Âmâk-ı Hayal

·
Okunma
·
Beğeni
·
59,1bin
Gösterim
Adı:
Âmâk-ı Hayal
Baskı tarihi:
1971
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oku Neşriyat Yurdu
192 syf.
·Beğendi·10/10
Bazı kitaplar vardır ki aslında insanın hayat güzeranı içinde yaşayacağı ve hangi duraklardan geçeceğine dair birşeyler fısıldamak için sırada bekler sanki insanı..Amak-ı hayal beni sırası gelmeden daha tabiri caizse ön sıralara kaynak yaparak bulmuş bir kitap.. o yüzden hakkını veremediğimi düşündüğüm bir nevi tamam okudum geç dediğim bir kitaptı..
Sizden üst boyutta olan bir insanın söylediği ama sizin idrak edemediğiniz cümleler sanki başka bir dilden konuşuyor gibi gelir ya insana işte ilk anda bende öyle oldum..kelimelerin ve anlatılanların büyüsünden sıyrılıp bırakamadım da..okudum müthiş bir tad bıraktı ama tam anladım mı o esnada hayır..
Raci ile Aynalı baba.. mezarlıkta bir fincan kahve bazen de ney le gelen o lahuti sesin büyüsüyle Racinin Aynalı Baba yla olan manevi katmanlardaki yolculuğu..soğan gözlü adamlardan tutun hiçlik tepesine yolculuğu ve meydan savaşında Aşk ın ve diğer duyguların kıyasıya dövüşü..alıır götürür insanı..
Ben bu kitabı okuduktan ve anlamadıktan yıllar sonra akraba ortamında eskaza bu muhabbetin açıldığı Aynalı Baba'nın hayali bir şahsiyet olmadığını ve İstanbul'da yaşamış olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım..hatta ortaöğretim seviyesinde olup da insan olmanın kaygısını manen çeken akrabalarım ''aa nasıl anlamadın sen o kitabı yahu'' dediklerindeki hissiyatımı ise tarif edemem.. bazı yollar akılla alınmıyor.. kalple devam etmek gerekiyor..bunu anladığım ilk kitap..
o gün bugündür sıradaki kitapları okur ama bi kenardan melül melül bakan Amak-ı hayali tekrar okumaya cesaret edemem.. kimbilir belki de hayalin derinliklerinde bir raci olmayı hala göze alamıyorumdur..
160 syf.
·Puan vermedi
Hayal ile gerçek arasında bulunan ince çizgiyi anlatan dini anlatımdır kardeşlerim.Tasavvufun derinliklerine inip içinde şüphe olanların tekrar tekrar okumasını tavsiye edeceğim ilmi yazılar bütünüdür.Eser ; hak yolunu bir çok din yaşamı ile anlatarak bizleri bilgi ve olayları kavrama yönünden kendine hayran bırakıyor.Kısa ve öz olarak kitap iki karekter arasında geçen manevi yolculuğu aktarıyor.Kendine bir hak inancı bulup , içindeki batılı yok etmeye çalışan bir fani kendisine bu konuda yoldaş bir alim bulur.Tasavvuf ve ilim yolundaki bu adımlar bizlere hakkı bulmaya çalışan karakterin rüyada gördükleriyle akılda kalıcı olaracak şekilde aktarılır.Daha bir çok yazılacaklar var ama amaç uzun uzun kitabı anlatmak değil , kısa ve özü geçirebilmek sizlere.Okuma notu sizin olsun...
192 syf.
·Beğendi·10/10
Aynalı Baba ile bir yolculuğa hazır mısınız? Ama bu yolculuğa çıkmaya karar verirseniz bildiğiniz, değer verdiğiniz ve hatta taptığınız ne varsa sarsılacak. Şimdi tekrar düşünün ve öyle okuyun bu kitabı derim. Şeriat ile yaşayan bir canlının Tarikat'a girmesi, Hakikat ile sarsılıp Marifette yok olmasıdır bu kitap.
160 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Sana o sahneyi hatırlatacağım hani bazen kendi kendine düşünürsün ve ohaa ben ne düşündüm öyle dersin ya... Ve daha sonra ulan keşke video kaydı tutabilseydim beynimde dersin. Kulak arkasına tuşu falan olsıydı diye hayalden sapan düsüncelere dalarsın benim gibi.... Her neyse.

Bazen bir kitap ya da bir konuşma sonrası kendi kendinize hayallere dalarsınız...
Ne bileyim var oluş ya da daha ötesini düşünürsünüz ve daha sonra yüzünüzde bir gülümseme bir doygunlukla-açlık arası şehvet yüklü bir temaşa belirtirsiniz. O sahne canlandı mı gözünde? Yoksa sadece bana mı oluyor... arkadaş neden sizde de olmuyor
Yavv neden bu evrende kendimi deli gibi hissediyorum. Biliyorum sen de yapmışsındır o hayal ederkenki aptal gülüşü... İşte bu kitapta çokça yaptım onu.

Bu kitabı da nasıl ki (Bir Çift yürek kitabını Avatarlara filmine benzettiysem)
Bunu da Keloğlan masallarına benzettim. Başrol oynayan Raci keloğlan konumunda. Hayalleri düşlerde yaşatan bir roman. Sufi derinlikleri olan, hikmet ve hakikati arayan Keloğlan yani Raci her başından geçen hikâye için bize dolu dolu mesajlar vermektedir.

Asıl konuya gelelim. Size şimdi bir sahne izlettireceğim. Her ne hikmetse ben tüm Vahdeti Vücut doygunluğunu bu sahnede görebiliyorum.
"Cosmos çoklu evren sahnesi"
https://youtu.be/EKUYYp2oQUc
Her şeyin bir şeyde ve hiçbir şeyin herkeste olduğu sahne.
Büyük patlama ve evren oluşumunu kitapta bak nasıl anlatılmaktadır. Şu alıntıyı izlediğin video ile bağlantı kurarak bir oku...

#71044244


Kitap öyle bir güzellikte yazılmış ki
Okuduğun her olayadan tek vücuda varabiliyordun. Kitap hem Vahdeti vücudu anlatmış hem de kitabında uygulamıştır. Tek olayadan tüm kitabı, tüm kitaptan tek olayı çıkartmak. Neffis bir şey...
En küçükten en büyüğünü görebilmek...
Kan damlasından damara, damardan kalbe, kalpten beyne ve sadece beynde( Beyn arapça arasında, iki şeyin arası demektir.) kalmak yani ona ulaşmaya çalışmakla kalmak. Varmak değil yolda olmak en güzeli. Sevgiliye varmak ulaşmaya çalışmak kadar güzel değildi.

Peki neden Merak... ( İsmail ne diyorsun Allah aşkına kafa kalmadı bizde merak nereden çıktı şimdi)

İlgimi çeken konular arasında merak ve korku hep vardır. Onlar üzerine çok düşünürüm. Kitapta merak üzerine bir sahne var onu size gösterip incelemeyi bitiriyorum. Bu sahnede merakın büyüsünü gördüm.
#71044031


Göstermek istediğim şey merakın büyüsü iyileştirici özelliği ve aynı zamanda yok edici yanı...
--
Tasavvufla ilgisi olan değerli okuyucuların zihin dünyalarında yaşadıkları meyhaneyi bir tek o meyhaneye uğrayan anlar.

Buraya kadar okuyup değer verdiğin için gerçekten çok teşekkür ederim.
204 syf.
·4 günde·6/10
Ben sevemedim. Kitap okumak da bir zevk işi, herkes aynı tarzdan hoşlanacak diye bir şey yok. Veya biri çok beğendi diye bir kitabın aslında şaheser kabul edilmediği gibi; öteki beğenmedi diye de bir kitabı listenizden çıkarmamalısınız. Ben sevemedim çünkü gerçekten böyle doğa üstü kurgulardan pek hoşlanmıyorum. Benim için filmlerde de hakeza aynı olay mevcut.

