarikatların çoğunluğu Müslüman kökenlidir, belki de hemen hepsi sınıf ve tabaka tarikatlarıdır. Örneğin Alevilik köylünün, rençperin tarikatıdır ve çok yaygındır. Rufailik küçük esnafın tarikatıdır. Aleviliğin bir kolu olan Bektaşilik küçük askerin, bürokratın tarikatıdır, Mevlevilikse büyük bürokratların, zenginlerin tarikatıdır. Padişahlar bile bu tarikatlara, meşreplerince girmişlerdir.
Yaşar Kemal
Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ağacın Çürüğü
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
291
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807374
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Ağacın Çürüğü, Baldaki Tuz, Ustadır Arı ve Zulmün Artsın Yaşar Kemalin gazetelerde, dergilerde yayınlanmış toplumcu ve gerçekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığı yazılarından ve konuşmalarından derlenen kitaplardır. Yazarın düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karanlığın belgeleridir.

Kitabı okuyanlar 68 okur

  • Kadir muzac
  • Drkitapsever
  • Adem Kara
  • Nevin Gündoğdu
  • Nuri
  • Zeynep Boyraz
  • deli kızın türküsü
  • Jack Sparrow
  • sezgin toptas
  • B. Bulut Sağlam

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%9.1
18-24 Yaş
%18.2
25-34 Yaş
%27.3
35-44 Yaş
%36.4
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%40
Erkek
%60

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%51.4 (18)
9
%22.9 (8)
8
%17.1 (6)
7
%5.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%2.9 (1)
1
%0