·
Okunma
·
Beğeni
·
11.731
Gösterim
Adı:
A'mak-ı Hayal
Alt başlık:
Hayal Alemi
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054921911
Çeviri:
Ahmet Gürtaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Kültür Sanat
A'mak-ı Hayal, yazarın "hakikat" konusundaki kanaatini dile getiren ve daha çok "vahdet-i vücûd" fikrinin hakim olduğu tasavvufî ve ahlakî bir romandır. Eserdeki olaylar mezarlıktaki bir kulübede yaşayan Aynalı Baba ile Raci arasında geçmektedir. A'mak-ı Hayal isimli bu romanda, hakikate susamış bir ruhun, onu aramak için manevî alemlerde yaptığı seyahatler anlatılmaktadır. Roman kahramanı Raci'nin şahsında felsefenin insanı mutluluğa ulaştırmayacağı anlatılmaya çalışılmaktadır.

Bu eseri yeniden yayımlarken istifadeyi arttırmak için, sadeleştirme yönüne gidilmiştir. Sadeleştirmenin eserin aslının yerine geçmemesi ve eserin orijinalinin unutulmaması, arzu edenlerin eseri aslından okuyabilmelerini sağlamak için aslı da verilmiştir. Elinizdeki kitap, birincisi sadeleştirilmiş şekli, ikincisi de eserin aslı olmak üzere iki kitaptan meydana gelmektedir. Yayımlandığında geniş ilgi gören eseri yazarın ifadesiyle, "Bu kitabı, hakikat düşüncesi ile dolu olan vicdanlar, akıbetle ilgili bahisleri seven insanlar zevkle okuyabilirler."
Bazı kitaplar vardır ki aslında insanın hayat güzeranı içinde yaşayacağı ve hangi duraklardan geçeceğine dair birşeyler fısıldamak için sırada bekler sanki insanı..Amak-ı hayal beni sırası gelmeden daha tabiri caizse ön sıralara kaynak yaparak bulmuş bir kitap.. o yüzden hakkını veremediğimi düşündüğüm bir nevi tamam okudum geç dediğim bir kitaptı..
Sizden üst boyutta olan bir insanın söylediği ama sizin idrak edemediğiniz cümleler sanki başka bir dilden konuşuyor gibi gelir ya insana işte ilk anda bende öyle oldum..kelimelerin ve anlatılanların büyüsünden sıyrılıp bırakamadım da..okudum müthiş bir tad bıraktı ama tam anladım mı o esnada hayır..
Raci ile Aynalı baba.. mezarlıkta bir fincan kahve bazen de ney le gelen o lahuti sesin büyüsüyle Racinin Aynalı Baba yla olan manevi katmanlardaki yolculuğu..soğan gözlü adamlardan tutun hiçlik tepesine yolculuğu ve meydan savaşında Aşk ın ve diğer duyguların kıyasıya dövüşü..alıır götürür insanı..
Ben bu kitabı okuduktan ve anlamadıktan yıllar sonra akraba ortamında eskaza bu muhabbetin açıldığı Aynalı Baba'nın hayali bir şahsiyet olmadığını ve İstanbul'da yaşamış olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım..hatta ortaöğretim seviyesinde olup da insan olmanın kaygısını manen çeken akrabalarım ''aa nasıl anlamadın sen o kitabı yahu'' dediklerindeki hissiyatımı ise tarif edemem.. bazı yollar akılla alınmıyor.. kalple devam etmek gerekiyor..bunu anladığım ilk kitap..
o gün bugündür sıradaki kitapları okur ama bi kenardan melül melül bakan Amak-ı hayali tekrar okumaya cesaret edemem.. kimbilir belki de hayalin derinliklerinde bir raci olmayı hala göze alamıyorumdur..
Kitap hakkında birkaç cümle yazmadan önce biraz yazardan bahsetmeliyim. Zamanında çok iyi eğitim almış Filibeli Ahmed Hilmi. Hem batı felsefesini hem doğu felsefesini çok incelemiş umduğunu batıda bulamayınca doğu felsefesinde aramış. Ve araştırmalar sonunda da vahdeti vücud felsefesini benimsemiş. Zaten kitabı okuyunca da anlayacaksınız ki kitapta tek gereksiz cümle yok. Her satırı üzerinde düşünülmüş. Tartılmış. Biçilmiş. Kitap sayfa sayısı olarak az ama hacim olarak ağır bir kitap. Kitabın bazı yerlerinde de herkesin sorduğu o soruya cevap aramaya çalışmış " Neden yaşıyoruz?" ,".Ruh nedir?, Ben nedir? Ben var mıyım?" gibi felsefenin temel sorularına cevap arıyor. Örneğin şöyle bir cümle geçer kitapta: " Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Saf, temiz bir inancın gayet güzel cevap verdiği bu soruya akıl ve fen bilimleri maalesef cevap veremiyordu. Bir kez daha tabiata baktım. "
Kitap masal tadında bir anlatıma sahip. Baş karakter Aynalı dede'nin yanına gidiyor aynalı dede onu farklı rüyalara gönderip cevaplarını aradığı sorularla başbaşa bırakıyor. Her bölümde bir fikiri incelemeye çalışıyor. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Zaten sayfa sayısı pek uzun değil.

Kitapta beğendiğim en ince tespit ise şu oldu:
".... Gerçekten garip bir fikir! Bir kısmı ise Ramazan kandillerini gördüğü zaman Müslüman olduğunu hatırlayan Müslümanlardandı. Kandiller yandı mı ellerine tespihlerini alır, dinlememek ve hiçbir şey anlamamak şartı ile camileri dolaşarak Kuran-ı Kerim ve vaaz dinlerlerdi. İkindi vakti kalkmak şartı ile oruç bile tutarlardı. Oruç tuttuğu halde namaz kılmaya lüzum görmeyenleri de vardı. Uzun bir namaz olan teravihe hiçbiri yanaşmazdı. Ramazan bitti mi, bunların din duygusu da “elveda” der, giderdi. Mevsim elbisesi giyme şeklinde olan bu çeşit dindarlığa ben her sene hayret ederdim."
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.644 Oy)18.195 beğeni41.241 okunma2.666 alıntı173.565 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.328 Oy)12.892 beğeni32.996 okunma3.097 alıntı138.693 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.533 Oy)8.482 beğeni25.044 okunma2.282 alıntı108.131 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.196 Oy)8.502 beğeni27.260 okunma768 alıntı132.976 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.852 Oy)8.792 beğeni24.111 okunma1.622 alıntı111.929 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.245 Oy)8.678 beğeni24.162 okunma1.278 alıntı118.822 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.110 Oy)7.676 beğeni21.582 okunma766 alıntı84.292 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.247 Oy)7.588 beğeni20.517 okunma3.685 alıntı122.669 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.058 Oy)3.948 beğeni15.024 okunma1.228 alıntı72.608 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.418 Oy)11.090 beğeni27.437 okunma1.494 alıntı144.350 gösterim
Aynalı Baba ile bir yolculuğa hazır mısınız? Ama bu yolculuğa çıkmaya karar verirseniz bildiğiniz, değer verdiğiniz ve hatta taptığınız ne varsa sarsılacak. Şimdi tekrar düşünün ve öyle okuyun bu kitabı derim. Şeriat ile yaşayan bir canlının Tarikat'a girmesi, Hakikat ile sarsılıp Marifette yok olmasıdır bu kitap.
İyi bir tahsil görmüş olan Raci, kendini aramaya ve uyuşmuş vücudunun bu dünyada ki amacının ne olduğunu merak ederken, evlerine yakın olan mezarlıkta Aynalı Dede ile karşılaşıyor...

Aynalı Dede ise onun her gelişinde şekerli kahve hazırlıyor ve Raci'nin rüyalar aleminde varlığın birliğini olan tasavvuf felsefesi ve öğretisini (VAHDET-İ VÜCUT) öğrenmesi için onu ruhani yolculuklara çıkarıyor...

Raci, Aynalı Dede'den, bu öğretide insan ruhunun Yaratıcının ruhundan bir parça olduğunu ve insanda tecelli edişini rüyalar aleminde yaptığı yolculuklar ile öğrenmeye başlıyor...

Aynalı Dede yeri geliyor ney üflüyor yeri geliyor gazeller okuyordu. Raci ise her iki durumda da mest olup artık akıllılık ve delilik arasında gelip gidiyordu...

Rüya aleminde Raci, en büyük sırrı keşfetmeye çalışıyordu. Bu sırrın adı "AŞK" tı...

Felsefi yönü derin ve insanı düşünmeye sevk eden güzel bir eser. Ben özellikle son bölümde Aynalı Dede'nin defterinden olan hatıraları çok beğendim, özellikle "Mutluluk" adlı hatırasını çok anlamlı buldum.Gazellerin Türkçe yazılmasını isterdim hepsini anlamadığım için fakat okurken rahatsız olmadım...
Sakın alem büyük bir tımarhane olmasın? dedim kendi kendime.

-Bu alemin bütün zevki hiçliği ümit etmektedir.

