Albertine Kayıp Kayıp Zamanın İzinde - Altıncı Kitap

8,6/10  (36 Oy) · 
82 okunma  · 
50 beğeni  · 
5.207 gösterim
" 'Mademoiselle Albertine gitti!' Istırap, insan psikolojisine, psikoloji biliminden çok daha derinlemesine nüfuz eder. Daha bir dakika önce, hislerini tahlil ederken, Albertine'le son bir kez görüşmeden, bu şekilde ayrılmanın, en çok istediğim şey olduğuna kanaat getirmiş, Albertine'in bana verdiği hazların vasatlığıyla beni mahrum ettiği hazların bolluğunu karşılaştırıp kendimi çok zeki bulmuş, onu artık görmek istemediğim, sevmediğim sonucuna varmıştım. Oysa, 'Mademoiselle Albertine gitti' sözleri, kalbime öyle bir acı saplamıştı ki, bu acıya pek uzun süre dayanamayacağımı hissediyordum. Benim nazarımda bir hiç olduğunu zannettiğim şey, demek ki aslında bütün hayatım, her şeyimdi."

Marcel Proust'un dev yapıtının altıncı cildi Albertine Kayıp, tam da Mahpus'un gittiği yerden başlıyor: "Mademoiselle Albertine gitti!" Hizmetçi Françoise'ın bu ünleminin yankısı, romanı genişleyen halkalarla kuşatıyor: Andree'yle yüzleşme, birbirini izleyen telgraflar, Boulogne Ormanı'ndaki sarışın, birbirini yankılayan Combray ve Venedik... Gelgitin ardından, bir gondol gezintisinde ağır ağır açılan yeni ufuklar.
  • Baskı Tarihi:
    2001
  • Sayfa Sayısı:
    282
  • ISBN:
    9789750803000
  • Orijinal Adı:
    Albertine Disparue - A la recherche du temps perdu
  • Çeviri:
    Roza Hakmen
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Değişen duyguların nesneler üzerindeki etkisi ne kadardır? Tahayyüllerin eskisi kadar berrak olmayışı ve melekelerin zayıflaması, bir zaman bizler için sırça köşk olan yerleri bir anda basit birer çöplüğe dönüştürebilir mi? Eğer Proust gibi düşünüyorsanız bu sorulara cevabınız evet olacaktır.
Proust'a göre nesneler sezgilerimiz kadar vardır. Bizim sezgi kuvvetimiz ne derece fazlaysa o nesne de o kadar gerçektir. Özellikle bu kitapta okuduğum cümleler beni bu felsefeye yönlendirdi. Bilmiyorum belki yanılıyorumdur ama bazı cümleler var ki yukarıda belirttiğim felsefeye hizmet ediyor. Örneğin birisinin ölümü sonrası söyledikleri çok dikkatimi çekti. O kişi ölmüşse daha önce hiç var olmamıştır diyor. Yani duygularımız o kişiyi var ediyor ve artık o kişi hakkında herhangi bir hissiyatımız kalmamışsa o kişi de yok demektir diyor.
Bütün evren zihnimizde vardır. Materyalistler bunun tam tersini söyler. Bizler Ay'ı görmesek de Ay'ın orada var olduğu kesindir der. Proust olsaydı bu cümleyi şöyle kurardı sanırım; Bir Ay olduğu muhakkak ama bu Ay sadece bir tane değil, herkesin kendi Ay'ı mevcut ve her ölümde evrenden de bir Ay eksilmiş olur. Bu cümlenin doğruluğu tartışılır ama kesin olan bir şey varsa o da bu felsefenin çok derin ve güzel olduğudur.
"Saat ne çabuk geçti" cümlesindeki zaman kavramı bir başkası için "Saniyeler geçmez oldu" şeklinde kendini gösterir. Buradaki zamanın tanımı nedir? Aynı miktarda geçen zaman bir insan için hemen geçerken diğeri için geçmek bilmiyor. Zaman kavramı da mutlak değildir sonucunu çıkarabiliriz.
Yaşanmamış bir zaman dilimi ya da her anından haberdar olduğumuz bir zaman dilimi var mıdır? Proust'un kitabının adından bile onun felsefesi hakkında bilgi sahibi olabilir insan. Kayıp Zamanın İzinde. Proust bu seride yaşanmamış ya da yaşanırken farkına varılmamış kayıp zamanın izini sürüyor. Geçmişte yaptığı yolculuk o yüzden bu kadar geniş ve detaylarla dolu. Belki de Proust o kayıp zamanı bulduğu zaman kendini tamamlayacağını düşünmüş. Varlığını kayıp zamanda arayan bir insan izlenimi çiziyor.
Aslında seride çok önemli diye belirlediğim cümleleri eklemek isterdim ama o zaman hem inceleme devasa boyuta ulaşmış olacak hem de seriyi okuyacak arkadaşlara haksızlık olacak. Ben en iyisi mi bu cümleleri kendime saklayayım. Seriye ait notlarımın inci taneleri olarak ortaya çıkma zamanını beklesinler.
Son kitaba başlamak istemiyorum ama sanırım dayanamayacağım ve yakın zamanda başlayacağım. Kim bilir belki Proust gibi ben de zihnimdeki eksik kalan kısmı tamamlayınca bütün olacağım ve belki bu eksiklik kayıplarda olduğu ve farkında olmadığım için hep eksik olarak yoluma devam edeceğim.

Aslı T. 
 11 Tem 11:21 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi

‘’Albertine Kayıp’’ seri içinde ismiyle de merakımı, ilgimi cezbeden bir kitaptı; yarım bir cümle gibi…

‘’İnsanlar duyularının yetersizliği nedeniyle nesnelerin sayısız niteliğinden ancak sınırlı bir bölümünü algılayabilirler. Biz görme duyusuna sahip olduğumuz için nesneler renklidir; yüzlerce duyuya sahip olsaydık, kim bilir başka ne sıfatlara layık olacaklardı? Ne var ki, bizim ufak bir kısmını bilip tamamını bildiğimizi zannettiğimiz küçücük bir olaya bile bir başkası adeta bir evin karşı tarafındaki pencereden, farklı bir manzarayı seyredercesine baktığı için, nesnelerin sunabileceği farklı görüntüyü anlamamız kolaylaşır.’’ (Sayfa 270)

Seriyi, nasıl kurulduğunu benim için açıklayan bölümlerden biri üstteki alıntı. Daha fazla duyuya sahip olmak; anlaşılan o ki, Proust buna sahip, nesnelere, insanlara, zamana baktığında gördüklerini zenginleştirmek, herkesten farklı sadece kendine ait anlamlar yüklemek. Proust, bu anlamlandırmayı yaparak kâh hatıralarını kâh tehâyyûllerini sayfalar dolusu başarılı bir kurguyla kaleme alarak oluşturmuş ‘’Kayıp Zamanın İzinde’’ serisini.

İlk kitaplardan başlayarak attığı düğümler, bu kitapla çözülmeye başlıyor. Bu kitap için kaybetmenin, yasın, aşkın, unutuşun kitabı da diyebiliriz. Ölümün geride bırakılanlar üzerindeki etkisi, kaybedilenin boşluğu ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Diğer kitaplarda fazla yaşamadım bu durumu. Serinin en duygusal kitabıydı benim için; kitabın ilk bölümleri duygusal olarak beni dağıttı… Hatta sevdiğiniz birini kaybettiyseniz yakın zamanda okumayın, derim…

‘’İnsan birini niçin sever, neden sevdiğinden vazgeçer, nasıl unutur sevdiğini’’ sorularının cevabını vermiş Proust bu kitapta. Ancak biz sevdiğimiz zaman, bizim sevgimiz, o insana değer katar, diyor. Biz vazgeçtiğimizde, sevgimizle yücelttiğimiz o insan artık herhangi biri, önemsiz biri olur, diyor. Bu bağlamda aşkta ve hayatta kaybettiğimiz insanların yokluğunu aşmak, alışmak için aslında o insanlara farklı bir gözle, daha önce sevginin engellediği, bize göstermediği yönlerini görerek bakmalıyız diyor. Bir şehre uzaktan bakıldığında görkemli bir binayı tüm ihtişamıyla görebiliriz. Binanın önüne gelip binayı görmeye kalksak sadece burnumuzun önünü görürüz. Sevenler de sevdiklerine bu perspektifle bakıyor. Onunla birlikteyken onu gerçek ölçüleriyle, özellikleriyle göremiyor. Ayrılık gerçekleşip -bu ölüm de olabilir- uzaklaşınca sevilen gerçekten görülmeye, tanınmaya başlanıyor, diyor Proust.

Bir insanı, ailenden birini tanımak ama gerçek anlamda; iç dünyasında neler var, korkuları, kaygıları, eğilimleri neler bunları bilmek mümkün değil gibi geliyor bana. Ancak yazan insanları, gerçek anlamda tanıyabilirmişiz gibi geliyor. Şu an Proust’u bana yakın olan birçok insandan daha iyi tanıyorum sanki. Bu yüzden yazmak, kitaplar çok önemli benim için. Çünkü kitaplarda insanlar dürüstçe ruhlarını sergiliyor. Onları okuyarak, kendimizi okumaya, tanımaya çalışıyoruz adetâ.

Proust, bu kitapta da yine mükemmel psikolojik, sosyolojik analizlerine devam ediyor; müthiş tespitleri var. Kurgudan bağımsız sırf bu tespitler için bile seriyi okumak gerekir diye düşünüyorum.

Eşcinsellik, kadın-erkek ilişkileri, evlilik, dostluk, aile ilişkilerini yine çok ince detaylara girerek müthiş gözlemciliğiyle okuyanı hayran eden ‘’Proustvâri’’ betimlemeleri, tespitleri bu kitapta da bol bol okuyoruz.

Proust' u okumak insanı okumak gibi, bu kadar derin, insan ruhunu, davranışlarını tahlil eden ve edebi olarak bunu okuyucuya aktaran bir yazar okumadım diyebilirim.

Merve Ayhan 
13 May 21:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Agirsin o kadar agirsin ki kapagina bakarken bile dusunmek gerek. Ama guzelsin her şeyden herkesten zor olman seni cekici yapiyor. Marcel Proust yapmis yine yapacağını..

kitap biraz beni zorlasa da çok ama çok güzel bir kitap. biraz hem oradaki duyguyu anlamak ve biraz da kitaba ön yargıyla yaklaşmamak gerekir dediğim gibi gerçekten çok güzel bir kitap OKUMANIZI İSTERİM

Aleyna Gerdan 
02 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 29 günde · 6/10 puan

Okunması benim için zor olan bir kitaptı. Ama duyguları her zerresine kadar işlemesi açısından gayet tatmin ediciydi. Kayıp Zamanın İzinde serisinin diğer kitaplarını okumadığım için de zor olmuş olabilir tabii.

"Mademoslle Albertine gitt!" Istırap,insan psikolojisine,psikoloji bilimden daha çok daha derinlemesine nüfuz eder...Ruhumuzda ne kadar önem verdiğimizi bilmediğimiz şeyler vardır. Ya da bunlar olmadan yaşıyorsak,onlara sahip olmayı başaramama veya acı çekme korkusuyla her gün ertelediğimiz içindir. Duygu dünyamızın çatısını ayakta tutan şey,daima görünmez bir inançtır,bu inanç Yok olduğu anda çatı sallanmaya başlar .

Senem mutlu 
03 Ağu 01:37 · Kitabı okumayı düşünüyor · Puan vermedi

Geçmişten bir kuğu hatırlar kendini Muhteşemdi ama.kurtulusu yoktu. Soyleyemeyecekti hayatın sarkisini. Kısır kışın kara kasvetli ışığında

Zeynep Övgü Yaycı 
27 Haz 20:27 · Kitabı okuyor · Beğendi · 9/10 puan

Daha başındayım yolun lakin şimdiden balyoz yemiş gibi hissediyorum. Yazarımızın cümleleri ise insanın canına okumaya yetiyor. Satırlarca süren kelime dizilerine yeni bir boyut kazandırmış.
Ufak tefek önerilerim var bu kitapla ilgili. İlk olarak karşınızdaki zor bir kitap, bunu bilerek başlayın, kendinize güvenerek başlayın, cümlelerin üstüne gidin, olayın ötesine dikkat edin; böylece kitaptan çok daha fazla zevk alırsınız.
Son olarak okunması gereken bir kitap mıdır? Kesinlikle! Herkes okuyabilir mi? İM-KAN-SIZ.
Biraz karmaşık bir inceleme oldu lakin açıkçası bu kitabı başka türlü nasıl anlatırım bilmiyorum.

Ilknur büyük güneş 
01 Nis 20:25 · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Süper bir bölüm canım. Bu arada ben agzimi açtım ama, ben jk bir şey yok sadece kapama, işten. Bu arada, ben de hkgkhlhlhlhlakkgkgkkhlgff bir şey var mı bir

Kitaptan 73 Alıntı

Bir başka insanla ilişkilerimizde en önemli hata kaynakları, iyi kalpli olmak veya o insanı sevmektir. Bir tebessüm, bir bakış, bir omuz yüzünden âşık oluruz. Bu kadarı yeterlidir; sonra, umut veya hüzün dolu uzun saatler boyunca, bir insan imal eder, bir kişilik yaratırız. Ve ardından, âşık olduğumuz kişiyle görüştüğümüzde, karşımıza ne kadar acımasız gerçekler çıkarsa çıksın, o bakışın, o omzun sahibinden, bu iyi yürekli mizacı, bizi seven kadın kişiliğini bir türlü ayıramayız; gençliğinden beri tanıdığımız bir insan yaşlandığında, gençliğini ondan ayıramayışımız gibi.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 115 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 115 - YKY)
Reina 
05 Haz 2015 · Puan vermedi

'' ... çoğu kez aşık olduğumuzu anlamamız, hatta belki aşık olmamız için, ayrılık gününün gelip çatması gerekir. ''

Albertine Kayıp, Marcel ProustAlbertine Kayıp, Marcel Proust

Biz görme duyusuna sahip olduğumuz için, nesneler renklidir; yüzlerce duyuya sahip olsaydık, kim bilir başka ne sıfatlara layık olacaklardı?

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 270 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 270 - YKY)

Dünya her birimiz için bir hamlede baştan sona yaratılmamıştır. Yaşadıkça, hiç aklımızdan geçmeyen şeyler eklenir dünyamıza.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 62 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 62 - YKY)

Sevilmek istediğimiz için anlaşılmak isteriz ve sevdiğimiz için de, sevilmek isteriz.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 82 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 82 - YKY)

Hiçbirimiz tek bir insan değilizdir, hepimiz ahlaki değerleri farklı çok sayıda insan barındırırız içimizde...

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 114 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 114 - YKY)

Öleceğimiz düşüncesi, ölmekten daha korkunçtur, ama en korkuncu, bir başkasının öldüğü dü­şüncesidir; gerçekliğin, bir insanı yuttuktan sonra, en ufak bir iz taşımadan, dümdüz uzandığını, o insanın dışlandığı gerçekliğin içinde, hiçbir irade, hiçbir bilgi kalmadığını düşünmek, en korkuncudur; bu gerçeklikten yola çıkarak, o insanın yaşamış olduğu sonucuna ulaşmak, o insanın hayatına ilişkin, henüz taze olan hatıradan yola çıkarak, onun okuduğumuz bir romandaki kişilerden kalan hatıralara, uçucu görüntülere benzetilebileceğini düşünmek kadar zordur.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 94 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 94 - YKY)

Evrene ilişkin görüntülerimiz, şekilsiz ve parça parçadır, bu görüntüleri, tehlikeli yanılgılara meydan veren itibari çağrışımlarla tamamlarız.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 160 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 160 - YKY)
Aslı T. 
09 Tem 14:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

... Hiçbirimiz, tek bir insan değilizdir, hepimiz, ahlâki değerleri farklı, çok sayıda insan barındırırız içimizde...

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 114 - YKY Yayınları)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 114 - YKY Yayınları)

Artık sevmediğimiz kişilerden bizi koparan, mezarlıklardaki unutuş kadar mutlak ve huzurlu olan bu unutuşun son derece haklı ve acımasız cezası, hâlâ sevdiğimiz kişiler için de kaçınılmaz olduğunu sezmemizdir.

Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 68 - YKY)Albertine Kayıp, Marcel Proust (Sayfa 68 - YKY)