Ahu adında bir karakterle tanıştım. Liseye giden bir öğrenci, akraba ve arkadaşları olmayan, sadece annesine ve kitaplara adamış ve aynı zamanda bütün yük omuzlarına kalmış bir genç kızımız var. Yeni gelen Doğukan öğretmen, "Benlik" diyebilirim. Neden bilmiyorum ama beni disiplin konusunda etkiledi ve ilerleyen sayfalarda Ahu'yu anlayacağımı düşünüyorum. Ahu'nun annesinin durumuna üzüldüm, inşallah iyileşir diye umuyorum. Garsonluk işi tam ideal olmuş çünkü liseye giden bir öğrenci olduğu için garsonluk tam yeri. Bu kısmı sevdim, betimlemeler gayet iyi, okurken gözlerimin önünde canlanıyor.
Ahu'nun annesinin iyileşmesi için Alpaslan'ın karşılıklı evlenme teklifi ettiği şey, ne kadar sağlıklı bir sevgi olabilir ki? Rüşvet gibi geldi bana.
Doğukan öğretmenin bir gizemliliği olduğunu en başında anlamıştım. Taşındığı evinde neler oldu bilmiyorum ama durup dururken taşınmaz diye düşünüyorum. Ve Doğukan öğretmenin dilinden yazman hoş olmuş, kimin nasıl hayatı olduğunu daha net anlıyorum. Tabii benim görüşüm hep yazarın dilinden anlatılması ama bu bir tercih meselesi, onun için böyle anlatman da benim hoşuma gitti. Rüya meselesi heyecanlıydı, neler yaşadı, neden böyle rüyalar görüyor..
Ahu'nun en sevdiği kitabını öğretmenine vermesi hoşuma gitti ve Doğukan öğretmenin Ahu'nun çalıştığını öğrenmesi de öyle...
Çok spoi vermek istemiyorum. Onun için kısa bir inceleme yapmak istedim. Ama sonu çok güzel! Eline sağlık, yazarım.