-Gerçekten insanlarda mercimek kadar akıl olsaydı, değil ebedi hayatı aramak, bu berbat ve geçici hayata bile katlanmayıp sonu bir eyvahtan ibaret olan bu zevkleri ve hayat külahını Yokluk Sultanına sunarlardı.

Ve kitaptan daha nice sözler...

Uzun zamandır ertelediğim, ara sıra kitaplığıma bakınca bana göz kırpan bu kitabımla hasbihal etmek geldi içimden. Gün boyunca konuştuk, bana Zerdüştten, Budha dan, Sokratesten, Eflatuna, Aristo dan, daha nicesine bir dünya sundu.

Kendimi bildim bileli kendime sorduğum okuduğum kitaplarda aradığım şeylerin aynadaki suretini gösterdi. Hani utanmadım değil sen kitabı al 4 ay sonra oku olacak iş degil hakli hele de böylesini.

Neyse sözü uzatmayacağım bir adam düşünün her türlü eğitim almış birini ama arayışta bir gün yolu her zaman girmek istediği mezarlığa düşer ve orada Aynalı Baba ile karşılaşır.

Aynalı Baba ona hikmetli sözler ve ney çalarak garip alemlere salar kiminde 8 yaşındaki bir şehzade ,kiminde çinli bir öğrenci ,kiminde ise istanbullu bir müezzin olur daha mı daha neler neler...

Ejderhalar, periler, Kaf dağı, Anka kuşu bol alegorik tasvirler ve yerler. Şark edebiyatının bu muazzam eseri kaçırılacak gibi değildir özellikle ilmi konuları seviyorsanız.

Kitabı kaknüs yayınlarından okumanızı tavsiye ederim zira ağır gelebilecek bir anlatımı var hele de kelime hazineniz zengin değilse bir günde okumaya kalkmayın far görmüş tavşan gibi olursunuz alimAllah :D

Evet bana da biraz ağır geldi ama alegorik anlatıma alışkın biriyim ki yaşantım boyunca bu merakımı doyurdum ve doyurmaya devam ediyorum. Sözün özü içinizde durduramadığınız bir arayış varsa mutlaka okunması gereken bir eser.

Raciye ve Aynalı Babaya selamlar.
İkinci Meşrutiyet döneminde yazılmış bir eserin bugüne yansıması nasıl olabilir merakıyla kitaba başladım. Kitabın önsözünde “bu kitabı hakikat endişesi ile dolu vicdanlar, sonu olmayan bahisleri seven insanlar zevkle okuyabilirler” demişti yazarımız.
Kitabın 1.bölümünde kahramanımız varlık ve yokluğu sorgularken Matrix filmini hatırlattı bana. Daha sonra yazarımız Raci’yi anlatırken bize, Tutunamayanlar’daki Turgut geldi aklıma. Şüphe, eğitim, alkol-eğlence ve felsefe yönüyle Raci’nin arayışıyla, Turgut ve Selim’in arayışının ortak bir çıkış noktasından beslendiğini düşündüm. Bir farkla ki, Raci’nin hayatında onu “Hayalin Derinliklerine” götürebilecek bir Aynalı Baba vardı.
Aynalı Baba bir kahve içilebilecek kadar bir zaman diliminde Raci’yi Buda, Zerdüşt, Brahmanizm’den başlayarak derin bir hayal dünyasında dolaştırıyor, bölümün sonunda tekrar Kainatın Efendisi’yle buluşturuyor ve bütün inanç ve dinler hakkındaki derin bilgisiyle okuyucuyu şaşırtabiliyor.
Yedinci Günde Aynalı Baba’nın bir kedi yavrusunun doğmasından dolayı sevincini anlatırken özellikle bir kralın oğlunun doğmasıyla karşılaştırmasını, “kralın oğlunun nasıl birisi olacağı belli değilken, hatta kral oğlu olduğu için kibirli ve bencil olma ihtimali yüksekken” zararsız bir kedi yavrusunun dünyaya gelmesinin sevinmeye daha layık oluşunu anlattığı bölümü çok beğendim.
İkinci bölümde ise Raci’nin Manisa Tımarhanesinde geçirdiği dönem ve buradaki hatıraları anlatılırken “delilik” ve “akıllılık” kavramları sorgulanıyor. Gerçek aklın bizi mutlak hakikate ve ebedi hayata götürmesi ile anlaşılabileceğine dair en çarpıcı önermeyi Taine’den aktarıyor; “İnsanlar yaratılış ve terbiye bakımından delidirler. Kazara akıllı bulundukları zaman çok kısadır!”
Raci’nin Aynalı Baba’yla çıkmış olduğu bu masalsı yolculuğu ve felsefi derinliği yazarın çok etkili bir şekilde aktarabildiğini düşünüyorum. Keşke biraz daha uzun olsa, yazarla ve kahramanıyla birlikte biraz daha seyahat edebilseydik daha güzel olurmuş, çabucak dünyamıza döndük ve “hafif delileri eğleyecek kadar zevk bulunan” hayatımıza devam ediyoruz!
A'mak-ı Hayal yani Hayalin Derinlikleri... Gerçekten hayal gibi bir kitaptı. Kitabı okumaya başladığınızda hayatınızın amacı ile ilgili bir arayış içindeyseniz kendinizi Raci’ye yakın hissedebilirsiniz. Raci de bu arayış sayesinde Aynalı Baba ile karşılaşıyor ve 9 gün boyunca hayalin derinliklerinde değişik diyarlara gidiyor. Bu 9 günlük seyahatin her bir günü aslında detaylandırılarak ayrı ayrı kitap olarak bile sunulabilir. Kitabı okurken biraz araştırma yapmanızda fayda var. Çünkü içinde budizme dair ögeler veya vahdet-i vücut gibi tasavvufi konular yer alıyor. Benim yabancı olduğum konular olduğu için kitap beni biraz araştırmaya da itti. Bu konulara çok daha hakim kişiler eminim kitaptan çok daha fazla zevk alacaktır. Kitapta eleştireceğim nokta keşke gazellerin orijinalleri ile birlikte günümüz Türkçesine uyarlanmış halleri bir arada bulunsaydı. Gazel kısımlarını fazla anlayamadığım için Osmanlıcadan bazılarının çevirilerini internetten bulup okudum. Bir de kitabın ikinci kısmını fazla beğenmedim. İkinci kısımda, 9 günlük bu seyahatten sonra Raci’nin bulunduğu durum ve Aynalı Baba’nın birkaç hatırası yer alıyordu. O kısımlar dağınık ve taslak gibi geldi bana. Ama kitapla ilgili şöyle de bir durum varmış; yazar Filibeli Ahmed Hilmi vefat ettikten sonra kitabın ikinci baskısında birçok özensizlikten dolayı kitap çeşitli bozulmalara maruz kalmış. Belki de bu dağınıklığın sebebi bundan dolayıdır. Kitabın birçok baskısı var günümüzde. Hatta çizgi roman haline getirilmiş hali de var. Bir ara filminin yapılması da gündeme gelmiş ama her biri ayrı bir dünya olan 9 günü filmleştirmek kolay olmasa gerek. Kitap benim hoşuma gitti ama şu an ben kitabı tamamen anladım, özümsedim diyemem. Çünkü bence bu kitap bir sefer okumakla özümsenecek bir kitap değil.
'Filibeli Ahmet Hilmi ve ismini çok kez duyduğum ve okuma fırsatını sonunda bulduğum kitabı, Amak-ı Hayal. Hayal ve gerçek arasında geçen yolculukta ruhun yol alışı ve kalbe hitap eden bir kitap. Bir arayışın hikayesi aslında, yaşamın anlamını sorgulayan bir arayış. İçinde birçok dinden, inanıştan öğeleri barındıran, felsefik, dini, tasavvufi birçok öğeyi de içinde bulunduran bir kitap Amak-ı Hayal. Kitabın içinde verilen öğeler, kelimeler bilmeyenler için araştırmaya iten bir yönü de var. Kitap dediğimiz de zaten bu değil midir? Herkese tavsiyemdir. :)
Vahdeti Vücut inancının romanlaştırılmış en bilindik eserlerinden biri denilebilir.

Felsefi fikirlerden kurulmuş koca bir ordu düşünün.Her yandan dimağınıza akın edip hiç durmadan sorular ,cevaplar gönderiyor.Bazen allak bullak bazen anlamsız bazen komik ve bazen derin düşüncelere sevk edebiliyor.

Eserde islam inancının bir yorum metodu vardır ve herkesin aklına ve gönlüne uymayabilir.Belki de birilerine saçma sapan olarak gelirken,din ile alakası olmadığı da iddia edilebilir.

Bence bu tür kitapları okumadan önce bakış açılarında ki bazı kavramlar incelenerek öyle başlanılması.Yani daha önce bir fikri olmayan taptaze bir akıl, bunlara ya hakaret eder yada büyüsüne kapılıp sadece övgü yağdırarak gönlünü sağ sola savurur.Bundan dolayı ön yargılarımız bizim genel de duvarlarımızdır.Geçene Aşk OLsun...

