Algı Yönetimi ve Manipülasyon (Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3924
Gösterim
Adı:
Algı Yönetimi ve Manipülasyon
Alt başlık:
Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753524292
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pınar Yayınları
İçinde yaşadığımız modern şehir hayatında, bir yandan görevler ve zorunlu ilişkiler içinde boğulurken, diğer yandan algı yöneticilerinin manipülasyona dayalı kandırma teknikleriyle baş etmeye çalışıyoruz. Zira gerçekle aramıza giren manipülatörler; gördüklerimizi, duyduklarımızı ve hatta dokunduklarımızı nasıl yorumlayacağımızı belirlemek için profesyonel bir çaba gösteriyor. Neticede algı yöneticileri kolaylıkla verebildiğimiz "hayır" deme ve itiraz etme tepkisini ortadan kaldırarak insanları edilgen hale dönüştüren uzman­lık kodlarından yararlanmakta son derece mahirdirler. Oysa bu teslimiyetçi durum aile, siyaset ve bilim ilişkileri başta olmak üzere toplumsal alanın farklı katmanlarında bizi türlü yalanların kurbanı haline getirebilir.
Peki, algı yöneticilerinin manipülasyonları karşısında "hayır" demek hepimize neden bu kadar zor gelir? Usta yalancıların yönettiği bir dünyada yaşadığımızın farkında mıyız? Onay­lamadığımız düşünceleri onaylar görünmek pahasına, bizi başkalarına uyum sağlamaya iten nedir? Dahası kandırmanın başarılı olmasında "niçin?" sorusunu sormayışımızın etkisi ne düzeydedir? Kampanyalar ve sürekli tekrar bizi nasıl yönlendirir? Manipülasyonları başarılı kılan unutkanlık, duy­gusallık ve düşüncesizlik zaaflarından kurtularak algı yöneti­cilerine karşı direnmeyi nasıl başarabiliriz?
Mücahit Gültekin, Algı Yönetimi ve Manipülasyon'da kanmanın ve kandırmanın psikolojisinin nasıl işlediğini çeşitli örneklerle gözler önüne seriyor. örnekler sağlık, eğitim, bilim, siyaset, sinema, ticaret ve İslam tarihi gibi farklı alanlardan seçilmiştir. Elinizdeki kitap manipülatörlerin tekrara dayalı kandırma süreçlerini sekteye uğratmak için her daim eleştirel düşün­menin gerekli olduğunun altını çiziyor. Gerçeğin peşinden sabırla yürüyerek yalanı, yalancıyı ve yalana maruz kalanı inceleyen yazar, algı yöneticilerinin operasyonlarına karşı direnememenin sebep olduğu sıkıntılardan kurtulmayı vaat ediyor.
320 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap her şeyin toz pembe olmadığını ögretiyor
Bazen tek bir kelimede milyonlarca oyunun döndüğünü
Sebepler ve amaçlar üzerine nelerin döndüğünü
İnsanları kendileri için nasıl bir kukla olarak kullandıklarını anlatan güzel bir kitap

Hayal gücü denildiği zaman insanların aklına güzel şeyler gelir.Tabi güzelliğinin yanında aciz kaldığımız yanlarininda var olduğu kesin. ışte bu aciz kaldığımız yanlarından aklınıza gelemeyecek kadar algı oyunu oynandığını ve elinizde olmadan o oyuna tabi olduğunuzu söylemek gerekir. şimdi sizden 'beyaz bir fili hayal ettmmeeyyiinn' dediğim zaman, beyaz bir fili hayal etmeye çalışmışsinizdır.ışte hayal gücünün aciz kaldığı yer burası ve bu acizlikten faydalanıp insanı kendi kuklası yapmaya çalışan binlerce kötü niyetli insanlar olabiliyor.bunun bilincinde olmak belki tümünü değil ama bir kısmına karşı bir savunma geliştirmeye çalışmaktır.

Iyi okumalar dilerim
320 syf.
·1 günde·10/10
Hayatın her anına şüpheyle mi bakmak istiyorsun ? O zaman oku derim :) Gerçekten hayatın her anında ki düşüncelerinizi yıkacak türden bir kitap. Deneysel anlatımı sizi korkutmasın. Gerçekler ile yüzleştikçe okudukça okuyasınız gelecek..
320 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Yagmurun yağma sebebini bilmek, yağmurun yağma amacıyla ilgili bilgi vermez.
Sebebler var olanı bulmayı, amaçlar çıkarım yapmayı ve öngörmeyi gerektirir.
320 syf.
Hayatın hemen hemen her alanında bize yol gösteren, nasıl yaşamamız gerektiğini vurgulayan uzmanların en büyük manipülatörler olduğu konusuyla başlamış yazarımız. Buraya dikkat zira kendisi de bir uzman.. Uzman psikolojik danışman.

Öncelikle dünyadaki sosyal, ekonomik ve politik örneklerden bahsetmiş. Bu konuyla ilgili olan bir çoğumuzun haberdar olduğu deneyleri ve olayları açıklamış. Bunlar; miligram deneyi, ilaçların etkilerini araştıran deneylerin yine ilaç şirketleri tarafından finanse edildiği vurgusu, yıllarca Amerika'nın komünizm propagandası yapıp, Sovyetler dağıldığında bu propagandayı İslami Terör adı altında devam ettirmesi, Irak savaşını başlatmak için dünyaya nükleer silah algısı oluşturması, gibi gibi youtubeda da bolca bulunan örnekler..

Algı yönetimi ve amaçlarını bu örneklerle açıklarken, kendisi de kitabı okuyan üzerinde algı oyunlarına başvuruyor. Çalışan kadının tüm dünyada ve ülkemizde mutlu gösterilmeye çalışıldığını, aslında arka planda bunun doğru olmadığını, kendi seksist görüş ve fikirlerine başvurarak desteksiz çürütmeye çalışıyor. Seksist yaklaşımını her fırsatta dile getiren yazarımız korunmamızı söylediği manipülatif oyunlara ''kadına şiddet'' konusuyla devam ediyor. Kadına şiddet konusunun ülkemizde medya tarafından abartıldığı, cinayet rakamlarının şişirildiği haberleriyle algımızın yönetildiğini öne sürüyor. Bu konunun algı ve manipülasyon aracı olduğu gafletine düşerken konunun ciddiyetini yok sayan uzman eğitimci yazarımız cani hemcinslerini koruyarak kitabında algı aracı olarak kullanıyor.

Yurt dışında gerçekleşen pedofili vakalarını, eşcinsellikle bağdaştıran yazarımız yüzlerce haberi örnek gösterebiliyorken, ülkemizdeki kadına şiddet ve pedofili vakalarının haberlerdeki çokluğunu abartılı buluyor.

Eşcinsellik konusuna da takmış olan yazarımız muhafazakar Amerika'nın bugünkü ahlaki çöküntüsünün sebebi olarak Alfred Kinsey'in raporunu göstermiştir.

Amerika'da yayınlanan rapora göre çeşitli insanlara sorular yönlendirilerek cevapları gizli tutulup, eşcinsel ilişki yaşamış, mastürbasyon yapan, evlilik dışı ilişki yaşamış insanların, yüzdeleri hesaplanarak toplumun cinsellik haritası çıkarılıyor. Yazar neredeyse kitabın yarısında bu rapordan bahsederek, ahlaki çöküntünün, eş cinselliğin, pedofilinin artmasını bu rapora bağlıyor. Rockefeller ailesinin bu raporun araştırmalarına finansal destek verdiğini sıkça vurguluyor. Muhafazakar Amerika'nın cinsellik algısını değiştiren adam Kinsey'in raporunu detaylandırmadan ve yanlı şekilde inceliyor. Türkiye'de eşcinselliğe karşı oluşmuş beli bir muhalif kesim yok diye eleştiride bulunan yazarımız nedense bu raporun detaylarını incelerken, rapora muhalif olan isimleri öne çıkarıyor.

Kitap haricinde edindiğim ek bilgilere göre o dönem Kinsey'in raporuna karşı çıkan bazı grupların onun Amerika'nın değerlerini zayıflatmak amaçlı komünistler tarafından görevlendirildiğini öne sürdüğü, başta destek veren Rockerfeller ailesinin de finansal desteğini Kinsey araştırma ekibinden çektiğiydi. Yazarın kitapta sürekli vurguladığı Rockerfeller desteğinin devam etmediğinden bahsetmezken, bir Amerikan algısı olan komünistlerin bu adamı görevlendirdiği konusundan da aynı şekilde söz etmiyor.

Kinsey'in raporuna konu olan insanlara ulaşılamamasını ve araştırmaların uydurma olup olmadığı konusunu sorgularken, kendisinin de psikoloji alanında uzman olduğunu unutarak, soruların yöneltildiği en mahrem sırlarını açıklayan deneklerin ''gizlilik konusunu'' adeta çiğniyor, kendi mesleğinin gerektirdikleriyle çelişiyor.

Kitapta geçmişteki dini olaylar üzerinden de manipülatif örnekler veren yazarımız, algı oyunlarından korunma yöntemlerini ayet ve hadisler üzerinden açıklamıştır. Kısacası yazar algı yönetimi oyunlarını anlatıp önlem almamızı söylerken, ateist ya da eşcinsel olan arkadaşların algı oyunlarını öğrenme hakkını da elinden alarak, son derece subjektif bir kitaba imza atmıştır.

Kitabı okurken sık sık yarım bırakma düşüncesine kapıldım, lakin yarım bırakmaktan hiç hoşlanmadığım için devam ettim, belki beklentimi karşılayacak daha farklı bilgilere rastlarım diye. Özellikle ikili ilişkiler konusunda da uzman yazarımızın bilgiler vermesini beklerdim, bu konuda da ayrıca hayal kırıklığına uğradım.

Yazarın sürekli tekrara düşmesi, kendisiyle çelişen, tamamen ideolojilerini dayatmak üzere yazdığı bu kitap beni gerçekten okurken çok yordu.

Kitaptan çok sayıda alıntı yaptım. Bu alıntılar ilgili olduğum, katıldığım ve konuyla ilgilenen arkadaşların da ilgileneceğini düşündüğüm bölümlerle ilgilidir. Tabiri caizse bu alıntıları yazarın kendi değer yargılarından biraz olsun ayırarak cımbızladım.
320 syf.
·Beğendi·8/10
Günümüz dünyasında olan bitene ışık tutan samimi kitaplardan biri. Hiç bir söz sakınılmamış ve saklanmamış. Yazarın üzerinde durduğu bir başka konu ise eleştirel düşünme ve sorgulama. Okuyalım ve okutalım arkadaşlar.
320 syf.
·17 günde·Beğendi
Her şeyi en şeffaflığıyla anlatan, ders çıkarabileceğiniz ve en önemlisi de en net bildiğim dediğim şeylerin belki de hatalı olması... Kesinlikle kütüphane de olması gereken kaynak diyebilirim...
320 syf.
·14 günde
Bir kişinin kandırılması onur kırıcı bir şeydir. Ama ondan daha acısı, kandırıldığımızın farkına varmamaktır. Bu kişilerin durumu, mezbahaneye kesilmeye götürülen koyunun hala otlamaya çalışmasına benzemektedir. Biraz sonra kesileceğinin farkında değildir. Bir kaç dakika sonra kesilecek olan koyunun otlamaya çalışması trajik bir tablodur...
Nasıl kandırılıyoruz ve neden kanıyoruz?Cevaplar kitapta!
Keyifli okumalar...
320 syf.
Kanma ve kandırma; yani algı yönetimi süreci, yani farkında olarak ya da olmayarak her gün yeniden maruz kaldığımız ya da karşımızdakileri maruz bıraktığımız iletilerin tümü.
'Bu haberler gerçek değil', 'bunlar azaltılmış/ abartılmış veriler' cümlelerini çok sık duyarız ya da bu cümleleri bizzat biz kurarız. Bu cümleleri kurmamıza sebep olan şeyin 'algılarımızla oynanma' çabası olduğunu da ekleriz üstelik. Dolayısıyla algı yönetimi süreci çokça merak edilen, ilgimizi çeken bir süreç. Yazar, daha çok manipülatif yanlarını ele almış bu sürecin. Bunu yaparken aslında çok ilginç noktalara ulaşmış olsa da okurken onunla tartışmanıza sebep olabilecek bir üslup kullanmış. Bunun yanında yalnızca üslubuyla değil, eşcinsellere ilişkin söylemleri ve pedofili ya da kadına yönelik şiddet içerikli haberlere olan duruşuyla da dikkatimi çekti.
İkna, algı yönetimi, manipülasyon süreçlerini daha 'ilahi' örnekler üzerinden incelemek isteyenler için güzel bir kaynak olabilir.
320 syf.
·3/10
Kitabı sosyal medyada takip ettiğim eğitimci yazarın tavsiyesi üzerine biraz inceleyip aşmaya karar verdim. Hatta uzunca süre baskısını bulamadım. Baskısını uzunca süre beklediğim. Bu uzun süren bekleyiş benim beklentimi biraz artırdı sanırım.
Kitaba gelirsek karşımda çok daha bilimsel ve teknik açıdan manipülasyona yaklaşmasını bekliyordum. Malesef ki kitapta neden kadırılırızdan çok nasıl kandırılıyoruzu örnek vererek açıklamaya çalışmış. Ama örneklerle konuyu boğmuş. Ayrıca verdiği örnekler eşcinsellik, çalışan anneler, ve en çok beni rahatsız eden günümüz siyasi olaylarından örnekler vermiş. Kitabı okurken kendimi psikoloji üstüne değil de siyasi bir yazı okuyormuş gibi hissettim çoğunlukla. Üzülerek söylüyorum ki kitap benim için bi hüsran idi.
320 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Kitapta en çok dikkatimi çeken bölüm Hz. Muhammed (sav.) döneminde yaşanan İfk hadisesi üzerinden günümüze değinilmesiydi. Müslümanlar olarak cihad üzerinde birlik olabiliyoruz. Fakat dedikodu, algı yönetimi ve manipülasyon yönetimi konusunda yetersisiz. Bilinçlenmek ve farkındalık sahibi olmak için güzel bir kitap.
320 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın anlaşılması için ön sözündeki şu kısım yeterlidir:
Henry Kissinger'a atfedilen ''bir şeyin gerçek olması pek o kadar önemli değildir; fakat gerçek olarak algılanması çok önemlidir'' sözü bir bakıma içinde yaşadığımız dünyayı da özetlemektedir. Hepimiz demokrasi denilerek diktatörlüklerin tahkim edildiği, barış denilerek savaşların çıkarıldığı, özgürlük denilerek tutsaklıkların ve bağımlılıkların var edildiği, sağlık denilerek hastalıkların üretildiği, eğitim denilerek cehaletin yaygınlaştırıldığı bir dünyayı gözlemliyoruz. Kitlelerin zihni kıyasıya savaşların verildiği bir ''savaş meydanına'' dönüşmüş durumda. Gerçekle aramıza giren algı yönetmenleri ve manipülatörler; gördüklerimizi, duyduklarımızı ve hatta dokunduklarımızı nasıl yorumlayacağımızı belirlemek için profesyonel bir çaba gösteriyor.
320 syf.
·Beğendi·10/10
Yaşadığımız şu çağda neler dönüyor?
İstemeden değilde bilmediğimiz ve gözlerimiz kapalı olduğu için bize zararı dokunacak neleri onaylıyoruz?
Kitap her şeyin toz pembe olmadığını öğretiyor bize.
Tek bir cümlede ne oyunlar döndüğünü,insanları kendi amaçları için nasıl kullandıklarını anlatan güzel bir kitap.
Olayların tarihi seyirleriyle çok güzel bir şekilde öğretiyor bize neler yapıldığını.
Okuduktan sonra büyük bir sorgulama içine giriyor insan, bende öyle oldu yani
Şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum
İnsanlar bugün kendisine hiç dokunamadıkları pop yıldızlarının hayat hikayelerini detaylarıyla öğrenirken, komşularının adını bilmiyor.
Acı verici olan; demokrasi, özgürlük, eşitlik, insan hakları gibi kavramları dillerinden düşürmeyenlerin, insanlığın yaşadığı trajediyi üreten kişiler olmasıdır.
Uzmanlar algılarımızın yönetilmesinde sanıldığının aksine medyadan daha etkilidir. Bu konuda etkileyici ve ilginç bir deneyi Wilson(1968) yapmıştır. Deneyde bir adam farklı sınıflarda farklı unvanlarla tanıtılmış ve her sınıfta öğrencilerden adamın boyunu tahmin etmeleri istenmiştir. Adam bazı sınıflarda öğrenci olarak, bazı sınıflarda öğretmen, bazı sınıflarda ise profesör olarak tanıtılmıştır. Öğrenci olarak tanıtılan sınıflarda adamın boyu 1.70 olarak tahmin edilirken, profesör olarak tanıtılan sınıflarda bu tahmin 1.75'e çıkmıştır. Öğrenciler unvan arttıkça adamın boyunu da daha uzun algılamaya başlamışlardır. Öyle ya koskoca profesör, sıradan bir öğrenciden daha kısa boylu olacak değil ya! Bu deney, algı yönetiminin etiketle başladığını göstermesi açısından önemlidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Algı Yönetimi ve Manipülasyon
Alt başlık:
Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753524292
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pınar Yayınları
İçinde yaşadığımız modern şehir hayatında, bir yandan görevler ve zorunlu ilişkiler içinde boğulurken, diğer yandan algı yöneticilerinin manipülasyona dayalı kandırma teknikleriyle baş etmeye çalışıyoruz. Zira gerçekle aramıza giren manipülatörler; gördüklerimizi, duyduklarımızı ve hatta dokunduklarımızı nasıl yorumlayacağımızı belirlemek için profesyonel bir çaba gösteriyor. Neticede algı yöneticileri kolaylıkla verebildiğimiz "hayır" deme ve itiraz etme tepkisini ortadan kaldırarak insanları edilgen hale dönüştüren uzman­lık kodlarından yararlanmakta son derece mahirdirler. Oysa bu teslimiyetçi durum aile, siyaset ve bilim ilişkileri başta olmak üzere toplumsal alanın farklı katmanlarında bizi türlü yalanların kurbanı haline getirebilir.
Peki, algı yöneticilerinin manipülasyonları karşısında "hayır" demek hepimize neden bu kadar zor gelir? Usta yalancıların yönettiği bir dünyada yaşadığımızın farkında mıyız? Onay­lamadığımız düşünceleri onaylar görünmek pahasına, bizi başkalarına uyum sağlamaya iten nedir? Dahası kandırmanın başarılı olmasında "niçin?" sorusunu sormayışımızın etkisi ne düzeydedir? Kampanyalar ve sürekli tekrar bizi nasıl yönlendirir? Manipülasyonları başarılı kılan unutkanlık, duy­gusallık ve düşüncesizlik zaaflarından kurtularak algı yöneti­cilerine karşı direnmeyi nasıl başarabiliriz?
Mücahit Gültekin, Algı Yönetimi ve Manipülasyon'da kanmanın ve kandırmanın psikolojisinin nasıl işlediğini çeşitli örneklerle gözler önüne seriyor. örnekler sağlık, eğitim, bilim, siyaset, sinema, ticaret ve İslam tarihi gibi farklı alanlardan seçilmiştir. Elinizdeki kitap manipülatörlerin tekrara dayalı kandırma süreçlerini sekteye uğratmak için her daim eleştirel düşün­menin gerekli olduğunun altını çiziyor. Gerçeğin peşinden sabırla yürüyerek yalanı, yalancıyı ve yalana maruz kalanı inceleyen yazar, algı yöneticilerinin operasyonlarına karşı direnememenin sebep olduğu sıkıntılardan kurtulmayı vaat ediyor.

Kitabı okuyanlar 219 okur

  • Edanur B.
  • Miktad Ergin
  • Hüseyin Çamtay
  • Harun Derin
  • Furkan Gürel
  • Defne Özer
  • HK
  • Beatle
  • Pars Asaf
  • Veysel benek

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.6 (41)
9
%22.2 (20)
8
%14.4 (13)
7
%10 (9)
6
%2.2 (2)
5
%2.2 (2)
4
%0
3
%1.1 (1)
2
%0
1
%2.2 (2)