Ağrıdağı Efsanesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
56,1bin
Gösterim
Adı:
Ağrıdağı Efsanesi
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807411
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir aşk destanı olan Ağrı Dağı Efsanesi geleneklerini Mahmut Han'a karşı savunan Ahmet ile Gülbahar arasındaki aşkı konu alır. Efsanelere ve halk söylencelerine yürekten bağlı Yaşar Kemal'in bu romanı, insan psikolojisinin derinliklerini de içerir. 

"Yaşar Kemal Anadolu'nun halk edebiyatıyla alışveriş içindeyken başladı yazmaya. Gerçek bir yazar olduğu için de dilin duyarlığından, şiirsel destanın tek kahramanıolan Türk halkının kültüründen esinlenmesini bildi." 
- Jeliha Hafsia, La Presse, (Tunus) 

"Yaşar Kemal'in romanı Tolstoy'un çapına ve Dickens'ın canlılığına sahiptir." 
- Manchester Guardian, (İngiltere) 

"Zengin, renkli ve zekice bir nitelikle bezenmiş bir üslup ve yazdığı her kelime sert, cilalanmış, ayrıksı ve bir buğday tanesi gibi potansiyel olarak üretken." 
- Irish Times, (İrlanda) 

''Kitabın güzelliği zengin şiirsel dilinde, efsane ve mit duygusunda yatıyor.'' 
-Sunday Telegraph,(İngiltere)
124 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Türk edebiyatının yine geç kaldığım eserlerinden birini daha okudum. Okudukça azalır, diye düşünmeme rağmen her yeni eserde "Bunca zaman nasıl okumamışım!" diyorum. Şu "kendi değerlerimizi tanıma" işini biraz daha önemseyip okullarımızda bu hassasiyetle hareket etsek iyi olacak!

Yaşar Kemal, Türk edebiyatında okumuş olduğum diğer eserlere bakınca efsanelerimize en hakim bulduğum yazarımız. Ayrıca büyülü gerçekçilik akımının da başarılı bir uygulayıcısı. Onun eserlerinde toprak sinirleniyor, dağlar öfkeleniyor, saz dile geliyor, atlar yaren oluyor, geyikler tuzak kuruyor, yılanlar dehşet saçıyor, filler tahta oturuyor, karıncalar devleşiyor... Ve henüz okumadığım kim bilir neler neler...

Ağrı Dağı efsanesinde olaylar bir atın, başkahramanımız Ahmet'in evinin önünde görülmesiyle başlıyor. İlk cümlelerden itibaren sizi kendine çeken eserde, merak unsuru son cümlelere kadar devam ediyor. Yöresel sözcüklerin kullanımı, bazı inanış ve geleneklere yer verilmesi kitabın anlamını, değerini daha da yüceltiyor.
Mekana ayrıca değinmesek olmaz. Eser Ağrı, [Doğu]Beyazıt, Mahmut Paşa'nın yaşadığı saray (İshakpaşa Sarayı) ve Van Hoşap Kalesi'nde geçmekte ama buralar sanki bu dünyadan değilmiş gibi mistik, fantastik mekanlar. Gerçi bundan tam olarak 2 yıl önce bugün o topraklarda, o sarayın içindeydim, geçmiş zamana gitmek insanı büyülüyor. Belki de o yaşanılmışlık, kitabın bendeki etkisini yoğunlaştırdı.

Sofi'yi, Demirci Hüso'yu, Memo'yu, Kervan Şeyhi'ni, Hoşap Beyi'ni ve nice Kürt Beyleri'ni, Ağrı Dağı'nda yaşayan halkı çok sevdim. Onlardaki hırs, doğru bildiklerinden vazgeçmeme azmi, zulme karşı koyma çabası, aşık olanları koruyup kollama hisleri, kısacası yiğitçe duruşları çok anlamlıydı. Ancak hepsinden öte "birlik olursak zulmü de yeneriz, zalimi de" inancı kitabın değerini kat be kat artırıp eseri basit bir aşk hikayesi olmaktan çıkardı. Gülbahar'ın mücadelesi, kendinden vazgeçecek dereceye varan fedakarlığı okunmaya değerdi. Ahmet'le vurgulanan masum aşk ise bir Özlem Tekin şarkısını anımsattı: "Aşk her şeyi affeder mi?"

