Alman İdeolojisi

0,0/10  (0 Oy) · 
3 okunma  · 
0 beğeni  · 
391 gösterim
"Alman İdeolojisi", Marx ve Engels'in kendi görüş açılarıyla "Alman felsefesinin ideolojik bütün tarzları" arasındaki uzlaşmaz farklılığı göstermek üzere, birlikte giriştikleri zorlu bir çalışmanın sonucu olarak doğmuştur. Marksizmin kuruluşunun ilk yapıtaşları bu çalışma sırasında temele konmuş; materyalist tarih teorisinin ilk ve en geniş açıklaması da burada gerçekleştirilmiştir. 1844 ve 1845 yıllarında Marx'ın ve Engels'in ayrı ayrı sürdürdükleri çalışmalar sırasında ve "Alman İdeolojisi"nden kısa bir süre önce yine bazı bölümlerini birlikte kaleme aldıkları "Kutsal Aile"de, tarihsel materyalizme giden yolu önemli ölçüde açmışlardır. Lenin'in saptamasıyla, "Hegelci felsefeden gelerek sosyalizme ulaştıkları" aşama burada gerçekleşmiştir. Alman İdeolojisi ise, artık "Komünist Parti Manifestosu"nu kaleme alacakları olgunluğa ulaştıkları düşünsel birikimi ve teorik bütünleşmeyi ifade etmektedir. Bu bakımdan eser, Marx ve Engels'in eski felsefi görüşleriyle hesaplaşmalarının son noktasıdır. Ne var ki çalışmanın kaderi, tarihsel materyalizmin kurucusu iki ustanın diğer eserlerinden oldukça farklıdır: Eser, el yazmaları halinde 1932 yılına kadar gün ışığına çıkmayı beklemiştir. Bununla birlikte, Alman İdeolojisi'nin tam metni bugüne dek çok az dilde yayımlanmıştır. Eserin bu tam metni, Almanca ve İngilizce basımları dikkate alınarak Türkçede ilk kez yayınevimiz tarafından yayımlanmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    600
  • ISBN:
    9786055315474
  • Çeviri:
    Olcay Geridönmez, Tonguç Ok
  • Yayınevi:
    Evrensel Basım Yayın
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 6 Alıntı

Stirner
1. Stirner hayatın çeşitli evrelerini, yalnızca bireyin "kendi kendini keşfedişleri" olarak ele alıyor; üstelik de bu "kendi kendini keşfedişler" daima belirli bir bilinç ilişkisine indirgeniyor. Demek ki burada bireyin yaşamını, bilinçteki farklılık oluşturuyor. Bireyle birlikte gerçekleşen ve farklı bir bilinç meydana getiren fiziksel ve toplumsal değişimler, Stirner'i elbette hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Bu yüzden Stirner'de çocuk, genç ve adam, dünyayı daima hazır halde buluyorlar; tıpkı "kendilerini" sadece "buluyor" olmaları gibi. Genel olarak bir şeyin bulunabilmesini sağlamak içinse kesinlikle hiçbir şey yapılmıyor. Hatta bilinç ilişkisi bile doğru biçimde değil, sadece spekülatif çarpıtılmış haliyle kavranıyor. Bu nedenle de tüm bu figürlerin dünyaya yaklaşımları felsefidir; "çocuk gerçekçi", "genç idealist", adam da bu ikisinin negatif bileşimi; yukarıda aktarılan sonuç önermeden de anlaşılacağı gibi mutlak negatifliktir. Burada "bir insan yaşamının" sırrı ifşa ediliyor. Burada, "Çocuk"un "gerçekçiliğin", "Genç"in "idealizmin" bir kisvesinden başka bir şey olmadığı, Adam'ın da bu felsefi karşıtlığın bir çözümünü bulma girişimi olduğu açığa çıkıyor. Bu çözüm, bu "mutlak negatiflik", şimdiden anlaşıldığı üzere, ancak adamın hem çocuğun hem de gencin illüzyonlarını körü körüne kabul etmesi ve böylelikle şeyler dünyası ile tinin dünyasını alt etmiş olduğuna inanması sayesinde mümkün olabiliyor.

Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 108 - Evrensel)Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 108 - Evrensel)

Stirner
2. Aziz Max, bireyin fiziksel ve sosyal "yaşamını" dikkate almayarak, hiçbir biçimde "yaşam"dan söz etmeyerek, son derece tutarlı bir biçimde tarihsel devirlerden, milliyetlerden, sınıflardan vb. soyutluyor ya da bununla tamamen aynı anlamda, yaşadığı çevrede kendisine en yakın duran sınıfın egemen bilincini şişirerek, "bir insan yaşamı"nın normal bilinci haline getiriyor. Bu yerel muallim dar kafalılığın üstüne çıkabilmek için, "kendi" gencini, karşısına çıkan ilk büro-genciyle, genç bir İngiliz fabrika işçisiyle, genç bir Yankee ile karşılaştırması yeter. Kırgız Kazak gencin sözünü bile etmiyoruz.

Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 109 - Evrensel)Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 109 - Evrensel)

Stirner
4. İnsan yaşamının evrelerinin tüm yapısının prototipi, daha önce Hegel'in Ansiklopedi'sinin üçüncü bölümünde ve "çeşitli değişikliklerle" yine Hegel'in diğer çalışmalarında zaten betimlenmişti. Ama "kendi amaçları"nın peşinde koşan Aziz Max'ın elbette burada da belirli "değişikliklerde" bulunması şarttı. Örneğin Hegel, ampirik dünyanın kendisini, Alman kent yurttaşını onu çevreleyen dünyanın uşağı olarak betimleyecek kadar belirlemesine izin verirken hâlâ Stirner'in onu –imgelemde bile öyle değilken– bu dünyanın efendisi yapması gerekiyordu. Aynı şekilde Aziz Max, sanki ampirik nedenlerden dolayı ihtiyardan söz etmiyormuş gibi yapıyor; çünkü bir ihtiyar olana kadar beklemek istiyormuş (yani "bir insan yaşamı" = onun biricik yaşamı). Hegel, insan yaşamının dört evresini dirilikle kurmaya koyuluyor; çünkü reel dünyada yadsımanın çifter kez gerçekleştiğini varsayıyor; yani ay ve kuyruklu yıldız olarak (Bkz: Hegel'in Doğa Felsefesi), dolayısıyla da burada üçlünün yerini dörtlü alıyor. Stirner biricikliğini, ay ve kuyruklu yıldızı çakıştırarak koyuyor ve böylelikle talihsiz ihtiyarı "bir insan yaşamı"ndan silip atıyor.

Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 109 - Evrensel)Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 109 - Evrensel)

İnsanlar doğal olarak evrilmiş toplum içinde kaldıkları sürece, yani bireysel çıkarla ortak çıkar arasında ayrılık olduğu sürece, bu nedenle de insansal etkinlik gönüllülük esasına göre değil de doğal olarak bölündüğü sürece insanın kendi işi, onun tarafından yönetilen değil de onu köleleştiren, insanın kendisine karşı duran yabancı bir güç haline dönüşür.

Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 53)Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 53)

Stirner
"Ve artık", diye devam ediyor Aziz Max, "dünyayı, benim için var olarak kabul ediyorum, bana ait, benim mülküm olarak kabul ediyorum." Max Stirner


Dünyayı kendisi için var olarak kabul ediyor; yani, kabul etmek zorunda kaldığı şey olarak ve böylece dünyayı kendisine mal ediyor, onu kendi mülkü yapıyor. Bu, hiçbir iktisatcıda rastlanmayan bir edinme tarzı olsa da, yöntemini ve başarısını "Kitap", bir o kadar ihtişamla ortaya koyacak. Ne var ki Aziz Max, esas olarak "Dünya"yı değil, yalnızca dünyaya dair kendi "ateşli sanrısını", yani kendine ait saydığı dünyayı kabul ediyor ve onu kendi mülkü haline getiriyor. O dünyayı kendi dünya tasavvuru olarak kabul ediyor ve kendi tasavvuru olarak dünya, onun tasavvur ettiği mülkiyettir; tasavvurunun mülkiyetidir, mülkiyet olarak tasavvurudur, tasavvur olarak mülkiyettir, kendine özgü tasavvurudur ya da onun mülkiyete dair tasavvurudur.
Ve tüm bunları o emsalsiz cümleyle dile getiriyor: "Her şeyi kendime bağlıyorum."

Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 106 - Evrensel)Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 106 - Evrensel)

Stirner
3. Azizimizin muazzam saflığı –kitabının esas tini– gencinin çocuğuna, adamının da gencine inanmasına yol açmakla kalmıyor. Stirner'in bizzat kendisi, belli "gençlerin", belli "adamların" vb., kendileri hakkında sahip oldukları ya da sahip olduklarını iddia ettikleri yanılsamaları, bu son derece şaibeli gençlerin ve adamların "yaşamı" ile, gerçekliği ile körlemesine karıştırıveriyor.

Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 109 - Evrensel)Alman İdeolojisi, Karl Marx (Sayfa 109 - Evrensel)