Aile Çay Bahçesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.133
Gösterim
Adı:
Aile Çay Bahçesi
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750731907
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Müzeyyen. Annesinin kuzusu. Babaannesinin biriciği. Babasının... Sa-hi ben babamın neyiydim? Bütün bu hikâyenin içinde benim rolüm neydi, diye düşündüm hep. Benim repliklerimi kim yazmıştı, mizansenlerimi kim belirlemişti? Sahneye hangi taraftan gireceğime, uslu kızı oynarken neler giyeceğime, içimdeki kötülüğü kusmaya başladığımda nelerden soyunacağıma kim karar vermişti? Okuduğum bütün kitaplarda beni bana anlatacak bir karakter arardım. Dinlediğim radyo oyunlarından, izlediğim filmlerden bir cümlecik çalmaya çalışırdım. Saatçi Nejat Bey ile ev hanımı Meral Hanım'ın kızı Müzeyyen'i bana anlatabilecek bir cümle.

Yekta Kopan'ın yeni romanı Aile Çay Bahçesi'nin, çoğu kadının kendinden izler bulacağı unutulmaz bir kahramanı var: Müzeyyen... Aile yaşamının gizli şiddetine başkaldıran, kardeşinin doğumuyla kendi varlığının silinmeye başladığını hisseden bir kadın... Kopan'ın romanı, güçlü, okuru kıskaca alan bir anlatımla sarsıcı bir finale uzanıyor.
144 syf.
‘’ Ve o gün... o gün ben marketteyken... hazır çorbalara hayranlıkla bakarken... Hayriye hanım aradı. Ağlıyordu. “Baban,” dedi, “baban ölüyor.” (sayfa 40-41)

Hangimiz isteriz ki çalan telefonumuzda bu şekilde bir konuşma yapmayı? Babamızın ölecek durumda olduğunun haberini babanız ile hiçbir kan bağı olmayan birisinin vermesini ? Kız kardeşini arayacak sevgiye bağlılığa sahip olamamayı hatta nefret etmeyi? Sizi bilemem ama ben istemem.

İnsanın kız kardeşleri olunca , ilişkilere dair doktora yapmış gibi oluyor. Aynı kıyafet için ben giyeceğim itiş kakışları yaşarken, ev işi yapmaya gelince duymazdan gelmeler, ortaya çıkan suçu ben yapmadım inkarları anne babaya bilumum akrabalara şirin gözükme çabaları daha neler neler bir bakıyorsunuz tüm bu tatlı hal ve hareketler hayat okulunun en sağlam sınıflarını geçmenizi sağlıyor.

Aynı anne babadan olma, aynı fiziki ölçülere yakın ,ten rengi saç rengi aynı, aynı meslekleri seçmiş ve isimlerinin ilk üç harfi üçünde de aynı olan aynı meslek sahibi eşler ile evlilik yapmış üç kız kardeşiz.
Ailelerimizden ayrılıp kendi hayatlarımızı kurduğumuzda belki anne ve babamızın yanında yaşadığımız o çok mutlu ve huzurlu ilişkilere tam anlamda sahip olamadıysak da duygu, merhamet, sabır temellerimiz çok sağlam atıldığı için sallansak da düşmedik ayakta durup yaşamaya devam ettik.
Kalabalık ailelerde yetişmiş olmanın bence en güzel yanı kin, nefret, öfke, kızgınlık , küslük hislerinin ruhumuza işlememesi oldu. Zaten nasıl küs kalabilirsiniz ki; aynı evde nefes alıp aynı sofrada yemek yerken aynı odada uyuyup aynı okula gitmek içim uyanırken mümkünü yoktur. Şimdi bakıyorum da geçmiş yıllara sevmeyi saymayı, sevilmeyi saygı duyulmayı öğretebildikleri için tüm aileme binlerce minnetle dua ediyorum.