Hayatında OKunması dileğiyle....
Yazarının birçok sırrını bizlere sunduğu A'mak-ı Hayal'de birbirinden ilginç benzetmelerle tebdil edilmiş hakikatler sizleri alıp kaf dağına oradan alıp kefene saracak kadar büyüleyici olacaktır. Bir şeyh ve bir derviş adayının vu sürükleyici yolculuğuna hazır olmadan başlamak sağlığınız için tehlikeli olabilir.
Kitap tam anlamıyla zamansız bir kitapmış. Önyargılarım vardı okumaya başlamadan önce çok önce yazılmış bir kitap olduğu için. Ama okumaya başladıktan yaklaşık 3-4 dakika sonra beni içine aldı ve bana da tadını çıkarmak kaldı.
Tasavvufi anlayışı, bu anlayışın mantığını, özünü hikâyelerle anlatarak okuyucunun dikkatini çekmeyi başarmış.
Bence kitabın konusu da hakikati aramak ve ararken delirmek ve belirmek arasındaki ince çizgiyi insanlara göstermektir.
"Yine neyin var ?" dedi.

"Hiç" dedim.

Bu "hiç" yalnız halimi tarif için söylenmemişti.
Ağzımdan çıkan bu "hiç" sözü kâinatın sıfatı idi.
Filibeli Ahmed Hilmi
Sayfa 25 - Palet Yayınları 1.Basım
Saadet nedir?

Hazreti Musa:

“Saadet, benliği hırs firavunundan kurtarmaktadır.”

Hazreti Adem:

“Saadet, şeytana uymamak ve Havva’ya aldanmamaktadır."

Konfüçyüs:

“Bir tencere pirinç pilavına bütün lezzetleri sığdırmaktadır.’

Eflatun:

“Daima yücelikleri düşünmektedir.”

Aristo:

“Mantık! İşte saadet!”

Zerdüşt:

“Saadet, karanlıkta kalmamaktır.”

Hazreti İsa:

“Saadet; geçmişi unutmak, şimdiyi hoş görmek, geleceği düşünmemekle mümkündür.”
Filibeli Ahmed Hilmi
Sayfa 102 - Palet Yayınları 1.Basım
İşte şimdi Leylasız Mecnun oldun.
Çünkü Mecnun Leyla oldu.
Filibeli Ahmed Hilmi
Sayfa 180 - Palet Yayınları 1.Basım
Her insanın hayatında, hakikat yolculuğu farklı bir noktadan ve farklı yollara girerek başlar. Bir dairenin etrafındaki sonsuz noktalar gibi, her bir nokta, noktalığının farkına vardığı zaman, bir uyanış başlar: "İnsanlar uykudadırlar; ölünce uyanırlar." hadis-i şerifinde buyrulduğu gibi "ölmeden önce ölmeye" koyulmanın başlangıcıdır bu uyanış.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
A'mak-ı Hayal
Alt başlık:
Hayal Alemi
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054921911
Çeviri:
Ahmet Gürtaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Kültür Sanat
A'mak-ı Hayal, yazarın "hakikat" konusundaki kanaatini dile getiren ve daha çok "vahdet-i vücûd" fikrinin hakim olduğu tasavvufî ve ahlakî bir romandır. Eserdeki olaylar mezarlıktaki bir kulübede yaşayan Aynalı Baba ile Raci arasında geçmektedir. A'mak-ı Hayal isimli bu romanda, hakikate susamış bir ruhun, onu aramak için manevî alemlerde yaptığı seyahatler anlatılmaktadır. Roman kahramanı Raci'nin şahsında felsefenin insanı mutluluğa ulaştırmayacağı anlatılmaya çalışılmaktadır.

Bu eseri yeniden yayımlarken istifadeyi arttırmak için, sadeleştirme yönüne gidilmiştir. Sadeleştirmenin eserin aslının yerine geçmemesi ve eserin orijinalinin unutulmaması, arzu edenlerin eseri aslından okuyabilmelerini sağlamak için aslı da verilmiştir. Elinizdeki kitap, birincisi sadeleştirilmiş şekli, ikincisi de eserin aslı olmak üzere iki kitaptan meydana gelmektedir. Yayımlandığında geniş ilgi gören eseri yazarın ifadesiyle, "Bu kitabı, hakikat düşüncesi ile dolu olan vicdanlar, akıbetle ilgili bahisleri seven insanlar zevkle okuyabilirler."

Kitabı okuyanlar 1.483 okur

  • Yakzan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları