Geri Bildirim
Adı:
Altın Çocuk
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
456
ISBN:
9786052993149
Kitabın türü:
Çeviri:
Fazilet Mıstıkoğlu
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
ALTIN ÇOCUK daha önce hiç karşılaşmadığınız türden bir büyüme hikâyesi



Max Walker altın çocuktu.

Mükemmel evlat, mükemmel arkadaş ve okuldaki kızların mükemmel sevgili adayıydı.

Çekici, zeki ve atletikti.

Küçük kardeşine bile iyi davranırdı.

Tüm sınavlarını başarıyla geçecek ve

anne babasının gurur kaynağı olacaktı.

Max Walker’ın bir sırrı vardı.

Max diğer çocuklardan farklıydı...

Çünkü interseks doğmuştu.

Yani ne tam bir erkekti ne de bir kız…

Ve bu sırrı ortaya çıkarsa hayatı altüst olacaktı.

Ama biri bu sırrı öğrenmişti.



ABIGAIL TARTTELIN, Altın Çocuk’u yirmi beş yaşında yazdı ve 2013 yılında Booklist’in yılın en iyi on romanı seçkisine girdi. 2014 yılında ise Amerikan Kütüphaneler Derneği’nin verdiği Alex Ödülü ve School Library Journal Yılın Roman Ödülü’ne layık görüldü. Aynı yıl LAMBDA En iyi ilk LGBT Roman Ödülü finalistlerinden biri oldu. Tarttelin hâlâ doğup büyüdüğü Londra’da yaşamakta ve yeni romanlar yazmaya devam etmektedir.


(Tanıtım Bülteninden)
ben bu kitabı okuduğumda orda anlatılan çocuğun inanılmaz becerileri beni benden aldı kitap okumak çok güzel bir alışkanlıktır bu kitabı okuduğumda ruhum ferahladı kendimi geliştirdim
- "Doktor, ben neyim? Bir ucube mi?"
- "Hayır öyle düşünme Max. Normal insanların XX ve XY kromozomları olur. Sende hem XX hem de XY kromozomları var. Yani sen ne dişisin ne de erkek.

16 yaşındaki Max, okulun en popüler çocuğu. Bütün kızlar ona aşık, derslerinde çok başarılı, herkes tarafından sevilen, çekici, zeki ve atletik. Ama herkesten sakladığı bir sırrı var. Kendisi interseks. Yani ne erkek ne kadın. Sadece bu sırrı annesi, babası, annesinin en yakın arkadaşı ve onun oğlu Hunter biliyor. Hunter ile birlikte büyümüş, tüm sırlarını ona açmış en yakın arkadaşı...
Kitap birkaç kişinin ağzından anlatılmakta. Max, annesi Karen, babası Steve, doktoru Archire, erkek kardeşi Daniel ve Sylvie.
Max o kadar utangaç, o kadar naif bir çocuk ki. Ailesini üzmek istemediği için her şeye boyun eğen ve bu hastalığı eğer duyulursa insanlar tarafından dışlanıp alay edeceklerinden korkan biri.
Anlatılmamış kurgu kalmadığı gibi hayata geçirilmedik karakter de kalmadı. Artık hepsi yazıldı, çizildi. Ben hayatımda ilk kez hermafrodit üzerine yazılmış bir kitap okudum. Bir kitap anca bu kadar güzel yazılabilirdi. Önemli olan olayı anlatmak değil, olayı hissettirebilmek bana kalırsa. Kitabı okurken önyargı ile yaklaşıp hiç düşünmeden acımasızca eleştirdiğimiz kişilerin aslında ne kadar acı çektiğini ve yalnızlığına şahit oluyoruz. Kadın erkek kavramını kaldırıp sadece insan gözüyle bakabilsek herkese. Nasıl bir önyargıdır bu, bazılarımız nefret ve kinle saldırıp aşağılıyoruz. Aklın ve vicdanın bittiği yerde yaşam da biter unutmayın!
.
.
- "Eşcinsel insanlar, travestiler her yerde alay konusu olurdu. Ya beni duysalar. Alay etmekle kalmaz, benden nefret ederlerdi. Keske herkese anlatabilseydim. Keşke tüm bunları saklamak zorunda kalmasaydım. Keşke bununla yanlız başıma kalmak, hep yalnız kalacağımdan endişelenmeseydim. Belki interseks olmanın en kötü yanı bu. Kimseye söyleyememek.
O kadar güzel ve ince işlenmiş bir kitaptı ki her sayfasında daha da bağlandım. Bu kitabı ilk okuyanlardan biri benim sanırım. Almadan önce hakkında bir şey yazılmış mı diye baya aradım ama pek bir şey yoktu. O yüzden ben kısaca bir şeyler yazmak istiyorum. Öncelikle LGBTI temalı olduğunu ve interseks bir çocuğu konu aldığının farkında olarak almalısınız. Kitap birçok kişinin ağzından anlatılıyor. Aslında ikiden çok anlatıcısı olan kitaplar dikkatimi dağıtır ve bu kimi zaman Altın Çocuk için de geçerliydi ama böyle olmasa da hikaye tam yansıtılamayacaktı. Buna rağmen kitap harikaydı, bu yıl okuduğum en iyi kitaplar arasında şüphesiz. Bu kitabı en azından interseksüellik hakkında bilgilenmek için bile olsa herkese öneririm. Çünkü bu gerçekten önem verilmesi gereken bir konu.
Kimdim ben? Cinsiyetim olmadığı gerçeğinin bir önemi var mıydı ki? Yoksa tamamen yalnız olduğum anlamına mı geliyordu? Bir gün biri, yalnızca kendim olmak istediğimi anlayacak mıydı yoksa hepsi sonsuza dek ucube olduğumu mu düşünecekti?
“Neler oluyor Max?” diye sordu Daniel. “Sadece... bir sürü gerçek hayat meselesi.” Ona döndüm. “Hani
o World of War oyunlarında bir sürü çatışmaya giriyoruz ya?” “Evet.” “Gerçek hayatta bir çatışmadaymış gibi hissediyorum. Bitkinim
ve bazen konuşmaya mecalim kalmıyor.” “Son zamanlarda çok uyuyorsun.”
Saçını karıştırdım. “Gerçek şeylere karşı savaşmak insanın
çok enerjisini alıyor.” “Hayalî şeylerden daha mı çok?” diye sordu. “Evet. Hayalî şeylerden epey daha çok. Büyük, korkunç gerçek şeyler,” dedim ve gözlerimi kapattım.
Bazen durumlar aslında düşündüğünüz kadar kötü değildir ve çok kötü göründüğü zamanlarda bile yoluna girebilir. Her şey yoluna girebilir ve normale dönebilir.
insanların birbirlerinin hayatındakileri ne kadar az fark ettiğini görmek bana her zaman tuhaf gelmişti. Yalnız olmanın iyi taraflarından biri çok şeyi fark etmemdi çünkü her şeyin dışındaydım ve izleyip şiire dökmek dışında yapacağım hiçbir şey yoktu.
Karanlık, bir görüş kaybı bile değildi. Yalnızca bir renk, bir ton değişimiydi. Günün aynısı, sadece farklı bir rengi.Herhangi bir şey yapmak için cesarete ihtiyaç duyardınız. Bir
sınava girmek, seçimler yapmak, en son yazdığınız boktanken yeni bir şiir yazmak için gereken cesaret, gece korkmadan dışarı çıkmak için gereken cesaretin aynısıydı. Korkarsan asla yaşamazdın. Yaşamak için ona ihtiyacın vardı.
Artık eskiden inandığım hiçbir şeye inanmıyordum. Büyürken, arkadaşlarının iyi insanlar olduğuna, ebeveyninin her zaman haklı olduğuna inanırdın, zor zamanlarda ne yapacağını bildiğine, atlatacağına, kahraman olacağına inanırdın. Fakat sonra kötü şeyler olur ve herkes diğer herkesi hayal
kırıklığına uğratırdı. Eski arkadaşlarının kötü insanlar olabileceğini fark ederdin. Annenle baban her şeyi yoluna koyamazdı. Olduğunu sandığın kahraman olmadığını görürdün. Sadece henüzbaşa çıkman gereken o kadar zor bir şeyle karşılaşmamışındır, o yüzden de aslında korkak olduğunu bilmiyorsundur. Aslında zayıf olduğunun farkında değilsindir. Hayır. Eskiden inandığım şeylere artık inanmıyordum.
Gecenin bu saatinde, beni iyi hissetmeye, gülümseye, dağılmamaya zorlayacak biri olmayınca kendimi çok kötü hissediyordum. Annemin her zaman söylediği şeyi yapmaya, dünyada her zaman benden daha kötü durumda biri olduğunu ve sahip olduklarıma şükretmem gerektiğini düşünmeye çalışıyordum ama bu gece bu, hiçbir şey düşünmememi sağlamıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Altın Çocuk
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
456
ISBN:
9786052993149
Kitabın türü:
Çeviri:
Fazilet Mıstıkoğlu
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
ALTIN ÇOCUK daha önce hiç karşılaşmadığınız türden bir büyüme hikâyesi



Max Walker altın çocuktu.

Mükemmel evlat, mükemmel arkadaş ve okuldaki kızların mükemmel sevgili adayıydı.

Çekici, zeki ve atletikti.

Küçük kardeşine bile iyi davranırdı.

Tüm sınavlarını başarıyla geçecek ve

anne babasının gurur kaynağı olacaktı.

Max Walker’ın bir sırrı vardı.

Max diğer çocuklardan farklıydı...

Çünkü interseks doğmuştu.

Yani ne tam bir erkekti ne de bir kız…

Ve bu sırrı ortaya çıkarsa hayatı altüst olacaktı.

Ama biri bu sırrı öğrenmişti.



ABIGAIL TARTTELIN, Altın Çocuk’u yirmi beş yaşında yazdı ve 2013 yılında Booklist’in yılın en iyi on romanı seçkisine girdi. 2014 yılında ise Amerikan Kütüphaneler Derneği’nin verdiği Alex Ödülü ve School Library Journal Yılın Roman Ödülü’ne layık görüldü. Aynı yıl LAMBDA En iyi ilk LGBT Roman Ödülü finalistlerinden biri oldu. Tarttelin hâlâ doğup büyüdüğü Londra’da yaşamakta ve yeni romanlar yazmaya devam etmektedir.


(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Mutlu Yaşa Ve Derinden Sev
  • Zeliha ÖZ
  • Öznur
  • Nuray Durmuş
  • Sena Mavi
  • müjde

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0