Alemdağ'da Var Bir Yılan

8,4/10  (83 Oy) · 
262 okunma  · 
55 beğeni  · 
2.361 gösterim
"İşte karşı karşıyasın. Haydi bakalım. Söyle söyleyeceğini. De diyeceğini. Dinler de. Tatlı tatlı dinler de. Sevgiden söz aç. Ne çıkar; o seni anlarsa değil, sen onu anlarsan bir şeyler olacak.(1)

Birdenbire bulunduğumuz odanın kapısı açılıverdi. İçeriye rüzgâr girdi. Soğukla beraber yapraklarını dökmüş bir ağaç girdi. Ağacın arkasından duman, dumanın arkasından bir kuş, kuşun arkasından bir bulut girdi."

"Yılan Uykusu" adlı öyküden
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9786053607205
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Metin Tran 
28 Oca 21:35 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitap bittiğinde, eğer diğer kitaplarını da okumuşsanız, anlıyorsunuz ki üslup olarak yeni bir Sait Faik var karşınızda.
Bir kere kitap yazarın ölmeden önce çıkarttığı son eserdir.

<<<<< Neden vurguluyorum bunu, zira öldükten sonra çıkan diğer iki eseri “Az Şekerli” ve “Tüneldeki Çocuk” yayınevinin (Varlık) içinde zeka bulunmayan mantığıyla hazırlayıp, yayınladıklarıdır. “Az Şekerli”de hem son dönemine ait öyküler var hem de ta ilk dönemlerine ait öyküler. “Tüneldeki Çocuk”ta her dönemine ait öyküleri ve onunla yapılmış söyleşiler var.
Daha da faciası, skandal bir işe imza atar yayınevi ve yazarın olmayan bir öyküyü “Az Şekerli” kitabına koyar. Öykünün ismi “Müthiş Bir Tren”dir. Ben bu öykünün olduğu kitabı okudum. Yayınevi farklıydı ama. Bunu hatırlama sebebim, bu yayınevinin (Bilgi) bastığı tüm Sait Faik kitaplarının kapakları çok farklıydı ve yıllarca kitaplığımda elimden geçtiler. Yani hem Varlık’ın bastığı hem Bilgi’nin bastığı kitapta bu öykü vardı ve Sait Faik’in diye geçiyordu. Biz gibi, o da bilemedi ve illa da bu öyküyü filme aldı Metin Erksan (1975’de TRT için-Youtube’de var, izlemenizi tavsiye ederim. Yayınlandığı sene TRT’den izlemiştim) Film yayınlanınca dananın kuyruğu koptu. Öğrendik ki S.F bunu Hürriyet’te 1948’de yayınlamış ama altına yazan değil, yayınlayan diye imza koymuş. Daha neler neler, meraklısı netten bulup okur. >>>>>

Günümüzde bu tür sürrealist unsuru kullanan yerli yazar çoktur. O zaman, toplumsal gerçekçilerin egemen olduğu edebiyat dünyasında bu tür gerçeküstü imgeler roman ve öykülerde pek azdı. Bu eserinde yer alan hikayelerde bolca imgeler, sürrealist unsurlar var. SF söyleyeceklerini, öykülerin biçimini değiştirerek somutu bırakıp, soyut anlatıma geçmiş gibidir. Okura öyküleri anlayabilmek için, yazarın üstü kapalı söylediklerini aydınlatmak düşer.

İlk öyküsünden itibaren dostunu öldüren helvacıyı cebine koyması, cebindeki susamın pire olması, dere tepe düz gitmesi gibi anlatımın sürrealist unsurları kitabı kaplamaya başlıyor.

Diğer öykülerinden farklı bir diğer ayırt edici öğe ise, bir öyküdeki bir kahramanın başka bir öyküde de kullanılmasıdır: Panço. Tekrar edilen sadece kahraman değil, ayrıca, yakası kürklü pardösü, çıban yarası, yılan gibi simgelerin kitabın kavramsal leitmotifleri olmasıdır. Bıkkınlık, yorgunlukla tanımlanan ihtiyarlık hissi de leitmotif olarak alınabilir.

Öykülerin arasında ilerledikçe öyle cümleler var ki, hissettiğinizin, anladığınızın doğruluğunu tasdik etmek için tekrar okumanızı gerektiriyor.
Panço’nun olduğu öykülerde anlatıcının Panço’ya ettiği duygusal sözler, okurda homoerotik bir yakınlık duygusu yaratıyor.

“Kara olmasalardı donuk esmer, altından kan akmazmış gibi solgun ve hiddetli rengi severim başka. Başkasında bulsam sevmem ki.” “Geç geldiği zaman deli olurdum. Merdivende ayak sesleri yabancılaşınca kudururdum. Sonra birdenbire onun ayak sesleri. Kapıyı açık bırakmış olurdum. Öteki seyyareden gelir gibi gelirdi. Gözlerinden öperdim.” “Tuhaf, hiddetli soluk yüzünde tatlı bir pembelik var.” “Geleceğine yüzde yüz emin olduğum günler beklerken uyuyakalırdım. Kapıyı tırmalar gibi vurduğu zaman nasıl duyardım rüyamın içinde. Yataktan fırlardım. Kapıyı açardım. Rengi solmuş, nefesi boğazından gelirdi. Masadan bir cigara alır yakardı.” “O hâlâ uyuyor. Kaşları ıslak ıslak. Nefesine yüzümü tutuyorum.” Tespit ettiğim bazı cümleleri ayrıca paylaşacağım.

“Yakası kürklü pardösü orda. Giyiyorum. Bileklerim dışarda kamburlaşmış dolanıyorum odada.” Bu cümle aklıma, sayfamda yorumladığım Ayşe Nart’ın “Ötekiler” romanını getiriyor. Sanki bir metamorfoz anlatıyor. Görünür kişiliğinden sıyrılıp, içinde gizlediği “ötekine”, gerçek kişiliğine dönüşümü.

Yılan Uykusu, kitaptaki son, 5 Mart 1954 tarihli öyküsü, bir rüya gibidir. Baştan sona imgeler, gerçeküstü unsurlarla dolu. Anlatıcının aşk duyduğu biri vardır. Hangisi hangi cinstendir, ayrı cinsten midirler net olarak belirtilmez. Söyleyememenin, açılamamanın karabasanı hakimdir öyküye.

Hikayelerde birinci tekil şahıs anlatıcı var. Çoğunlukla geçmiş zaman kullanıyor. Ara ara, hatırı sayılır yerde de anaforik zamana başvurmuş. İlk cümlede “baktı” derken, hemen ardından gelende, “saklanıyor”, gibi.

Bu kitabında, İstanbul sevdalısı Sait Faik gidip, yerine sürekli bu kentten bıkkınlıkla bahseden bir ihtiyarın gelmiş olması beni çok kederlendirdi.

Ve o müthiş, şarkılara, sevdalara ilham olmuş, kitaba ismini veren öykünün 71. cümlesiyle başlayan kelime dizisi. “Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor.”

Sinem 
17 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Sait Faik Abasıyanık'ın yazış tarzını anlatmak için şunları kullanabilirim sanırım; değişik ya da olağanın dışında. Sanırım yazarı bu kadar özel yapan da bu. Dili sade ama kelimeleri kullanış şekli ve hayal gücü o kadar güzel ki insan kitaptan kopamıyor bir türlü. Her defasında bir sayfa daha çevirmek istiyorsun.
Kitap kısa öykülerden oluşuyor. ama her öyküde karakterler özel ya da seçilmiş kişiler değiller. Sokakta karşımıza çıkabilecek herhangi bir kişi gibiler. Ama onları sıradanlıktan ayıran bazı özellikleri var. Ya da onları kusursuz yapan bazı kusurları..
Biraz hayal gücü ve sade bir dil seven tüm hikaye severlere hitap edebilecek güzel bir kitap.

Gülsüm Yalçın 
19 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Hişt! Hişt!
Okuyucu, toplanın size anlatacaklarım var :)
Sait Faik okumuş olmanın tesiri altında böyle bir giriş yapmak istedim.Öncelikle Sait Faik yalnızlık temini öykülerinde çok güzel harmanlamış ve bu durumu hayali kahramanlar ve sürrealizmle desteklemiş.Ayrıca bahsettiği kişiler sanki biraz önce yanımdan geçen kişiydi ve hep gözümün önünde olan ama farkında bile olmadığım durumlardı.Yalnız ben okurken biraz zorlandım dikkat gerektiriyor diye düşünüyorum.Eğer öykülerin içine girebilirseniz zevkle okuyacağınızı düşünüyorum.

EDA 
 21 May 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Puan vermedi

Bu kitap Sait Faik'in en sevdiğim hikaye kitabı.
Sait Faik okurken insanın hikaye yazası geliyor. Hele birde bu kitabı okuyorsa şiirimsi hikayeler uçuşuyor zihnine...
Kullanılan dilin sade olması mı yoksa insancıklara farklı bakışı mı özel kılıyor bu kitabı bilmem ama özel bir kitap.

Sait Faik’i geç tanıdım ve bundan biraz utanıyorum. İlk okuduğum kitabı oldu Alemdağ’da Var Bir Yılan. Eşe dosta ‘’ya bu Panco kim?’’ diye diye bitirdim kitabı. Her hikayesi kendi içinde açılıp kapanacak kapıları barındırıyordu bence. O yüzden arkadaşlarım farkı farklı yorumlar söylediler hikâyelerle ilgili. Çok sevdim ben de. Medarı Maişet Motoru’yla Sait Faik turuma devam edeceğim.^^

cosmos 
03 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Adını çok duymuştum bu kitabın. O nedenle listeme eklemiştim. Ancak pek sevemedim. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünmüyorum.

Bizimmahalleninkitapcisi 
 13 Ara 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Söylenen sözün zaman üzerinde pek hükmü yoktur. Söylenen birçok söz zaman içerisinde benliğini yitirmeye, bir buhar misali havaya karışıp yok olmaya mahkumdur. Oysa yazının zaman üzerindeki hükmü bambaşkadır: günler, aylar, yıllar hatta yüz yıllar boyu zamana meydan okuyabilir, varlığını sürdürerek nesilden nesile aktarılabilir. İşte, yazının böyle bir büyüsü vardır. Bu nedenledir ki; "Söz uçar, yazı kalır," diye boşuna denmemiştir. İnsan yazar, yazdıklarıyla geriye kendinden bir şeyler bırakır en önemlisi de yazdıklarıyla yaşar.
Bugün birçok yazar aramızdan ayrılmış olmasına rağmen zaman karşısında yazdıklarıyla yaşamakta, varlıklarını sürdürebilmektedir. Yazdıklarıyla yaşamak demişken edebiyatımızdaki önemli isimlerden birini es geçmek olmaz. Edebiyatımızda öyle bir isim vardır ki, "yazdıklarıyla yaşamak" kavramının hakkını gerçekten veriyor desem hiç de abartmış olmam. Çünkü onun usta kaleminden dökülen her satırda kanlı canlı karşınıza oturup "Hadi bir çay söyle de seninle sohbet edelim." diyebilen inanılmaz bir büyü vardır. Evet, evet o kişi sevgili Sait Faik'ten başkası değil. Okuduğum her eserinde onun samimi, kendine has üslubuna, ölümünün üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen her eserinde karşımda capcanlı duruşuna bir defa daha hayran olmaktan kendimi alamıyorum. Okuruna hitap eden üslubuyla Sait Faik okumak; okumaktan ziyade usta kaleminden dökülen satırlarla onun seçtiği zaman ve mekanda onunla tatlı bir sohbeti paylaşmak gibi keyifli, hoş bir his. Bugüne kadar okuduğum hiçbir eserinde beni yanıltmayan bu usta kalemden mutlaka en az bir eser okumanızı tavsiye ediyor ve biraz da Alemdağ'da Var Bir Yılan isimli eserinden bahsetmek istiyorum Alemdağ'da Var Bir Yılan, on yedi öykü ve anılarda Sait Faik'in anlatıldığı ekten oluşan bir öykü kitabı. İlk üç öykü aynı karakterler çevresinde şekillenen fakat birbiri arasında devam teşkil etmeyen öykülerden, devamındaki on dört öykü ise tamamen hem karakter hem de olay örgüsü olarak birbirinden bağımsız öykülerden oluşuyor. Her bir öyküde farklı zaman ve mekanlara doğru doyumsuz bir yolculuğa çıkarken aynı zamanda, Sait Faik'in kendisine dair de yolculuk yapacağınız bu esere şans vermenizi tavsiye ederim. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun.

asım mavxer 
01 Oca 19:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sait Faik Abasıyanık'ın yazış tarzını anlatmak için şunları kullanabilirim sanırım; değişik ya da olağanın dışında. Sanırım yazarı bu kadar özel yapan da bu. Dili sade ama kelimeleri kullanış şekli ve hayal gücü o kadar güzel ki insan kitaptan kopamıyor bir türlü. Her defasında bir sayfa daha çevirmek istiyorsun.
Kitap kısa öykülerden oluşuyor. ama her öyküde karakterler özel ya da seçilmiş kişiler değiller. Sokakta karşımıza çıkabilecek herhangi bir kişi gibiler. Ama onları sıradanlıktan ayıran bazı özellikleri var. Ya da onları kusursuz yapan bazı kusurları..
Biraz hayal gücü ve sade bir dil seven tüm hikaye severlere hitap edebilecek güzel bir kitap.

Aldemir... 
05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kalite sadelikte ve ayrıntıda gizlidir. Sait Faik in kahramanları o kadar sade ve sıradan insanlarki sokağa çıktığınızda hepsine rastlıyorsunuz. Her zaman rastladığımız insanları bu kadar farklı açıdan yazması onun hikayeciliğini ortaya koyuyor. Öyle anlaşılıyorki hikayelerini yazmak için yazmış canı istemiş yazmış içinden geçmiş yazmış. Hİkayelerinin bağımlısı oldum. öyleki cennete gidersem isteklerimden biride Sait Faik le bir kahvehanede simit çay eşliğinde sohbet etmek olacaktır. :)

EMRE YAMAN 
15 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Okuduğum ilk kitabıydı. Şuan ismi hatırlayamadım yanında bulunan bir kişiyle konuşuyormuş gibi içinize giriyor. Çok güzel ve düşündürücü öyküler hikayalerle dolu dolu bir kitap.

2 /

Kitaptan 107 Alıntı

Mâsiva 
04 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Önce kafasını gösterdi:
— Kafa dediğin eskir, ihtiyarlar, ölür bile insan ölmeden, dedi.
Sonra kalbini gösterdi:
— Eskimeyen, eksilmeyen şey buradadır.

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik AbasıyanıkAlemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık
Mâsiva 
 04 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

— Öyle bir şey; uzatma canım. Neye soruyorsun bu kadar ne iş yaptığımı?
— Okumuş yazmışa benzersin de...
— Ne olacak okumuş yazmışa benzersem?...
— Okumuş yazmış adam öğüt vermez de, dedi.
— Ya ne yapar? dedim.
— Adamı anlar, dedi, ne yapacak.

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik AbasıyanıkAlemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık
Ferah 
27 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Kafa dediğin eskir, ihtiyarlar, ölür bile insan ölmeden, dedi.
Sonra kalbini gösterdi:
Eskimeyen, eksilmeyen şey buradadır.”

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik AbasıyanıkAlemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık
Nisa 
19 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor."

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 25 - Türkiye iş bankası kültür yayınları)Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 25 - Türkiye iş bankası kültür yayınları)

'' Yatağım, yorganım, gözyaşım yanmıştır. Havuzlar yanmıştır. Yapraklarını kışın dökmeyen ağaçlar yanmıştır. Anılar, anılar yanmıştır. Yanmış oğlu yanmıştır. Beni bugüne getiren kitaplar yanmıştır. ''

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik AbasıyanıkAlemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık
Mâsiva 
04 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Düşünür dururum.Şu dünyaya ne ettim?Şu dünyada ne gördüm?Neye geldim?Neden gidiyorum?Ne yaptım?

Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik AbasıyanıkAlemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık

Kitapla ilgili 1 Haber