Gelelim kitabımıza.
Aile Çay Bahçesi; Müzeyyen’in hikayesi gibi gelse de kaç tane hayat anlatısı barındırıyor okuyunca hissedeceksiniz. Ahh Müzayyen be azıcık kininden ön yargılargılardan arınsaydın da ufacık da olsa rahat yaşasaydın be kuzum. Annen Meral’in ölüm sebebini kardeşin Çiğdem’e yükleyip nefret edeceğine onun da annesiz kaldığını senin gibi öksüz olduğunu onun da acı çektiğini anlayabilseydin.
Ya annen, anne ve babası ölünce kendisine bakan Müzehher teyzesinin sözünü dinleseydi de saatçi Nejat ile evlenerek babanı başka kadınlar ile paylaşıyor olmanın mutsuzluğuna hapsetmeseydi kendisini.
Arkadaşın Özlem ‘in kabuksuz hayatını örnek alsaydın da şunu bunu diyeydim keşkelerine köle olacağına dedim yaptım özgürlüğünün tadına varaydın.
Annenin ölümünden sonra sana ve kız kardeşine bakan babaannen Fatma’ya seni emanet ettiği yazlıkçı komşu oğlu Sinan’ın ergenlik fantazilerini anlatacak cesareti bulabilseydin.
Yıllarca içinde biriktirdiğin acılarını babanın ölmeden önceki yaptığın son konuşmada kusacağına önceden yapıvereydin de ne babana ne de kendine bu vedayı layık görmeseydin.
Keşkeler, kayıplar, geç kalınmış mutluluklar.
Sonuç olarak,
‘’Benim adım Müzeyyen.
Benim adım Müzeyyen.
Benim adım Müzeyyen.
Hepsi bu kadar.’’
diyecek çocuklar yetiştirmek istemiyorsak sevelim kendimizi, eşlerimizi çocuklarımızı. Güven, özgürlük ve korkusuz saygıyı ilişkilerimizin en asıl mihenk taşı olduğunu hissettirelim.
Çocuklarımızn duygu mimarları biziz.
Gökten üç elma düşsün tüm iyi anne baba ve çocuklara.
Keyifli okumalar.
144 syf.
·2 günde·8/10
Yekta Kopan'ın okuduğum ilk kitabı. Kitabı okurken Zülfü Livaneli kitabı okuyormuş gibi hissettim. Yazarlar gerçekten birbirine benziyor. Kurdukları cümlelerden tutun verdikleri örneklere kadar belli bir yakınlık içerisindeler. Zülfü Livaneli sevenlerin bu kitabı da seveceğini düşünüyorum.

Kitaba gelince, bir solukta okunabilen bir roman... Babasına ve kız kardeşine karşı hayatı boyunca nefret beslemiş bir kadının, Müzeyyen'in, hayatının bir bölümü anlatılıyor. Baba-kız ilişkileri, anne-kız ilişkileri ve iki kız kardeş arası ilişkileri farklı bir bakış açısıyla sunuluyor.

Özellikle Müzeyyen ile kız kardeşinin oturup rakı içtikleri ve geçmişe gidip birbirlerine içlerini döktükleri bölüm tek kelimeyle muazzam bir bölümdü.

Türk filmi tadında bir kitap; ama öyle Türk filmi dediğime bakmayın son derece modern konulara değiniyor yazar. Cesurca kurmuş bazı cümleleri. Özellikle kadınlara hitap etse de kadınların iç dünyasında nelerin olduğunu merak eden biz erkekler için de yol gösterici nitelikte.

Kesinlikle okunmaya değer bir eser. Öyle edebi yönden ahım şahım değil evet; ama bu tarz kitaplar da hayatımızda olmalı diye düşünüyorum.
144 syf.
·2 günde
Akıcı bir sohbet gibiydi, beni kısmen çocukluğuma götürdü. Geçmişteki ev halleri, otobüs seyahatleri, yazlık maceraları benim kuşağımın hikayeleriydi. Anlatıcı olarak gördüğümüz Müzeyyen'in iç dünyasında yaşadıklarını, psikolojisini, hayata tutunamayışını ve romanın sonunda babası ile hesaplaşmasını ilgiyle okudum. Romanın ilerleyen safhalarında iki kız kardeşin ve babanın içi dünyalarındaki sorunlarını keşfediyoruz ve aileyi ayakta tutan annenin ölümünden sonra tamamen sorunlarıyla dağılan bireyleri görünce bir annenin belki de daha doğrusu aile olabilmenin önemini bir kez daha anlıyoruz. Müzeyyen gerçekten ilginç bir karakter, kardeşin dünyaya gelmesiyle kıskançlık ötesi bir ruh haline bürünmesi, nefretle yaşaması çok normal olmayan bir durum ki yazar karakterin iç dünyası ile okuru etkilemeyi başarıyor. İnsanların basitliği, iki yüzlülükleri de güzel tespitlerle ifade ediliyordu. Kitabın bir kentte okulda öğrencilere satın aldırılıp sonra toplanmasına sebep gösterilen iki sayfada geçen cinsellikle ilgili bölümlerde erkek tanımlaması, erkeye biçilen rol bence on numaraydı. İlk defa Yekta Kopan'dan bir kitap okudum ve beğendim.
144 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Çocukluğumun radyo tiyatrosu, gençliğimin çizgi film ve sinema seslendirme sanatçısı; çok iyi tanıdığım, bildiğim o aşina sesin, kitap yazarlığına güvenmeyip bu kadar geç kaldığım için üzüldüm...!Nasıl oldu da yazarlığını bu kadar geç keşfettim? Klasik " iki işi birden iyi yapamaz!" sendromu bence!

