Alemdağ'da Var Bir Yılan

8,3/10  (151 Oy) · 
457 okunma  · 
121 beğeni  · 
3.179 gösterim
"İşte karşı karşıyasın. Haydi bakalım. Söyle söyleyeceğini. De diyeceğini. Dinler de. Tatlı tatlı dinler de. Sevgiden söz aç. Ne çıkar; o seni anlarsa değil, sen onu anlarsan bir şeyler olacak.(1)

Birdenbire bulunduğumuz odanın kapısı açılıverdi. İçeriye rüzgâr girdi. Soğukla beraber yapraklarını dökmüş bir ağaç girdi. Ağacın arkasından duman, dumanın arkasından bir kuş, kuşun arkasından bir bulut girdi."

"Yılan Uykusu" adlı öyküden
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9786053607205
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitap bittiğinde, eğer diğer kitaplarını da okumuşsanız, anlıyorsunuz ki üslup olarak yeni bir Sait Faik var karşınızda.
Bir kere kitap yazarın ölmeden önce çıkarttığı son eserdir.

<<<<< Neden vurguluyorum bunu, zira öldükten sonra çıkan diğer iki eseri “Az Şekerli” ve “Tüneldeki Çocuk” yayınevinin (Varlık) içinde zeka bulunmayan mantığıyla hazırlayıp, yayınladıklarıdır. “Az Şekerli”de hem son dönemine ait öyküler var hem de ta ilk dönemlerine ait öyküler. “Tüneldeki Çocuk”ta her dönemine ait öyküleri ve onunla yapılmış söyleşiler var.
Daha da faciası, skandal bir işe imza atar yayınevi ve yazarın olmayan bir öyküyü “Az Şekerli” kitabına koyar. Öykünün ismi “Müthiş Bir Tren”dir. Ben bu öykünün olduğu kitabı okudum. Yayınevi farklıydı ama. Bunu hatırlama sebebim, bu yayınevinin (Bilgi) bastığı tüm Sait Faik kitaplarının kapakları çok farklıydı ve yıllarca kitaplığımda elimden geçtiler. Yani hem Varlık’ın bastığı hem Bilgi’nin bastığı kitapta bu öykü vardı ve Sait Faik’in diye geçiyordu. Biz gibi, o da bilemedi ve illa da bu öyküyü filme aldı Metin Erksan (1975’de TRT için-Youtube’de var, izlemenizi tavsiye ederim. Yayınlandığı sene TRT’den izlemiştim) Film yayınlanınca dananın kuyruğu koptu. Öğrendik ki S.F bunu Hürriyet’te 1948’de yayınlamış ama altına yazan değil, yayınlayan diye imza koymuş. Daha neler neler, meraklısı netten bulup okur. >>>>>

Günümüzde bu tür sürrealist unsuru kullanan yerli yazar çoktur. O zaman, toplumsal gerçekçilerin egemen olduğu edebiyat dünyasında bu tür gerçeküstü imgeler roman ve öykülerde pek azdı. Bu eserinde yer alan hikayelerde bolca imgeler, sürrealist unsurlar var. SF söyleyeceklerini, öykülerin biçimini değiştirerek somutu bırakıp, soyut anlatıma geçmiş gibidir. Okura öyküleri anlayabilmek için, yazarın üstü kapalı söylediklerini aydınlatmak düşer.

İlk öyküsünden itibaren dostunu öldüren helvacıyı cebine koyması, cebindeki susamın pire olması, dere tepe düz gitmesi gibi anlatımın sürrealist unsurları kitabı kaplamaya başlıyor.

Diğer öykülerinden farklı bir diğer ayırt edici öğe ise, bir öyküdeki bir kahramanın başka bir öyküde de kullanılmasıdır: Panço. Tekrar edilen sadece kahraman değil, ayrıca, yakası kürklü pardösü, çıban yarası, yılan gibi simgelerin kitabın kavramsal leitmotifleri olmasıdır. Bıkkınlık, yorgunlukla tanımlanan ihtiyarlık hissi de leitmotif olarak alınabilir.

Öykülerin arasında ilerledikçe öyle cümleler var ki, hissettiğinizin, anladığınızın doğruluğunu tasdik etmek için tekrar okumanızı gerektiriyor.
Panço’nun olduğu öykülerde anlatıcının Panço’ya ettiği duygusal sözler, okurda homoerotik bir yakınlık duygusu yaratıyor.

“Kara olmasalardı donuk esmer, altından kan akmazmış gibi solgun ve hiddetli rengi severim başka. Başkasında bulsam sevmem ki.” “Geç geldiği zaman deli olurdum. Merdivende ayak sesleri yabancılaşınca kudururdum. Sonra birdenbire onun ayak sesleri. Kapıyı açık bırakmış olurdum. Öteki seyyareden gelir gibi gelirdi. Gözlerinden öperdim.” “Tuhaf, hiddetli soluk yüzünde tatlı bir pembelik var.” “Geleceğine yüzde yüz emin olduğum günler beklerken uyuyakalırdım. Kapıyı tırmalar gibi vurduğu zaman nasıl duyardım rüyamın içinde. Yataktan fırlardım. Kapıyı açardım. Rengi solmuş, nefesi boğazından gelirdi. Masadan bir cigara alır yakardı.” “O hâlâ uyuyor. Kaşları ıslak ıslak. Nefesine yüzümü tutuyorum.” Tespit ettiğim bazı cümleleri ayrıca paylaşacağım.

“Yakası kürklü pardösü orda. Giyiyorum. Bileklerim dışarda kamburlaşmış dolanıyorum odada.” Bu cümle aklıma, sayfamda yorumladığım Ayşe Nart’ın “Ötekiler” romanını getiriyor. Sanki bir metamorfoz anlatıyor. Görünür kişiliğinden sıyrılıp, içinde gizlediği “ötekine”, gerçek kişiliğine dönüşümü.

Yılan Uykusu, kitaptaki son, 5 Mart 1954 tarihli öyküsü, bir rüya gibidir. Baştan sona imgeler, gerçeküstü unsurlarla dolu. Anlatıcının aşk duyduğu biri vardır. Hangisi hangi cinstendir, ayrı cinsten midirler net olarak belirtilmez. Söyleyememenin, açılamamanın karabasanı hakimdir öyküye.

Hikayelerde birinci tekil şahıs anlatıcı var. Çoğunlukla geçmiş zaman kullanıyor. Ara ara, hatırı sayılır yerde de anaforik zamana başvurmuş. İlk cümlede “baktı” derken, hemen ardından gelende, “saklanıyor”, gibi.

Bu kitabında, İstanbul sevdalısı Sait Faik gidip, yerine sürekli bu kentten bıkkınlıkla bahseden bir ihtiyarın gelmiş olması beni çok kederlendirdi.

Ve o müthiş, şarkılara, sevdalara ilham olmuş, kitaba ismini veren öykünün 71. cümlesiyle başlayan kelime dizisi. “Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor.”

Asiye-Melikşah 
28 Şub 20:00 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Çok güzel bir hikaye kitabı.Sanki öyküler birbirini tamamlıyor.Hatta kitabın bazı bölümlerini birleştirseniz minik bir roman olur.Hayatı sorgulama, görünmezle konuşma, içsel eleştiri hakim kitaba.Hayatı boşvermiş saat doldurmak için yaşayan insanlar çok iyi tasvir edilmiş.Duru bir Türkçe içten ve anlaşılır bir anlatımı var.Ben yazarın üslubunu seviyorum.Sizinde severek okuyacağınızı tahmin ediyorum.

Mehmet Aldemir 
19 Eyl 16:41 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

"Alemdağında Var Bir Yılan" adıyla yayımlamış Varlık Yayınları bu eseri ilk basımında. Sait Faik, bu duruma sinirlenmiş, yayınevini arayarak kitabın kapağının hemen düzeltilmesini istemiş. Kitabın diğer baskıları da Alemdağda Var Bir Yılan olarak düzeltilmiş. Nedense benim de ağzıma "Alemdağında Var Bir Yılan" olarak dolandı.

Sait Faik fantastik unsurlara yer veriyor bu kitaptaki hikayelerinde. Son yıllarında yazıldığı anlaşılıyor, daha vurdumduymaz, daha farklı hikayeler mevcut.

Bambaşka dünyalarda, değişik hayallerde, sıradan yurdum insanları bekliyor bizi. Onur Ünlü'nün Sen Aydınlatırsın Geceyi filmi hatrıma geldi bu şekilde tarif edince kitabı.

Yazarın sürrealist diye tabir edilen bu eseri de kitaplığımdaki yerini aldı ve bir Sait Faik eseri daha okuduğum için mutluyum.

Gülsüm Yalçın 
19 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Hişt! Hişt!
Okuyucu, toplanın size anlatacaklarım var :)
Sait Faik okumuş olmanın tesiri altında böyle bir giriş yapmak istedim.Öncelikle Sait Faik yalnızlık temini öykülerinde çok güzel harmanlamış ve bu durumu hayali kahramanlar ve sürrealizmle desteklemiş.Ayrıca bahsettiği kişiler sanki biraz önce yanımdan geçen kişiydi ve hep gözümün önünde olan ama farkında bile olmadığım durumlardı.Yalnız ben okurken biraz zorlandım dikkat gerektiriyor diye düşünüyorum.Eğer öykülerin içine girebilirseniz zevkle okuyacağınızı düşünüyorum.