Okumamış, Yaşar Kemal ile henüz tanışmamış olanlar için mutlaka tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar!
124 syf.
·2 günde·10/10 puan
Kulağımda ezgiler,
Gözümde puslu görüntüler,
Dimağımda hikayeler,
Yüreğimde titreyişlerle
bitti kitap.

Yaşar Kemaldir bu,bütün duyularınıza hitap
eder.

Ağrı Dağı karşımda tüm kişiliğiyle yükselirken kendimi zor tutuyorum.Tepesine tırmanabilsem, yaylarına çıkıp ak kuşu, renkli küçük çiçekleri görebilsem. Bahar da yaklaşıyor, acaba hala çobanlar Küp Gölü kıyısında kavallarını çalıyor mu ola?

İnsan çok sevdiği bir şeyi kelimelere dökerken
zorlanır. Anlatmaya da zorlanıyorum. Anlatınca büyüsü de azalacak gibi.

Kitabı daha önce de okudum. Ama şimdi başka. Ağrı Dağı'nı biliyorum, Doğubeyazıt'ı, Iğdır Ovası'nı biliyorum.Paşa'nın oturduğunu tahmin ettiğim ve bir benzeri olabileceğine inanmadığım İshak Paşa Sarayını, yamaçta bir kartal yuvası gibi durmuş Ahmed-i Hani Türbesi'ni biliyorum.

Mekan bu kitapta çok önemli bir unsur, ben
bu mekanda bu kitabı okuyabildiğim için çok
şanslı hissediyorum kendimi.

Ben de buraya gelmeden önce çoğu insan gibi
Ağrı Dağı'nı Ağrı ilinde sanıyordum. Oysa dağın
bir yüzünde Iğdır bir yüzünde de Doğubeyazıt
var. Iğdır'ın her yerinden Dağ'ı görmek mümkündür. Dağ adeta bir insandır, nefes alıp
verir, mutlu olur, kızar, üzülür. Başından duman,
tepesinden kar eksik olmaz.Yakınına geldiğin
zaman tümünu göremezsin heybetinden için
daralır. Uzağinda olduğun zaman ise hep
bakasın gelir. Sanki bir şey değişecek, dağ
hareket edecek gibi gelir.

Yaşar Kemal 50lerin başlarında gazetecilik
yaptığı yıllarda, röpartaj için Doğubeyazıt'a
gelmiş ve bir ekiple beraber Ağrı Dağı 'na
çıkmış. Nuhun Gemisi nde bunu çok büyüleyici
olarak anlatır. AğrıDağı Efsane'sinin basım yılı
ise 1970 görünüyor. Demek ki Yaşar Kemal,
kafasında bu büyü ile on beş yirmi sene gezmiş.

Bu küçük eserde bir aşk hikayesinin etrafında
söylenmek isteyen o kadar çok şey var ki... Okuyanlar bunu
kendileri keşfedecektir.

Beni etkileyen hikayelerden ziyade duygular
oldu. Özellikle KORKU...

Korkunun neredeyse rengi var burda. Elleri var ve sizi de boğacak gibi. Yusuf'u çıldırtan baba ve ölüm korkusu, Paşa'nın güçlü duruşunun ardındanki kalabalık korkusu, Gülbaharın Ahmeti yitirme korkusu... İnsanların gelenekleri kaybetme ve ayıplanma korkusu...
Romanın çatısı buydu, korku.

SONRA AŞK:

Bence asıl anlatılan aşk, Ahmet'in değil
Memo'nunkiyidi. Ahmet de Memo'nun canından hiç düşünmeden vazgeçisinden ezilmedi mi?

Gülbahar Ahmet'in canı için Memo'ya ne
verdiğini niçin sakladı. Kadınca bir önsezi ile
biliyordu, Ahmet bunun altında ezilecek.

Gülbahar her şeyi yapmaya neden hazırdı,
ya Ahmete sadakati?

Ben yapamadım ama imkanı olan tek oturuşta
okumalı bu kitabı. Kendini seslere, kokulara,
duygulara, düşlere bırakmalı.
  • İnce Memed 2
    9.3/10 (4.596 Oy)4.698 beğeni14,9bin okunma17bin alıntı46,5bin gösterim
  • Hasretinden Prangalar Eskittim
    9.1/10 (5,5bin Oy)6,8bin beğeni23bin okunma52,7bin alıntı125,8bin gösterim
  • Ana
    8.6/10 (4.398 Oy)4.634 beğeni17,7bin okunma29,3bin alıntı97,1bin gösterim
  • Leylim Leylim
    9.0/10 (2.797 Oy)3.270 beğeni10,3bin okunma55,7bin alıntı84,5bin gösterim
  • İnce Memed 1
    9.4/10 (9,8bin Oy)10,1bin beğeni30,2bin okunma26,9bin alıntı161,6bin gösterim
  • Gazap Üzümleri
    9.1/10 (5,7bin Oy)6,2bin beğeni17,9bin okunma33,6bin alıntı170,6bin gösterim
  • Yaşlı Adam ve Deniz
    8.1/10 (4.747 Oy)3.966 beğeni17,2bin okunma9,1bin alıntı80,7bin gösterim
  • Kör Baykuş
    8.0/10 (4.406 Oy)3.822 beğeni14,7bin okunma30,6bin alıntı92,8bin gösterim
  • Doğu'nun Limanları
    8.4/10 (5,2bin Oy)4.903 beğeni18,7bin okunma19,8bin alıntı69,8bin gösterim
  • İnci
    8.3/10 (5,5bin Oy)4.588 beğeni18,3bin okunma10,4bin alıntı73,3bin gösterim
124 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
İlk defa böyle bir kitap okudum, şiir gibi. İlk defa Yaşar Kemal okudum, Anadolu gibi. İlk defa efsane okudum, Ağrı Dağı gibi. Kitabı da, Ağrı Dağını da, efsaneyi de sevdim, Yaşar Kemal'in anlatımı gibi. Som maviyi gördüm, kaval sesini dinledim, Ağrı Dağı'na gittim, zamanda yolculuk gibi... Güzel kitap tavsiye ederim.
124 syf.
·3 günde
Çok güzeldi. Zaten Yaşar Kemal'in anlatımını her zaman çok sevdim. Hikayenin sonunun böyle bitmesi ise şaşırttı, ne bileyim bir mutluluk, kavuşma, mutlu son bekliyor insan :)
Ama Gülbahar'a haksızlık yapmadı mı Ahmet? Ahmet'in hayatını kurtarmak için her şeyi yaptı kızcağız..
Okuyun, okutun
124 syf.
·9/10 puan
Merhabalar Türk Edebiyatının betimleme ustası olan Yaşar Kemal’in AğrıDağı Efsanesi kitabı İnce Memed serisinde ve diğer kitaplarından alışkın olduğum dil ve üslupla karşılaştım.Kitabın hikayesi gerçeklik algısı vererek okuyucularını kendine bağlıyor.Bir aşk hikayesinin destansı anlatımının olduğu kitapta biraz masal tadında olan muhteşem bir destan ortaya çıkmıştır.Konu olarak Ahmet ve Gülbahar’ın aşkı anlatılmaktadır.Gülbaharın babası Mahmut Han Ahmet’e kızını vermez bu durum iki aşığın sevgisinin artmasına ve destanlaşmasını sağlar.Tüm çabalara ve ısrarlara rağmen Mahmut Han kızını vermez.Zaman içinde iki aşığın aşkından emin olan Mahmut Han pes edip kızını vereceğini söyler ancak bir şart koşar.Ahmet’in Ağrı Dağının tepesine çıkarak ona işaret verirse verebileceğini söyler.Mahmut’un aşkı İçin gözü hiçbir şeyi görmediğinden şartı kabul ederek dağın zirvesine çıkar ve iki aşığın aşkı burada destanlaşır.Anadolumuzu en güzel yazan ve anlatan yazarımız Yaşar Kemal’in kitaplarının okunup anlaşılması gerekiyor.Anadolumuzu daha iyi anlamak isteyenlere tavsiye ederim
Keyifli Okumalar Dilerim
124 syf.
·185 günde·5/10 puan
Efsaneleri, masalları severek okurum. Genelde bir sonuca bağlanır, mutluluk verir. Bu kitap beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Yine de bir efsane okumak istersek okunabilir. Malesef 5/10
124 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ağrıdağı Efsanesi, bitirmiş olduğum ilk Yaşar Kemal kitabı oldu. Yaşar Kemal öyle bir yazar ki, biraz kitaplara ilginiz varsa, okumasanız bile orada bir Yaşar Kemal olduğunu bilirsiniz. Sadece ismen değil, derdinin ne olduğunu da bilirsiniz. Zenginliğe, ağalığa ve zulme karşı mazlumların yanında bir Anadolu insanı gözüyle olaylara baktığından haberiniz vardır. Yalnız ezilenlerin haklılığından bahsedip, dertlenip oturmanızı istemez, aynı zamanda zayıf görünseler bile onların kazandığını göstererek umut aşılar size. Demirci Hüso gibi Paşa’nın kapısına çıkıp zulmünü haykırmak için cesaret verir okurlarına.

Bunları bilirsin de niye okumadın şimdiye kadar diyecek olursanız anlatayım efendim. Elbette listeme almış ve zamanında başlamıştım. Ne yazık ki Demirciler Çarşısı Cinayeti ni seçmişim. Kitap o kadar harika başlamıştı ki, su gibi akıp gidiyordu. "O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler," demesine bayılmıştım özellikle. Kitabın adında cinayet olunca aksiyona hazırlıklıydım tabi. Ama iş bir insanın derisini canlı canlı yüzmeye varınca kitabı yarım bırakmıştım. Ve Yaşar Kemal kariyerime ara vermiş oldum :)

Aradan biraz zaman geçince bu kez Ağrıdağı Efsanesi ile kaldığım yerden devam etmek istedim. Ne çare ki burada da bir deri yüzme hadisesi vardı. Anladım ki bundan kaçış yok, çaresiz okuyacağız. Demek tarihimizde böyle gerçekler var ve Yaşar Kemal beni okumak istiyorsanız, buna katlanacaksınız diyor. Bazı yazarların bu tip zorlamaları kasten yaptıklarını da okumuştum bir yerde. Sabrı olan okurlar devam etsin diye. Okudum efendim…

Yaşar Kemal’in o etkili ve duru anlatımı bir efsaneyle birleşince ortaya harika bir eser çıkmış. Eski halk türküleri, anlatı geleneği ve efsaneler gibi hikâye sizi kendine bağlıyor. Bir çırpıda okuyup bitirmek istiyorsunuz. Bir de Abidin Dino resimleriyle bir araya gelince tadına doyulmaz bir eser olduğunu gördüm. Hikâyenin önemli noktalarında bu resimlerin altına, “Memonun zindanın kapısında durduğudur” tarzında yer alan ifadeler de kullanılınca, ortaya çıkan efsanenin ruhuna uygun yapısını çok beğendim. Yaşar Kemal eserlerindeki ağalık zulmü ve mazlumların mücadelesi esas olmakla birlikte Ağrı Dağı’nın büyüleyiciliği, kaval, çoban, kır at ve efsane bir araya gelince tadına doyum olmaz bir eser okuduğunuzu görebiliyorsunuz.

Tanpınar’ın musiki eşliğinde hikâyeyi taşıması, Balzac’ın hikâye içinde sizi çiçek bahçelerinde gezdirmesi gibi, kaval sesi eşliğinde hikâyenin peşine takılıyorsunuz. Musikinin çarpan etkisi olduğuna inandığım için, güzellikleri taçlandırdığını, dertleri derinleştirdiğini düşünüyorum. Burada da hem kır atı, hem de Gülbaharı Ahmet’e getiren bu kaval sesi romana melodik bir hava katmıştı.

Semboller anlamında ise; zindan kavramı ve zindana açılan delik üzerinde özellikle durulduğunu görüyoruz. Ağrı dağı efsanesi ve ulaşılmazlığı konusu, sahipsiz kır at, kanadını suya daldıran kuş sembolü, demirci dükkânı ve körük sembolleri dikkat çekiciydi. Geleneklere bağlılık ve zulmün sonsuz olmadığı temaları iyi işlenmişti.

Eser Ağrı dağı, Küp gölü, gölün mavisi, çobanlar, kaval ve kanadını suya daldıran bir kuş sembolüyle başlar. Benzer şekilde bu anlatıma kitabın ortasında bir kez ve kitabın sonunda iki kez daha yer verir. Hikâye bütün sürükleyiciliğiyle devam ederken efsaneden ve Ağrı dağından uzaklaşmanızı istemez. Kasabada olaylar devam ederken kafanızın hep dağ tarafında olmanızı bekler. Finale kadar kahramanlarımızı buraya taşır ve yine göl kenarında son bularak efsaneye karıştıklarını zihinlerinize kazımış olur.

Geriye dönüp baktığımda hikâyeyi bütün olarak etkileyici ve anlatım yönüyle sürükleyici bulduğumu söyleyebilirim. Bunun dışında Gülbahar’a olan aşkı yönüyle hem Ahmet’in hem de Memo’nun hali bu topraklardaki aşk kavramını yansıtması açısından son derece başarılıydı. Bir aşkı efsane haline getiren en önemli kavramın kavuşamamak olduğunu düşünürsek (Leyla ile Mecnun – Ferhat ile Şirin gibi), burada fiziksel olarak kavuştuktan sonra ruhen ayrılık teması işlenmişti. Savaşlar, kaçış, zindan, idam, dönülmez yollar, Ağrı dağı zirvesi göze alınıp sevgiliye kavuşan Ahmet, bir tutam saç telini simge olarak aşkına ihanet kabul eder. Buna rağmen yine de ölümü göze aldıktan sonra sevgiliyle arasına kılıcı koyar. Daha sonra da Küp gölünde kaybolarak yeni bir halk efsanesi bırakır ardında. Göün kenarına gelen çobanların gün kavuşurken bir ak kuş gördüklerini söyler. Kır atın Ahmet'e gelmesi, Ahmet'in kuş olup göle dönmesi gibi...

Bunlardan başka Yaşar Kemal’e ve bazı yazarlara verilmiş olan kelime uydurma ve bilinmeyen ifadeler kullanma hakkı sonuna kadar kullanılmıştı. Bunların arasında özellikle “yalbırdayarak, çırnak, bıçılganlı, ansıyor ve ipilti” yi beğendim… Ayrıca Yusuf’un babasından korkusunun anlatıldığı bölüm gerçeküstü hikâye tadında başlı başına roman olabilecek kadar etkili anlatılmıştı.

Memnun olmadığım kısımlardan biri Paşa’nın zulmünün Osmanlı’dan bilinmesi ve Osmanlı’yı zulüm kaynağı olarak değerlendirmesiydi. Diğer deri yüzme meselesini biliyorsunuz zaten:)

Son olarak söylemek istediğim; kötü kitaplardan sonra ağızda kalan buruk tadı tanıyan okurlar için tavsiye niteliğinde olacak. Bunun iyi kitaptan başka çaresi yoktur. Ağrı dağı Efsanesi de bu iyi kitaplardan biridir efendim. Bu sefer yarım bırakmadım, kendiliğinden bitti. Oradan biliyorum. Kötü bir kitaba denk gelirseniz ilaç niyetine kullanabilirsiniz.

İyi okumalar diliyorum :)
124 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
İnce Memed serisiyle tanıştık Yaşar Kemal’le. Uzun ve heyecanlı bir okuma yolculuğumuz olmuştu. Ağrıdağı Efsanesi ise tam tersine kısa soluklu ve kitaptan gözlerinizi ayırmak istemediğiniz türdendi.

Şiirsel bir anlatımla süslenmiş bu kitap, Ağrı Dağı’nın geleneklerini Ahmet ile Gülbahar’ın aşkıyla bizlere sunar.

Okurken en güzel giyitlerimi giydim, dağa çıktım, Küp Gölü’nün yanına çömeldim kaval çaldım, kuşlar, çiçekler, böcekler eşlik etti bana. Hırçın ve asi atlar, değişik gelenekler de olmazsa olmazımızdı. Otoriteye karşı hep boyun eğmiş halk, herkesin bir arada yaşaması ve o ağır saygıları, haksızlıkta tek yürek olmak gibi toplumsal olaylara şahit oldum.

Kendisine sığınan at yüzünden başına gelmedik bela kalmayan Ahmet ve ailesi gibi kibirli olamayıp her zaman haksızın yanında olan Gülbahar, içimi acıttı bu derin yolculuğumda. Ağrı Dağı’nın öfkesi bu aşk karşısında nasıl bir tepki verecek? Öfke bitecek mi, yoksa kaval seslerinde yaşamaya devam mı edecek?

Aşka köstek olan bir gaddar ve aşka destek olan bir dost motifi mutlaka işlenir Yaşar Kemal’in eserlerine... Bakalım kim köstek, kim destek olacak? Severek ve keyifle okuduğum bir efsaneydi. Çizimlere de bayıldım. Yazarın diğer kitaplarını da okumak, okumak ve okumak istiyorum.
124 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kitabın ilk sayfasını açtığınızda o Yaşar Kemal'in kendine has üslubu hemen sizi mutlu ediyor. Epik anlatım onun kitaplarına çok güzel bir renk katıyor. Kitap akıyor ve bir oturuşta bitirdim. 120 sayfa olmasına bakmayın bazı sayfalarında kitaptaki karakterlerin çizimleri var. Onları da çıkartırsanız 90-100 sayfaya düşüyor diyebiliriz. İnce Memed'den sonra yazarın başka kitaplarını da okumak istemiştim. Sanırım bu kitabı okuduktan sonra da diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Kitabın olay örgüsü karakterler her şey çok güzel ama sonunu ben birazcık beğenmedim. Böyle bir aşka böyle bir son yakışırdı diyenlerde olacaktır ama bence yakışmamış. İyi okumalar.
124 syf.
·1 günde·10/10 puan
Yaşar kemalin o usta kalemi, bu sefer bir efsaneyi anlatıyor. Efsaneyi anlatırken, aynı zamanda da aşkı işlemesinin yanı sıra, güç zehirlenmesine değiniyor. Bir Padişahın güç zehirlenmesi yaşaması, sırf kini ve hırsı yüzünden şanı’nı mahvetmesine değiniyor. 21. Yüzyılda ve ilerki zamanlar da mutlaka okunması gereken bir kitap.
124 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Ülkemizin dört bir yanı efsanelerle dolu. Nereye gidersek gidelim önümüze pıt diye biri çıkıp şunun hikayesini anlatmamı ister misiniz deyiverir. Birisi bize bir adamın kayaya dönüşünü, kuş olup nasıl uçtuğunu, yerin yarılıp koca koca köyleri nasıl yuttuğunu anlattığında ayrı bir anlam yüklüyoruz, kıymet veriyoruz oralara. Çünkü öyküsü olan şeyleri seviyoruz.

Anadolu böylesi söylenceleri bağrında taşırken elbet biri o bağırdan kopup gelecekti. Öyle de oldu. Yaşar Kemal doğdu. Anadolu'yu karış karış bilen adam.

Derdi var onun, bir amacı. Derdini de öyle bir anlatır ki gitmesek de görmesek de o dert bizim derdimiz olur. Çünkü yazmak için yazmaz zaten öyleleri de ondan nasibini almıştır. Yaşar Kemal halk adamıdır. Yüksek kesim için yazılmış övgüler bekleyemezsin. Yalnızca gözlem de yapmaz. Yaşantıya dahil olur. Yaşar da yazar.

İlk sayfaya adımımızı atar atmaz bir at karşılar bizi. Kır at. Bir saray atı. Gelip Ahmet'in kapısına konmuştur. At önemlidir. Bunu Dede Korkut'tan bu yana biliriz. Çok öykünün/romanın konusu olmuştur. At güçtür, murattır. Başı bağlı bir özgür ruhtur. Bilmediği bir kapıya neden gelmiştir. Neden durur, neden gitmez?

Bu at hikayeyi şekillendirir. Allah'ın hakkı üçtür. At üç kez bırakılır ve üç kez geri gelir. At kaderdir. Dönüşü olmaz. Atın sahibi artık Ahmet'tir.

Ahmet, Gülbahar, aşkın şahidi Ağrı Dağı, aşkın habercisi bir kır at ve ördü kader ağlarını...

İmkansızı dilemek. Kadere karşı koyabilir mi insan? Karşılaşmaları kader, kavuşamayacaklarını bilmeleri kader, atın Ahmet'i bulması kader. Yeni bir umut kader, derken karanlıklar yine kader. İmkan imkansızlık hep kader.

Adı üstünde efsane bu, aşksız olur mu? Aşkı da seviyoruz ya zaten. Dört yanımız sevenler, sevip de kavuşamayanlar, kavuşup da yaşayamayanlarla dolu. Hikaye bir aşk hikayesiyse değme gitsin. Dünyayı aşk kurtaracak azizim!!

Gayesi aşk mı peki yazarın? İki kişi bulup sevdireyim şunları, sonuna da beklenmeyen bir gelişme, bitti gitti mi?