Evet, Yekta Kopan' ın okuduğum ilk kitabı. Ama son olmayacağından eminim, çünkü çok beğendim!

müzeyyen karakteri her ne kadar karamsar çizilmiş olsa da, anlattıkları o kadar hayatın içinden ki; doğallığı ve içtenliği sizi hikayenin içine çekiyor. Müzeyyen' in çocukluğunda yaşadığı travmalarının peşini bırakmayışı, bu sebeple hayatı kendine zindan edişi, dünyaya, insanlara küsüşü çok güzel resmedilmiş. Betimlemeleri çok canlı, dili çok akıcı...

kısacası, diğer kitapları ile tanışmak için sabırsızlanıyorum!
144 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yekta Kopan'ın okuduğum ilk kitabı ama nasıl bu zamana kadar okumamışım bilemiyorum. Bu kadar yalın bir dil ve her gün yaşanabilecek bir hikayeyi böylesine etkileyici ve büyüleyici anlatmak çok ayrı bir sanat. Müzeyyen senin benim gibi bir kadın. Güçlü ama korkuları olan,annesine hayran,babannesiyle büyüyen peki ya babası? Babası neresinde hayatının ya da babası için o nerede? Kardeşinden neden nefret etti hep? Peki kardeşi acaba onun kafasında canlandırdığı gibi bir hayat mı yaşıyor? Yüz kırk iki sayfaya sığdırılan bir kadın hikayesi.
144 syf.
·1 günde·10/10
Okuduğum ilk Yekta Kopan kitabı. Kesinlikle övgüyü hak ediyor. Beklemediğim derecede güzel kurgulu ve akıcı bir roman.
Sadece benim düşünmüş olduğumu sandığım 'insan' tespitlerini barındırmasıyla beni hem şaşırtmış hem de yalnız olmadığımı hissettirmiştir.
144 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitaplar insanın beynine öyle bir kazınır ki izi hep kalır . Aile Çay Bahçesi beynime değil kalbime kazındı . Her sayfasi, her cümlesi ...
144 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Yekta Kopan'ı televizyondan tanıyordum ama yazar olarak yeni keşfettim. Okuduğum ilk kitabı. Yazım tarzını beğendim, diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Erkek gözüyle baba- kız ve kızkardeşler arasındaki ilişki çok güzel betimlenmiş. Ailenin önemini , kızlar için kahramanı olan babalarının nasıl hayatlarını etkilediğini kısa,öz anlatmış.Müzeyyen her ne kadar karamsar bir kahraman olsa da hikaye oldukça naif ve akıcı anlatılmış. Okullarda yasaklanmasını pek anlayamadım. Son dönem yayınlanan gençlik kitapları ile kıyaslandığında içindeki cinsellik taşıyan öğeler abartılı değildi.
144 syf.
·Beğendi·9/10
Yekta Kopan'ı çok istememe rağmen önceden okuyamamıştım. İlk olarak bu kitap ile başladım. İlk izlenimim çok akıcı insanı yormayan bir dili var. Samimi geliyor. Beylik laflardan uzak, çarpıcı cümleler dikkat çekiyor. İkinci olarak ve en çok sevdiğim özelliği ise kitabın kurgusu oldu. Bir olayın başka olayla bağlanma durumunu her bölüm başında görüyorum. Böyle kısımlar olayları o kadar güzel bağlıyor ki sonuna gelebilmek için can atıyorsunuz. Öykü ise klasik olmasına rağmen kadınların gözünden bakabildiği için çarpıcıydı. Kısacası net biçimde tavsiye ediyorum.
144 syf.
·9/10
Yekta Kopan'in okudugum ilk kitabiydi.Yazarin kalemini ve betimlemelerini cok sevdim.Cok akici ve sizi icine alan bir kurgusu var.Muzeyyen isimli ana karakterin aile fertleri ile ve cocukluguna dair yasadiklarinin gecmisi ve simdiki durumu anlatilmis.Okuyun derim, keyifli bir kitap
144 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
YAZ BITMEDEN BU KİTABI OKUYUN !
Bir aile...
Duyguları karamsar iki kızkardeş...
Ölü bir anne.
Çocuklarının ve karısının ve hatta annesinin hayatından teğet geçmiş bir baba.
Klasik aile dramı gibi geliyor başta kitabın konusu. Ama içine daldıkça yazarın imgelerini, eşyalarla ve ufak detaylarla zihinde belli bir kapı açıyor. Kitabın bazı yerlerinde güldüm, bazı yerde duygulandım, bazı yerde küfrettim.
142 sayfalık kitabı yutar gibi okudum. Bitmesini istemedigim halde yuttum. Urfa sıcağında kitap okuyamadığım şu sıralarda Yekta Kopan benim yarama merhem oldu. Eğer yazın okunması gereken kitap listesi diye bir şey varsa o listeye bu kitabı da ekleyelim. Simdiden keyifli okumalar . :)
144 syf.
·Beğendi·7/10
İçimi acıttı. Kendi dertlerimizle meşgulken diğerlerini görmek ne kadar zor oluyormuş. Allah kimseyi ailesiz bırakmasın temennileriyle okudum bu kitabı. Tavsiye ederim. Hem çok akıcı hemen bitiyor. Yazarın üslubu da çok hoşuma gitti. Diğer kitaplarını da merak ettirdi aile çay bahçesi bana.

Üstelik kitabın adı içeriğiyle inanılmaz örtüşmüş. İsimsiz olarak yazılmış olsaydı bu kitap ve ismini ne koymak istersin diye sorsalardı bana "aile çay bahçesi" derdim. Tek beğenmediğim yer kitabın sonuydu. Okumayanlar için bahsetmeyeceğim ama muallakta bırakılan şeyler hoşuma gitmiyor. Genel itibarıyla beğendim.
Başka çocukların anneleri üst baş kirleten oyunlara kızardı ama babaannem hiç ses çıkarmazdı. "İyidir toprağı avuçlamak," derdi,
"toprağı seven, insanı da sever."
Ağaç değil onun adı; zeytin, çınar, elma, kavak... Kuş değil onun adı; güvercin, serçe, karga, saka...
İnsan değil bizim adımız; yalancı, katil, ikiyüzlü, rezil..
Zihnimde tartıştım insanlarla. Ne yaşadıysam kabuğumun altında yaşadım. Uykusuz gecelerde kavga provaları yaptım ; işten çıkaran patronla, yağmurlu bir havada ıslatıp geçen taksiciyle, tiyatroda gelip yerime oturan çiğ suratlı kadınla, posta kutumu karıştıran apartman yöneyicisiyle zihnimde savaştım.
Ses olmadı düşündüklerim. Nefretimi kusamadım dünyaya. O güvenlikli kabuğumun altından çıkaramadım başımı.
Yekta Kopan
Sayfa 97 - Can Sanat Yayınları
Ölüler nereye gömüldüklerini bilmez, cenaze törenlerini görmezdi ne de olsa.
Ölüler yalnız olduklarını da bilmez ne de olsa.
Yekta Kopan
Sayfa 124 - Can Sanat Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aile Çay Bahçesi
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750731907
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Müzeyyen. Annesinin kuzusu. Babaannesinin biriciği. Babasının... Sa-hi ben babamın neyiydim? Bütün bu hikâyenin içinde benim rolüm neydi, diye düşündüm hep. Benim repliklerimi kim yazmıştı, mizansenlerimi kim belirlemişti? Sahneye hangi taraftan gireceğime, uslu kızı oynarken neler giyeceğime, içimdeki kötülüğü kusmaya başladığımda nelerden soyunacağıma kim karar vermişti? Okuduğum bütün kitaplarda beni bana anlatacak bir karakter arardım. Dinlediğim radyo oyunlarından, izlediğim filmlerden bir cümlecik çalmaya çalışırdım. Saatçi Nejat Bey ile ev hanımı Meral Hanım'ın kızı Müzeyyen'i bana anlatabilecek bir cümle.

Yekta Kopan'ın yeni romanı Aile Çay Bahçesi'nin, çoğu kadının kendinden izler bulacağı unutulmaz bir kahramanı var: Müzeyyen... Aile yaşamının gizli şiddetine başkaldıran, kardeşinin doğumuyla kendi varlığının silinmeye başladığını hisseden bir kadın... Kopan'ın romanı, güçlü, okuru kıskaca alan bir anlatımla sarsıcı bir finale uzanıyor.

Kitabı okuyanlar 413 okur

  • Sezgi
  • Sultan Özdemir
  • Beyza
  • Şeyma
  • Nurtenpeker
  • Aslıhan Inan
  • Firdevs K.
  • Özlem Aykut
  • Sümeyra
  • Burcu Aras

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.7
14-17 Yaş
%0.6
18-24 Yaş
%12.1
25-34 Yaş
%42.7
35-44 Yaş
%29.3
45-54 Yaş
%7.6
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%0.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.4
Erkek
%20.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (26)
9
%16.7 (26)
8
%29.5 (46)
7
%16 (25)
6
%14.1 (22)
5
%1.3 (2)
4
%3.2 (5)
3
%1.3 (2)
2
%0.6 (1)
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları