Adı:
Altıncı Yok Oluş
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059318006
Orijinal adı:
The Sixth Extinction
Çeviri:
Nalan Tümay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
Son yarım milyar yılda tam beş kitlesel yok oluş yaşandı; dünyada yaşam çeşitliliği aniden ve dramatik ölçüde azaldı. Peki gözlerimizin önünde yeni bir kitlesel yok oluş yaşanıyor olabilir mi?

“Altıncı Yok Oluş harika bir kitap… Büyük, ani değişikliklerin yaşanabileceğini, bunun olasılık dışı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bunlar daha önce yaşandı, yeniden yaşanabilir.”
—ABD Başkanı Barack Obama
Dünyanın dört yanında bilim insanları, dinozorların yok olmasına neden olan asteroit çarpmasından sonra en yıkıcı yok oluş süreci olduğunu öngördükleri altıncı yok oluşu gözlemliyor. Bu kez, felaketin nedeni biziz.
“Doğa bilimciler dünya tarihinde beş yok oluş gerçekleştiğini söyler; Kolbert, insan faaliyetlerinin, gezegeni altıncı yok oluşa götürdüğüne dair ikna edici bir tez ortaya koyuyor.”
―Bill Gates

Hem samimi, hem eğlenceli, hem de bilgi dolu bu kitapta, New Yorker yazarı Elizabeth Kolbert, insanın, gezegenimizdeki hayatı, diğer hiçbir türün yapmadığı şekilde değiştirmesinin nedenini ve nasılını anlatıyor. Çok sayıda disiplinde yapılmış araştırmaları, yok olmuş türlerin tanımlarını ve kavram olarak yok oluşun geçmişini bir araya getiren Kolbert, gözlerimizin önünde yok olmakta olan türlere dair etkileyici ve kapsamlı bir hikaye sunuyor. Kolbert, altıncı yok oluşun insanoğlunun en kalıcı mirası olmaya aday olduğunu gösteriyor ve bizleri insan olmanın anlamını yeniden düşünmeye zorluyor.
Altıncı Yok Oluş, dünyanın geleceğine dair; entelektüel tarih, doğa tarihi ve saha muhabirliğini bir araya getiren ve gözlerimizin önünde süregelen kitlesel yok oluşa dair güçlü bir anlatım sunan önemli bir kitap.
400 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Dünyanın yaşadığı en kötü olay, yaşamın başına gelen en kötü şey nedir? Bir an için her şeyi unutun ve bu soruya odaklanın. Bilgi birikiminizin ışığında zamanda geriye doğru kısa -ama uzun- bir yolculuk yapın; seçenekleri gözden geçirin, bir kenara ayırın veya eleyin. Ne buldunuz? Birçok canlıyı tehdit eden ani iklim değişikliği mi? Türlerin %90'ını yokeden veya azaltan buzul çağı mı? Kilometrelerce alanı etkileyen devasa çapta volkanik patlamalar, korkutucu tektonik faaliyetler, küçük canlıları tehdit eden büyük yaratıklar ya da büyük-küçük ayırmaksızın hepsini yokoluşa sürükleyen göktaşı mı? Sonuç? Muhtemelen hepsi ama hiçbiri! Gözardı ettiğimiz ancak hepsini gölgede bırakan bir seçenek daha var elimizde. O kadar küçük, o kadar çelimsiz ki dikkatimizden kaçırmamız mümkün. Kimden bahsettiğimi artık anladınız. Sizden bahsediyorum, bizden, homo-sapiens'ten, insandan.

"Ben n'alaka şimdi" diyenleri duyar gibiyim. Ha ha, tebrik ederim komik çocuk! Böyle devam et. Diğer canlıların yokolması umursanacak bir şey değil neticede. Sen hayatta kaldığın sürece, türünü devam ettirebildiğin ve bulaşıcı bir hastalık gibi yayılabildiğin sürece hiçbir şeyin önemi yok. Kendin için ne gerekiyorsa yapabilirsin, sorun yok buna izin var, doğru veya yanlış olması gerekmiyor, doğaya faydalı veya zararlı olması gerekmiyor, yeter ki sen iyi ol. Öldürerek yaşa, yok et ama sakın yok olma. Vay canına, ne zekice ama!

Jared Diamon şöyle aktarıyor: "Şahsen ben, Avustralya'nın devlerinin on milyonlarca yıl yaşanan sayısız kuraklıkta hayatta kalıp da tam olarak ve tesadüfen ilk insanların geldiği zaman neredeyse aynı anda ölmeyi tercih etmelerini anlayamıyorum." Kesinlikle! Huzurlarınızda, homo-sapiens! İşte, sayısız türle beraber sahnedeki yerini alıyor ve birdenbire ışıklar kapanıyor. Ta ta! Hokus pokus, homo sapiens artık sahnede yalnız. A, ama, bir dakika! Bakın, kıyıya köşeye saklanmış birkaç tür var şuralarda.

Tüm bunların bir hikayeden ibaret olduğunu düşünebilirsiniz. Bu sizi rahatlatıyorsa inanmakta özgürsünüz. Soyu tükenmiş birçok canlının gerçekte hiç var olmamış birer yalandan ibaret olduğunu da düşünebilirsiniz. Kabul ediyorum, bu da çok rahatlatıcı bir düşünce. Mamutlar, dinozorlar, Neandarteller, Denisovalılar, hepsi yalan, hatta gözümüzün önünde tükenen ve yapay döllemeyle sayıları çoğaltılmaya çalışılan gergedanlar, pandalar, bazı kuş türleri, amfibiler vs. hepsi yalan değil mi? Ah, şu aptal insanlar, tüm bu yalanlara nasıl da kanıyorlar. Öyle değil mi komik çocuk?

Peki ya auk'lar? 1700'lerde sayıca fazla olan şu uçamayan kuşlar mı? Ta kendisi! Bekle bir dakika! Yoksa bu zırvaya inandın mı? Ah Tanrım, bu kadar aptal olma. Yani, kim gerçekleştirebilir ki böyle bir vahşeti? Kim, soylarını kökten kazıyacak kadar avlayabilir onca hayvanı, kim auk etini pişirmek için bile aukları yakacak olarak kullanabilir, kim bir adada son iki tane kalan auk'u da vurup dokuz dolara satabilir? Sanırım ben onu tanıyorum, homo sapiens: Tanrı'nın cennetini düşleyip, yaşadığı cenneti cehenneme çeviren şu iki ayaklı felaket.

Belki Tanrı da bu yüzden istememiştir bizi, buna ne dersin komik çocuk, o güzelim arka bahçesini mahvettiğimiz için!
400 syf.
Bilim insanları gezegenin geçmişinde beş toplu yok oluş olduğunu belirlemiş durumda. Bu yok oluşlar farklı nedenlerle, doğal koşullarla oluşmuş.
En son yok oluş -dinazorların yok oluşu- en çok bilineni ve sebebin bir meteor çarpması olduğu düşünülüyor.
6. Yok oluşun ise insan elinden yapay bir yolla ortaya çıkacağını düşünüyor bilim ve nedeni de küresel ısınma olacak deniyor.

Yazar kitabında 6. yok oluş beklentisi ile ilgili nedenler ve doğada daha önce görülmemiş hızda gözlenen değişimlerle ilgili yapılmış ölçümler, gözlemler, kullandıkları teknikler hakkında bir derleme yapıyor kitabında.
Gözlemlerle ilgili çarpıcı örnekler veriliyor ve gezegenin hassas dengelerine dikkat çekiliyor.
Bana ilginç gelen örneklerden biri ağaçların yıldan yıla daha üst rakımlara göç etmesi konusu oldu. Canlılar değişen koşullara uyum sağlamak için tepkiler üretiyor!
Dünyamızın biyolojik dokusu hakkında da çok sayıda bilgi mevcut kitapta
400 syf.
·Beğendi·9/10
Altıncı Yok Oluş
Elizabeth Kolbert
Bilimle uğraşan insanlar son yıllarda küresel ısınmaya dayalı olarak canlıların yaşam alanlarının değiştiği, kimilerinin neslini tükenmekte olduğu, kimilerinin tehlikede olduğu kaygılarını dile getirmekteler.
Yazar Elizabeth Kolbert, dünyada ki besin zinciri ve yaşam halkalarındaki mikroorganizma canlılardan memelilere, deniz canlılarına değişik canlı türlerinin nesli tehlikede olanları ile ilgili araştırma ve incelemelerinden yola çıkarak hazırlamış olduğu etkileyici bir kitap sunuyor okuyucuya.
Bilimsel terimlerden uzak her okuyucunun rahatlıkla okuyabileceği bir dil ile kaleme alınmış.
Okudukça insanın ayak bastığı her toprak parçasında yaşayan canlı türlerinin, kimilerinin yok olduğu, kimilerinin ise neslinin tehlikede olduğuna dem vuruyor.
Yazar, dünyada şimdiye kadar beş yok oluş gerçekleştiği, bu süreçte bazı canlı türlerinin kaybolduğu, bazılarının yeni ortaya çıktığı tespitleri ile altıncı yok oluşa insanın sebep olacağına bilimsel kanıtlarla ışık tutmaya çalışıyor.
Okudukça bilgi, öğrenme, sorgulama, duyarlılık ve kaygıları da beraberinde getiren bir kitap.
400 syf.
·30 günde·Beğendi·8/10
Elizabeth Kolbert altıncı yokoluşda, 13 bölüm içerisinde 13 farklı türün nasıl yok olduğunu anlatıyor. Bu türlerin çoğu günümüze ait ve insanlığın nasıl bir "kitlesel yokoluşa" neden olduğu kişisel deneyimleriyle zenginleştirerek anlatıyor.
""Şu anda 6.yok oluşun ortasindayiz,bu defa nedeni sadece insanlığın ekolojik ortamı dönüştürmesi ""
Insanların neden diğer türler için bu kadar tehlikeli olduğunu düşünmek isterseniz,Afrika da elinde AK-47 ile dolaşan bir kaçak avcı yada Amazonda eline balta almak uzere olan bir oduncuyu ya da daha iyisi kendinizi kucağınızda bir kitapla hayal edebilirsiniz.
Crutzen, Nature dergisinde 2002 yılında yayınlanan "İnsanoğlunun Jeolojisi" başlıklı kısa bir makale yazdı. İnsanların etkiledikleri jeolojik ölçekteki pek çok değişilik arasında şunları sayıyordu:

-İnsan faaliyetleri gezegenin toprak yüzeyinin üçte biri ile yarısı arasında bir bölümünde dönüşüm yarattı.
-Dünyanın büyük nehirlerinden çoğu üzerinde baraj kuruldu ya da yatakları değiştirildi.
-Gübre farbrikaları tüm karasal ekosistemlerin doğal olarak açığa çıkardığından daha fazla nitrojen üretiyor.
-Balık çiftlikleri okyanusların kıyı sularının birincil üretiminin üçte birinden fazlasını ortadan kaldırıyor.
-İnsanlar dünyanın ulaşılabilir tatlı su kaynaklarının yarısından fazlasını kullanıyor.

"Daha da önemlisi insanlar atmosfer kompozisyonunu değiştirdi" diyordu. Fosil yakıtların yanması ve ormanların yok edilmesi bir araya gelince, havadaki karbondioksit konsantrasyonu son iki yılda %40 yükselirken, daha etkili bir sera gazı olan metan konsantrasyonu iki kattan fazla arttı. Crutzen, küresel iklimin "İnsan kökenli bu emisyonlar nedeniyle önümüzdeki birkaç bin yıl boyunca doğal davranışlarından önemli ölçüde uzaklaşması olasıdır" diye yazmıştı.
İnsanlar, Sanayi Devrimi'nin başından bu yana atmosfere üç yüz altmış beş milyar ton karbon eklemeye yetecek kadar fosil yakıt -kömür, petrol ve doğal gaz- tükettiler. Ormanların yok olması yüz seksen milyar ton daha ekledi. Bu rakama her yıl yaklaşık dokuz milyar ton daha ekliyoruz; miktar her yıl %6'ya varan oranlarda artıyor. Tüm bunların sonucunda, günümüzde havadaki karbondioksit konsantrasyonu -milyonda dört yüzden biraz daha fazla- son sekiz yüz bin yıldan daha yüksek. Mevcut trendler devam ederse, 2050 itibariyle karbondioksit konsantrasyonları sanayi öncesindeki seviyelerin kabaca iki katına, milyonda beş yüzü üzerine çıkacak. Byle bir artışın ortalama küresel sıcaklıklarda iki ila dört derece arasında bir artışa neden olması bekleniyor; bu da geride kalan buz dağlarını büyük bölümünün yok olması, alçak rakımdaki adaların ve kıyı şehirlerinin sular altında kalması ve Kuzey Kutbu'nun erimesi de dahil olmak üzere, dünyayı değiştirecek çeşitli olayları tetikleyecektir.
Bu kitabı yazanın pullu bir canlı değil de tüylü bir iki bacaklı olması, memelilerin herhangi bir hikmetinden çok dinozorların şanssızlığının bir sonucu.
Resif oluşturan mercanların üçte birinin, tüm tatlı su yumuşakçalarının üçte birinin, köpek balıkları ve vatozların üçte birinin, tüm memelilerin dörtte birinin, tüm sürüngenlerin beşte birinin ve tüm kuşların altıda birinin maziye gömülmek üzere olduğu tahmin ediliyor. Kayıplar her yerde yaşanıyor: Güney Pasifik’te, Kuzey Atlantik’te, Kuzey Kutbun’da ve Sahra Çölü’nün kuzeyinde, göllerde ve adalarda, dağların zirvelerinde ve vadilerde. Nasıl bakacağını bilirseniz, kendi arka bahçenizde bile bir yok oluşun işaretlerini bulmanız olasıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Altıncı Yok Oluş
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059318006
Orijinal adı:
The Sixth Extinction
Çeviri:
Nalan Tümay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
Son yarım milyar yılda tam beş kitlesel yok oluş yaşandı; dünyada yaşam çeşitliliği aniden ve dramatik ölçüde azaldı. Peki gözlerimizin önünde yeni bir kitlesel yok oluş yaşanıyor olabilir mi?

“Altıncı Yok Oluş harika bir kitap… Büyük, ani değişikliklerin yaşanabileceğini, bunun olasılık dışı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bunlar daha önce yaşandı, yeniden yaşanabilir.”
—ABD Başkanı Barack Obama
Dünyanın dört yanında bilim insanları, dinozorların yok olmasına neden olan asteroit çarpmasından sonra en yıkıcı yok oluş süreci olduğunu öngördükleri altıncı yok oluşu gözlemliyor. Bu kez, felaketin nedeni biziz.
“Doğa bilimciler dünya tarihinde beş yok oluş gerçekleştiğini söyler; Kolbert, insan faaliyetlerinin, gezegeni altıncı yok oluşa götürdüğüne dair ikna edici bir tez ortaya koyuyor.”
―Bill Gates

Hem samimi, hem eğlenceli, hem de bilgi dolu bu kitapta, New Yorker yazarı Elizabeth Kolbert, insanın, gezegenimizdeki hayatı, diğer hiçbir türün yapmadığı şekilde değiştirmesinin nedenini ve nasılını anlatıyor. Çok sayıda disiplinde yapılmış araştırmaları, yok olmuş türlerin tanımlarını ve kavram olarak yok oluşun geçmişini bir araya getiren Kolbert, gözlerimizin önünde yok olmakta olan türlere dair etkileyici ve kapsamlı bir hikaye sunuyor. Kolbert, altıncı yok oluşun insanoğlunun en kalıcı mirası olmaya aday olduğunu gösteriyor ve bizleri insan olmanın anlamını yeniden düşünmeye zorluyor.
Altıncı Yok Oluş, dünyanın geleceğine dair; entelektüel tarih, doğa tarihi ve saha muhabirliğini bir araya getiren ve gözlerimizin önünde süregelen kitlesel yok oluşa dair güçlü bir anlatım sunan önemli bir kitap.

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • ÖMER CAN KOÇ
  • Yusuf Y.
  • Ali Can
  • Arda Perinçek
  • Itır zeren
  • FİLİZ ERDEM
  • Ömer sansur
  • Eda Sarac
  • Solivagant
  • Okur yazmaz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.4 (3)
9
%21.4 (3)
8
%35.7 (5)
7
%7.1 (1)
6
%7.1 (1)
5
%0
4
%7.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları