Ağrıdağı Efsanesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
32997
Gösterim
Adı:
Ağrıdağı Efsanesi
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807411
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Ağrıdağı Efsanesi
Ağrı Dağı Efsanesi
Ağrıdağı Efsanesi
Ağrıdağı Efsanesi
Ağrıdağı Efsanesi
Ağrıdağı Efsanesi
Bir aşk destanı olan Ağrı Dağı Efsanesi geleneklerini Mahmut Han'a karşı savunan Ahmet ile Gülbahar arasındaki aşkı konu alır. Efsanelere ve halk söylencelerine yürekten bağlı Yaşar Kemal'in bu romanı, insan psikolojisinin derinliklerini de içerir. 

"Yaşar Kemal Anadolu'nun halk edebiyatıyla alışveriş içindeyken başladı yazmaya. Gerçek bir yazar olduğu için de dilin duyarlığından, şiirsel destanın tek kahramanıolan Türk halkının kültüründen esinlenmesini bildi." 
- Jeliha Hafsia, La Presse, (Tunus) 

"Yaşar Kemal'in romanı Tolstoy'un çapına ve Dickens'ın canlılığına sahiptir." 
- Manchester Guardian, (İngiltere) 

"Zengin, renkli ve zekice bir nitelikle bezenmiş bir üslup ve yazdığı her kelime sert, cilalanmış, ayrıksı ve bir buğday tanesi gibi potansiyel olarak üretken." 
- Irish Times, (İrlanda) 

''Kitabın güzelliği zengin şiirsel dilinde, efsane ve mit duygusunda yatıyor.'' 
-Sunday Telegraph,(İngiltere)
124 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
İlk defa böyle bir kitap okudum, şiir gibi. İlk defa Yaşar Kemal okudum, Anadolu gibi. İlk defa efsane okudum, Ağrı Dağı gibi. Kitabı da, Ağrı Dağını da, efsaneyi de sevdim, Yaşar Kemal'in anlatımı gibi. Som maviyi gördüm, kaval sesini dinledim, Ağrı Dağı'na gittim, zamanda yolculuk gibi... Güzel kitap tavsiye ederim.
124 syf.
·2 günde·10/10
Kulağımda ezgiler,
Gözümde puslu görüntüler,
Dimağımda hikayeler,
Yüreğimde titreyişlerle
bitti kitap.

Yaşar Kemaldir bu,bütün duyularınıza hitap
eder.

Ağrı Dağı karşımda tüm kişiliği ile yükselirken
kendimi zor tutuyorum.Tepesine tırmanabilsem,yaylarına çıkıp ak kuşu, renkli
küçük çiçekleri görebilsem.Bahar da yaklaşıyor,acaba hala çobanlar Küp Gölü
kıyısında kavallarını çalıyor mu ola?

İnsan çok sevdiği bir şeyi kelimelere dökerken
çok zorlanır.Anlatmaya da zorlanıyorum.
Anlatınca büyüsü de azalacak gibi.

Kitabı daha önce de okudum.Ama şimdi
başka.Ağrı Dağı'nı biliyorum,Doğubeyazıtı,
Iğdır Ovası'nı biliyorum.Paşa'nın oturduğunu
tahmin ettiğim bir benzeri olabileceğine
inanmadığım İshak Paşa Sarayını,yamaçta
bir kartal yuvası gibi durmuş Ahmed-i Hani
Türbesi'ni biliyorum.

Mekan bu kitapta çok önemli bir unsur, ben
bu mekanda bu kitabı okuyabildiğim için çok
şanslı hissediyorum kendimi.

Ben de buraya gelmeden önce çoğu insan gibi
Ağrı Dağı'nı Ağrı ilinde sanıyordum.Oysa dağın
bir yüzünde Iğdır bir yüzünde de Doğubeyazıt
var.Iğdır'ın her yerinden Dağı görmek mümkündür.Dağ adeta bir insandır, nefes alıp
verir,mutlu olur,kızar,üzülür.Başından duman,
tepesinden kar eksik olmaz.Yakınına geldiğin
zaman tümünu göremezsin heybetinden için
daralır.Uzağinda olduğun zaman ise hep
bakasın gelir.Sanki bir şey değişecek,dağ
hareket edecek gibi gelir.

Yaşar Kemal 50lerin başlarında,gazetecilik
yaptığı yıllarda,röpartaj için Doğubeyazıt'a
gelmiş ve bir ekiple beraber Ağrı Dağı 'na
çıkmış.Nuhun Gemisi nde bunu çok büyüleyici
olarak anlatır.AğrıDağı Efsane'sinin basım yılı
ise 1970 görünüyor.Demek ki Yaşar Kemal,
kafasında bu büyü ile on beş yirmi sene gezdi.

Bu küçük eserde bir aşk hikayesinin etrafında
söylenmek isteyen o kadar çok şey; o kadar
çok "light motif" var ki...Okuyunlar bunu
kendileri keşfedecektir.

Beni etkileyen hikayelerden ziyade duygular
oldu.Özellikle KORKU...

Korkunun neredeyse rengi var burda. Elleri var ve sizi de boğacak gibi.Yusuf'u çıldırtan baba ve ölüm korkusu, Paşa'nın güçlü duruşunun ardındanki kalabalık korkusu, Gülbaharın Ahmeti yitirme korkusu...İnsanların
gelenekleri kaybetme ve ayıplanma korkusu...
Romanın çatısı buydu,korku.

SONRA AŞK:

Bence asıl anlatılan aşk, Ahmet'in değil
Memo'nunkiyidi.Ahmet de Memo'nun canından hiç düşünmeden vazgeçisinden
ezilmedi mi?

Gülbahar Ahmet'in canı için Memo'ya ne
verdiğini niçin sakladı.Kadınca bir önsezi ile
biliyordu,Ahmet bunun altında ezilecek.

Gülbahar her şeyi yapmaya neden hazırdı,
ya Ahmete sadakati?

Ben yapamadım ama imkanı olan tek oturuşta
okumalı bu kitabı.Kendini seslere,kokulara,
duygulara,düşlere bırakmalı.
  • İnce Memed 2
    9.3/10 (2.640 Oy)2.818 beğeni8.403 okunma2.682 alıntı26.071 gösterim
  • Hasretinden Prangalar Eskittim
    9.2/10 (3.475 Oy)4.366 beğeni14.054 okunma5.135 alıntı74.176 gösterim
  • Ana
    8.6/10 (2.948 Oy)3.177 beğeni11.884 okunma9.464 alıntı62.455 gösterim
  • Leylim Leylim
    9.1/10 (1.803 Oy)2.151 beğeni6.221 okunma6.544 alıntı61.285 gösterim
  • İnce Memed 1
    9.4/10 (5.651 Oy)6.051 beğeni17.358 okunma3.618 alıntı90.638 gösterim
  • Gazap Üzümleri
    9.0/10 (3.256 Oy)3.705 beğeni10.381 okunma7.157 alıntı101.609 gösterim
  • Yaşlı Adam ve Deniz
    8.1/10 (2.777 Oy)2.358 beğeni10.111 okunma1.792 alıntı47.229 gösterim
  • Kör Baykuş
    8.2/10 (2.949 Oy)2.635 beğeni9.504 okunma6.081 alıntı62.526 gösterim
  • Doğu'nun Limanları
    8.5/10 (3.179 Oy)3.054 beğeni11.533 okunma3.050 alıntı42.034 gösterim
  • İnci
    8.3/10 (3.103 Oy)2.660 beğeni10.358 okunma1.777 alıntı41.685 gösterim
124 syf.
·10/10
Bir kuş olur ucarsınız Küp gölünün üzerinde döne döne...

Ahmet gelir öteden beri, çıkarır kavalını çalar en güzel haliyle Ağrı Dağı öfkesini. Gülbahar'ı görürsünüz. O en güzel kız, o en güzel kır ata binip geliyordur yarine doğru. Memo açmıştır zindan kapılarını canı pahasına, bir saç teli uğruna. Ahmet'in yüreği kora dönmüştür yaktığı Ağrı dağı gibi...

Sonu hüzünlü biten bir destan, bir masalsı aşk. Yine kelimeleriyle resim çizen adam Yaşar Kemal'den şiir tadında bir efsane.
124 syf.
·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal
Buram buram edebiyat akıyor kalemimden kelimeler çoğu zaman yetersiz kalıyor Yaşar Kemal için...
Masalsı bir aşk hikayesi ...
Ağrı Dağı eteklerinde yaşayan Ahmet’in kapısına gelen bir atı sahiplenmesi, atın sahibi Mahmut Han’ın kızında âşık olması ve akabinde yaşanan olaylara dayanır. Mahmut Han'ın kızı Gülbahar ile Ahmet arasında yaşanan aşk ve âşıkların kavuşma mücadelesi ele alıyor.
Mutlu sonla birdeymiş keşke efsane...

Kesinlikle okunmalı.
124 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Ülkemizin dört bir yanı efsanelerle dolu. Nereye gidersek gidelim önümüze pıt diye biri çıkıp şunun hikayesini anlatmamı ister misiniz deyiverir. Birisi bize bir adamın kayaya dönüşünü, kuş olup nasıl uçtuğunu, yerin yarılıp koca koca köyleri nasıl yuttuğunu anlattığında ayrı bir anlam yüklüyoruz, kıymet veriyoruz oralara. Çünkü öyküsü olan şeyleri seviyoruz.

Anadolu böylesi söylenceleri bağrında taşırken elbet biri o bağırdan kopup gelecekti. Öyle de oldu. Yaşar Kemal doğdu. Anadolu'yu karış karış bilen adam.

Derdi var onun, bir amacı. Derdini de öyle bir anlatır ki gitmesek de görmesek de o dert bizim derdimiz olur. Çünkü yazmak için yazmaz zaten öyleleri de ondan nasibini almıştır. Yaşar Kemal halk adamıdır. Yüksek kesim için yazılmış övgüler bekleyemezsin. Yalnızca gözlem de yapmaz. Yaşantıya dahil olur. Yaşar da yazar.

İlk sayfaya adımımızı atar atmaz bir at karşılar bizi. Kır at. Bir saray atı. Gelip Ahmet'in kapısına konmuştur. At önemlidir. Bunu Dede Korkut'tan bu yana biliriz. Çok öykünün/romanın konusu olmuştur. At güçtür, murattır. Başı bağlı bir özgür ruhtur. Bilmediği bir kapıya neden gelmiştir. Neden durur, neden gitmez?

Bu at hikayeyi şekillendirir. Allah'ın hakkı üçtür. At üç kez bırakılır ve üç kez geri gelir. At kaderdir. Dönüşü olmaz. Atın sahibi artık Ahmet'tir.

Ahmet, Gülbahar, aşkın şahidi Ağrı Dağı, aşkın habercisi bir kır at ve ördü kader ağlarını...

İmkansızı dilemek. Kadere karşı koyabilir mi insan? Karşılaşmaları kader, kavuşamayacaklarını bilmeleri kader, atın Ahmet'i bulması kader. Yeni bir umut kader, derken karanlıklar yine kader. İmkan imkansızlık hep kader.

Adı üstünde efsane bu, aşksız olur mu? Aşkı da seviyoruz ya zaten. Dört yanımız sevenler, sevip de kavuşamayanlar, kavuşup da yaşayamayanlarla dolu. Hikaye bir aşk hikayesiyse değme gitsin. Dünyayı aşk kurtaracak azizim!!

Gayesi aşk mı peki yazarın? İki kişi bulup sevdireyim şunları, sonuna da beklenmeyen bir gelişme, bitti gitti mi?

Yaşar Kemal bu. Aşkın altına işlemiş derdini. Bu aşk bir başkaldırı, töreye, imkansıza, olmazlara başkaldırı. Gücü elinde tutana, işine gelince töre bozana, işine gelince kural bu deyip baş vurana bir başkaldırı. Haksızlığa, ötekileştirmeye başkaldırı.

Töreyi bozmak istiyor o. Değişsin dünyanın çarkı, olmaz ne varsa olsun bitsin. Bir gün olacak, umut var o. Değişecek her şey. O zamana kadar bir dağ titremiş, bir kuşun kanadı som maviye düşmüş ne çıkar. Düzelecekse yıkılsın dağlar, yem olalım kurda kuşa ama illaki bozulsun insana insanca değer vermeyen kulun kula kul olduğu bu düzensiz düzen.

Amaç yeşil bir dal, beyaz bir kanat, mavi bir gökyüzü. Elbet dünyayı aşk kurtaracak!!

Bunu okuyup Ağrı'ya çıkmak var, Küp gölünde som maviyi görmek, Ağrı'nın başı dumanlı heybetiyle titremek var...
Dedirtir :)

Keyifle okuyun :)

( Bir yıl önce gördüm başı dumanlı Ağrı dağını. Dağ heyetini gizlemeye çalışırken bir camii etrafına toplanmış üç beş haneden oluşan bir köy de ilk gördüklerimden. Köyü sevdim (ismini hatırlayamasam da). Kitabı okurken de bu köy canlandı gözümde. https://www.instagram.com/p/BjJ-NXEgb60/ :) )
124 syf.
·9/10
Merhabalar Türk Edebiyatının betimleme ustası olan Yaşar Kemal’in AğrıDağı Efsanesi kitabı İnce Memed serisinde ve diğer kitaplarından alışkın olduğum dil ve üslupla karşılaştım.Kitabın hikayesi gerçeklik algısı vererek okuyucularını kendine bağlıyor.Bir aşk hikayesinin destansı anlatımının olduğu kitapta biraz masal tadında olan muhteşem bir destan ortaya çıkmıştır.Konu olarak Ahmet ve Gülbahar’ın aşkı anlatılmaktadır.Gülbaharın babası Mahmut Han Ahmet’e kızını vermez bu durum iki aşığın sevgisinin artmasına ve destanlaşmasını sağlar.Tüm çabalara ve ısrarlara rağmen Mahmut Han kızını vermez.Zaman içinde iki aşığın aşkından emin olan Mahmut Han pes edip kızını vereceğini söyler ancak bir şart koşar.Ahmet’in Ağrı Dağının tepesine çıkarak ona işaret verirse verebileceğini söyler.Mahmut’un aşkı İçin gözü hiçbir şeyi görmediğinden şartı kabul ederek dağın zirvesine çıkar ve iki aşığın aşkı burada destanlaşır.Anadolumuzu en güzel yazan ve anlatan yazarımız Yaşar Kemal’in kitaplarının okunup anlaşılması gerekiyor.Anadolumuzu daha iyi anlamak isteyenlere tavsiye ederim
Keyifli Okumalar Dilerim
124 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ağrıdağı Efsanesi, bitirmiş olduğum ilk Yaşar Kemal kitabı oldu. Yaşar Kemal öyle bir yazar ki, biraz kitaplara ilginiz varsa, okumasanız bile orada bir Yaşar Kemal olduğunu bilirsiniz. Sadece ismen değil, derdinin ne olduğunu da bilirsiniz. Zenginliğe, ağalığa ve zulme karşı mazlumların yanında bir Anadolu insanı gözüyle olaylara baktığından haberiniz vardır. Yalnız ezilenlerin haklılığından bahsedip, dertlenip oturmanızı istemez, aynı zamanda zayıf görünseler bile onların kazandığını göstererek umut aşılar size. Demirci Hüso gibi Paşa’nın kapısına çıkıp zulmünü haykırmak için cesaret verir okurlarına.

Bunları bilirsin de niye okumadın şimdiye kadar diyecek olursanız anlatayım efendim. Elbette listeme almış ve zamanında başlamıştım. Ne yazık ki Demirciler Çarşısı Cinayeti ni seçmişim. Kitap o kadar harika başlamıştı ki, su gibi akıp gidiyordu. "O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler," demesine bayılmıştım özellikle. Kitabın adında cinayet olunca aksiyona hazırlıklıydım tabi. Ama iş bir insanın derisini canlı canlı yüzmeye varınca kitabı yarım bırakmıştım. Ve Yaşar Kemal kariyerime ara vermiş oldum :)

Aradan biraz zaman geçince bu kez Ağrıdağı Efsanesi ile kaldığım yerden devam etmek istedim. Ne çare ki burada da bir deri yüzme hadisesi vardı. Anladım ki bundan kaçış yok, çaresiz okuyacağız. Demek tarihimizde böyle gerçekler var ve Yaşar Kemal beni okumak istiyorsanız, buna katlanacaksınız diyor. Bazı yazarların bu tip zorlamaları kasten yaptıklarını da okumuştum bir yerde. Sabrı olan okurlar devam etsin diye. Okudum efendim…

Yaşar Kemal’in o etkili ve duru anlatımı bir efsaneyle birleşince ortaya harika bir eser çıkmış. Eski halk türküleri, anlatı geleneği ve efsaneler gibi hikâye sizi kendine bağlıyor. Bir çırpıda okuyup bitirmek istiyorsunuz. Bir de Abidin Dino resimleriyle bir araya gelince tadına doyulmaz bir eser olduğunu gördüm. Hikâyenin önemli noktalarında bu resimlerin altına, “Memonun zindanın kapısında durduğudur” tarzında yer alan ifadeler de kullanılınca, ortaya çıkan efsanenin ruhuna uygun yapısını çok beğendim. Yaşar Kemal eserlerindeki ağalık zulmü ve mazlumların mücadelesi esas olmakla birlikte Ağrı Dağı’nın büyüleyiciliği, kaval, çoban, kır at ve efsane bir araya gelince tadına doyum olmaz bir eser okuduğunuzu görebiliyorsunuz.

Tanpınar’ın musiki eşliğinde hikâyeyi taşıması, Balzac’ın hikâye içinde sizi çiçek bahçelerinde gezdirmesi gibi, kaval sesi eşliğinde hikâyenin peşine takılıyorsunuz. Musikinin çarpan etkisi olduğuna inandığım için, güzellikleri taçlandırdığını, dertleri derinleştirdiğini düşünüyorum. Burada da hem kır atı, hem de Gülbaharı Ahmet’e getiren bu kaval sesi romana melodik bir hava katmıştı.

Semboller anlamında ise; zindan kavramı ve zindana açılan delik üzerinde özellikle durulduğunu görüyoruz. Ağrı dağı efsanesi ve ulaşılmazlığı konusu, sahipsiz kır at, kanadını suya daldıran kuş sembolü, demirci dükkânı ve körük sembolleri dikkat çekiciydi. Geleneklere bağlılık ve zulmün sonsuz olmadığı temaları iyi işlenmişti.

Eser Ağrı dağı, Küp gölü, gölün mavisi, çobanlar, kaval ve kanadını suya daldıran bir kuş sembolüyle başlar. Benzer şekilde bu anlatıma kitabın ortasında bir kez ve kitabın sonunda iki kez daha yer verir. Hikâye bütün sürükleyiciliğiyle devam ederken efsaneden ve Ağrı dağından uzaklaşmanızı istemez. Kasabada olaylar devam ederken kafanızın hep dağ tarafında olmanızı bekler. Finale kadar kahramanlarımızı buraya taşır ve yine göl kenarında son bularak efsaneye karıştıklarını zihinlerinize kazımış olur.

Geriye dönüp baktığımda hikâyeyi bütün olarak etkileyici ve anlatım yönüyle sürükleyici bulduğumu söyleyebilirim. Bunun dışında Gülbahar’a olan aşkı yönüyle hem Ahmet’in hem de Memo’nun hali bu topraklardaki aşk kavramını yansıtması açısından son derece başarılıydı. Bir aşkı efsane haline getiren en önemli kavramın kavuşamamak olduğunu düşünürsek (Leyla ile Mecnun – Ferhat ile Şirin gibi), burada fiziksel olarak kavuştuktan sonra ruhen ayrılık teması işlenmişti. Savaşlar, kaçış, zindan, idam, dönülmez yollar, Ağrı dağı zirvesi göze alınıp sevgiliye kavuşan Ahmet, bir tutam saç telini simge olarak aşkına ihanet kabul eder. Buna rağmen yine de ölümü göze aldıktan sonra sevgiliyle arasına kılıcı koyar. Daha sonra da Küp gölünde kaybolarak yeni bir halk efsanesi bırakır ardında. Göün kenarına gelen çobanların gün kavuşurken bir ak kuş gördüklerini söyler. Kır atın Ahmet'e gelmesi, Ahmet'in kuş olup göle dönmesi gibi...

Bunlardan başka Yaşar Kemal’e ve bazı yazarlara verilmiş olan kelime uydurma ve bilinmeyen ifadeler kullanma hakkı sonuna kadar kullanılmıştı. Bunların arasında özellikle “yalbırdayarak, çırnak, bıçılganlı, ansıyor ve ipilti” yi beğendim… Ayrıca Yusuf’un babasından korkusunun anlatıldığı bölüm gerçeküstü hikâye tadında başlı başına roman olabilecek kadar etkili anlatılmıştı.

Memnun olmadığım kısımlardan biri Paşa’nın zulmünün Osmanlı’dan bilinmesi ve Osmanlı’yı zulüm kaynağı olarak değerlendirmesiydi. Diğer deri yüzme meselesini biliyorsunuz zaten:)

Son olarak söylemek istediğim; kötü kitaplardan sonra ağızda kalan buruk tadı tanıyan okurlar için tavsiye niteliğinde olacak. Bunun iyi kitaptan başka çaresi yoktur. Ağrı dağı Efsanesi de bu iyi kitaplardan biridir efendim. Bu sefer yarım bırakmadım, kendiliğinden bitti. Oradan biliyorum. Kötü bir kitaba denk gelirseniz ilaç niyetine kullanabilirsiniz.

İyi okumalar diliyorum :)
124 syf.
·Beğendi·10/10
Ne Güzel bir eser... İnsan okudukça buram buram Anadolu kokan, buram buram doğu kültürü kokan bir şiir gibi bir anlatımla kendisini o güzel, o zengin kültürün içinde buluyor. İnsan bu bitmek tükenmek bilmeyen, en başından en sonuna kadar şiir gibi bu mükemmel eseri okudukça okuyor. Yazar öylesine sade akıcı vede sürükleyici bir anlatımla Anadolu'yu öylesine güzel, öylesine ilgi çekici kılmış ki eseri eser ilk sayfadan son sayfaya kadar elden düşmek nedir bilmiyor. Yaşar Kemal'in okuduğum ilk eseriydi ama ilk eserinde bile yazarlığına hayran kalmamak elde değil. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim tek kelimeyle mükemmel bir kitap.
Herkese iyi okumalar...
124 syf.
Okuduğum en iyi kitaplardan biri diyebilirim.
İnançlara olan bağlılığı ve gerçek bir aşk için verilen mücadeleyi anlatır.
Çok sürükleyici ve merak uyandıran bir kitap diyebilirim, okumanizi tavsiye ederim.
Şunu da eklemek istiyorum böyle zorlukla başlayan bir aşkın istediğiniz gibi olmaması insanda keder duygularını canlandırıyor...
124 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Yaşar Kemal'in hangi kitabını alsam elime içimde bir mutluluk bir coşku oluyor nedense. Nitekim Ağrıdağı Efsanesi'nde de böyle oldu. Bu kitabı lisede edebiyat hocam okutturmuştu da sanırım okumamıştım ben. O zaman okusaydım bu kadar sevebilir miydim bilmiyorum. Çünkü bir kitabı kendi iradenle okumayınca sevmek güçleşiyor.
Kitap esrarengiz bir atın Ahmet'in evine gelmesiyle başlıyor. Ve bu at yüzünden Ahmet'in başına neler gelmiyor neler... Bu Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin gibi bir hikaye... Anadolunun bağrından, Ağrının geleneklerinden kopmuş bir hikaye.
Yaşar Kemalin okuduğum ilk kitabı Bu Diyar Baştanbaşa Nuhun Gemisi idi. Onda da Ağrı dağının efsanesinden bahsedip Nuhun Gemisini anlattığı kısımlar vardı, Küp gölünden, yaylalardan bahsediyordu. O gerçek hayattı ama bu bir efsane. Yani anlayacağınız Yaşar Kemal gittiği gezdiği özümsediği mekanı, kişileri yine kendine has üslubuyla bize aktarmış. Ne de güzel yapmış! :)
124 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Benim için büyük utançtı bu zamana kadar Yaşar Kemal okumamış olmak ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Bu kitapla tanıştık ve ben aşık oldum, vuruldum ! Böyle bir dil böyle bir anlatım yaratılış meselesidir bence bu insan bu dünyaya yazar olmak için gelmiştir çünkü bu eğitimle, kendini geliştirmekle olacak türden bir yazarlık değil. Kitapla ilgili yorum yapmayacağım çünkü anlatılan hikayeden ziyade anlatan ve anlatılışı beni etkiledi. Akıp gitti kitap içimden bir şeyler koptu gitti sanki.. Öyle bir dil ki ruhuma dokundu, içime işledi... Hayatımda ilk kez bir yazarın dilinden bu kadar etkilendim. Lütfen Yaşar Kemal okuyun.
Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma, her şeye akıl sır erdirecekler. Karanlığa ışığa, her şeye, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.
Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma, her şeye akıl sır erdirecekler. Karanlığa ışığa, her şeye, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.
Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler , kartalın uçuşunu, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşunu, batışını, ölümü, kalımı, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrını ulaşamayacaklar.
Biz hep böyle, her şeyde birlik olsak, kimse bize diş geçiremez. Bize dağlar, şahlar dayanamaz. Hiç kimse... Yeter ki böyle birlik olalım.
Yaşar Kemal
Sayfa 112 - YAPI KREDİ YAYINLARI

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ağrıdağı Efsanesi
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807411
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Ağrıdağı Efsanesi
Ağrı Dağı Efsanesi
Ağrıdağı Efsanesi
Ağrıdağı Efsanesi
Ağrıdağı Efsanesi
Ağrıdağı Efsanesi
Bir aşk destanı olan Ağrı Dağı Efsanesi geleneklerini Mahmut Han'a karşı savunan Ahmet ile Gülbahar arasındaki aşkı konu alır. Efsanelere ve halk söylencelerine yürekten bağlı Yaşar Kemal'in bu romanı, insan psikolojisinin derinliklerini de içerir. 

"Yaşar Kemal Anadolu'nun halk edebiyatıyla alışveriş içindeyken başladı yazmaya. Gerçek bir yazar olduğu için de dilin duyarlığından, şiirsel destanın tek kahramanıolan Türk halkının kültüründen esinlenmesini bildi." 
- Jeliha Hafsia, La Presse, (Tunus) 

"Yaşar Kemal'in romanı Tolstoy'un çapına ve Dickens'ın canlılığına sahiptir." 
- Manchester Guardian, (İngiltere) 

"Zengin, renkli ve zekice bir nitelikle bezenmiş bir üslup ve yazdığı her kelime sert, cilalanmış, ayrıksı ve bir buğday tanesi gibi potansiyel olarak üretken." 
- Irish Times, (İrlanda) 

''Kitabın güzelliği zengin şiirsel dilinde, efsane ve mit duygusunda yatıyor.'' 
-Sunday Telegraph,(İngiltere)

Kitabı okuyanlar 8.191 okur

  • Meltem Bal
  • Onur İnan
  • ceren yavuz
  • Mona Deka
  • Schweinsteiger
  • Semra Y.
  • Fatma Yılmaz
  • Recep
  • 1satir1nefes
  • Helin polat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.7
14-17 Yaş
%7.9
18-24 Yaş
%19
25-34 Yaş
%32.5
35-44 Yaş
%22.4
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%2.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.9
Erkek
%40.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.9 (933)
9
%20.5 (505)
8
%19 (469)
7
%9.4 (232)
6
%3.5 (86)
5
%1.3 (33)
4
%0.2 (6)
3
%0.2 (4)
2
%0.1 (2)
1
%0.3 (7)

Kitabın sıralamaları