Aktüel Arkeoloji - Sayı 31 (Ocak-Şubat 2013)

·
Okunma
·
Beğeni
·
36
Gösterim
Adı:
Aktüel Arkeoloji - Sayı 31
Alt başlık:
Ocak-Şubat 2013
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Format:
Karton kapak
ISBN:
97713075756
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nağış Basım
1960’lı yıllar, yeni bir soygun dönemi. Delik deşik edilmiş topraklar. Parçalanmış eserler ve kendi toprağına ihanet etmiş insanlar…1950’li yılların sonu ile uzun yıllardır Anadolu’da yolculuk yapamayan Avrupalılar, özel izinler ile yeni yolculuklara çıkmaya başladılar. Bunlar, Anadolu’nun ikinci dönem gezginleriydi. Anadolu yeniden keşfediliyordu. Siparişler veriliyordu ve arkeolojik alanlar delik deşik ediliyordu. Eserler dünya müzelerine dağılırken şehirlerde apartman daireleri alan köylüler çoğalmaya başlıyordu. Yani 1960’lı yıllar Anadolu’nun soyulduğu yıllardı…

İlk dönem gezginleri, Fransız ve Sanayi Devrimi ile büyük bir değişim yaşayan, zenginleşerek bilim ve teknikte ilerleyen Avrupalılardı. Onlar için Osmanlı ile Doğu, keşfedilmeyi bekleyen gizli bir hazine gibiydi. İlk gezgin kaşifler ve bunların yaptığı keşiflerin ardından soygun dönemi başladı. Ta ki Osman Hamdi Bey ile başlayan yeni döneme kadar…Giden gitmişti artık. Osmanlı, verdiğinin elbette peşinde değildi zaten. İkinci dönem gezginler yeni bir fırsat bekliyordu. Yeni kurulan bir Cumhuriyet Türkiye’si ve sonrasında 1950’li yılların neredeyse ortalarına kadar içe dönük kapalı bir ülke yönetimi yabancılara pek izin vermiyordu.1960’lı yıllarla birlikte her ne kadar Türkiye için yeni bir dönemin başlandıysa da arkeoloji için iki başlı bir dönemdi. 1960’lı yılların sonunda baraj inşaatları ile başlayan kurtarma kazıları bilim olarak arkeolojinin gelişmesine büyük bir hız kazandırırken aynı dönemde arkeolojik alanların da talan edilmesi karşıt bir durum oluşturuyordu. Öyle ki arkeolojik alanları talan eden köylüler aynı yeri bir başka defineciler kazmasın “emek boşa gitmesin diye iki taş üst üste konularak işaretlenmesi” gelenek haline gelmişti. Böyle bir dönemde Kremna ve Boubon talan edildi. Talan eden ise elbette ki yörenin köylüleriydi. Fakat eserler nedense sipariş edilmişçesine kısa süre sonra dünya müzelerine dağıldı. Özgen Acar, 1970’li yıllarda bu talanın acımasız hikâyesini Jale İnan’ın başlattığı bilimsel kazıların ışığında bölge köylüleri ile yaşanan gelişmeleri anlattıkları ile kalem almıştı. Fakat Özgen Acar gibi gerçekten büyük bir araştırmacı yazara rağmen 1970 - 2000 yılları arası Türkiye’nin çalınan, talan edilen arkeolojik eserlerine sahip çıkma konusunda sessiz kaldığı yıllardı.2000’li yıllar ve özellikle Ertuğrul Günay’ın Kültür ve Turizm Bakanı olması ile yeni bir dönem başladı. Artık bu toprakların çalınan eserleri, kendi topraklarına teker teker geri dönmeye başladı.

Aktüel Arkeoloji olarak Edessa Mozaiği ile başlayan desteğimiz Boubon ve Kremna üzerinden yeni sayıda başlayarak devam edecek. Hem Tarkan Kahya hem de hocamız merhum Jale İnan’ın Boubon için çabasını yakından bilen Nezih Başgelen’in kaleme aldığı iki yazı ile J. Paul Getty Müzesine yönelik bir kampanya başlatıyoruz. J. Paul Getty Müzesinde sergilenen Boubon ve Kremna heykelleri, yeniden kendi topraklarında sergilenene kadar hepinizi kampanyamıza davet ediyoruz.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aktüel Arkeoloji - Sayı 31
Alt başlık:
Ocak-Şubat 2013
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Format:
Karton kapak
ISBN:
97713075756
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nağış Basım
1960’lı yıllar, yeni bir soygun dönemi. Delik deşik edilmiş topraklar. Parçalanmış eserler ve kendi toprağına ihanet etmiş insanlar…1950’li yılların sonu ile uzun yıllardır Anadolu’da yolculuk yapamayan Avrupalılar, özel izinler ile yeni yolculuklara çıkmaya başladılar. Bunlar, Anadolu’nun ikinci dönem gezginleriydi. Anadolu yeniden keşfediliyordu. Siparişler veriliyordu ve arkeolojik alanlar delik deşik ediliyordu. Eserler dünya müzelerine dağılırken şehirlerde apartman daireleri alan köylüler çoğalmaya başlıyordu. Yani 1960’lı yıllar Anadolu’nun soyulduğu yıllardı…

İlk dönem gezginleri, Fransız ve Sanayi Devrimi ile büyük bir değişim yaşayan, zenginleşerek bilim ve teknikte ilerleyen Avrupalılardı. Onlar için Osmanlı ile Doğu, keşfedilmeyi bekleyen gizli bir hazine gibiydi. İlk gezgin kaşifler ve bunların yaptığı keşiflerin ardından soygun dönemi başladı. Ta ki Osman Hamdi Bey ile başlayan yeni döneme kadar…Giden gitmişti artık. Osmanlı, verdiğinin elbette peşinde değildi zaten. İkinci dönem gezginler yeni bir fırsat bekliyordu. Yeni kurulan bir Cumhuriyet Türkiye’si ve sonrasında 1950’li yılların neredeyse ortalarına kadar içe dönük kapalı bir ülke yönetimi yabancılara pek izin vermiyordu.1960’lı yıllarla birlikte her ne kadar Türkiye için yeni bir dönemin başlandıysa da arkeoloji için iki başlı bir dönemdi. 1960’lı yılların sonunda baraj inşaatları ile başlayan kurtarma kazıları bilim olarak arkeolojinin gelişmesine büyük bir hız kazandırırken aynı dönemde arkeolojik alanların da talan edilmesi karşıt bir durum oluşturuyordu. Öyle ki arkeolojik alanları talan eden köylüler aynı yeri bir başka defineciler kazmasın “emek boşa gitmesin diye iki taş üst üste konularak işaretlenmesi” gelenek haline gelmişti. Böyle bir dönemde Kremna ve Boubon talan edildi. Talan eden ise elbette ki yörenin köylüleriydi. Fakat eserler nedense sipariş edilmişçesine kısa süre sonra dünya müzelerine dağıldı. Özgen Acar, 1970’li yıllarda bu talanın acımasız hikâyesini Jale İnan’ın başlattığı bilimsel kazıların ışığında bölge köylüleri ile yaşanan gelişmeleri anlattıkları ile kalem almıştı. Fakat Özgen Acar gibi gerçekten büyük bir araştırmacı yazara rağmen 1970 - 2000 yılları arası Türkiye’nin çalınan, talan edilen arkeolojik eserlerine sahip çıkma konusunda sessiz kaldığı yıllardı.2000’li yıllar ve özellikle Ertuğrul Günay’ın Kültür ve Turizm Bakanı olması ile yeni bir dönem başladı. Artık bu toprakların çalınan eserleri, kendi topraklarına teker teker geri dönmeye başladı.

Aktüel Arkeoloji olarak Edessa Mozaiği ile başlayan desteğimiz Boubon ve Kremna üzerinden yeni sayıda başlayarak devam edecek. Hem Tarkan Kahya hem de hocamız merhum Jale İnan’ın Boubon için çabasını yakından bilen Nezih Başgelen’in kaleme aldığı iki yazı ile J. Paul Getty Müzesine yönelik bir kampanya başlatıyoruz. J. Paul Getty Müzesinde sergilenen Boubon ve Kremna heykelleri, yeniden kendi topraklarında sergilenene kadar hepinizi kampanyamıza davet ediyoruz.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Sibel Çavuşoğlu

Kitap istatistikleri