İsmi "Hayalin Derinliklerinde"olan kitabin derinliklerine ben pek inemedim. Paçaları sıvadım, içerisinde iki üç adım ilerledim, bir kuyuyla karşılaştım, az eğildim, başımı aşağı sarkıttım ama yok ancak bu kadar oldu. Dilerim diğer okuyucular kitabın derinliklerine inip vay be ne kitaptı ya diyebilirler. Çünkü ben güzel olduğuna inanıyorum ve kendimi bu konuda eksik görüyorum. Anlamamak değil benim zorum, mantığa aykırı bulmak. Çok mu gerçekçi bir insanım acaba?

Kitaptan biraz bahsetme konusuna gelirsek Raci isimli ana karakterimiz mezarlıkta aynalı diye bir zat ile tanışıyor. Ardından manevi alemlerde gezintiler başlıyor. Kitabı okuyacakları çok şey bekliyor. Buda'lar, Zerdüşt'ler, Hürmüz Ehrimen'ler, Kaf Dağları oo neler neler. Her manevi gezintide farklı mesajlar var, anlayabilene. Felsefi bir boyut, tasavvufi bakış açısı... Okuyun bence, ben okuduğuma pişman olmadım ama biraz zor bitirdim çünkü beni sarmadı. Eğer bir kitabı yarım bırakma fobiniz varsa sarmayan kitabın size neler hissettirdiğini az çok bilirsiniz. Bu sebeple ben bu kitabı bir süre gözümün göremeyeceği yere kaldırmak istiyorum. Ama sonra söz, barışacağız. Keyifli okumalar :)
192 syf.
·5 günde·7/10
İkinci Meşrutiyet döneminde yazılmış bir eserin bugüne yansıması nasıl olabilir merakıyla kitaba başladım. Kitabın önsözünde “bu kitabı hakikat endişesi ile dolu vicdanlar, sonu olmayan bahisleri seven insanlar zevkle okuyabilirler” demişti yazarımız.
Kitabın 1.bölümünde kahramanımız varlık ve yokluğu sorgularken Matrix filmini hatırlattı bana. Daha sonra yazarımız Raci’yi anlatırken bize, Tutunamayanlar’daki Turgut geldi aklıma. Şüphe, eğitim, alkol-eğlence ve felsefe yönüyle Raci’nin arayışıyla, Turgut ve Selim’in arayışının ortak bir çıkış noktasından beslendiğini düşündüm. Bir farkla ki, Raci’nin hayatında onu “Hayalin Derinliklerine” götürebilecek bir Aynalı Baba vardı.
Aynalı Baba bir kahve içilebilecek kadar bir zaman diliminde Raci’yi Buda, Zerdüşt, Brahmanizm’den başlayarak derin bir hayal dünyasında dolaştırıyor, bölümün sonunda tekrar Kainatın Efendisi’yle buluşturuyor ve bütün inanç ve dinler hakkındaki derin bilgisiyle okuyucuyu şaşırtabiliyor.
Yedinci Günde Aynalı Baba’nın bir kedi yavrusunun doğmasından dolayı sevincini anlatırken özellikle bir kralın oğlunun doğmasıyla karşılaştırmasını, “kralın oğlunun nasıl birisi olacağı belli değilken, hatta kral oğlu olduğu için kibirli ve bencil olma ihtimali yüksekken” zararsız bir kedi yavrusunun dünyaya gelmesinin sevinmeye daha layık oluşunu anlattığı bölümü çok beğendim.
İkinci bölümde ise Raci’nin Manisa Tımarhanesinde geçirdiği dönem ve buradaki hatıraları anlatılırken “delilik” ve “akıllılık” kavramları sorgulanıyor. Gerçek aklın bizi mutlak hakikate ve ebedi hayata götürmesi ile anlaşılabileceğine dair en çarpıcı önermeyi Taine’den aktarıyor; “İnsanlar yaratılış ve terbiye bakımından delidirler. Kazara akıllı bulundukları zaman çok kısadır!”
Raci’nin Aynalı Baba’yla çıkmış olduğu bu masalsı yolculuğu ve felsefi derinliği yazarın çok etkili bir şekilde aktarabildiğini düşünüyorum. Keşke biraz daha uzun olsa, yazarla ve kahramanıyla birlikte biraz daha seyahat edebilseydik daha güzel olurmuş, çabucak dünyamıza döndük ve “hafif delileri eğleyecek kadar zevk bulunan” hayatımıza devam ediyoruz!
207 syf.
·Beğendi·10/10
Her Türk insanının mutlaka okuması gereken bir eser. Filibeli Ahmet Hilmi, önce batı tarzı eğitim almış sonra tasavvuf eğitiminden geçmiş... Batının aklı ve doğunun ruhu bir araya gelince böylesine vurucu eserler ortaya çıkıyor.

Dünya görüşü her ne olursa olsun, okuyanda olumlu izlenimler bırakacak, sahiden ya... dedirtecek kadar sağlam kurgulanmış bir Filibeli şaheseri.

Derinlere doğru inmek isteyenlerin başucu kitabı olabilir. Kitabın "şekli"nde Raci varken "fon"unda hep siz varsınız. Bir tutulma var, gecenin gündüze tutuluşu kadar mistik bir şeyler gizli. Adı kendisini yansıtan kitaplardan, okunmalı ve saklanmalı denilenlerden. Öyle güzelce işte...

Basite alınarak okunmaması gerekir kesinlikle. Yoğun bir zihinle okunamaz, eğer zihninizi okurken hızlı bir şekilde boşaltamıyorsanız tabi. Her bir hikayesinde başka bir fantastik filmin içine girmiş hissi uyandırıyor. Her satırı üçer kez okutabiliyor bazen.

Eğer bu kitap batı medeniyetinde falan yazılmış olsaydı şimdiden 10 filmi çekilmiş ve popüler kültürde bizden dünyanın öbür ucuna kadar herkese ezberletilmiş, "vay be adamlar yazmış" demiştik. Ama gel gör ki bizim ülkede bilen sayısı komik seviyede.

Kendinize bir iyilik yapın. Hayatın teşvişinden, karmaşasından bir süreliğine kurtulun. Sessiz sakin bir köşede bu kitabı okuyun. Rahatlayacaksınız...
192 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İyi bir tahsil görmüş olan Raci, kendini aramaya ve uyuşmuş vücudunun bu dünyada ki amacının ne olduğunu merak ederken, evlerine yakın olan mezarlıkta Aynalı Dede ile karşılaşıyor...

Aynalı Dede ise onun her gelişinde şekerli kahve hazırlıyor ve Raci'nin rüyalar aleminde varlığın birliğini olan tasavvuf felsefesi ve öğretisini (VAHDET-İ VÜCUT) öğrenmesi için onu ruhani yolculuklara çıkarıyor...

Raci, Aynalı Dede'den, bu öğretide insan ruhunun Yaratıcının ruhundan bir parça olduğunu ve insanda tecelli edişini rüyalar aleminde yaptığı yolculuklar ile öğrenmeye başlıyor...

Aynalı Dede yeri geliyor ney üflüyor yeri geliyor gazeller okuyordu. Raci ise her iki durumda da mest olup artık akıllılık ve delilik arasında gelip gidiyordu...

Rüya aleminde Raci, en büyük sırrı keşfetmeye çalışıyordu. Bu sırrın adı "AŞK" tı...

Felsefi yönü derin ve insanı düşünmeye sevk eden güzel bir eser. Ben özellikle son bölümde Aynalı Dede'nin defterinden olan hatıraları çok beğendim, özellikle "Mutluluk" adlı hatırasını çok anlamlı buldum.Gazellerin Türkçe yazılmasını isterdim hepsini anlamadığım için fakat okurken rahatsız olmadım...
160 syf.
·2 günde·10/10
Amak-ı hayal, hayalin derinliklerine yolculuk.
Aynalı Dede ve Raci ile birlikte dokuz günde gezilen binlerce âlem, varlık ve yokluktaki teklik, tek bir kişi, yüzlerce sûret.