Yaşar Kemal bu. Aşkın altına işlemiş derdini. Bu aşk bir başkaldırı, töreye, imkansıza, olmazlara başkaldırı. Gücü elinde tutana, işine gelince töre bozana, işine gelince kural bu deyip baş vurana bir başkaldırı. Haksızlığa, ötekileştirmeye başkaldırı.

Töreyi bozmak istiyor o. Değişsin dünyanın çarkı, olmaz ne varsa olsun bitsin. Bir gün olacak, umut var o. Değişecek her şey. O zamana kadar bir dağ titremiş, bir kuşun kanadı som maviye düşmüş ne çıkar. Düzelecekse yıkılsın dağlar, yem olalım kurda kuşa ama illaki bozulsun insana insanca değer vermeyen kulun kula kul olduğu bu düzensiz düzen.

Amaç yeşil bir dal, beyaz bir kanat, mavi bir gökyüzü. Elbet dünyayı aşk kurtaracak!!

Bunu okuyup Ağrı'ya çıkmak var, Küp gölünde som maviyi görmek, Ağrı'nın başı dumanlı heybetiyle titremek var...
Dedirtir :)

Keyifle okuyun :)

( Bir yıl önce gördüm başı dumanlı Ağrı dağını. Dağ heyetini gizlemeye çalışırken bir camii etrafına toplanmış üç beş haneden oluşan bir köy de ilk gördüklerimden. Köyü sevdim (ismini hatırlayamasam da). Kitabı okurken de bu köy canlandı gözümde. https://www.instagram.com/p/BjJ-NXEgb60/ :) )
Niçin hep onu düşünüyor, niçin o geliyordu gözlerinin önüne? Uykuda, düşte hep o vardı. Her nereye baksa onu görüyordu. Kime, neye dokunsa, önce ona dokunuyordu.
Yaşar Kemal
Sayfa 33 - Gülbahar
Niçin hep onu düşünüyor, niçin o geliyordu gözlerinin önüne? Uykuda, düşte hep o vardı. Her nereye baksa onu görüyordu. Kime, neye dokunsa, önce ona dokunuyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ağrıdağı Efsanesi
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807411
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir aşk destanı olan Ağrı Dağı Efsanesi geleneklerini Mahmut Han'a karşı savunan Ahmet ile Gülbahar arasındaki aşkı konu alır. Efsanelere ve halk söylencelerine yürekten bağlı Yaşar Kemal'in bu romanı, insan psikolojisinin derinliklerini de içerir. 

"Yaşar Kemal Anadolu'nun halk edebiyatıyla alışveriş içindeyken başladı yazmaya. Gerçek bir yazar olduğu için de dilin duyarlığından, şiirsel destanın tek kahramanıolan Türk halkının kültüründen esinlenmesini bildi." 
- Jeliha Hafsia, La Presse, (Tunus) 

"Yaşar Kemal'in romanı Tolstoy'un çapına ve Dickens'ın canlılığına sahiptir." 
- Manchester Guardian, (İngiltere) 

"Zengin, renkli ve zekice bir nitelikle bezenmiş bir üslup ve yazdığı her kelime sert, cilalanmış, ayrıksı ve bir buğday tanesi gibi potansiyel olarak üretken." 
- Irish Times, (İrlanda) 

''Kitabın güzelliği zengin şiirsel dilinde, efsane ve mit duygusunda yatıyor.'' 
-Sunday Telegraph,(İngiltere)

Kitabı okuyanlar 13,9bin okur

  • Hilal Kandırmaz
  • Erkin
  • aslı
  • Sude
  • SU elementi kankası  onu üzersen işin biter
  • Feyza
  • Samed Cesur
  • Bahar
  • Berkenin prensesiyim çünkü sevgilim ❤
  • Seyhan şar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%7.7
13-17 Yaş
%7.9
18-24 Yaş
%19
25-34 Yaş
%32.5
35-44 Yaş
%22.4
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%2.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.9
Erkek
%40.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.6 (1.436)
9
%22.1 (917)
8
%19 (788)
7
%9.7 (401)
6
%3.2 (134)
5
%1.3 (52)
4
%0.2 (10)
3
%0.2 (8)
2
%0.1 (4)
1
%0.3 (12)

Kitabın sıralamaları