Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber

·
Okunma
·
Beğeni
·
877
Gösterim
Adı:
Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber
Baskı tarihi:
Nisan 2009
Sayfa sayısı:
118
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756835079
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Rağbet Yayınları
Baskılar:
Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber
Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber
Bir müslümanlar için "en iyi, en ideal aile nasıl olmalıdır?" diye, çözümü zor bir problem yoktur. Zira, Rasûlullah (a.s)'ın şahsında teferruatına kadar aydınlatılmış olarak, kaynaklarımıza intikal etmiş "İslami ali örneği" mevcuttur. 
Üstelik bu, nazariyatta da kalmamış, safha safha, Hz. Peygamber tarafından yaşanmış ashab görmüş ve onlar tarafından da yaşanmış ve bize eksiksiz olarak intikal edecek şekilde anlatılmıştır.
142 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Prof. DR. Ibrahim CANAN, 1940 yılında Karaman'ın Ermenek ilçesi Küçükkarapınar köyünde doğdu. Canan, ilk öğrenimini Karaman Ermenek ve Konya'da tamamladı.

Kayseri ve Akşehir'de orta dereceli okullarda öğretmenlik yaptıktan sonra, 1972 yılında Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nde öğretim üyesi oldu. Uzun yıllar Paris'te eğitim gören Prof. Dr. Canan'ın en önemli eserleri arasında hadis ilminin en temel kaynağı kabul edilen ''Kütüb-ü Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi'' bulunuyor.

Canan'ın makaleleri fakülte dergilerinin yanı sıra Diyanet, Hakses, İslam, İslam Medeniyeti, Zafer, Sur, İcmal, Kadın ve Aile, Altınoluk, Okul gibi dergilerde yayımlandı.

Canan, ''Resulullah'a Göre Okul ve Ailede Çocuk Terbiyesi'' adlı eseriyle 1979'da Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü'nü aldı.

Akademik kariyerini hadis hocası olarak tamamlayan Prof. Dr. Canan, İlahiyat fakültelerinde öğrencilere hadis dersi verdi
Ibrahim Canan ideal bir eş ve ideal baba nasıl olmalıdır sorularını ameli hadisler ve lafzi hadisler ölçeğinde degerlendiriyor. Sahabenin örnek davranislarinada yer veriyor.
Bir müslümanlar için "en iyi, en ideal aile nasıl olmalıdır?" diye, çözümü zor bir problem yoktur. Zira, Rasûlullah (a.s)'ın şahsında teferruatına kadar aydınlatılmış olarak, kaynaklarımıza intikal etmiş "İslami ali örneği" mevcuttur. 
Üstelik bu, nazariyatta da kalmamış, safha safha, Hz. Peygamber tarafından yaşanmış ashab görmüş ve onlar tarafından da yaşanmış ve bize eksiksiz olarak intikal edecek şekilde anlatılmıştır.
Arapça kelime çok fazla. Konuyu anlasamda ayrıntıları Anlayamadım.Aynı konuda basit dil ile anlatılan kitapları okumak isterim. Çünkü öğrenilmesi gereken incelikler var.
"Ensâr’dan bir komşum vardı. Resûlullah’a (aleyhissalatu vesselam) onunla nöbetleşe giderdik. Bir gün o gider, vahiy vs. haberlerini bana getirirdi. Ertesi gün ben gider, günlük haberleri ona ben getirirdim. Derken bir gün o komşum bana gelip hızlı hızlı kapıyı vurdu. Hemen çıktım. Telaşla: "Mühim bir hadise var!" dedi. "Gassâniler mi saldırdı?" dedim. "Daha büyük, Resûlullah kadınlarını boşamış!" dedi. Ben içimden: "Eyvah, Hafsa hüsrana düştü, zaten bunu bekliyordum!" dedim. Kalkıp Hafsa’nın yanına gittim. Ağlıyordu."

Hz. Ömer, Resûlullah’ın (aleyhissalatu vesselam) diğer zevcelerinde ve mescitteki cemaatte umumi bir üzüntü ve keder havası görür. Resûlullah ile görüşmek ister, önce kabul edilmez. Sonunda huzura girer ve Hz. Peygamber’in (aleyhisselam) hanımlarını boşamadığını anlayınca, Resûlullah’a şu yakınmada bulunur:

"Ey Allah’ın Resûlü, bizi bilirsin, biz Kureyşliler kadınlara hâkim kimselerdik. Sonra Medine’ye geldiğimizde, burada kadınların erkeklere hâkim olduklarını gördük. Bizim kadınlar da onlardan huy kaptı. Bir gün hanımıma öfkelenmiştim, bana mırıldanıp karşılık vermez mi! Bunu doğru bulmayıp azarladım. Bu sefer: "Niye azarlıyorsun? Vallahi Resûlullah’ın zevceleri bile ona karşılık veriyorlar, mırıldanıyorlar. Hem onlar icabında küsüp gün boyu, geceye kadar Resûlullah’ı terk ediyorlar!" dedi. Kızım Hafsa’ya: "Resûlullah’a sen de mi karşılık veriyor, mırıldanıyorsun?" dedim. "Evet, hiçbirimiz, o gün geceye kadar yanına uğramayız." dedi. "Sizden kim böyle yaparsa büyük zarar eder, hüsrana uğrar. Hanginiz, Resûlünün öfkesi sebebiyle, Allah’ın gazabına uğramayacağından emin bulunuyor? Alimallah bir anda helâk olursunuz!" dedim.

"Hz. Ömer der ki: "Ben böyle deyince Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), tebessüm ettiler."

Hz. Ömer devam ediyor: "Hafsa’ya dedim ki: "Kızım sakın Resûlullah’a karşılık verip mırıldanma ve ondan bir kısım taleplerde bulunma. Bir şey gerekirse bana söyle. Sakın bazı arkadaşlarının Resûlullah’a senden daha sevgili ve daha gönül alıcı olması seni aldatıp yanlış davranışa sevk etmesin."

Hz. Ömer, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) burada da tebessüm ettiğini belirtir."
Bir rivayete göre, ümmühâtu'l-müminîn (müminlerin anneleri), Resûlullah’tan (aleyhissalatu vesselam) imkânı dışında maddi taleplerde bulunarak, üzülmesine ve kendilerini bir müddet terk etmeye sevk etmişse de hadise üzerine gelen vahiy; hanımlarını dünyalıkla, Allah ve Resûlü’nden birini seçmede muhayyer bırakmış, hanımları da Allah ve Resûlü’nü seçmişlerdir.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bütün kadınlarda rastlanması tabii olan kıskançlık, dik kafalılık, çekemezlik, gibi çeşitli can sıkıcı davranışlara kendi hanımlarında rastlayınca hep sabırla ve tatlılıkla mukabele etmiş, ne dayağa ne de kırıcı söze yer vermiştir.
Hz. Peygamber’in (aleyhissalatu vesselam) zevcelerine müsavatla muamele ettiğini açıklarken bir hususun belirtilmesine gerek var:

Bu müsavat maddi hususlardadır, kalbî değil. Ödenen mehir, maddi ihtiyaçların görülmesi, ihsan ve ikramlar, yanlarında geçirilecek gece, sefere çıkarken beraberine alacağı hanımlar gibi hususlarda adalet ve objektiflik mümkündür. Resûlullah bu hususlarda adalete riayetkâr olmuştur.

Kalbî duruma gelince, burada adalet mümkün değildir. Kadınlarda kalbe müessir olan fezâil (faziletler) ve evsâfa (özellikler) göre, her birine karşı beslenecek hissiyat, izhâr edilecek (gösterilecek) sevgi ve takdir duyguları değişecektir. Burada eşitlik iddiası olmadığı gibi aramak da caiz değildir. Nitekim Ebû Kılâbe, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) gecesini âdilâne taksimden sonra:

"Ey Rabbim, elimden gelen bu! Senin gücün yettiği halde benim gücüm yetmeyeceği şeyden dolayı beni sorumlu tutma!" diye yalvardığını kaydeder ve burada Hz. Peygamber’in (aleyhissalatu vesselam) "kalpteki sevgiyi" kastettiğini de ayrıca belirtir.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) hanımlar arasında uyguladığı adalet ve müsavata hayatı boyunca riayet etmiştir, iki istisna var ise de, her ikisi de rızaya dayanır:

1. Hz. Sevde (radıyallahu anhâ) çok yaşlı olduğu için kendi arzusuyla gecesini Hz. Âişe’ye vermiştir. Hz. Peygamber de (aleyhissalatu vesselam) bunu kabul etmiştir.

2. Bir de, hayatının son günlerinde, hanımlarının hücrelerini dolaşamayacak kadar hastalığı ağırlaşınca, Hz. Âişe’nin odasında sabit kalmak için öbür hanımlarından izin talep etmiş, onlar da bu arzuyu kendi rızalarıyla kabul etmişlerdir.
Birden fazla kadınla evlenmiş olan erkeklerin kurduğu ailenin huzuru öncelikle kadınlar arasında uygulanacak müsavata bağlıdır. Hz. Peygamber bu müsavatı zahire akseden maddi hususlarda yerine getirmede titizlik göstermiştir. Bu, daha onlara ödenen mehirde başlar. Yiyecek, giyecek, mesken gibi nafakada, sohbet için ayrılan müddette, beraber geçirilen gecede vs. devam eder.

Hz. Âişe, "beraber kalma hususunda yaptığı taksimde Hz. Peygamber’in (aleyhissalatu vesselam) hanımlar arasında hiçbirine imtiyaz tanımayıp, hepsine eşit davrandığını" kesin bir dille ifade eder.

Sefere çıktığı zaman beraberinde gelecek hanımları da kura ile tespit ederdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber
Baskı tarihi:
Nisan 2009
Sayfa sayısı:
118
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756835079
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Rağbet Yayınları
Baskılar:
Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber
Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber
Bir müslümanlar için "en iyi, en ideal aile nasıl olmalıdır?" diye, çözümü zor bir problem yoktur. Zira, Rasûlullah (a.s)'ın şahsında teferruatına kadar aydınlatılmış olarak, kaynaklarımıza intikal etmiş "İslami ali örneği" mevcuttur. 
Üstelik bu, nazariyatta da kalmamış, safha safha, Hz. Peygamber tarafından yaşanmış ashab görmüş ve onlar tarafından da yaşanmış ve bize eksiksiz olarak intikal edecek şekilde anlatılmıştır.

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Kozak
  • Büş..

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0