Ağrıdağı Efsanesi

8,6/10  (262 Oy) · 
854 okunma  · 
213 beğeni  · 
3.538 gösterim
Bir aşk destanı olan Ağrı Dağı Efsanesi geleneklerini Mahmut Han'a karşı savunan Ahmet ile Gülbahar arasındaki aşkı konu alır. Efsanelere ve halk söylencelerine yürekten bağlı Yaşar Kemal'in bu romanı, insan psikolojisinin derinliklerini de içerir.

"Yaşar Kemal Anadolu'nun halk edebiyatıyla alışveriş içindeyken başladı yazmaya. Gerçek bir yazar olduğu için de dilin duyarlığından, şiirsel destanın tek kahramanıolan Türk halkının kültüründen esinlenmesini bildi."
- Jeliha Hafsia, La Presse, (Tunus)

"Yaşar Kemal'in romanı Tolstoy'un çapına ve Dickens'ın canlılığına sahiptir."
- Manchester Guardian, (İngiltere)

"Zengin, renkli ve zekice bir nitelikle bezenmiş bir üslup ve yazdığı her kelime sert, cilalanmış, ayrıksı ve bir buğday tanesi gibi potansiyel olarak üretken."
- Irish Times, (İrlanda)

''Kitabın güzelliği zengin şiirsel dilinde, efsane ve mit duygusunda yatıyor.''
-Sunday Telegraph,(İngiltere)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    120
  • ISBN:
    9789750807411
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Bekir İstanbul 
18 Ara 2015 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · Puan vermedi

İlk defa böyle bir kitap okudum, şiir gibi. İlk defa Yaşar Kemal okudum, Anadolu gibi. İlk defa efsane okudum, Ağrı Dağı gibi. Kitabı da, Ağrı Dağını da, efsaneyi de sevdim, Yaşar Kemal'in anlatımı gibi. Som maviyi gördüm, kaval sesini dinledim, Ağrı Dağı'na gittim, zamanda yolculuk gibi... Güzel kitap tavsiye ederim.

Hera 
 05 Haz 02:13 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yaşar Kemal'in hangi kitabını alsam elime içimde bir mutluluk bir coşku oluyor nedense. Nitekim Ağrıdağı Efsanesi'nde de böyle oldu. Bu kitabı lisede edebiyat hocam okutturmuştu da sanırım okumamıştım ben. O zaman okusaydım bu kadar sevebilir miydim bilmiyorum. Çünkü bir kitabı kendi iradenle okumayınca sevmek güçleşiyor.
Kitap esrarengiz bir atın Ahmet'in evine gelmesiyle başlıyor. Ve bu at yüzünden Ahmet'in başına neler gelmiyor neler... Bu Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin gibi bir hikaye... Anadolunun bağrından, Ağrının geleneklerinden kopmuş bir hikaye.
Yaşar Kemalin okuduğum ilk kitabı Bu Diyar Baştanbaşa Nuhun Gemisi idi. Onda da Ağrı dağının efsanesinden bahsedip Nuhun Gemisini anlattığı kısımlar vardı, Küp gölünden, yaylalardan bahsediyordu. O gerçek hayattı ama bu bir efsane. Yani anlayacağınız Yaşar Kemal gittiği gezdiği özümsediği mekanı, kişileri yine kendine has üslubuyla bize aktarmış. Ne de güzel yapmış! :)

Tesla Yunus 
09 Tem 06:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ne Güzel bir eser... İnsan okudukça buram buram Anadolu kokan, buram buram doğu kültürü kokan bir şiir gibi bir anlatımla kendisini o güzel, o zengin kültürün içinde buluyor. İnsan bu bitmek tükenmek bilmeyen, en başından en sonuna kadar şiir gibi bu mükemmel eseri okudukça okuyor. Yazar öylesine sade akıcı vede sürükleyici bir anlatımla Anadolu'yu öylesine güzel, öylesine ilgi çekici kılmış ki eseri eser ilk sayfadan son sayfaya kadar elden düşmek nedir bilmiyor. Yaşar Kemal'in okuduğum ilk eseriydi ama ilk eserinde bile yazarlığına hayran kalmamak elde değil. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim tek kelimeyle mükemmel bir kitap.
Herkese iyi okumalar...

Kubra 
08 Haz 05:10 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Benim için büyük utançtı bu zamana kadar Yaşar Kemal okumamış olmak ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Bu kitapla tanıştık ve ben aşık oldum, vuruldum ! Böyle bir dil böyle bir anlatım yaratılış meselesidir bence bu insan bu dünyaya yazar olmak için gelmiştir çünkü bu eğitimle, kendini geliştirmekle olacak türden bir yazarlık değil. Kitapla ilgili yorum yapmayacağım çünkü anlatılan hikayeden ziyade anlatan ve anlatılışı beni etkiledi. Akıp gitti kitap içimden bir şeyler koptu gitti sanki.. Öyle bir dil ki ruhuma dokundu, içime işledi... Hayatımda ilk kez bir yazarın dilinden bu kadar etkilendim. Lütfen Yaşar Kemal okuyun.

Sümeyye TETİK 
04 Tem 13:02 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Aslında iki günde okuduğum ve ikinci okuyuşumdur bu romanı.. insanı sıkmayan yalın ve doğal bir anlatımı var çok güzel... Muhteşem bir yaşar kemal romanıdır. İnsanı alır yüceler yücesi ağrı'nın doruğuna uçurur, küp gölüne buldurur. Kaval çalan çobanların içinde rengarenk fistanlar giymiş ağrılı kızlardan biri gibi hissediyorsunuz. Herkese göre sonu soru işaretleriyle bitmiş ama bana göre her şey açık ve netti. Sonu tahmin edilemeyen veya şaşırtan romanları çok severim. Üstadın yüreğine ve kalemine sağlık... (:
Her yıl, bahar Ağrıdağmın üstüne yürürken, dağın yamacındaki Küp gölünün kıyısına o yörenin tekmil çobanları gelirler, kepeneklerini gölün bakır rengi toprağının, kırmızı çakmaktaşı kayalıklarının üstüne serip halka olup otururlar.
Çobanların her yıl sayısı değişir. Tan yerleri ışırken bellerindeki kavallarını çıkarıp Ağrı dağının öfkesini hep birden çalmağa başlarlar. Tam gün batar batmaz da usulca, hep birden kavallarını bellerine sokar, doğrulurlar. Bu sırada da küçük bir ak kuş gelir kanadının birisini gölün som mavisine batırır, uçar gider. Uzakta, yukarda bir gemi gibi karlar ülkesinde yüzen kayalığın dibinde çok iri bir at belirir, alacakaranlıkta koşumları ışıldar. Bir hayal olur gölün üstüne kayar, pare pare solarak ovada erir, çekilir, yok olur.
Türkçe yazılabilecek en güzel romanlardan birisidir. Yasar Kemal sadece 100 sayfa ile, kocaman bir destan anlatir okuyucuya. öyle icten, öyle dogal, öyle etkileyicidir ki anlatımı, tekrar tekrar okumaktan bıkmaz insan.
Bir efsaneyi, başka bir efsaneden dinlemek için muhakkak okuyunuz. Tavsiye edilir okuyup bir kültürde kaybolmak dileğiyle. (:

mustafa tamer akder 
22 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

Yaşar Kemal amcayı bu yaşıma kadar okumamış olmanın utancı üzerime çöktü bitirdiğimde. Ağrı dağı bu kadar güzel bir şekilde başka türlü anlatılamaz. O zamanlarda yaşayan halkı merak ediyorum. Böyle bir eserin çıkmasını vesile olan insanları. İçinde kötü bir niyet olmadan, kendi bildiğin doğrudan art niyete bulaşmadan gittiğinde her şeyin yoluna girebileceği ve zalimin zulüm yaptıkça kendi iç korkularıyla, kendi vicdan azabıyla kavrulduğunu çok güzel bir şekilde anlatmış Yaşar Kemal amca. Günümüzde sayısının çok az olduğunu düşündüğüm saf aşkın üzerinden dönüyor daha çok. Birde güzel adetlerimizi Avrupa'nın yaptığı reform ve rönesans(Burada bahsetmek istediğim akıl ve modernleşmeyi kendi özümden kopmayacak şekilde geliştirmek ve saçma geleneklerimizi bırakma amacında kullandım. Evet din konusunda da reformun geldiğini hatta 10-15 yıl içerisinde onarılmaz olarak bozulacağını düşünüyorum.) gibi birde gelenek ve göreneklerimiz zamana göre geliştirsek bambaşka bir konumda olurduk diye düşüncesi geldi aklıma. Satılmış kişiler, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılar, menfaat bana geldiği sürece yapılan umurumda değilciler ve cehaletten yapılanları anlamayan ezilen kesimin sadece güzel gelenek ve göreneklerimizi sarılsalar bu kadar kin, gözyaşı ve ölümlerin olmayacağını hissettirdi. Son olarak da ne duygu içerisinde olursanız olun yapılan hatayı(Bence çok büyük bir hata değildi ve biraz haksızlık yaptığını düşünüyorum.) kangrene dönmeden düzeltilmesi gerektiğini ve düzeltilmezse bir ömür boyu peşinizi bırakmayacağı güzel bir şekilde özetlenmiş.

Duygu 
 08 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

Spoiler icerebilir.........................Bir aşk hikayesi.Efsane ve mitlerin golgesinde bir ask hikayesi.Üzerlerine torenin gölgesi düşmüş fakir adam,zengin kizin sevdasi sizi ustanin anlatimiyla icine cekecek,küçücük kitap yogun anlatimiyla adeta devlesecek.Tabii bunda yazarın dilinin sade acik anlasilir olmasinin yanisira yoresel kelimeler kullanmasinin da payi büyük.Ahmetle Gulbahar'i,dönemin beylik yönetimini,şeyh anlayışını,osmanli sevdasini, birlik olmanin,bir olmuş halkın önünde hicbir gücün duramayacagini da gozler onune seriyor kitap...ayni tadi duyumsayacaginizdan emin oldugum harika bir Yasar Kemal kalemi veAgri Dağı Efsanesi...Keyifli okumalar.

Şeyma Öztürk 
21 Eki 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 7/10 puan

Yaşar Kemal'in zihin dinlendirmek adına okunabilecek kısa ama güzel bir eseri daha bitti. Günlük hayatta hep karşılaşmışızdır imkânsız aşklarla. Bu kitapta da en genel ifadeyle imkânsız bir aşk Ağrı dağı ile efsaneleştirilerek anlatılıyor. Tanıdığımız, bildiğimiz insanların öyküsünü okuyor hissine kapılıyor insan. Her eserinde olduğu üzere bu eserinde de Yaşar Kemal; harika coğrafi tasvirlerde bulunmuş. Akıcı bir anlatım, resimlerle hareketlendirilmiş sayfalar ve net bir mesaj var. Demek ki neymiş; aşkın önünde hiçbir engel duramıyormuş. Ahmet ile Gülbahar'ın kısa ama dokunaklı öyküsüne şahit olmak isteyen buyursun. Keyifli okumalar.

Tanıyamıyorumkendimi 
 04 May 22:18 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Büyük bir hayaldir Yaşar Kemal. Kitaplarında ordan oraya sürüklenirsiniz. Mutsuz adam mutsuz sonu olur derler. Ben kitaplarında Mutsuz olduğunu anladım Yaşar Kemal'in. Bir adam bu kadar sade yazıp da bu kadar mı etkiler okuyucuyu? Pes doğrusu. Mutsuzsunuz ve mutsuz okuyucuyu en derinden etkileyeceksiniz. Gerçekten bu işin içinden çıkılmaz. Yaşar Kemal'in lafının üzerine de laf söylenmez. Kısacası diyorumki: "Etkile beni üstad. Öyle bir etkile ki, sayfalarına çizik attığım kitapların hiç birinde adın geçmesin. O süslü yazıların içinde kendi büyülerine kapılıp gidenlerin aksine sen olanca sadeliğinle yazdıklarını okumak büyük bir şereftir. Fakat üstaf yapma böyle. Mutsuz insanlara mutsuz son yazarak onları sevindirmezsiniz. Bakın şimdi benim sol yanım mutsuzluk atıyor."
İşte Yaşar Kemal okumak böyle birşey. Başkasına benzemez Yaşar Kemal. Yaşar Kemal okunmaz; yaşanır. Size de iyi yaşamlar... Böylesine büyük bir yazarın kitaplarına önceden bilgi alınarak başlanmaz. Önce okursunuz, okurken bilgilenirsiniz. Bu yüzden kitap hakkında hiç birşey yazmıyorum buraya. Okuyun ve görün. İyi kitaplar...

insan_okur 
01 Nis 00:19 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Yine bir Yaşar Kemal ve yine bir şaheser. Bu yazarın dilini, üslubunu beğenmemek elde değil. İnce Memed serisi ve Yılanı Öldürseler eserlerinden sonra bu kitabı okumak özlemişim be Yaşar Kemal'i dedirtti. Öylesine muazzam betimlemeler ki... Ağrı Dağı'nın eteklerinde hissettim. Doğubeyazıt'a gitmiş kadar olduk. Saray'ın etrafında gezdik, Van gölünün çevresini dolaştık, Doğubeyazıt'a gittik... Yazarın diline, üslubuna laf etmek zaten bize düşmez, çok çok beğendiğim bir yazar, kıymetli bir insan. Gerek düşünceleriyle, gerekse romanlarıyla bize ders veren bir kişilik.

Yazardan daha fazla bahsetmeye pek gerek yok. Kendini kanıtlamış bir kişilik. Kitap YKY'nın 42. Baskısı ve 120 sayfadan oluşmakta. Bu sayfa sayısı sizi aldatmasın 30 sayfası falan resimlenmiş. Ha resim ne derseniz; olayların oluşu göz önünde canlandırılmış vee resimleri kim yapmış ? Abidin Dino tabiki. Yılanı Öldürseler romanında da aynı isim başka türde resimlerle romanı süslemişti. Puntosu, baskısı gayet güzel; nasıl anlatsam böyle su gibi akıp gidecek bir eser.

Gelelim Ağrıdağı'na. Yaşar Kemal zaten Anadolu çocuğu. Yöresel dili, şiveyi çok iyi kullanıyor. Efsanemiz gayet doğal bir dilde ve sadecik. Osmanlı Paşası Mahmut Han'ın atının kaçarak Ahmet'in evinin önüne gitmesiyle başlıyor roman. Sonrasın da atın talih olduğuna inanılıyor. Burada mitolojik ve efsanevi hikayelerle roman artık daha da ilgi çekici ve merak uyandırı olmaya başlıyor. Atı başından savamayan ve uğru olarak Ahmet bu kez de değişen olaylarla Mahmut Paşa'nın kızına abayı yakıyor. Sonrasını anlatmıyorum. Bu olay döngünde gelişen ve değişen bir eser var karşınızda.

Şimdi not aldığım ve sizlerle paylaşmak istediğim fikirlere gelelim. Çok çok büyük bir haksızlık var bu romanda. Bir at için koca köyü yakan bir Osmanlı Paşası. Burada ne var ? Zulüm, şerefsizlik, iyi yönetememe, zalimlik ve halkı küçümseme vesaire. Yönetim zaafiyeti ve kişinin egosunun tavan yapması da diyebilirim. Ama kendini savunmak için de bir nedeni başta yokken sonrasında bir namus meselesi var. Sonrasında aşkı için herşeyi yapabilecek duygu ve insanlar var. Aşkın, sevdanın önemi var. Doğu'nun töresi var, kuralı var, örf ve adetleri var. Başka ne bulacaksınız bu kitapta bir başkaldırı var. Zulme karşı bir dik duruş var. Devlete karşı bir isyan var. Bunu da iki farklı açıdan bakarsak; ilki bir at ve bir kız için köyler yıkan, yakan. Saygısız ve pervasızca davranan, askeri ve ordusu olan bir Paşanın zulmüne karşı durmak olarak görüyoruz. İkinci olarak ise biz birlik olursak, el ele verirsek bizim karşımızda kimse duramaz olarak görülen bir fikir de var. Yani propagandacı, ideolojik bir yaklaşım. Ama benim bu açıdan da fikrim yine birlikte beraber olalım ama devleti de yok saymayalım. Üstünde yaşadığımız ve yaşattığımız toprağı parçalamayalım. Ne diyor kitapta yazar :

" Biz hep böyle, her şeyde birlik olsak, kimse bize diş geçiremez. Bize dağlar, şahlar dayanamaz. Hiç kimse... Yeter ki böyle birlik olalım."

Zulme karşı da, haksızlığa karşı da, ırkçılığa karşı da, terörizme karşı da devlete, millete, insanlara ve hayvanlara karşı yapılanlara karşı da. Biz birlik içinde olursak havlayanlar birbirini ıssıracaktır diye düşünmekteyim. Kişisel menfaatlerle devlet yönetimine karşı bir dik duruş var bu romanda. Örf ve adetleri, geleneklere karşı gelen yönetilere karşı dik duruş var... Kendi .... korkusu uğruna asiliğinden vazgeçiş var. Çok büyük bir dayanışma ve insanlık var. Bu roman da yok yok aslında sadece bir güzel son yok. Şiirsel bir dil, mitlerle ve efsanelerle bezenmiş bir konu, harika betimlemeler, tarih, coğrafya, örf-adet ve aşk var.

Yaşar Kemal'den daha nice eserler okuyacağım inşallah vakit buldukça. Çok beğendiğim, diline hayran olduğum bir yazar. Kesinlikle size tavsiye ederim. Bu romandan kırdığım bir puan sadece son bölümdeki beni kaplayan hüzün. Keşke daha güzel bitseydi. Mükemmel bir efsane.... Edebiyat severler bu yazarı mutlaka okumalı, tatmalıdır diyerek bitiriyorum. İyi okumalar....

Hiç kimse öldürülmesin !

Ağrıdağı Efsanesi, Sayfa 53

Kitaptan 117 Alıntı

şule demir 
19 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

''...şu insanoğluna akıl ermez, diyordu. Bir incecik kavaldan koskoca, kükremiş bir dağ çıkarıyorlar, diyordu. Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölümüne, kalıma, her şeye akıl sır erdirecekler. Karanlığa ışığa, her şeye, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.''

Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 13)Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 13)
şule demir 
19 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

''Biz hep böyle, her şeyde birlik olsak, kimse bize diş geçiremez. Bize dağlar, şahlar dayanamaz. Hiç kimse... Yeter ki böyle birlik olalım.''

Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 112)Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 112)
Sümeyye TETİK 
04 Tem 12:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Her şey bitmişti...
Her şey, her şey bitmişti. Her şey. Bu korkunç acıyı ta yüreğinde duydu. Dayanamazdı. Şimdi ne yapacaktı? Nereye gidecek, kime sığınacaktı? İliklerine kadar sevdayla dolmuştu. Gerçekten Ahmedi sevmemiş miydi?

Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 141)Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 141)
Sümeyye TETİK 
28 Haz 19:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yıldızın bir yanı karardı, bir yanı ışık içinde.

Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 69)Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 69)
Sümeyye TETİK 
26 Haz 19:06 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Görenin kanını kaynatan, uzak, bilinmez bir dünyanın ateşine alıp götüren bir tadı vardı duruşunun, bakışının.

Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 37)Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 37)
Hera 
04 Haz 23:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

İşte Ağrı dağının efsanesi
"Ağrı, doruğuna varan hiçbir adamı bırakmaz, tutar taşa çevirir..."

Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 110 - YKY)Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 110 - YKY)
Hera 
03 Haz 01:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Onlar bey değil, Paşaya kul olmuşlar...

Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 19 - YKY, 17. Baskı)Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 19 - YKY, 17. Baskı)

Kitapla ilgili 4 Haber

Yerli Edebiyat Uyarlamalarından, Kitabın Namına Gölge Düşürmeyecek Kadar Başarılı 15 Film
Yerli Edebiyat Uyarlamalarından, Kitabın Namına Gölge Düşürmeyecek Kadar Başarılı 15 Film Sinemanın bir çok önemli yapıtının edebiyat uyarlamaları arasından çıkması pek şaşırtıcı olmasa gerek. Zaten kitleler tarafından beğenilmiş olan bir eseri uyarlamak, eğer film aşamasında bir “kazaya” uğramazsa, başarısı biraz daha garanti bir tercih. IMDB’nin top filmleri arsında da çok sayıda edebiyat uyarlaması olması tesadüf değil. Edebiyat uyarlamaları bizim sinemamız içinde de çok önemli yer tutuyor. Toplumsal gerçekçi bir bakış açısıyla işlenen bir çok filmimizin önemli romancılarımızın eserlerinden uyarlanmış olmasının yanında komediden tarihi yapımlara kadar bir çok filmimiz de başarısını öncüsü olan kitaplara borçlular.
Yaşar Kemal’siz 2. Yıl...!!!
Yaşar Kemal’siz 2. Yıl...!!! Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015’te vefat etmiş, 2 Mart 2015 günü 92 yaşında, büyük bir törenle sonsuzluğa uğurlanmıştı. Türkiye'nin Evrensel Yazarı Yaşar Kemal'i saygı ve sevgiyle anıyoruz...