Bilhassa düşünmek için yeterli vaktimiz olduğunda, herhangi bir meşguliyetimiz olmadığında ve elbette gençliğimizin ilk çağlarında aklımıza düşen birtakım sorular vardır.
Madde nedir?
Ruh nedir?
Varlık nedir?
Biz şu an var mıyız yoksa bir hiç miyiz?
Nereden geldik ve nereye gitmekteyiz?
Mutluluk ve huzur nedir?
ve sâir sorular...
Bazı zamanlar kendimizce bulunan cevaplarla yetinilir, çoğu zaman bu soruların ağırlığını hissettikçe çıldırma noktasına gelinir. Raci'de tam çıldırmışlığın evresinde karşılaşır Aynalı Dede ile. Yaşıtlarından daha akıllı, entelektüel, okur-yazar lâkin onun da bir türlü cevabını bulamadığı sorular var.
Kitapta da geçer;
Hayvan yükü kadar kitap okuruz, birçok şey öğreniriz lâkin bunun sonucunda her şey belirli bir noktaya ulaştığında elimizde ne kalır? Hiç, kocaman bir hiç! Varlığımız sıfır noktasına ulaştığında ya hiçizdir ya da hep. Aynalı Baba için hiç ve hep aynıdır, tektir ve birdir.
...
Batıl veya semavî olsun birçok din ve inanışta rûh ön plandadır. Öyle ki dinler bedenlerimiz için değil ruhlarımız için vardır esasında. Bir müslüman niçin namaz kılar? Bedenini güzelleştirmek için mi? Hayır. Esas amacı rûhunda huzuru hissetmek ve Yaratıcısına şükrünü eda edebilmek içindir.
Bir budist yokluk tepesine yani nirvanaya ulaşmak için nefsinden ve zevkinden vazgeçmeyi göze alır. En sevdiği yiyecekleri görmez gözü, şehvetinden ve arzusundan vazgeçer. Materyalist düşünce ile baktığımızda yapılan bunca şey insanın kendisine yaptığı zulümden başka bir şey değildir. Lakin olayın diğer penceresi vardır ki orada olaylar tümden farklıdır.
Raci'deki esrârı ortaya çıkaran, rûhundaki keşfiyata eşlik eden Aynalı Dede kimdir peki?
Şu meşhur deli ama veli olanlardan. Meskeni bir mezarlık. Küçük bir kulübe, bir cezvesi, sazı, neyi ve aynası ile yaşayan ve yaşatan kişidir Aynalı Dede.
Kulağına taktığı ayna parçalarından mütevellit ismi böyle kalmıştır.
Meczup demiştik ama herkesten daha akıllı olduğu kesindir. Çünkü nerede deli olması gerektiğini gayet iyi bilir. Öyle ki bu durum bir zâtın dikkattini çektiğinde Aynalı Baba'ya bir sualde bulunur:
'Efendim, herkesten daha akıllı iken niçin deli gibi davranarak insanların sizle dalga geçmesine izin verirsiniz?'
Aynalı Dede'nin cevabı bellidir:
'Ben insanlardan o kadar çok ihanet gördüm ki, onlara kötülük etmemek şartıyla bu şekilde rahat bir yaşam sürmeyi daha uygun buldum.'
O hâlde meczupluk bir kaçış, belki de bir arayış yöntemidir.
...
Kitabı toplamda üç kez okudum ve üçüncü okuyuşumun sonunda bir şeyler yazabilme cesaretini kendimde buldum.
İlk okuyuşumda her şey kapalıydı, hiçbir şey anlamamıştım. Daha sonra tasavvufa olan ilgimi pekiştirdiğimde aslında kitabın bana açıldığını gördüm. Lâkin bazı yerler hâlâ karanlıktı. Son okuyuşumda ise bilmenin ağır yükü omuzlarıma konuverdi. Bilmek ve olmak ile okunan kitabın lezzeti bambaşka.
İlk okumada hamdım sonra piştim ve yandım.

