Albertine Kayıp Kayıp Zamanın İzinde - Altıncı Kitap

8,9/10  (17 Oy) · 
43 okunma  · 
18 beğeni  · 
3.966 gösterim
" 'Mademoiselle Albertine gitti!' Istırap, insan psikolojisine, psikoloji biliminden çok daha derinlemesine nüfuz eder. Daha bir dakika önce, hislerini tahlil ederken, Albertine'le son bir kez görüşmeden, bu şekilde ayrılmanın, en çok istediğim şey olduğuna kanaat getirmiş, Albertine'in bana verdiği hazların vasatlığıyla beni mahrum ettiği hazların bolluğunu karşılaştırıp kendimi çok zeki bulmuş, onu artık görmek istemediğim, sevmediğim sonucuna varmıştım. Oysa, 'Mademoiselle Albertine gitti' sözleri, kalbime öyle bir acı saplamıştı ki, bu acıya pek uzun süre dayanamayacağımı hissediyordum. Benim nazarımda bir hiç olduğunu zannettiğim şey, demek ki aslında bütün hayatım, her şeyimdi."

Marcel Proust'un dev yapıtının altıncı cildi Albertine Kayıp, tam da Mahpus'un gittiği yerden başlıyor: "Mademoiselle Albertine gitti!" Hizmetçi Françoise'ın bu ünleminin yankısı, romanı genişleyen halkalarla kuşatıyor: Andree'yle yüzleşme, birbirini izleyen telgraflar, Boulogne Ormanı'ndaki sarışın, birbirini yankılayan Combray ve Venedik... Gelgitin ardından, bir gondol gezintisinde ağır ağır açılan yeni ufuklar.
  • Baskı Tarihi:
    2001
  • Sayfa Sayısı:
    282
  • ISBN:
    9789750803000
  • Orijinal Adı:
    Albertine Disparue - A la recherche du temps perdu
  • Çeviri:
    Roza Hakmen
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Değişen duyguların nesneler üzerindeki etkisi ne kadardır? Tahayyüllerin eskisi kadar berrak olmayışı ve melekelerin zayıflaması, bir zaman bizler için sırça köşk olan yerleri bir anda basit birer çöplüğe dönüştürebilir mi? Eğer Proust gibi düşünüyorsanız bu sorulara cevabınız evet olacaktır.
Proust'a göre nesneler sezgilerimiz kadar vardır. Bizim sezgi kuvvetimiz ne derece fazlaysa o nesne de o kadar gerçektir. Özellikle bu kitapta okuduğum cümleler beni bu felsefeye yönlendirdi. Bilmiyorum belki yanılıyorumdur ama bazı cümleler var ki yukarıda belirttiğim felsefeye hizmet ediyor. Örneğin birisinin ölümü sonrası söyledikleri çok dikkatimi çekti. O kişi ölmüşse daha önce hiç var olmamıştır diyor. Yani duygularımız o kişiyi var ediyor ve artık o kişi hakkında herhangi bir hissiyatımız kalmamışsa o kişi de yok demektir diyor.
Bütün evren zihnimizde vardır. Materyalistler bunun tam tersini söyler. Bizler Ay'ı görmesek de Ay'ın orada var olduğu kesindir der. Proust olsaydı bu cümleyi şöyle kurardı sanırım; Bir Ay olduğu muhakkak ama bu Ay sadece bir tane değil, herkesin kendi Ay'ı mevcut ve her ölümde evrenden de bir Ay eksilmiş olur. Bu cümlenin doğruluğu tartışılır ama kesin olan bir şey varsa o da bu felsefenin çok derin ve güzel olduğudur.
"Saat ne çabuk geçti" cümlesindeki zaman kavramı bir başkası için "Saniyeler geçmez oldu" şeklinde kendini gösterir. Buradaki zamanın tanımı nedir? Aynı miktarda geçen zaman bir insan için hemen geçerken diğeri için geçmek bilmiyor. Zaman kavramı da mutlak değildir sonucunu çıkarabiliriz.
Yaşanmamış bir zaman dilimi ya da her anından haberdar olduğumuz bir zaman dilimi var mıdır? Proust'un kitabının adından bile onun felsefesi hakkında bilgi sahibi olabilir insan. Kayıp Zamanın İzinde. Proust bu seride yaşanmamış ya da yaşanırken farkına varılmamış kayıp zamanın izini sürüyor. Geçmişte yaptığı yolculuk o yüzden bu kadar geniş ve detaylarla dolu. Belki de Proust o kayıp zamanı bulduğu zaman kendini tamamlayacağını düşünmüş. Varlığını kayıp zamanda arayan bir insan izlenimi çiziyor.
Aslında seride çok önemli diye belirlediğim cümleleri eklemek isterdim ama o zaman hem inceleme devasa boyuta ulaşmış olacak hem de seriyi okuyacak arkadaşlara haksızlık olacak. Ben en iyisi mi bu cümleleri kendime saklayayım. Seriye ait notlarımın inci taneleri olarak ortaya çıkma zamanını beklesinler.
Son kitaba başlamak istemiyorum ama sanırım dayanamayacağım ve yakın zamanda başlayacağım. Kim bilir belki Proust gibi ben de zihnimdeki eksik kalan kısmı tamamlayınca bütün olacağım ve belki bu eksiklik kayıplarda olduğu ve farkında olmadığım için hep eksik olarak yoluma devam edeceğim.

tülay abaza 
 03 Oca 21:48 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Marcel Proust'un yedi ciltlik serisinin altıncı kitabı. 'Mademoiselle Albertine gitti!' sözleriyle kitaba dev bir giriş yapıyor yazar. İnsan psikolojisini sarsan, acı, ıstırap ve pişmanlık dolu cümleleriyle insanın ruhuna dokunan bir eser. Çok heyecan yüklü merak uyandırıcı bir kitap diyemem ancak garip bir şekilde de elinizden bırakamıyorsunuz. Serinin diğer altı kitabını da okuyacaklarım listeme ekledim.

Aleyna Gerdan 
02 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 29 günde · 6/10 puan

Okunması benim için zor olan bir kitaptı. Ama duyguları her zerresine kadar işlemesi açısından gayet tatmin ediciydi. Kayıp Zamanın İzinde serisinin diğer kitaplarını okumadığım için de zor olmuş olabilir tabii.

Lütfiye 
16 Şub 18:46 · Kitabı okudu · 5 günde · 10/10 puan

Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde külliyatındaki, YKY çevirisine göre sondan (yakalanan zaman) bir önceki kitabı. Ölüm, sırlar ve Albertine'in eğilimleri, anlatıcının çektiği,bitirdiğini sandığı ve bitirmiş gibi olduğu acı, insanların zamanın içinde kaybolduktan sonra bıraktığı izler... Marcel bu kitabında da koparan tahliller yapmış. Çok uzun, (sayfa sayısından değil de vurucu tahliller ve bunları sindirmek açısından) yavaş ve zevkli bir yolculuk oldu.
Aynı acıyı bambaşka zamanlarda öyle ani bir şekilde hissettiriyor ki. Sanki birileri saçlarınızı tek tek koparıyor ama siz hiçbir şey yapamıyorsunuz ve yapmak istemiyorsunuz da. Çaresizce biteceği zamanı bekliyorsunuz. Çok ilginç değil mi?
Zaten gariptir insanoğlu; Aynı espriye defalarca gülmez ama aynı acıya defalarca ağlar...

Kitaptan 49 Alıntı

Biz görme duyusuna sahip olduğumuz için, nesneler renklidir; yüzlerce duyuya sahip olsaydık, kim bilir başka ne sıfatlara layık olacaklardı?

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 270 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 270 - YKY)

Sevilmek istediğimiz için anlaşılmak isteriz ve sevdiğimiz için de, sevilmek isteriz.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 82 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 82 - YKY)

'' ... çoğu kez aşık olduğumuzu anlamamız, hatta belki aşık olmamız için, ayrılık gününün gelip çatması gerekir. ''

Albertine Kayıp, Marcel ProustAlbertine Kayıp, Marcel Proust

Hiçbirimiz tek bir insan değilizdir, hepimiz ahlaki değerleri farklı çok sayıda insan barındırırız içimizde...

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 114 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 114 - YKY)

Bir başka insanla ilişkilerimizde en önemli hata kaynakları, iyi kalpli olmak veya o insanı sevmektir. Bir tebessüm, bir bakış, bir omuz yüzünden âşık oluruz. Bu kadarı yeterlidir; sonra, umut veya hüzün dolu uzun saatler boyunca, bir insan imal eder, bir kişilik yaratırız. Ve ardından, âşık olduğumuz kişiyle görüştüğümüzde, karşımıza ne kadar acımasız gerçekler çıkarsa çıksın, o bakışın, o omzun sahibinden, bu iyi yürekli mizacı, bizi seven kadın kişiliğini bir türlü ayıramayız; gençliğinden beri tanıdığımız bir insan yaşlandığında, gençliğini ondan ayıramayışımız gibi.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 115 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 115 - YKY)

Evrene ilişkin görüntülerimiz, şekilsiz ve parça parçadır, bu görüntüleri, tehlikeli yanılgılara meydan veren itibari çağrışımlarla tamamlarız.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 160 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 160 - YKY)

Dünya her birimiz için bir hamlede baştan sona yaratılmamıştır. Yaşadıkça, hiç aklımızdan geçmeyen şeyler eklenir dünyamıza.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 62 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 62 - YKY)

Öleceğimiz düşüncesi, ölmekten daha korkunçtur, ama en korkuncu, bir başkasının öldüğü dü­şüncesidir; gerçekliğin, bir insanı yuttuktan sonra, en ufak bir iz taşımadan, dümdüz uzandığını, o insanın dışlandığı gerçekliğin içinde, hiçbir irade, hiçbir bilgi kalmadığını düşünmek, en korkuncudur; bu gerçeklikten yola çıkarak, o insanın yaşamış olduğu sonucuna ulaşmak, o insanın hayatına ilişkin, henüz taze olan hatıradan yola çıkarak, onun okuduğumuz bir romandaki kişilerden kalan hatıralara, uçucu görüntülere benzetilebileceğini düşünmek kadar zordur.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 94 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 94 - YKY)

Artık sevmediğimiz kişilerden bizi koparan, mezarlıklardaki unutuş kadar mutlak ve huzurlu olan bu unutuşun son derece haklı ve acımasız cezası, hâlâ sevdiğimiz kişiler için de kaçınılmaz olduğunu sezmemizdir.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 68 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 68 - YKY)
5 /