Aklın Yıkımı 1Georg Lukács

·
Okunma
·
Beğeni
·
202
Gösterim
Adı:
Aklın Yıkımı 1
Baskı tarihi:
Nisan 2006
Sayfa sayısı:
402
ISBN:
9789753881531
Orijinal adı:
Die Zerstörung der Vernunft
Çeviri:
Tekşen Ayşen Kapkın
Yayınevi:
Payel Yayınları
Georg Lukacs Aklın Yıkımı’nın tartışmalı bir kitap olduğunu söylemekten çekinmez. Horkheimer’ın Akıl Tutulması’ndan yedi yıl sonra, 1952’de tamamlanan yapıt Alman usdışıcılığının tarihçesini tarihsel materyalizmin inceleme araçlarıyla yeniden değerlendirir. Lukacs ender rastlanan bir bilgi ve farkındalık sergileyerek faşizmin canavarlıklarının yaşlı Schelling, Schopenhauer ve Nietzsche’ye kadar geri uzanan bir dönemde atılan tohumlarını araştırır. Alman olmasına karşın Kierkegaard da yirminci yüzyıl düşüncesi üzerinde olağanüstü etkisi açısından uzun uzadıya tartışılır.

Lukacs I. Dünya Savaşı öncesinin felsefe ve toplumbilimini ele alırken özellikle Georg Simmel ve Max Weber gibi Almanya’nın önde gelen düşünürlerinden kişisel tanışıklıkla söz eder. Kitabın ırk kuramının on sekizinci yüzyıldaki köklerinden başlayan gelişimini çizen son bölümünün ardından zamanımız için bir uyarı özelliği taşıyan doyurucu bir sonsöz gelir. Usdışı eğilimlere karşı Alman yatkınlığını açıklayan özel tarihsel koşullar bulunmasına karşın hiçbir ülke bağışıklık konusunda emin olamaz.

Lukacs’ın seçilmiş düşünürlerde ortaya koyduğu karanlıkçılık, kendinden hoşnutluk, umutsuzluk ya da kiniklik eğilimlerine karşın yazar onların yapısal başarılarını yadsımaya çalışmaz. Lukacs, Pietro Nenni’yle birlikte son uluslar arası barış hareketlerinde, insanlığın rehber ışığı olarak, bilinçli aklın (kötüye kullanılmaya her zaman açık olan) kitle duygusunun yerini almasının ilk işaretini görür. Genç Hegel’le birlikte yazarın başyapıtlarından biri olan ve 2 cilt olarak yayımlayacağımız Aklın Yıkımıbaştan sona yazarın gelecekteki uygar yaşama ilişkin ciddi kaygılarını dile getirir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Hegel zamanla ilgili olarak şunları söyler: "Her şey zamanın içinde başlayıp son bulmaz; zamanın kendisi bu oluştur, bu başlayış ve son buluş."
Hegel’in "Tanrı bilinci Tanrının öz-bilincidir” şeklindeki paradoksal ifadesi Spinoza’nın "genişleme ya da özdek, tözün bir özelliğidir” şeklindeki paradoksal ifadesiyle aynı temele dayalıdır ve öz-bilinç, tözün ya da Tanrının bir özelliğidir, Tanrı benim'den öte bir anlam taşımaz.
Bize göre Nietszche'nin düşüncelerinin iskeletindeki düğüm noktası yavaş yavaş belirginleşerek kesin biçimini almıştı: sosyalizme direnç, bir imparatorluk Almanya’sı yaratma çabası. Tragedya’nın Doğuşu'nu Richard Wagner’e ithaf eden mektubunun taslağında da tanımladı. Bir kez daha, çıkış noktası Prusya zaferiydi. Bu zaferden aşağıdaki gibi sonuçlar çıkardı:"...çünkü bu güç tüm köklü felsefe ve estetiklerin gerçek düşmanı olarak nefret ettiğimiz bir şeyi yıkacaktır. Bu şey özellikle büyük Fransız Devriminden beri Alman yaşamına acı veren bir hastalıktır; kasımlı nöbetlerde sonsuz yinelemeleriyle en iyi Almana bile acı vermiştir; saygın bir sözcüğün rezil bir biçimde kullanılmasıyla bu acının liberalizm adı altında yayıldığı büyük insan kitlelerinden söz etmeye gerek bile yok."'
Goethe ve Schiller’in, genç Schelling ve olgun Hegel’in estetiği sanat ve bilgiyi dünyayı anlamanın iki önemli, düzenleşik biçimleri olarak kabul eder. Goethe şunları yazmıştı: "Güzel, gizli doğa yasalarının bir dışa vurumudur; Güzel ortaya çıkmasaydı bu yasalar sonsuza dek bizden gizli kalırdı. ”
Nietzsche'nin Putların Alacakaranlığı’nda alaylı polemikleri "hakiki dünya" kavramına çıkışıyor ve çıkarımları "en uzun hatanın sonu" ve "insanoğlunun zirvesini" ilan eden cümlelerde sonlanıyordu: "Hakiki dünyayı yok ettik: geriye ne kalmıştı? belki de görünür dünya?... Ama hayır! Gerçek dünyayla birlikte görünür olanı da yok ettik!"
Nietzsche "Kültürel Kurumlarımızın Geleceği Üzerine" (1871-73) adlı konferansının notlarında şunları yazdı: "Komünizmin varsaydığı en yaygın kültür barbarlıktır..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aklın Yıkımı 1
Baskı tarihi:
Nisan 2006
Sayfa sayısı:
402
ISBN:
9789753881531
Orijinal adı:
Die Zerstörung der Vernunft
Çeviri:
Tekşen Ayşen Kapkın
Yayınevi:
Payel Yayınları
Georg Lukacs Aklın Yıkımı’nın tartışmalı bir kitap olduğunu söylemekten çekinmez. Horkheimer’ın Akıl Tutulması’ndan yedi yıl sonra, 1952’de tamamlanan yapıt Alman usdışıcılığının tarihçesini tarihsel materyalizmin inceleme araçlarıyla yeniden değerlendirir. Lukacs ender rastlanan bir bilgi ve farkındalık sergileyerek faşizmin canavarlıklarının yaşlı Schelling, Schopenhauer ve Nietzsche’ye kadar geri uzanan bir dönemde atılan tohumlarını araştırır. Alman olmasına karşın Kierkegaard da yirminci yüzyıl düşüncesi üzerinde olağanüstü etkisi açısından uzun uzadıya tartışılır.

Lukacs I. Dünya Savaşı öncesinin felsefe ve toplumbilimini ele alırken özellikle Georg Simmel ve Max Weber gibi Almanya’nın önde gelen düşünürlerinden kişisel tanışıklıkla söz eder. Kitabın ırk kuramının on sekizinci yüzyıldaki köklerinden başlayan gelişimini çizen son bölümünün ardından zamanımız için bir uyarı özelliği taşıyan doyurucu bir sonsöz gelir. Usdışı eğilimlere karşı Alman yatkınlığını açıklayan özel tarihsel koşullar bulunmasına karşın hiçbir ülke bağışıklık konusunda emin olamaz.

Lukacs’ın seçilmiş düşünürlerde ortaya koyduğu karanlıkçılık, kendinden hoşnutluk, umutsuzluk ya da kiniklik eğilimlerine karşın yazar onların yapısal başarılarını yadsımaya çalışmaz. Lukacs, Pietro Nenni’yle birlikte son uluslar arası barış hareketlerinde, insanlığın rehber ışığı olarak, bilinçli aklın (kötüye kullanılmaya her zaman açık olan) kitle duygusunun yerini almasının ilk işaretini görür. Genç Hegel’le birlikte yazarın başyapıtlarından biri olan ve 2 cilt olarak yayımlayacağımız Aklın Yıkımıbaştan sona yazarın gelecekteki uygar yaşama ilişkin ciddi kaygılarını dile getirir.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Erim Asya
  • İlkay Şal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0