Alacakaranlıktaki Ülke

9,3/10  (10 Oy) · 
23 okunma  · 
11 beğeni  · 
797 gösterim
"Ahmet Erhan, genç kuşağın adından en çok söz edilen şairlerindendir; kendi kuşağının, denilebilirse en lirik şairidir. Şiirimizin lirizm zenginliklerini, özellikle 60 sonrası yeni toplumcu şiirin çeşitli öğeleriyle kaynaştırarak kendine özgü bir sese ulaştı. Nihat Behram'ın şiirleri gibi, Ahmet Erhan'ın şiirleri de, sanatsal değerlerinin yanı sıra, ülkede genç insanın yaşadığı dramın bir çeşit güncesi olarak da önemli. Karamsar ses tonu; geride, bastırılmış, direnen bir yaşama sevincini gizliyor."
-Ataol Behramoğlu-
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 1997
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9789754946280
  • Yayınevi:
    Bilgi Yayınevi
  • Kitabın Türü:
DUA 
 14 Oca 18:26 · 10/10 puan

Şimdi ben bu incelemeye nereden başlasam bilemedim. Öncelikle baskısı olmayan bu ve diğer Ahmet Erhan kitabını bulup bana gönderdiği için güzel dostum yoldaşım Mete Özgür e çok kızdım. Beni çok mahcup etti. Yeniden bastırdı sanırım.

Bir kaç ay önce Mete Özgür sana bir kitap göndereceğim ama baskısı yok dediğinde espri yaptığını düşünmüştüm. Gerçekten baskısı olmayan iki kitabı uğraşıp bulup göndermiş. Bu kadar çok özendiği için yerin dibine girdim. Hayatta çıkamam artık ölüm rengine büründüm.

Ahmet Erhan kendisinin en sevdiği şairmiş. Onun şiirlerinde ölümü, yalnızlığı, baba özlemini bulduğunu söyledi. Şahsen ben tanımazdım ama şarkı yapılan şiirlerini bilirdim. Hele Teoman'ın söylediği Oğul şarkısına bayılırdım. Sözleri yine bu şairimize aitmiş.

Kitaplardan önce, son ana kadar sürpriz olan bu ismi Ahmet Erhan'ı tanımak istedim. Kimdir nedir necidir. Oğul şarkısının sözlerinin kendisine ait olduğunu bu keşif sırasında öğrendim. Kendi ismi Erhan babasının adı Ahmet imiş. Böylece Erhan Bozkurt, Ahmet Erhan olmuş.

Bazı yazar ve şairler gibi değiştirmeye mecbur bırakılmış sanırım. Bu isim değiştirme mevzuları bana hep solcuları hatırlatır. Düşünce özgürlüktür ama onlara düşünce yasaktır. Söylemek isterler ama söyletmezler. Söyletmedikleri için isim değiştirirler demişti babam.

Futbolcuymuş. Fatih Terimle top koşturmuş. Aynı zamanda öğretmenmiş. Babası oğluna gözlerim iyi görmüyor diyerek devamlı kitap okuturmuş. Aslında bu bir bahaneymiş. Sırf oğlu okumayı sevsin diye yapıyormuş. Böyle baba sevilmez mi? Babasının ölümünün ardından içkiye vermiş kendini. Baba yokluğunu içkiyle unutmaya çalışmış ve bu durum şiirlerinde kendini çok gösteriyor. 2013 yılında babasına kavuşmaya gittiğine hem üzüldüm hem sevindim.

Kitapta çok çarpıcı şiirler var. Her biri, acı nefret ve özellikle ölüm kokuyor. Mazoşistlikle nihilistliği harmanlamış. Oluşan karışıma mısralarını bandırmış. Şiiri başka bir vücuda sokmuş. Okurken bile bile depresyona girdim başka türlü insan korkar bu kadar ölüm, acı ve yokluk duygusundan.

Çok iyi olduğunu söylememe gerek yok Çünkü bu şiir kitabıyla şair 22 yaşında iken Behçet Necatigil şiir ödülünü kazanarak ne kadar iyi olduğunu kendisi söylemiş. Neyse bitiriyorum burada artık hiç bir şey sorma


Ve Oğul

Anne ben geldim,
Dizlerin duruyor mu başımı koyacak?
Anne ben geldim,
Oğlun, hayırsızın..