Ahlakın Coğrafyası Bilim, İnsani Değerleri Nasıl Belirler?

7,0/10  (2 Oy) · 
3 okunma  · 
2 beğeni  · 
260 gösterim
Bilimin, ahlak konusunda söyleyecek hiçbir sözü olmadığı şeklindeki korkunç söylenceyi savunanlardan birisi de bendim. Şaşırtıcı olan, Ahlakın Coğrafyası: Bilim İnsani Değerleri Nasıl Belirler? düşüncemi tümüyle değiştirdi.
-Richard Dawkins, Oxford Üniversitesi-

Bilim, ahlak ve hayatın amacı gibi insani değerleri belirler mi? Bu, kadim bir tartışmanın en temel sorusu olup, verilen cevap bağlamında örtük bir uzlaşının da bulunduğu bir sorudur. Ahlak ve hayatın amacı gibi insani değerlerin gerek bireysel düzeyde "öznelliği", gerekse de toplumsal düzeyde "kültürel göreceliliği" anlayışı en radikal muhafazakârlarla en ilerici düşünceye sahip felsefecileri ve bilim insanlarını, "Bilimin, insani değerler hakkında söyleyeceği hiçbir şey yoktur." önermesinde birleştirmektedir. Bu uzlaşı, en radikal söylemlerin toplumsal düzeyde hoşgörüyle karşılanmasına ve giderek eleştiriden muaf tutularak bir kutsallık zırhına bürünmesine yol açmaktadır.

Sam Harris kitapta bu toplumsal uzlaşıya sert bir eleştiri getirerek ahlakın ve insani değerlerin bilimin çalışma konusu olacağını ve fizik biliminin yasalarına benzer evrensel ahlak yasalarının keşfedilmeyi beklediğini savunuyor. Bu savunusunu, ahlaki ilkeleri ve yasaları din ya da erdemler gibi maddi olmayan düşünsel dünyada arayanların aksine bilinçli varlıkların esenliği üzerinde temellendirir. Ahlak ve hayatın asıl amacı hakkındaki soruların, aslında bilinç sahibi varlıkların esenliği ile ilgili sorular olduğunu ileri süren Sam Harris'e göre bu değerler bilimsel olarak anlaşılabilecek gerçeklerdir. Ona göre bilinçli varlıkların esenliği, tümüyle dünyadaki olaylara ve insan beyninin durumuna bağlıdır.

Sam Harris bilinçli varlıkların esenliği üzerinden "ahlaki coğrafya" adını verdiği kavramsal bir uzay tanımlar: gerçek ve potansiyel sonuçların en tepeye ulaştığında potansiyel refaha karşılık geldiği ve vadilerinin ise olası en derin acıları temsil ettiği bir uzam. Farklı düşünme ve davranış biçimlerinin bu kuramsal uzayda karşılık geldiği coğrafi noktalar belirlenebilir ve bu noktaların insani gelişmenin farklı derecelerine karşılık geldiği gösterilebilir. Elbette bu kavramsal uzayda belirlenen coğrafi konumlar insan esenliğinin düzeyine göre bilimsel olarak ortaya konulabilir ve ahlak yasaları bu noktalara göre keşfedilebilir. Sam Harris'e göre, "Benim savunduğum şey, ilkesel olarak bilimin, hayatımızı en iyi şekilde yaşayabilmemiz için ne yapmamız gerektiğini ve ne istememiz gerektiğini ve bununla bağlantılı olarak diğer insanların da ne yapması gerektiği ve ne istemesi gerektiğini anlamamıza yardım edebileceğidir. İleri sürdüğüm şey, fizik sorularının doğru ve yanlış yanıtları olduğu gibi ahlakla ilgili soruların da doğru ve yanlış yanıtlarının olduğu ve bu yanıtların bir gün olgunlaşmakta olan zihin bilimlerinin çalışma alanına girebileceğidir."

Ahlakın Coğrafyası: Bilim İnsani Değerleri Nasıl Belirler? kadim bir tartışmayı yeniden gündeme taşımakla yetinmiyor, ahlak felsefesi ve hatta toplumsal bilimlerin her alanında yeni ve devrimci bir yaklaşım sunuyor. Bilimin geleceği ve yeni bir ahlak ve değerler sistemi üzerinde düşünen herkesin, özellikle de felsefeci ve toplumsal bilimcilerin, mutlaka okuması ve üzerinde düşünmesi gereken bir kitap.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    360
  • ISBN:
    9786055381851
  • Orijinal Adı:
    The Moral Landscape: How Science Can Determine Human Values
  • Yayınevi:
    Akılçelen Kitaplar
  • Kitabın Türü:
Ali Rıza MALKOÇ 
02 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Her zaman ve zeminde geçebilecek, insanlığın ortak dili gibi, ahlak kurallarının bilimsel bir gerekçeye dayanmasını öngörüyor. Bilimsel ve evrensel ahlak ile ilgili nörolog olan yazarın doktora tezinden alınmış örnekler var.