İsterim bu kitabı herkes okusun. Lâkin önce olmak ve dahi bulmak gerekiyor. Derûni keşif ancak o zaman başlayacak.
Muhabbetle.
192 syf.
·Puan vermedi
Yazarının birçok sırrını bizlere sunduğu A'mak-ı Hayal'de birbirinden ilginç benzetmelerle tebdil edilmiş hakikatler sizleri alıp kaf dağına oradan alıp kefene saracak kadar büyüleyici olacaktır. Bir şeyh ve bir derviş adayının vu sürükleyici yolculuğuna hazır olmadan başlamak sağlığınız için tehlikeli olabilir.
218 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Sakın alem büyük bir tımarhane olmasın? dedim kendi kendime.

-Bu alemin bütün zevki hiçliği ümit etmektedir.

-Gerçekten insanlarda mercimek kadar akıl olsaydı, değil ebedi hayatı aramak, bu berbat ve geçici hayata bile katlanmayıp sonu bir eyvahtan ibaret olan bu zevkleri ve hayat külahını Yokluk Sultanına sunarlardı.

Ve kitaptan daha nice sözler...

Uzun zamandır ertelediğim, ara sıra kitaplığıma bakınca bana göz kırpan bu kitabımla hasbihal etmek geldi içimden. Gün boyunca konuştuk, bana Zerdüştten, Budha dan, Sokratesten, Eflatuna, Aristo dan, daha nicesine bir dünya sundu.

Kendimi bildim bileli kendime sorduğum okuduğum kitaplarda aradığım şeylerin aynadaki suretini gösterdi. Hani utanmadım değil sen kitabı al 4 ay sonra oku olacak iş degil hakli hele de böylesini.

Neyse sözü uzatmayacağım bir adam düşünün her türlü eğitim almış birini ama arayışta bir gün yolu her zaman girmek istediği mezarlığa düşer ve orada Aynalı Baba ile karşılaşır.

Aynalı Baba ona hikmetli sözler ve ney çalarak garip alemlere salar kiminde 8 yaşındaki bir şehzade ,kiminde çinli bir öğrenci ,kiminde ise istanbullu bir müezzin olur daha mı daha neler neler...

Ejderhalar, periler, Kaf dağı, Anka kuşu bol alegorik tasvirler ve yerler. Şark edebiyatının bu muazzam eseri kaçırılacak gibi değildir özellikle ilmi konuları seviyorsanız.

Kitabı kaknüs yayınlarından okumanızı tavsiye ederim zira ağır gelebilecek bir anlatımı var hele de kelime hazineniz zengin değilse bir günde okumaya kalkmayın far görmüş tavşan gibi olursunuz alimAllah :D

Evet bana da biraz ağır geldi ama alegorik anlatıma alışkın biriyim ki yaşantım boyunca bu merakımı doyurdum ve doyurmaya devam ediyorum. Sözün özü içinizde durduramadığınız bir arayış varsa mutlaka okunması gereken bir eser.

Raciye ve Aynalı Babaya selamlar.
Halkımız içinde bir zümre var ki yalnız "bilmediğini bilmez", bundan başka her şeyi bilmek iddiasındadır.
Filibeli Ahmed Hilmi
Sayfa 107 - İş Bankası Kültür Yayınları
Şimdiye kadar kim bilir kaç hayvan yükü kitap okudun, ne anladın? Hiç, değil mi? İnsanların bilgisi nedir? Zevk ve kibirlerinin ihtiyacı olan sanayiye ait olanları diyelim ki bir şeydir. Lakin hak ve hakikate dair ne bilirler? Hiç! Akıl denklemiyle hakkı itiraf mümkündür. Fakat bilmek, anlamak mümkün mü?
Filibeli Ahmed Hilmi
Sayfa 12 - İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Âmâk-ı Hayal
Baskı tarihi:
1971
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oku Neşriyat Yurdu

Kitabı okuyanlar 7bin okur

  • Fatih İlbay
  • Mustafa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları