Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği

·
Okunma
·
Beğeni
·
661
Gösterim
Adı:
Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750810145
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bu keyifli kitap, servet içindeyken sonsuz ihtirasları ve tuhaflıkları yüzünden rahata kavuşamayan Ali Nizami Bey’in her şeyini yitirdikten sonra Bektaşi şeyhliğine soyunup huzur buluşunu anlatan bir uzun hikaye. Hisar yine insanın içine işleyen traji-komik bir hayatı anlatıyor...
68 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Yanlış batılılaşmayı Ali Nizami Bey üzerinden gördüğümüz bu romanı okuduğumuz zaman bize bir tanzimat romanıymış gibi bir his veriyor. Hayatı gösterişe dayalı Ali Bey ironik bir şekilde anltılmıştır.. güzel ve kısa bir roman . Tanık anlatıcı bakış açısıyla anlatılmıştır. Keyifli okumalar..
68 syf.
Varlık içinde kimseyi düşünmeden, kendi hayatını bile düşünmeden geçen bir yaşam, maddi sıkıntılar başladıktan sonra şeyh veya derviş olma uğraşları. Maddi sıkıntılarla kaybettiği toplumdaki statü veya saygıyı sehy olarak doldurmaya çalışma. Ziyan olmuş bir zenginin hayatını anlatıcı çok güzel bir dille anlatmıştır. Zenginlik içinde beslenemeyen ruh hep bir açıdan fakir kalmıştır. Ruhun fakirliğine maddi sıkıntılardan sonra bedenin fakirliğide eklenmiştir. Sevdim ben...
118 syf.
·1 günde
Çamlıca' daki Eniştemiz' in bir kopyası diyebilirim. Yine aynı dil, üslup ve tarzda; yine anlatıcının anıları şeklinde başka birini anlatıyor. Söyleyeceğim olumlu ve olumsuz şeyler aynı. Bunda hikâyeyi daha zayıf buldum. Daha kısa bir öykü. 19. yy.' ın ikinci yarısında moda olan alafranga hayata özentili yaşam tarzını ve bundan dönüşü anlatmış biraz.
Ve gerçi gençlik, kendi baharında, her fikrin zehrine karşı, mevcudiyetine yayılmasına mani olan bir panzehir buluyorsa da ben, ta o zamanlarda, yavaş yavaş, başkalarının bize verdikleri kıymet ve ehemmiyet; hakkımızda besledikleri emniyet, muhabbet ve şefkat duygularının da, kendi benliğimizde akıl, sıhhat, saadet dediğimiz nimetlerin de, ne basit, ne kadar geçici şeyler olduklarını, çocukların eğlenmek için üfleyip, şişirdikleri ve bir an gözlerimizde tatlı birtakım hayal renkleriyle parıldadıktan sonra sönüveren sabun köpüklerinden daha canlı ve daha çok payidar olmadıklarını, evet, yavaş yavaş, bütün ömrüme sinen bir teessürle, düşünmeye, duymaya, anlamaya koyuluyordum...
Neden acaba bu güneşler, bazen yavaş yavaş ve bazen de birdenbire karanlıklarımız içinde böyle doğar, parlar ve aydınlığında gördüğümüz dünya manzaralarını hafızamıza edebiyete kadar çıkmamak üzere saplar. Bir insan kafası belki bütün ömrü boyunca ancak beş on defa böyle tamamen uyanır, aydınlanır ve her şeyi anlar. Fakat zarar yok, çünkü talihimiz hakkında vuzuhlu bir fikir edinmemiz için işte bunlar bize yarar ve yetişir.
Hayatımızın maruz olduğu en büyük değişmelerden biri, zaman ölçümüzün değişmesidir. Çocuklar için bir aylık zaman, bir yıl kadar uzuyor. Şimdi yılların birer ay kadar çabuk geçtiğini görüyorum. Eskiden hep sinemanın ralanti sahneleri gibi geçen hayat, şimdi hızını gittikçe arttıran mecnun yani bozulmuş çark gibi dönüyor. Transatlantiklerin, otomobillerin, tayyarelerin, müthiş süratinden bahsolunuyor. Halbuki zaman, bunların hepsinden daha çabuk geçiyor. Halbuki zaman, kuyrukluyıldızların süratine tutuluyor, kuyrukluyıldızların süratiyle uçup gidiyor.
Hayatın bize daima mantığımızla eğlenir gibi görünen ve karşımıza adeta bizi şaşırtmak için çıkarmayı adet edindiği hadiselerden biriyle daha karşılaşmış oluyorduk.
Zihnin hassaları acayiptir. Günlerimizin her hissimizi körleştiren gündelik hayhuyuyla gelip geçişleri arasında, bazen, sinsi birtakım hastalıkların senelerce süren uzun bir kuluçka devresinden sonra meydana çıkması gibi yavaş yavaş ta içimizde toplanan derin sebeplerle, bazen de sebepsiz yere yahut hatır ve hayale gelmez bir sebep yani bir vesile ile veyahut beklenmez ve beklenmedik hadiselerin yeniliği, şiddeti ve tesiri karşısında birdenbire zihnimiz öyle harikulade bir feyiz ve küşayişle açılır ki bu anlarda görüp teşhis ettiğimiz hakikatler karşısında hayatımızın bütün ölçü ve ayarlarının değiştiğini duyarız. Bu zamanlarımızın kuvveti ve şiddeti yanında bunların haricinde geçen zamanlarımızın faaliyeti bir uyanıklığa nispetle bir uyuklama gibi kalır. Bu intibahın aydınlığında sanki gözlerimiz yeni ve amansız bir zeka ile açılır. Müsamahasız bir münekkid kesilerek yepyeni hükümler vermeye başlarız.
Hayatta muvazeneli görülenler de yarı deli, yarı iradeli sayılmalıdır. Belki bizi kurtaran da ancak bu yarı irademiz, yarı deliliğimizdir. Sıhhatimizin ve zihnimizinki bir ince tel üstünde parendeler atan bir cambazın muvazenesine benzer. Bozulmaya hazırdır. Hayata, bazen, vücut gibi, zihin de tahammül edemiyor. Vücut gibi zihin de bozuluyor. Burada beşer talihinin acı bir safhasıyla karşılaşıyoruz. Zihin bozulunca bütün oyun değişiyor. Zihnimizin bir kıvamıdır ki, -dünyaya çarpan güneş ışığının havamızı aydınlatması gibi- bize hayatı bu kadar güzel ve cazibeli gösterir. Zihnimizin bu kıvamı değişince, dünyanın da, hayatın da manası başkalaşıyor. Bütün dünya ve hayat kıymetleri altüst oluyor. O zaman artık her şey abes, nafile ve hazin gözüküyor. Hayat bir felaket oluyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750810145
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bu keyifli kitap, servet içindeyken sonsuz ihtirasları ve tuhaflıkları yüzünden rahata kavuşamayan Ali Nizami Bey’in her şeyini yitirdikten sonra Bektaşi şeyhliğine soyunup huzur buluşunu anlatan bir uzun hikaye. Hisar yine insanın içine işleyen traji-komik bir hayatı anlatıyor...

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Fahrettin Ballıoğlu
  • caner dilsiz
  • Esra Özeroğlu
  • Vahit TANE
  • Kalemistik
  • Samet KAYA
  • Hazan
  • Ayşenur Köse
  • Biri
  • ali tutkun

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%12.5 (1)
8
%25 (2)
7
%37.5 (3)
6
%12.5 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%12.5 (1)
1
%0