Alıç Ağacı İle Sohbetler

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.958
Gösterim
Adı:
Alıç Ağacı İle Sohbetler
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053320876
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Yayınları
Baskılar:
Alıç Ağacı İle Sohbetler
Alıç Ağacı Ile Sohbetler
Neredeyse yarım yüzyıl önce Ankara’da, Dikmen sırtlarında yalnız bir alıç ağacıyla bilge ruhlu bir üniversite hocası sohbet etmeye başlar. Önce birbirlerini tanır, sonra dereden tepeden konuşurlar. Daha çok da alıç ağacı anlatır. Atalarından, geçmişinden, Anadolu’nun her yerine dağılmış akrabalarından bahseder. Tüm bu sohbeti, o anların tanığı Prof. Dr. Hikmet Birand Alıç Ağacı ile Sohbetler adıyla kitaplaştırmıştır. Alıç ağacının sohbeti noktalarken söylediklerini kulak ardı etmek olanaksızdır:
“Sohbetlerimizi dinlemiş olanlar, Anadolu’yu gezerken bakıp geçtikleri, görmeden geçtikleri manzaraları artık başka bir gözle gözetleyecekler; gördükleri her otun, her çalı ve tek ağacın, taşın toprağın anlattıklarına kulak verecekler ve onlara karşı davranışlarına herhalde bir çekidüzen vereceklerdir.”
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları olarak Prof. Dr. Hikmet Birand’ın Alıç Ağacı ile Sohbetler kitabını, Prof. Dr. Tuna Ekim’in sunuş yazısı ve Yrd. Doç. Dr. Mutlu Kart Gür’ün katkılarıyla bir kez daha okurlarla buluşturuyoruz.
360 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10 puan
Dikmen sırtlarında, Çal Dağı'nda bulunan alıç ağacı kitabın ana kahramanı. Yazarımız yanına sık aralıklarla gidiyor ve ondan bitkilerle ilgili o kadar çok ve aslında temel şeyler öğreniyor ki; sonunda bir kitap çıkıyor. Botanik bilimiyle ilgilenen, bu tarz konulardan hoşlananlara tavsiye ederim.
* * *
Çok doyurucu ve eğlenceli bir okuma oldu benim için. Kitabın her sayfasında altını çizdiğim satırlar oldu. Bir bilim kitabı olmasına rağmen hiç sıkılmadan okudum ama uzun bir süreye yaydım çünkü böyle daha iyi özümseyebileceğimi düşündüm.
* * *
Ama benim açımdan bu okumanın en hoş yanı Dikmen Alıcı'nı dinlerken Dikmen'de evimde bulunuyor ve ona bir zamanlar çok yakın olmam oldu.
360 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ben bu kitabı okuyana kadar Türkler ve Müslümanlardan böyle ömrünü araştırmaya, incelemeye adayan, araştırdığı konuyu kılı kırk yararcasına enine boyuna araştıran bilim insanı pek çıkmaz sanırdım fakat gördüm ki, nadir de olsa bizde de araştırmacılar çıkıyor ve bunu da bir çocuğun bile anlayabileceği şekilde, masal tadında, Dikmen’de bir alıç ağacının ağzından anlatabiliyormuş.
Kısa sürede Anadoluyu'da geldikleri Orta Asya bozkırları gibi ormamsızlaştıran, çölleştiren biz Türklerin bir bireyi olarak Birand Hoca böylelikle bir nebze de olsa ormana, tabiata karşı vefa borcumuzu ödemiş oluyor.
Bu kitabı okuduğunuzda aynı insanın bir evrimi gelişimi, evreleri, ailesi, doğumu, ölümü olduğu gibi bitkilerin de insandan çok da farklı olmadığını, her ağacın, otun bir kokusu, dili, kendini ifade ediş tarzı olduğunu anlayacaksınız.
Artık gittiğiniz her yerde bitkilerin dilini, kokusunu, türünü merak edecek, onları kokusundan, tadından, görünüşünden tanımaya çalışacaksınız.
360 syf.
·Puan vermedi
Eylül henüz gitti.
Ve eylülün en değerli okumalarından biriydi: #alıçağacıilesohbetler


Yaşama, doğaya, yeryüzüne ve canlı hayatına dair öyle güzel sohbetlerden oluşuyor ki... Ailecek okumalık, pek bir lezzetli kitap.
.
.
.
Her şeyden önce, okuduğum her satırda şu mutluluğu yaşadım: Bu topraklardan ne güzel ne aydın insanlar geçmiş aslında. Adını kitlelere ulaştıramayan, bilen ve bildiğiyle sessizce çekip giden... #hikmetbirand aydınlanıp aydınlatarak geçenlerden olmuş, var olsun.
.
.
.
“İncir ağacını görmüşsündür belki ama meyvesini yediğin halde tanıdığını sanmıyorum. Çünkü senin seve seve yediğin şey incirin gerçek meyvesi değildir. Onun meyveleri incir yerken çıt çıt diye dişine dokunan küçük, çekirdek sandığın şeylerdir. “
360 syf.
Türkiye'de bitki sosyolojisi bilim dalının kurucusu olan Prof. Dr. Hikmet Birand'ın bilge olan Dikmen alıcı üzerinden doğayı anlamak ve anlatmak için yazmış olduğu eserin ilk yayınlanmış olan 1968 basımını, sonra TÜBİTAK tarafından yayınlanmış olan basımını ve son olarak da Türkiye İş Bankası Yayınları’ndan yayınlanmış halini okuduğum için mutluyum. Eser, Hikmet Hocanın kendine özgü sade, basit dili ile derin doğa sevgisini konu alan benzeri diğer kitaplardan oldukça farklıdır. Kitabını Ankara'nın Dikmen ilçesindeki yalnız bir alıç ağacı [Crataegus dikmensis (Dikmen alıcı)] ile sohbet eder şekilde kurgulamıştır. Eser, canlılara hayat veren ortam olan suları, bu sularda yaşamın nasıl geliştiğini, bitkilerin nasıl karasal yaşama geçtiklerini, çiçek oluşum süreçlerini, tohumu, toprağı, bozkırı ve ormanı nasıl ki bir terzinin elbise dikmesi gibi ustalıkla ve özenle anlatmasıyla okuru kitabın içine çekmektedir. Hikmet Birand Hoca alıç ağacı ile yaptığı sohbet, okuyuculara Türkiye'nin doğal zenginliklerini fark etmelerini ve bu güzelliklerin korunmasının önemini daha iyi anlamasını sağlaması açısından oldukça önemli olması gereken bir eser ortaya koymuştur. Kitap bilimsel olayları herkesin anlayabileceği örneklerle açıklamasıyla, rahatlıkla ve sürükleyici bir biçimde okunmasını sağlamaktadır. Kitap bittikten sonra kesin olan bir durum var ki en kısa sürede tekrardan bu kitabı okumak olacağını söylemek abes olmaz.
360 syf.
·10/10 puan
Hikmet A. Birand ülkemizde bitki sosyolojisi alanında yaptığı çalışmalar,araştırmalar ve yayınladığı eserlerle dünya çapında tanınan bir bilim adamımız.Özellikle Karapınar yavşan stepi ve Tuz Gölü tuzul bozkırları üzerine yaptığı araştırmalar en önemli bilimsel çalısmaları arasinda.Türkiye’de yaptığı güzel işler uzun bir yazıya dönüşeceğinden ben bu kısmı kısa tutup ülkemize armağan ettiği bu güzel eserinden bahsetmek istiyorum.
Birand eser boyunca Çal Dağı’nın doruğunda yer alan Dikmen Alıcı ile dostluk kurup bitki dünyasının,toprağın hikayesini yaşamın oluşumundan itibaren bizlere anlatıyor.Kitabın özellikle bölgelerimizin bitki varlığını anlattığı kısımlarından çok şey öğrendim.Bu gibi bilimsel alandaki anlatılarda sıkıcı olmayan bir dil kullanıp okuyucuyu kitapta tutmak zordur fakat Birand bunu da yer yer metnin içine yerleştirdiği efsaneler yahut ilginç bilgilerle çözmüş.
Metinde yer yer dikmen alıcı bilgi verirken yer yer de Sayın Birand sazı eline alarak bizi aydınlatıyor.Burada çok önemli bir anlatım unsuruna değinmek istiyorum,hani amiyane bir tabir vardır ya “kahvede anlatır gibi anlatmak” yani herkesin anlayabileceği bir dil kullanmak,işte eserin en önemli yanlarından biri buydu.
Bilgi verici bir metin olmasına ve iki karakter arasındaki diyaloglarla işlenmesine rağmen kitabı hayranlıkla okudum ve ülke coğrafyasına ne kadar yabancı olduğumu gördüm.Bunun somut örneği yazarın Zigana Dağları’nı anlattığı kısımdı,Zigana’yı henüz yeni gezmiş olmama rağmen verilen bilgiler sonucunda aslında bir turistten farksız bir şekilde dolaştığımı,çevremdeki yaşama yeterli önemi göstermediğimi fark ettim.Bu farkındalık bile kitap adına bana yeterdi fakat kitabın nerddeyse yarısını çizdiğimi söylersem ne çok önemli bilgi edindiğimi de size anlatmış olurum.Kitabın sadece bir eksiği vardı o da bahsedilen bitki türlerinden,ki yüzlerceydi, hiçbirinin fotoğrafının koyulmamış olmasıydı,bu eksiklik sürekli internete bitki türlerini yazmamla beraber okumamı yavaşlattı.Sonuç olarak bitkilere ve yaşama meraklıysanız tavsiye ederim.
350 syf.
·1 günde
Bu kitabı yazarın da bünyesinde bulunduğu ziraat fakültesinden fikirlerine ve düşüncelerine saygı duyduğum bir profesörün önerisiyle alıp okudum. Mesleki ve akademik açıdan bana çok şey katan bir kitap oldu. Doğayı seven, merak eden, saygı duyan herkesin okumasını tavsiye ederim .
360 syf.
·7/10 puan
Bitki sosyolojisi bilim dalının Türkiye'deki kurucusudur Hikmet Birand. Bu kitabına özellikle inceleme ekliyorum ki, daha fazla okunsun daha fazla bilinsin Türkiye.
İnsan mahallesinden başka adresi bilmiyorsa o memlekete ait olur mu hiç ? Türkiye'nin zenginliğini anlatan, her şehrine sempati duymanızı sağlayacak bir kitap. Anlatımı yalın ve akıcı. Yazarın Alıç ağacı ile olan sohbeti, kullandığı içten tanıdık dil ile çocukların bile ilgi duyacağı ansiklopedi değerinde bir kitap. Bu kitabı okumadan kimse ' ben ülkemi tanıyorum ' demesin. Yediğiniz içtiğiniz nereden geliyor, bastığınız yerin iklimi ne, kokladığınız hava size ne söylüyor... Bunları bilmek ayrıcalıktır. Doğayı seven değil ülkesini tanımak isteyen herkes okumalı.
Bu kitabı kendime sorduğum şu sorudan sonra aldım :
( Koca koca binaları gördüm, ağaç bile yoktu. )
Acaba bu ilçenin adı neden Keçiören ?
Çünkü eskiden orada keçiler otlanırmış, hatta bir de dere varmış. Şimdi mi ? Okuyun derim ..
360 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Üniversite yıllarında zorunlu olarak okuyup çok beğendiğim bir kitaptır. Dünyanın canlılardan öncesinden, ilk oluşumundan başlayarak karikatürize edip çocukların bile anlayacağı bir dille bilimsel yazılan bir eserdir. Alıç ağaçlarına kulak verin, çok şey görmüşlerdir.
%48 (160/340)
·Puan vermedi
Kitap evrimsel süreci anlattıktan sonra Türkiye'nin ormanlarını anlatıyor. 203'e kadar dayanabildim. Ormanlara gelene kadar çok güzeldi, tavsşye ederim oraya kadarını. Daha fazla okuma isteğimi köreltemeyeceğim, yarım bırakıyorum.
Sevinirsiniz orada, çünkü tabiatın içindesiniz. Orada kendi yaptığımız dünyanın bunaltıcı hayhuyundan, tatsız ıvır zıvırından, bencil kaygılardan, sıkıcı darlığından kurtulur, her şeyin olduğu gibi olduğu, olduğu gibi gözüktüğü o külfetsiz, gösterişsiz sessiz büyüklükle karşı karşıya gelirsiniz. Orada, o büyüklük içindeki yalnızlıkta, insan kendini bulur, varlığının özündeki asilliği anlar ve kendini erdemliğe adar.
O büyük ozan dünyamızı süsleyen bunca güzelliklerinize hayran olmakla kalmamış, sizin oluş sırrınızı çözmek için de çok çalışmış, çok kafa yormuştur.
Hikmet Birand
Sayfa 50 - Kültür yayınları
Thomas Malthus: "Zaman gelecek ki dünya insanları besleyemez olacak." Darwin de, eğer böyle hızla ürerlerse bin yıla varmaz insanlar dünyada ayakta duracak yer bulamazlar demiş.
Sevinirsiniz orada,çünkü tabiatın içindesiniz.Orada kendi yaptığımız dünyanın bunaltıcı hayhuyundan,tatsız ıvır zıvırından,bencil kaygılarından,sıkıcı darlığından kurtulur,herşeyin olduğu gibi olduğu,olduğu gibi gözüktüğü o külfetsiz, gösterişsiz sessiz büyüklükle karşı karşıya gelirsiniz.Orada, o büyüklük içindeki yalnızlıkta,insan kendini bulur,varlığının özündeki asilliği anlar ve kendini erdemliğe adar.
Çünkü hayat bir bakıma sürekli bir madde ve enerji alışverişidir Bu bakımdan hayatı ben açık denize çatlak bir sandal içindeki adamın haline benzetirim Deniz suyu durmadan sandalın içine sızarak dolar sandaldaki adam su toplandıkça batmamak için bir maşrapa ile onu denize boşaltır eğer yiyeceği yoksa bir süre sonra açlıktan dermanı kesilir sandala dolan suyu boşaltamaz olur fakat erzakı var da karnı doyurursa aldığı besinden kazandığı enerji ile faciayı önleyebilir yahut hiç olmazsa geciktirebilir.
Beni İsrail Mısır'dan hicret ederken Sina çölü'nde aç bilaç kaldıkları zaman havadan yağan ve onları açlıktan kurtaran Kudret helvasının da bir liken türü olduğu söylenir doğru mudur bu?
-Evet kudret helvası çöllerde kumlar üzerinde yetişen bir liken türüdür. Bizim güney illerimizde de yetişir. Tatlı bir madde kapsadığı için yenir de. Kum fırtınaları ile havaya savruldukları için fırtınanın hızı kesildiği anda havadan yere dökülürler. Onun için Yahudiler Sina Çölü'nde kendilerini açlıktan kurtaran Kudret helvasının havadan yağdığını sanmışlardır.
"Sizin çoğunuz Anadolu yollarında giderken bu manzaraları görür, görmeye alışır ve onların oldum olasıya öyle olduklarını, o manzaraların doğal olduklarını sanırsınız. Oysa o basamaklı yamaçlar, sizin kültür aşamanızın basamaklarıdır... Sizin yarattığınız, toprağı da bitki örtüsü de yozlaşmış bir peyzaj!"
Hikmet Birand
Sayfa 290 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 5. Basım Temmuz 2020
-Bütün toprak profillerinde böyle üç horizon var mıdır?
-Hayır, bu üç horizon sulak yerlerde oluşan topraklarda vardır. Kurak bölgelerde toprak ve toprak profili oluşumu başkadır. Çünkü kurak bölgelerde toprakta A horizonu ancak yağmur yağdığı zaman ıslanır ve yıkanma, yani aşagıya dogru akım kısa sürer, yağış süresince olur. Ku rak devre girince akım tersine döner. Köklerimiz topraktan suyu çeker, yapraklarımızia havaya buhar halinde uçururuz. Toprak da yüzünden kuruduğu için, üstteki A horizonunda kireç yıkanamaz, kil teşekkül et se de yıkanıp alt katiara geçemez; kolloidler yer değiştiremez, aşağı inemez. Bundan dolayı da bu topraklarda B horizonu teşekkül ede mez. Onun için kurak ve sulak bölge toprakları, profillerinden hemen belli olur. Profillerindeki özelliklere göre ayrılan, farklılaşan toprak çe şitlerine "iklim toprak tipleri" denir.
Hikmet Birand
Sayfa 111 - Tübitak, 10. Basım
Bir dağın böğrünü yeşerten ve 2000 metre kadar yükselen ormanların gelişebilmeleri için gereken toprak çeşidini hazırlamak için daha yükseklerde yetişen küçük atlardan, çayır çimenlerden kaç kuşak, kaç yüzyıl emek harcamıştır. Orman basamağı gelişince, artık denge kurulmuş ve oluşan toprağın kayması, akması da önlenmiş olur. Asıl göz önünde tutulması gereken şudur ki o dağda püskürük kayalardan gelişen bu toprak türleri üzerinde, yüksek basamaklarda yaylaklar, alt basamaklarda da ağaçlar ormanlar yetişir. Orman yakılır ya da kesilir de oraya ekin ekilecek olursa belki bir iki yıl ürün alınır, ama ekin yetiştirmeye elverişli olmayan o toprak da çabucak akıp gideceği için dağ, pek kısa zaman sonra tüyü yolunmuş tavus kuşuna döner.
Amerika keşfedildikten sonra eski dünyadan yeni dünyaya göçler başlamıştı. Okyanusu aşıp karaya çıkan göçmen kafileleri kıtanın zengin yerlerine yerleşmek için içeriere doğru ilerlediler. Göçmenlerin eşyalarına eski dünyadan takılan gelen bir tohumdan türeyen arsız bir ot, Avrupalı göçmenlerin geçtikleri yollarda, konakladıkları, yerleşlikleri yerlerde, nereye gitmişlerse orada, baş göstermiş. Amerika'nın eski yerlileri kızılderililerin, iyi gözetleyici oldukları için memleketlerinde yeni türeyen bu ot gözlerinden kaçmamış, ona çok hoş bir ad da yakıştırmış lar, "beyazların ayak izi" adını takmışlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Alıç Ağacı İle Sohbetler
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053320876
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Yayınları
Baskılar:
Alıç Ağacı İle Sohbetler
Alıç Ağacı Ile Sohbetler
Neredeyse yarım yüzyıl önce Ankara’da, Dikmen sırtlarında yalnız bir alıç ağacıyla bilge ruhlu bir üniversite hocası sohbet etmeye başlar. Önce birbirlerini tanır, sonra dereden tepeden konuşurlar. Daha çok da alıç ağacı anlatır. Atalarından, geçmişinden, Anadolu’nun her yerine dağılmış akrabalarından bahseder. Tüm bu sohbeti, o anların tanığı Prof. Dr. Hikmet Birand Alıç Ağacı ile Sohbetler adıyla kitaplaştırmıştır. Alıç ağacının sohbeti noktalarken söylediklerini kulak ardı etmek olanaksızdır:
“Sohbetlerimizi dinlemiş olanlar, Anadolu’yu gezerken bakıp geçtikleri, görmeden geçtikleri manzaraları artık başka bir gözle gözetleyecekler; gördükleri her otun, her çalı ve tek ağacın, taşın toprağın anlattıklarına kulak verecekler ve onlara karşı davranışlarına herhalde bir çekidüzen vereceklerdir.”
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları olarak Prof. Dr. Hikmet Birand’ın Alıç Ağacı ile Sohbetler kitabını, Prof. Dr. Tuna Ekim’in sunuş yazısı ve Yrd. Doç. Dr. Mutlu Kart Gür’ün katkılarıyla bir kez daha okurlarla buluşturuyoruz.

Kitabı okuyanlar 81 okur

  • Tuğba
  • Sema Görgeç
  • Mehmet Başer
  • Doğanşahin
  • Sezer Karabulut
  • Hakan YEL
  • Bayram Kus
  • Tuhafiye
  • Gizem Karadağ
  • esrarihurufi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (11)
9
%18.2 (6)
8
%18.2 (6)
7
%3 (1)
6
%3 (1)
5
%6.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0