Adı:
Ali ile Ramazan
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051417721
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Ali ile Ramazan
Ali ile Ramazan
Ramazan, Ali'nin ta başından, daha ilk günlerinden bildiği bir şeyi, o olmadan bir hiç olduğunu; ancak Ali ile Ramazan olduklarında tam olduklarını, bir anlam kazandıklarını o bekleme günlerinde anlıyor. Kabul ediyor. Ali'yi bekledikçe boş duvarlara bakarak; Ali içinde büyüyor, büyüyor. Ali basmasına uğruyor Ramazan. Ali'nin gelmesine yakın o kadar ağlıyor ki uluya uluya yer yatağında, içinin yıkandığını hissediyor baştan aşağı. "Ulan Ali, sen dönmeden ağlaya zırlaya yıkadım içimi. Yeni doğmuş bebek gibiyim Mağaraçocuğu. Ne biçim seviyomuşum ulan seni!" Ali'yi garda karşılarkenbunları söyleyip boynundan öpüveriyor. Ali kıpkırmızı oluyor utancından. Yanlış anlayacaklar. İbne değil onlar. Ne biçim âşıklar. İkisi de erkek; tamam. Ama âşıksan ne yazar:Kime ne yazar!
(Tanıtım Bülteninden)
160 syf.
·Beğendi·7/10
Perihan Mağden'in bu ilk kitabını zaman zaman iğrenerek okudum.
Kitapta +18 'lik kelimeler rahatsız edecek derecede.Yetimhane de başlayan bir hayat ve sahipsizlik,insanı nerelere sürükleyebiliyor.O dünyayı bütün çıplaklığıyla -ister istemez- adeta yaşıyorsunuz.İyi okumalar..
160 syf.
·2 günde·9/10
İki erkeğin arasındaki aşk ne kadar safsa, hayatını başka erkeklerle yatarak geçiren Ramazan'ın yaşadıkları okurken o kadar rahatsız edici. Ama zaten bu roman da o yüzden yazılmamış mı? Biraz rahatsız ol ki, düşün. Düşün de iki erkeğin de aşk yaşayabileceğine, bunun adına "ibnelik" denmeyeceğine inan.
160 syf.
·10 günde·10/10
Ali ile Ramazan|Perihan Mağden
İkisi de erkek; tamam. Ama aşıksan ne yazar:
Kime ne yazar!
Ali ile Ramazan'ın yetimhanede başlayan hikayesi 1992'de üçüncü sayfa haberinde son buluyor.
Hergün televizyonlarda izlediğimiz sıradan aşk hikayelerinden değil onlarınki. Adeta aşkın iki cinsiyet arasında değilde iki ruh arasında yaşandığını kanıtlar nitelikte.
Kitap aynı zamanda üzücü Türkiye gerçeklerini de yüzümüze çarpıyor...
160 syf.
·Puan vermedi
Ali ile Ramazan yetimhanede büyümüş, yoksul iki genç. Kimsesizliklerini birbirlerine sığınarak gidermeye çalışırlarken adına aşk dedikleri garip bir yakınlaşma içine girerler. Konu ne kadar rahatsız edici olsa da, maalesef hayatın içindeki trajedinin romandaki hayat bulmuş hali.
160 syf.
·Puan vermedi
Çocuk Esirgeme Kurumu'nda bir dönem yaşananlara ait anlatı. Cinsel kimliğin oluştuğu dönemde yaşanan travmaların, sağlıksız aile ilişkileri ve kurum bakımında büyüyen çocukların anlaşılması ayrıca homofobik önyargıların aşılması adına tavsiye edilebilir.
160 syf.
·8/10
Okuduğunuz zaman bir ürperti içinizi sarıyor. 92 de üçüncü sayfada sonlanmış bir trajedi. Burda ilk yüzünüze vuran yetimhane olayları, orada yaşadıkları,onlara yaşatılanlar. Hep ya bu olmasaydı acaba ne olurdu derken buldum kendimi. Ali ve Ramazan kimsesizliklerini birbirlerine olan aşkları ile unutmaya çalıştılar. Ama ikisininde bildiği bir şey vardı, sonları mutlu değildi.
Olmadi olamadılar ne öldüklerinde ne daha sonra kimse bu çocukların nedenlerini düşünmedi...
160 syf.
·6 günde·7/10
İçinizde sürekli bir yumru ile okuyorsunuz kitabı. Ali ile Ramazan yetimhane tanışıp birbirlerinin hayatta kalmalarının nedeni oluyor. Ikisinin başlarından geçeni kendi suçumuz gibi hissetmemize neden oluyor. Neden daha çok yardım etmedik o yetim kalan çocuklara? Neden devlet sokakta kalmalarına göz yumdu? Şu an çok büyük bir problem olan bonzai ve tinere neden gözlerimizi kapadık. Çocuk tecavüzlerine neden beş duyumuzu da kapadık?
Kitap sadece okumak için okuduğunuz zaman iki eşcinsel çocuğun birbirine aşkı ve kimsesizliğin onlar üzerindeki etkisinden başka bir şey göremezsiniz. Lakin yukarda belirttiğim sorular aslında kitabın altında yatan konularıdır ve kitapta o kadar basit şekilde bu anlatılır ki kitabı bitirdiğiniz zaman durup biraz düşünün. Bazen insanlar başka bir yol bilmedikleri için o hayatta nasıl kalmak zorunda kalıyorlar bilin, düşünün.
160 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bazı insanlar hayata bir- sıfır mağlup başlarlar. Ali ile Ramazan'da işte bu insanlardan.
İnsanların anne - baba ve ailesini seçme hakkının olmamasına isyan etme hakkına sahip insanlardan ikisi...
160 syf.
·Beğendi·10/10
1992 yılında Hürriyet Gazetesindeki 3.sayfa haberinden esinilerek kaleme alınmış.Başlık ise 'Çarpık gece 3 ölü '.Çarpık ilişki demek istemişler Ali ile Ramazanın aşklarına.İbnesiniz demişler Çarpık başlığı adı altında.Küçük yaşta tanışmışlardı Ali ile Ramazan.Soğuk bir derme çatma yetimhanede.Aşıklardı birbirlerine.Ramazan Ali'de paklanıyor Ali ise Ramazanda nefes alıyordu.Ramazanın hediye ettiği gıcır bilye ile başlamıştı hikayeleri.Ölürken de Ramazanının gıcırı vardı Ramazanın Alisinde.Öyle bir aşktı onlarınki.Önce Alinin Ramazanı öldü sonra da Ramazanın Alisi..
160 syf.
·Beğendi·10/10
Olumsuz yorumları yapan arkadaşlara ithafen yazacağım bu incelememi. Görüyorum ki homofobi maşallah her yerde! Tabi eşcinsel iki bireyin yaşanmış gerçek hikayesi belli ki bazı arkadaşları da rahatsız etmişe benziyor! Tabi bundan dolayı yazara yönelik oldukça olumsuz yorumlarda gördüm argo kullanılmış, marjinal kesitleri fazla sunmuş gibi. Tabi ki sunacak arkadaşım. Sunmasa Ali ile Ramazanı nasıl aktarabilecek? İki erkeğin ya da iki kadının birbirine kalben bir şeyler hissetmiş olması bu kadar mı sizi ürkütüyor? Lütfen hadi homofobinizi bir yere kadar anlarımda, böyle bir şeyden dolayı kitabın üslubuna, işlenme tarzına, konuyu ele alış şekline ve içeriğine uzatılan çirkin dili anlayamam. Ben en başından sonuna kadar içim dağlanarak okudum. Okumanızı tavsiye edeceğim kitaplar arasındadır. Keyifli okumalar.
160 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Okuduğum tarzda dilin dışında bir dile, bol argo kelimelere sahip bir kitaptı ama kitabı kitap yapan da o oldu yoksa Ramazan yeterince anlatılamazdı ve kitap eksik kalırdı diye düşünüyorum. Su içmek gibi sayfalar aktı gitti ve ahh Ali sen neden bankadaki parayı alıp güzel bir yaşam seçmedin diye düşündürttü sonunda da.
160 syf.
·Beğendi·10/10
Uzun zamandır ilk defa bu kadar sarsılıyorum bir kitap sonrası. Çok kısa sürede bitirip kapağını kapatmama rağmen etkisinden kurtulamıyorum. İki damla yaş süzülüyor yanaklarımdan. Bu denli içimi yakan, hikayenin hakiki olması belkide.
1992 yılında, 3. Sayfa haberlerinin birinden doğuyor hikaye. Perihan Mağden köşe yazarlığı yaptığı için apansız rastladığı bu gazete manşetini uzun zaman sindiremiyor. Romana dönüştürmeye karar veriyor sonra. 50 satırlık gazete haberinden 160 sayfalık bir eser meydana getiriyor. Üstelik konusu bugünün Türkiye'sine bile ağır ve illetli... Yalnız kabukla ilgilenenler olayın özüne inemeyenler anında yaftalayabilir Ali İle Ramazan'ı. Hakir görebilir. Ancak onlar hayatın arka sokağının çocukları, soğuk yetimhane duvarlarını mabet bilen anasız, babasız, yuvasız çocuklar. Kimsesizler.. Üstelik birçok şeye şahit olmuş gözleri. Tepelerinde görünmez bir saat sürekli on sekiz yaş sonrasını hatırlatadururken bir sıcak aş ve bir örtüsüz yatağı büyük nimet sayıp büyük lüks kabul ediyorlar. Dramatize etmeden üstelik, acındırmadan... Hayatla alay edercesine...
Perihan mağden in dili çok zorlamasız, çok gündelik ve yalın. Su gibi akıp gidiyor roman. Argo kelimeler biraz fazla, kabul ancak ayağa düşmüş iki ömrün yaşantısını not alırken ağdalı bir dil kullanılması yapmacık olurdu asıl..
İstanbul'un keşmekeşliğinde, fakir semtlerinde; Mirlialem, Fındıkzade, Aksaray, Fatih semtlerinde seyran ederken şükredeceksiniz hayatın size cömertliğine. Bazen çok öfkelenip bazen çok seveceksiniz "ile" bağlacıyla birbirine teğellenmiş bu ikiliyi.
Sonu mu?
" Bir oluyorlar: Ali ile Ramazan oluyorlar. Sonsuza kadar. Kısacık sonsuzlarının sonuna kadar. "
Yetimhanenin soğuk demek olduğunu, doğdu doğalı biliyor Ramazan. Yetim demek, üşüyeceksin demek. Hep üşüyeceksin, boşuna titreme.
"Hem yetimhane demek soğuk demek. Taş soğuğu, eşyasız, halısız, uçsuz bucaksız. İnsanın içinin en başından titremesi, büzülmesi, daralması, çekmesi demek."
İyi yıllar, mutlu, güzel yıllar nasıl geçtiğini bile anlayamadan akıp giden zamanlarmış; bunu anlayacak.
Sonra anlayacak bunu ama. O korkunç yıllara tosladıklarında. Zamanın, gırtlaklarına yapışıp yüreklerine çöküp geçmek nedir bilmeyen saatlere, dakikalara bölündüğünde; her dilimiyle içini parçaladığında, ruhunu dağıttığında anlayacak.
Yetimhanenin soğuk demek olduğunu, doğdu doğalı biliyor Ramazan. Yetim demek, üşüyeceksin demek. 

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ali ile Ramazan
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051417721
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Ali ile Ramazan
Ali ile Ramazan
Ramazan, Ali'nin ta başından, daha ilk günlerinden bildiği bir şeyi, o olmadan bir hiç olduğunu; ancak Ali ile Ramazan olduklarında tam olduklarını, bir anlam kazandıklarını o bekleme günlerinde anlıyor. Kabul ediyor. Ali'yi bekledikçe boş duvarlara bakarak; Ali içinde büyüyor, büyüyor. Ali basmasına uğruyor Ramazan. Ali'nin gelmesine yakın o kadar ağlıyor ki uluya uluya yer yatağında, içinin yıkandığını hissediyor baştan aşağı. "Ulan Ali, sen dönmeden ağlaya zırlaya yıkadım içimi. Yeni doğmuş bebek gibiyim Mağaraçocuğu. Ne biçim seviyomuşum ulan seni!" Ali'yi garda karşılarkenbunları söyleyip boynundan öpüveriyor. Ali kıpkırmızı oluyor utancından. Yanlış anlayacaklar. İbne değil onlar. Ne biçim âşıklar. İkisi de erkek; tamam. Ama âşıksan ne yazar:Kime ne yazar!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 125 okur

  • Canan Demirer
  • belinay,
  • Halil Levent Kabay
  • Yamaç Zehir
  • Ozge
  • mona roza
  • seda seyrek
  • Okuyucu
  • Hilâl Bayar
  • Funda Argalı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%16.7
25-34 Yaş
%35.7
35-44 Yaş
%28.6
45-54 Yaş
%11.9
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.7
Erkek
%30.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.3 (13)
9
%19.6 (9)
8
%17.4 (8)
7
%15.2 (7)
6
%6.5 (3)
5
%2.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0