Sinem 
17 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Sait Faik Abasıyanık'ın yazış tarzını anlatmak için şunları kullanabilirim sanırım; değişik ya da olağanın dışında. Sanırım yazarı bu kadar özel yapan da bu. Dili sade ama kelimeleri kullanış şekli ve hayal gücü o kadar güzel ki insan kitaptan kopamıyor bir türlü. Her defasında bir sayfa daha çevirmek istiyorsun.
Kitap kısa öykülerden oluşuyor. ama her öyküde karakterler özel ya da seçilmiş kişiler değiller. Sokakta karşımıza çıkabilecek herhangi bir kişi gibiler. Ama onları sıradanlıktan ayıran bazı özellikleri var. Ya da onları kusursuz yapan bazı kusurları..
Biraz hayal gücü ve sade bir dil seven tüm hikaye severlere hitap edebilecek güzel bir kitap.

Emrah Günal 
03 Eyl 16:27 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Sait Faik külliyatının okuduğum 7.kitabı oldu bu kitap.Oldukça okuması keyifli ve düşündürücü bir o kadar dokunaklı bir kitaptı.İnsana diğer okuduklarımdan oldukça farklı duygusunu kuvvetli hissettiren bir kitap. Kesinlikle okuyun, okutturun. İyi ki geçmişsin bu diyardan Sait Faik. Ne kadar şanslıyım ki bütün eserlerine sahibim.Keyifli Okumalar.

EDA 
 21 May 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Puan vermedi

Bu kitap Sait Faik'in en sevdiğim hikaye kitabı.
Sait Faik okurken insanın hikaye yazası geliyor. Hele birde bu kitabı okuyorsa şiirimsi hikayeler uçuşuyor zihnine...
Kullanılan dilin sade olması mı yoksa insancıklara farklı bakışı mı özel kılıyor bu kitabı bilmem ama özel bir kitap.

Sait Faik’i geç tanıdım ve bundan biraz utanıyorum. İlk okuduğum kitabı oldu Alemdağ’da Var Bir Yılan. Eşe dosta ‘’ya bu Panco kim?’’ diye diye bitirdim kitabı. Her hikayesi kendi içinde açılıp kapanacak kapıları barındırıyordu bence. O yüzden arkadaşlarım farkı farklı yorumlar söylediler hikâyelerle ilgili. Çok sevdim ben de. Medarı Maişet Motoru’yla Sait Faik turuma devam edeceğim.^^

DESTİNA ÖYKÜ 
 31 May 20:39 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Sait Faik ABASIYANIK - Alemdağ'da Var Bir Yılan

Kitaptaki ilk dört öykü Panco adımda bir delikanlının anlatıldığı öyküler. Bu eksende gerçekleşen durumlar.
Yılanlar ile yazar arasındaki bağ sık sık öykülerde karşımıza çıkıyor.

Bizler çoğu zaman bardağın dolu tarafını görmeyiz. Boş kısmıdır bizi ilgilendiren.. Bu kitapta o dolu kısım çok önem kazanır. Bütün mutsuzluk ve hayal gücünden yoksunluk içinde kurulan bir yerdir, Alemdağ..

Sait Faik ABASIYANIK’ın hayatta iken yayımlanan son kitabıdır.. Denem usulü öykü tarzında..

Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar..

cosmos 
03 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Adını çok duymuştum bu kitabın. O nedenle listeme eklemiştim. Ancak pek sevemedim. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünmüyorum.

3 /

Kitaptan 306 Alıntı

Mâsiva 
04 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Önce kafasını gösterdi:
— Kafa dediğin eskir, ihtiyarlar, ölür bile insan ölmeden, dedi.
Sonra kalbini gösterdi:
— Eskimeyen, eksilmeyen şey buradadır.

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik AbasıyanıkAlemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık
Nisa 
19 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor."

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 25 - Türkiye iş bankası kültür yayınları)Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 25 - Türkiye iş bankası kültür yayınları)
Mâsiva 
 04 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

— Öyle bir şey; uzatma canım. Neye soruyorsun bu kadar ne iş yaptığımı?
— Okumuş yazmışa benzersin de...
— Ne olacak okumuş yazmışa benzersem?...
— Okumuş yazmış adam öğüt vermez de, dedi.
— Ya ne yapar? dedim.
— Adamı anlar, dedi, ne yapacak.

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik AbasıyanıkAlemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık
Ferah 
27 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Kafa dediğin eskir, ihtiyarlar, ölür bile insan ölmeden, dedi.
Sonra kalbini gösterdi:
Eskimeyen, eksilmeyen şey buradadır.”

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik AbasıyanıkAlemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık
Reina 
24 Oca 2015 · Puan vermedi

'' Yatağım, yorganım, gözyaşım yanmıştır. Havuzlar yanmıştır. Yapraklarını kışın dökmeyen ağaçlar yanmıştır. Anılar, anılar yanmıştır. Yanmış oğlu yanmıştır. Beni bugüne getiren kitaplar yanmıştır. ''

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik AbasıyanıkAlemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık

Kitapla ilgili 1 Haber