Allah’ı Ne Kadar Tanıyoruz? 2

·
Okunma
·
Beğeni
·
271
Gösterim
Adı:
Allah’ı Ne Kadar Tanıyoruz? 2
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057680150
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kutlu Yayınevi
Evet, insan kendinde tecelli eden ism-i Basîr’in nuruyla kendini ve sair mahlukatı görür. Fakat insanın görme sıfatına sınır konulmuştur. İnsan, Türkiye’yi görürken Fas’ı göremez. Gaziantep’i görürken İstanbul’u göremez. Gaziantep’in bir ilçesini görürken ötekini göremez. O ilçedeki bir mahalleyi görürken diğerini göremez. Mahalledeki bir binaya dışarıdan bakarken o binanın içini göremez. Evin içindeki bir odada iken duvarın arkasını göremez. Hem toprağı görür; ama aynı anda toprak altındakileri göremez. Belli bir mesafeye kadar eşyayı görür, o sınırdan ötesini göremez. Hem önünü görür, arkasını göremez. Karıncayı görür, lakin o karıncanın içindekileri göremez ve hakeza…
Allah-u Teâlâ ise, bütün kâinatı, kentilyonlarca yıldızları, milyarlarca galaksileri, milyarlarca gezegenleri, bütün dünyayı, tüm ülkeleri, şehirleri, ilçeleri, mahalleleri, binaları, insanları, kapkara gecede, kara taş üzerindeki kapkara bir karıncayı ve o karıncanın içindekini ve hakeza bütün mahlukatı aynı anda eksiksiz, noksansız ve mükemmel bir surette görür.
Evet, O Zât-ı Basîr’in bir mahluku görmesi ötekini görmesine mâni olmaz ve olamaz. Bütün mahlukatı bir tek mahluk gibi kolay ve ekmel bir surette görür. Zerreleri, atomları, molekülleri, hücreleri, dokuları, organları, sistemleri, bitkileri, hayvanları, insanları ve hakeza zerreden yıldızlara, atomdan galaksilere, denizdeki semekten gökteki meleğe kadar her şeyi her an, aynı anda ve mükemmel bir tarzda görür.
320 syf.
·Beğendi·10/10 puan
İnsanın ruhuna huzur getirecek içerikte bir kitap. Okurken kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak bir türden. Sizi zerrelerden alıp yıldızlara, gezegenlere, galaksilere götürüyor tüm kainatı bir anda gezdiriyor. Gezdiğiniz tüm bu alemlerde Allah'ın varlığına deliller getirip size O'nu tanıtıyor.

Ben bu işin içinden çıkamıyorum veya ben neden bu dünyaya geldim gibi şeyler düşünüyorsanız sorularınızın cevabını az çok bulabileceğiniz bir kitap. Ben severek okudum ve bana çok şey kattı bu kitap.
320 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kitaba ilk başladığım zaman çok inanarak başladım çünkü; ismi çok ilgimi çekti ve beklentimin üstünde oldu.

Bildiğin ya da bildiğini zannetiğin her şeye aslında farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor ve sana seni hatırlatıyor. Yaratıcın ile olan ilişkini canlandırıyor ve sana ALLAH'ı hatırlatıyor, her ne kadar unutmamış olsan da.

Herkesin mutlaka okuması gerektiğini inanıyorum. Hayran kaldığım bir kitap oldu.
320 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kitap hakkında diyebilecek o kadar çok söz var ki ve bana da ruhumu doldurma açısından o kadar iyi geldi ki anlatamam. Kitabı tam yerinde ve tam zamanında okumuşum gerçekten.

Öncelikle Şairül İslam'ın yazım dilini çok beğendim o kadar akıcı yazmış ki resmen sayfalar elimden aktı ve kısa sürede bitirdim.

Maneviyatı o ruh beslenmesini çok güzel anlatmış ayrıca peygamber efendimizden ve bir kısım evliyadan kıssalarla da sözlerini taçlandırmış. Bana sadece yorucu gelen şey bazı kelimeler Arapça olduğu için anlamlarını google dan araştırmak oldu. Ama kitabın sonlarına yaklaşırken bunu da boş yere yaptığımı anladım. Çünkü yazarın şöyle bir yöntemi var. Önce kelimenin Arapçasını veriyor daha sonra ne yapıp edip aynı cümle ya da aynı paragrafta o kelimenin Türkçe karşılığını da bildiriyor.

Ben kitabı şiddetle tavsiye ediyorum çünkü kendimizi o kadar günlük ve dünyalık olarak yaşatıyoruz ki böyle güzel manevi hisleri geriye atıyoruz. Hayatımızda bir farkındalık adına böyle kitapları arada okuyalım ve okutalım ve ruhumuzu dinlendirelim. İyi okumalar...
320 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kuran-ı Kerim'in birçok ayetinde aklın kullanılması emredilmesine rağmen Müslümanlar genelde bunu yapmadığından dine yönelik kitaplar çoğunlukla eski alışkanlıkların aktarılması ya da dualardan ibaret kalıyor.

Bunlara diyecek bir şey yok ancak aklı kullanarak bilimsel bakış açısıyla yazılmış dini kitaplara olan ihtiyaç da mevcut durumda giderilemiyor. Yunus Kokan bu açıdan önemli bir düşünür. Yazdığı kitaplarla bu açığı kapatmaya çalışan sayılı kişilerden biri.

Bu kitabında Allah'ın varlığını akıl ve mantık yürüterek ispatlamaya çalışmış. Oldukça da başarılı olmuş. Bu yönde Allah'ın varlık delillerini incelemiş.

Belki Allah'ın varlığının ispatına ihtiyaç duymuyor olabilirsiniz, hatta Allah'ın varlığının ispatının akıl ve mantıkla yapılamayacağını da düşünebilirsiniz ancak okuduğunuzda Allah'a inanmakla Allah'ı tanımanın çok farklı şeyler olduğunu anlıyorsunuz. Aslında akıl ve mantık yoluyla Allah'ın varlığının ispatlanabileceğini öğreniyorsunuz.

Ateizm ve Deizm'in yaygın olduğu bu dönemde bu konularda daha fazla eser yazılması gerektiğine inanıyorum. Bence insanı düşünmeye ve araştırarak inanmaya sevk eden güzel bir kitap.
320 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Okuduğumda derinden etkilendiğim ve fazlasıyla kendimi sorguladığım bir eser. Yazarın Allah'ı tanıtmak için verdiği misaller kendine özgü ve oldukça ilginç. Bir o kadar da etkileyici.

Kitapta kaynağı belirtilmeyen hiçbir hadis ya da hiçbir alıntı bulmak mümkün değil. Güzel bir üslupla yazılmış ve ilgilenenlere fazlasıyla bir şeyler kazandırabilecek bir kitap.
320 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Bende farkındalık oluşturan ve hayata ve olaylara bambaşka bir açıdan bakmamı sağlayan bir kitaptır. Tüm günahlar affedilebilir sen istersen, dua edersen, tövbe edersen ve Rabbin isterse. İyi bir insan olmak mümkün. Bu kitabı okurken kendimi öyle huzurlu öyle anlamlı bir varlık olarak gördum ki insan olmanın değerini yeni anladım diyebilirim. Bence bu kitap okuduğuma değdi. İyi ki okumuşum diyebileceğim bir kitaptı.
320 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Allah her şeyden haberdardır, sanmayın ki size yapılan haksızlığa kayıtsız kalıyor. O, size bir annenin evladına yaklaştığı merhametten daha fazla merhamet duyandır.

Allah kulunu imtihan eder. Kul Rabbini imtihan edemez. O'na dua, samimiyet ve tevekkülle yaklaştığında rahmetini tüm zerrelerinde hissedeceksin.

Karşında o kadar çok maskeli insan var ki onları tanımak için emek harcıyor ve yoruluyorsun. Şayet dikkat edersen daha kolay ve daha güzel olan bir şey var; Allah'ı tanımak. O'nu isimleriyle tanımak insana huzur veriyor. Gerçekten güzel bir eserdi.
320 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Okuduğumda derinden etkilendiğim ve fazlasıyla kendimi sorguladığım bir eser. Güzel ve akıcı bir üslup ile yazılmış ve ilgilenenlere fazlasıyla bir şeyler kazandırabilecek bir kitap.
Ey insan! Gel şimdi bak şu toprağa ki aynı topraktan limon, portakal, greyfurt, üzüm, zeytin, nar, muz, incir, erik, badem, kayısı ve hakeza türlü türlü meyveler, bitkiler çıkarılıyor. Aynı su ile sulandıkları hâlde bunların kokuları, renkleri, şekilleri, tatları birbirinden farklıdır. Bazıları tatlı, bazıları ekşidir. Bütün bu farklılıkları yapan; aklı, ilmi, iradesi, kudreti, şefkati olmayan, seni tanımayan ve bilmeyen şu şuursuz toprak mı? Yoksa seni hiçten, yoktan halk eden, sana bir dil ve iki dudak veren, şefkatiyle midenin ve bedeninin her türlü ihtiyaçlarına cevap veren, yeryüzünü sana sofra gibi seren Hâlık-ı Vâhid-i Ehad, Rezzak-ı Kadîr-i Zülcelâl mi? Elbette Allah diyeceksin! O hâlde hiçbir şeyi O’na ortak koşma! Ve hiçbir şeyi O’nun kudretinden uzak görme!
Evet, O Zât-ı Basîr’in bir mahluku görmesi ötekini görmesine mâni olmaz ve olamaz. Bütün mahlukatı bir tek mahluk gibi kolay ve ekmel bir surette görür. Zerreleri, atomları, molekülleri, hücreleri, dokuları, organları, sistemleri, bitkileri, hayvanları, insanları ve hakeza zerreden yıldızlara, atomdan galaksilere, denizdeki semekten gökteki meleğe kadar her şeyi her an, aynı anda ve mükemmel bir tarzda görür.
Evet, insan kendinde tecelli eden ism-i Basîr’in nuruyla kendini ve sair mahlukatı görür. Fakat insanın görme sıfatına sınır konulmuştur. İnsan, Türkiye’yi görürken Fas’ı göremez. Gaziantep’i görürken İstan- bul’u göremez. Gaziantep’in bir ilçesini görürken ötekini göremez. O ilçedeki bir mahalleyi görürken diğerini göremez. Mahalledeki bir binaya dışarıdan bakarken o binanın içini göremez. Evin içindeki bir odada iken duvarın arkasını göremez. Hem toprağı görür; ama aynı anda toprak altındakileri göremez. Belli bir mesafeye kadar eşyayı görür, o sınırdan ötesini göremez. Hem önünü görür, arkasını göre- mez. Karıncayı görür, lakin o karıncanın içindekileri göremez ve hakeza…
Allah-u Teâlâ ise, bütün kâinatı, kentilyonlarca yıldızları, milyarlarca galaksileri, milyarlarca gezegenleri, bütün dünyayı, tüm ülkeleri, şehirleri, ilçeleri, mahalleleri, binaları, insanları, kapkara gecede, kara taş üzerindeki kapkara bir karıncayı ve o karıncanın içindekini ve hakeza bütün mahlukatı aynı anda eksiksiz, noksansız ve mükemmel bir surette görür.
Basîr sıfat ismidir; gizli, aşikâr, her şeyi bütün yönleriyle ve incelikleriyle eksiksiz ve mükemmel bir şekilde gören anlamına gelmektedir.
Evet, hâkimiyetin gereği hiçbir ortak kabul etmeksizin bağımsız bir şekilde tek başına hükmetmek ve başkalarının müdahalesine müsaade etmemektir. Nasıl ki bir köyde iki muhtar, bir şehirde iki vali ve bir ülkede iki başkan bulunsa o köyün, o şehrin ve o ülkenin düzeni bozulur ve her şey darmadağın olur. Öyle de zerreden Şems’e kadar kâinatta ve tüm mahlukatta görülen ve şahitlik edilen bu mükemmel düzen göklerde ve yerde ve hiçbir yerde ve hiçbir şekilde Allah’tan başka ilah olmadığına, O’nun asla şeriki bulunmadığına sonsuz dillerle şehâdet eder.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Allah’ı Ne Kadar Tanıyoruz? 2
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057680150
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kutlu Yayınevi
Evet, insan kendinde tecelli eden ism-i Basîr’in nuruyla kendini ve sair mahlukatı görür. Fakat insanın görme sıfatına sınır konulmuştur. İnsan, Türkiye’yi görürken Fas’ı göremez. Gaziantep’i görürken İstanbul’u göremez. Gaziantep’in bir ilçesini görürken ötekini göremez. O ilçedeki bir mahalleyi görürken diğerini göremez. Mahalledeki bir binaya dışarıdan bakarken o binanın içini göremez. Evin içindeki bir odada iken duvarın arkasını göremez. Hem toprağı görür; ama aynı anda toprak altındakileri göremez. Belli bir mesafeye kadar eşyayı görür, o sınırdan ötesini göremez. Hem önünü görür, arkasını göremez. Karıncayı görür, lakin o karıncanın içindekileri göremez ve hakeza…
Allah-u Teâlâ ise, bütün kâinatı, kentilyonlarca yıldızları, milyarlarca galaksileri, milyarlarca gezegenleri, bütün dünyayı, tüm ülkeleri, şehirleri, ilçeleri, mahalleleri, binaları, insanları, kapkara gecede, kara taş üzerindeki kapkara bir karıncayı ve o karıncanın içindekini ve hakeza bütün mahlukatı aynı anda eksiksiz, noksansız ve mükemmel bir surette görür.
Evet, O Zât-ı Basîr’in bir mahluku görmesi ötekini görmesine mâni olmaz ve olamaz. Bütün mahlukatı bir tek mahluk gibi kolay ve ekmel bir surette görür. Zerreleri, atomları, molekülleri, hücreleri, dokuları, organları, sistemleri, bitkileri, hayvanları, insanları ve hakeza zerreden yıldızlara, atomdan galaksilere, denizdeki semekten gökteki meleğe kadar her şeyi her an, aynı anda ve mükemmel bir tarzda görür.

Kitabı okuyanlar 324 okur

  • Seher Akan
  • İkbal Eren
  • Saliha Akkaş
  • Şeyda Cantürk
  • Şeyda Arslan
  • Firdevs Gürel
  • Zeynep Güçlü
  • Birgül Şentürk
  • Kübra Uçar
  • Büşra Çağlar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.5 (76)
9
%49.5 (160)
8
%25.1 (81)
7
%1.9 (6)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0