Gülçin Tezcan 
 6 saat önce · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kendim de bir moleküler biyoloğum ama nörobiyoloji konusundaki farkındaliğim ilk babaannemin 5.evre parkinson oldugu dönemdeki gözlemlerimden sonra oluşmaya başladı. Gördüğü halüsinasyonlar benim için nekadar sahte ise onun için o kadar gerçekti! Yani aslında bizim dogru kabul ettigimiz seyler ancak algımız ölçüsünde doğru olabilir.. bu düşünceyle önce David Eagleman'nin ve Oliver Sacs'ın bazı kitaplarını okudumustum. Şimdilik son durağım da Sam Harris'in "Ahlak'ın Coğrafyası" oldu. Yazarın görüş ve gözlemlerinin insanı içinden çıkılmaz sorulara itmemesi mümkün değil. Mesela insanlığın yararı için 200 kisinin ölümünün kesin oldugu bir tedavi denemesi mi daha ahlaklı yoksa 600 kisinin %50 ihtimalle ölme riski olduğu bir ilaç denemesi mi? Ya da o ölecek kişilerin arasında kendi kan bağımız olan birisi olsa cevap nasıl değişir? Cevap pozitif yada negatif yönden bakmamıza göre değişiklik gösterebilir.. yani durumu nasıl algıladığımıza göre.. dini inanışlar elbette ki ahlaki değerlerimize karar vermede önemli bir ölçüt. Ama ya benim dini inanisima göre ahlaki olan baskasinin inanışına göre ahlaki değilse! Şahsen bir yaratıcının varlığına inanırım! Buna inanmak için dünyanın evrendeki değersiz varlığını idrak etmek ve evrende olacak beklenmeyen bir değişim karşısında önlenemez yok oluşumun evren için bir kayıp olmayacağı hissetmek benim için fazlasıyla yeterli. Ancak bu benim bakış açım ve benim algı düzeyim..elbette doğup büyüdüğüm, gelenekleriyle yetiştiğim toplumun ahlaki değerleri de inancımın şekillenmesinde çok etkili..Bununla birlikte benim inanışımın baskasininkinden daha doğru olduğunun ya da bir yaratıcıya ibadet şeklimin en dogru sekil oldugunun bir ispatı var mıdır? Ya da birbaşkasının kinin benimkinden daha yanlış oldugunun... mesela islam arap yarım adasına sıkışıp kalsa, yayılamasa bu gün hala önemli olur muydu? Adını hiç duymadığımız bir sürü adacıkta hala "bize göre" çağ dışı olan yine adını hiç duymadığımız dini inanışlar var.. ya islam yerine onlardan birisi yayılsaydı!! Yine bu inanışa çağ dışı der miydik? Keşke ilahiyat ile ilgilenen insanlar da inanışları manevi yönünden ziyade nesnel yönüyle ele alabilselerdi, bilimsel kanıtlar aramaya yönelselerdi.. belki o zaman inanışlar ve ahlak daha farklı bir algı düzeyine ulaşırdı.. Sam Harris kitabını bir ataist bilim insanı kimliği ile nesnel ifadelerle yazmış. Onun bilimsel verilerine katılmakla birlikte evren ile ilgili bahsettiğim sebeplerden dolayı hiç bir zaman ataizme yakın olmadım. Yalnızca aslında hiçbirşey bilmediğimize inandığımı söyleyebilirim. Bu kitabın benim için getirisi ahlaki seviyeleri norobiyolojik düzeyde anlayıp benden farklı olana empati ve kabul ile yaklaşabilme anlayışıma katkı sağlamasıdır.

Kitaptan 7 Alıntı

Aysun Çelik 
06 Şub 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dünyada yalnız tek bir kişi, korku içinde çırpınıp bağıran küçük bir kızı zapt edip, mikroplu bir bıçakla cinsel organını kesip, sonra da idrarını yapması ve adet görmesi için yalnızca küçük bir delik bırakacak şekilde dikerse, burada sorulması gereken tek soru bu kişinin nasıl cezalandırılması gerektiği ya da ölüm cezasının yeterli bir ceza olup olmayacağıdır. Ama aynı şeyi milyonlarca kişi yapıyorsa, bir anda "kültür" haline gelmekte ve yapılan iğrençlik milyonlarca kat büyümek yerine sanki bir sihirli değnek dokunmuşçasına daha az korkunç bir hal almakta ve hatta feministler de dahil olmak üzere bazı Batılı "ahlak düşünürleri" tarafından savunulmaktadır.

Ahlakın Coğrafyası, Sam HarrisAhlakın Coğrafyası, Sam Harris
Aysun Çelik 
06 Şub 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Milyonlarca insanın "ahlak" terimini dinsel dogmacılık, ırkçılık, cinsiyetçilik ve diğer içgörüsüzlük ve anlayışlıslıklarla eş anlamlı olarak kullanıyor olduğu gerçeği, bizi zamanın sonuna kadar bu insanların terminolojisini kabul etmek zorunda bırakmamalıdır.

Ahlakın Coğrafyası, Sam HarrisAhlakın Coğrafyası, Sam Harris
Aysun Çelik 
06 Şub 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsanın böyle bir durumda gözlerini başka yöne çevirmek istemesini anlamak zor değil: Sevgili çocuklarını manevi eğitim için Church of a Thousand Hands'e gönderen dindar bir anne-baba ve burada şiddete, tecavüze maruz kalmış ve cehennem tehditleriyle sessizliğe gömülmüş bir çocuk hayal edin. Bunun zamanımızda on binlerce çocuğun başına geldiğini ve geçmişe bakıldığında bin yılı aşkın süredir devam ettiğini düşünün. Bu durumda din öyle büyük zarar görmüş ve ihanete uğramış olur ki , bu konuda düşünmek bile iç karartıcıdır.

Ahlakın Coğrafyası, Sam HarrisAhlakın Coğrafyası, Sam Harris
Aysun Çelik 
06 Şub 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Katolik Kilisesi'nin doktrinleri, Katolik olmayanlar arasında bile "ahlak" ve "insani değer" kavramlarıyla özdeşleşmiş durumdadır. Bununla birlikte Vatikan, rahip olma girişiminde bulunan kadınları kiliseden aforoz eden ancak çocukların ırzına geçen erkek rahipleri aforoz etmeyen bir kurumdur.

Ahlakın Coğrafyası, Sam HarrisAhlakın Coğrafyası, Sam Harris
Aysun Çelik 
 06 Şub 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Meğer bilimsel bir toplantıda Taliban'ı kötülemek münakaşaya davetiye çıkarmakmış. Konuşmamın sonunda kendimi, ilk bakışta bilimin ahlak anlayışımıza etkileri konusunda mantıklı düşüncelere sahipmiş gibi görünen diğer bir konuşmacıyla tartışırken buldum.

O (bir kadın): Bilimin, kadınların burka giymeye zorlanmasının yanlış olduğunu söyleyebileceğinizi nereden çıkardınız?

Ben: Çünkü bana göre doğru ve yanlış, esenliğin artması ya da azalmasıyla ilgili. Ve nüfusun yarısını bezden torbalar içerisinde yaşamaya zorlamak, dahası bunu yapmayı reddederlerse onları dövmek ya da öldürmek, esenliği en üst düzeye çıkarmak için iyi bir yöntem olmasa gerek.

O: Ama bu sadece sizin düşünceniz.

Ben: Tamam... Konuyu daha da basitleştirelim. Doğan her üçüncü çocuğu, doğumdan hemen sonra yapılan bir ayinle gözlerini çıkararak kör eden bir kültür bulduk diyelim. O zaman insan esenliğini gereksiz yere azaltan bir kültür bulmuş olduğumuzu kabul eder misiniz?

O: Bu, o işlemi niçin yaptıklarına bağlı.

Ben: (Kaşlarımı yavaş yavaş kaldırarak) Diyelim ki, batıl dini inançlara dayanarak yapıyorlar. Kutsal kitaplarında tanrı: "Dünyaya gelen her üçüncü kişi karanlıkta yürümelidir" diyor.

O: O zaman yaptıklarının yanlış olduğunu söyleyemezsiniz.

Ahlakın Coğrafyası, Sam HarrisAhlakın Coğrafyası, Sam Harris
Aysun Çelik 
05 Şub 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dinin yol açtığı karışıklık ve işkencelerin hüküm sürdüğü karanlık asırlardan yeni çıktık. Geldiğimiz nokta ise, insanların ve hatta yönetimlerin temel bilimlere hala açık bir şekilde düşmanca baktığı bir nokta.

Ahlakın Coğrafyası, Sam HarrisAhlakın Coğrafyası, Sam Harris