Ağır Bir Şeyin Fazla Gürültü Çıkarmadan DevrilişiÖzlem Alkan K

·
Okunma
·
Beğeni
·
113
Gösterim
Adı:
Ağır Bir Şeyin Fazla Gürültü Çıkarmadan Devrilişi
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050943009
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
“İnsan ne zaman ümidini keser, kesebilir, kesmelidir? Bir veda, ceset, ispat, bir kapanış olmadan ümidi kesmek nasıl mümkün olabilir? Yıllar boyu yanımızda olan biri bir gün yok olduğunda, ölmeden, terk etmeden, sadece yok olduğunda insan aklı bunu nasıl kabul eder?
Edemez, diye düşündüm, insan bunu kabul edemez, yavaş yavaş solar, grileşir, kendi gölgesi haline gelir, ama ümit ne kadar cılızlaşsa, insanın artık sadece kendine sakladığı bir sır olarak da kalsa bitmez, kendiyle birlikte sahibini de yok edene kadar sinsice devam eder.”
Özlem Alkan K’nın ilk romanında iki insanı bağlayan ve koparan şeyler, modern ilişkilerin ardındaki tedirginlik, rüyalarda ifade bulan hakikatler ve güvenli yaşamların köşesinde pusu kurmuş bekleyen vahşet var. bir de nereye açıldıkları meçhul kapılar...
Şimdiye kadar içimi dağlayan çok kitap okudum ama bu kitaptaki "iç dağlama" kısmı nedense beni irite etti. Sanki "bir karakter daha ne kadar acı çekebilir, hatta bu acıyı daha ne kadar mazoşistlik boyutuna getirebilir" sorusu zorlanmış, okurun böğrüne bıçak sokulup çevirdikçe çeviresi gelmiş yazarın. Hızlıca okuyup bitirmeye çalıştım, sonu da nereye bağlandı anlamadığım bir roman okudum.
Sanki kalbimi başka bir yerde bırakmışım. Kalbime dokunan benim yanımda olamayacak, benim yanımdaki kalbime yaklaşamayacak.
bunu okurken sen, şimdi, onun geri gelmeyeceğini biliyorsun ya nasıl oluyorsa ve ben yine her sabah nasıl olduğunu bilmeden uyanıyorum ya aynı titrek umutsuzlukla ve o geri gelmeyeceğini bilmiyor ya,çünkü kimin gittiği kimin kaldığı belli olmuyor ya hiçbir hikayede, o beni beklediğini sanıyor, sen benim onu beklediğimi ve ben seni beklediğimi sanıyorum ya, zaten insanlar geri gelseler bile hisler geri gelmiyor ya çoğunlukla, işte böyle hepimiz beyaz, buruk ve biçareyiz ya, otomatik çamaşır makinesi çalışıyor, termosifon daima 60 derecede, ölümümüzden sonrasına mutsuz bir son hazırlıyor ya klimalar, internetin 20 yılı bile olmadı ya daha, şimdi şu anda ölmüş olsa o mesela veya ben ölmüş olsam burada stokladığım taslaklardan birini okuyor olsan şimdi sen ve birimiz ölüp de diğerlerinin asla haberi olmadan, ben yanlış birisinin kollarına koşsam onu annem sanıp veya asansörde yanlış düğmeye bassam yanlış olduğunu bilmeden ve o anda, bir anda kopsa film, dursa evren, sinemada her türlü tekniği kullanıyorlar ve yine de mutsuz sondan kaçıramıyorlar ya kahramanları, akşamları betonun sıcak hava üflediği şehir dairesinde güneş batarken, "kumda yürüyorum ben" diye düşünerek kumda yürüdüğün tatilde, o seni unutmak üzereyken tam, geçen gece son defa rüyasına girmiş olduğunu hiçbirimiz bilmiyorken, başka insanlarla başka şeyler konuşurken, herkes, hepimiz ve artık yapılacak bir şey olmadığına eminken, bembeyaz, buruk, biçare, orada, burada, her yerde, aynı anda ve bütün anlarda, aniden, her şey yerli yerine otursa mesela;
öyle olsa;
olmaz mı?
Bir süre sonra hepsi orijinalin sanki kötü birer tekrarı, kopyası gibi gelmeye başlıyor. Aynı şarkıyı 50 farklı sesten dinler gibi... Onun yerine aynı adamdan değişik şarkılar dinlemek istiyorsun bir zaman sonra.
İnsanların sırf ortak bir ahvale düştükleri için birbirlerine ilgi gösterebilme becerilerine gıpta ediyordum. Benimse bir an önce gereksiz ağırlıklardan kurtulmam gerekiyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ağır Bir Şeyin Fazla Gürültü Çıkarmadan Devrilişi
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050943009
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
“İnsan ne zaman ümidini keser, kesebilir, kesmelidir? Bir veda, ceset, ispat, bir kapanış olmadan ümidi kesmek nasıl mümkün olabilir? Yıllar boyu yanımızda olan biri bir gün yok olduğunda, ölmeden, terk etmeden, sadece yok olduğunda insan aklı bunu nasıl kabul eder?
Edemez, diye düşündüm, insan bunu kabul edemez, yavaş yavaş solar, grileşir, kendi gölgesi haline gelir, ama ümit ne kadar cılızlaşsa, insanın artık sadece kendine sakladığı bir sır olarak da kalsa bitmez, kendiyle birlikte sahibini de yok edene kadar sinsice devam eder.”
Özlem Alkan K’nın ilk romanında iki insanı bağlayan ve koparan şeyler, modern ilişkilerin ardındaki tedirginlik, rüyalarda ifade bulan hakikatler ve güvenli yaşamların köşesinde pusu kurmuş bekleyen vahşet var. bir de nereye açıldıkları meçhul kapılar...

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Serenay Sarıgül
  • Zeynep P.
  • Elif Öksüz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%66.7 (2)
4
%33.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0