Amerikan Sargısı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1811
Gösterim
Adı:
Amerikan Sargısı
Baskı tarihi:
1980
Sayfa sayısı:
363
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Amerikan Sargısı
Amerikan Sargısı
Amerikan Sargısı
Fakir Baykurt bu romanında, diğer romanlarından farklı bir anlatım tekniği kullanmış ve daha hızlı bir tempo yakalayarak, gözlemleriyle memleket sınırlarının dışına uzanmıştır.
426 syf.
·Beğendi·8/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Kış geliyor diye diye en sonunda kendimiz de ağzımızın üzerine demir yumruğu yedik sayın cevizkabukları .. Bu incelemeyi dün sahaf gezintisinden sonra bir mutluluk ve hoş eda içerisinde yazacaktım ama 70 (?!?!?) kilo domatesi 5 kat çıkar, soy, doğra, kaynat derken ruhum firarı verdi..Gülmeyiniz ! Yazın yediğiniz hurmalar kışın "sizi" (sizi değil de neyse artık sen anla =)) tırmalar ..Konservesiz olmaz =)) O yüzden bugüne kısmet oldu bu inceleme.. Normalde yazmayacaktım ama kitaptaki bir ufacık cümle beni bu incelemeyi yazmaya itti .. Çoğunuzun okurken öylesine bir cümle diye okuyup geçeceği , "SİNSİ" bir oyunu içeren o cümle yüzünden yazıyorum .. Sitenin genel yaş ortalaması bir hayli genç .. Türk milleti olarak bırakın tarihi , kendi yakın tarihimizi dahi bilmiyoruz .. Neyse uzatmadan başlayalım ..Ocakta yemeğim var komşular RÖHAHAHAHAH !! =))

Fakir Baykurt ' u daha önce Yılanların Öcü kitabına yaptığım incelemede sizlere az buçuk tanıtmıştım (#26316052) .. Kendisi Köy Enstitülerinden mezun bir öğretmen .. Geçirmediği soruşturma , uğramadığı iftira , gezmediği köy kalmamış ..Esasen tüm bunların sebebi kitapları ve kitaplarına konu ettiği hadiseler .. Tıpkı bu kitabında anlattığı türden olaylar .. Başlık ne kadar masum değil mi? AMERİKAN SARGISI.. Yaralara merhem olan amerikan sargısı .. Daha önceki Aziz Nesin kitaplarına yaptığım incelemelerde bahsetmiştim üstü kapalı bu yardımlardan .. Süt tozlarından , bize uzanan yardım ellerinden falan .. Ama içimize böylesine nasıl nüfuz ettiler ?

Cevap : Amerikan Barış "GÖNÜLLÜLERİ" !!!

"Rahmetli başkan Kennedy" nin projesi idi bu =)) Amaç ,

- İhtiyaç duyan ülkelere, halkın sorunlarının çözülmesinde yardımcı olacak yetişmiş insan gücünü sağlamak.
- Yardım edilen ülkelerin halklarının, Amerikan halkını daha iyi tanımasını sağlamak.Zira o dönemde Amerikan' nın imajı hiç sağlam değildi .. Aptal Coniler olarak anılıyorlardı tüm dünyada ..
- Amerikan halkının yardım edilen ülkelerin halklarını daha iyi tanımasına katkıda bulunmak.

Görünürde amaç buydu ama bakın bu projeye hayat verenlerden biri olan Henry S. Reuss neler söylüyordu:
"Biz ekseriya gerici ve hırsız liderler ile askeri ittifaklara önem veririz. Onlara askeri malzeme sağlarız. Bunlar da silahları genellikle yardım ettiğimiz farz olunan ülkenin halkına karşı kullanırlar. Bir sürü Amerikan resmi kişisi, yabancı ülkelerin başkentlerinde bulundukları ülkeden tamamen tecrit edilmiş yalnız bir hayat sürer."

Ve bakın Soner Yalçın ne diyor Bay Pipo kitabında ..
"Köy Enstitüleri'ni kapatan Türkiye, kapılarını ardına kadar Amerikan Barış Gönüllüleri'ne açmıştı."

Amerika için o sıralarda , Rusya tehdidi altındaki Türkiye' ye nüfuz etmek çok önemliydi.. Yeşil kuşağa sarılan taşla yüzlerce kuş vuracaklardı ..Amaçlarına Adnan Menderes sayesinde kolayca ulaştılar ve hemen İKİLİ ANTLAŞMALAR imzalandı taraflar arasında .. Milli eğitimimizden tututunda, ekonomimize kadar herşeyi onlara teslim ettik .. Bugün dahi o antlaşmalar sayesinde ,kendi milli eğitim bakanlığımızda faaliyetlerini sürdürüyor bu amerikalı tiplemeler .. İşte Barış Gönüllüleri adı verilen ORDU Türkiye' ye kendi ellerimizle böyle sızdırıldı .. ORDU diyorum çünkü aslen ismi Peace Corps ve corps , "ASKERİ" birlikler için kullanılır!!! Amaçları adlarından bile belliydi ama komunizm diyerek önünü almak istedikleri muhalif kitleler öyle gözlerini korkutmuştu ki ,onun ismini bile GÖNÜLLÜLER'e çevirdiler ..Ne yaptılar bu abiler ve ablalar .. Türkiye' nin HERYERİNE veeee ÖZELLİKLE GÜNEYDOĞU'ya yayıldılar ..Bugünki pkk denilen soysuz köpekler nereden var oldu sanıyorsunuz ? Türkiye'nin etnik ve mezhepsel haritasını çıkardılar .. Tüm maden ve yeraltı zenginlik kaynaklarımızı belirleyip kayıt altına aldılar zamanı gelince kendi şirketlerine çıkarttırabilmek için .. Halka sözde ingilliççe öğrettiler , bol keseden yardım dağattılar .. Bu ingiliççe kısmı önemli çünkü dil denilen hadise en etkin sömürge araçlarının başında gelir ..Dil ile İngiliz Amerikan siyasetini benimseme ve mallarını satın alma başlar. Beyin göçünü sağlar. Bir insanın konuştuğu dil, o insanın düşünce ve davranışlarını etkiler. Bir yabancı dili öğrenip kullanan kişi yavaş yavaş o milletler gibi düşünmeye başlar. Huzur içinde yatsın Oktay Sinanoğlu boşa yazmadı Bye Bye Türkçe kitabını senin anlayacağın canım kardeşim.. Başka ne mi yaptılar ? 1201 kişiydiler ..
Eğitimde: Çeşitli eğitim ve öğretim kademelerinde örgün ve yaygın eğitim.
Sağlıkta: Başta “sıtma ile mücadele” vs. olmak üzere çeşitli sağlık projeleri.
Tarımda: Çeşitli tarımsal projeler ya da kırsal kalkınma programları.
"Yönetimde" ?!?!?!?!!! : Gittikleri ülkenin çeşitli yönetim düzeylerinde uygun görevler (WTF!!!!)
Endüstride: Başta inşaat sektörü olmak üzere çeşitli sanayi projeleri.

Pek tabii bunları kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda HEP KENDİLERİNE UYARLAYIP , KENDİLERİNE YONTARAK hayata geçirdiler .. Uzamasın diye buraya ayrıntılı yazamıcam yemeği yakacaz yoksa =))

İşte bu kitapta tüm bahsettiklerimin izlerine rastlamanız mümkün ..Kitapta bahsi geçen köyün adı KIZILöz köyü .. Ankara Çubuk' ta ..Köye gelen amerikalı yetkililerle beraber bilin bakalım ilk ne yapılıyor ilerleme atılımı denerek ? Köyün ismi değiştiriliyor TEHLİKELİ bulunarak!! =)) Öyle ya bugüne bugün komunizmin k'sinden dahi haberi olmayan ve bugüne dek yıllarca bu köyde oturan insanlar gomonüzm akımıyla halaya kalkarlarsa ne deriz amerikalılara ?!? Sonrasında aşısız yaşayamayan süt vermekten aciz inekler ve yumurtası boş çıkan tavuklar geliyor amerikan ellerinden .. Cowboylar ( bu da yüzyılın abartısıdır .. bu ismi her duyan eli silahlı tiplemeler getirir aklına .. ÇOBAN ULAN İŞTE ÇOBAN !!) boş durur mu ? Tarıma da el atıyorlar .. Kendi domatesimiz var iken yadellerden domates biber salatalık tohumu alıyoruz romanda .. Yamuk yumuk tatsız tutsuz sebzeler ..Meyve vermeyen FAYNEPIL ağaçları dikiliyor köyümüze.. Eğitim olsun kendi aralarındaki ilişkiler olsun köyde düzen nizam herşey tepetaklak oluyor .. Aslında romanda ,köy metaforu üzerinden o zamanın Türkiye' si anlatılmış ..BİREBİR .. ZERRE FARK YOK !!! Zamanın emekli ama ne hikmetse milletvekilliğine soyunan taze müteahhit nato paşaları da topa tutulmuş kitaptaki Tuluğ paşa karakteri ile ..

Anlatıma gelirsek .. Canım kardeşim , ben öyle biçemmiş , akımmış falan pek anlamam .. Bana düşündürüyorsa bazı şeyleri bir kitap ve bazı şeyleri araştırmama sebep olup bana birşeyler katıyorsa ; bu, benim kıstaslarıma uygundur .. Sonu tahmin ediliyor edilmiyor falan bakmam hiç ..Yok duvarda tüfek varmış , bahsediliyorsa ateş alacakmış yok Çehovmuş yok Antonmuş falan bilmem .. Benim bir roketim var onu da hak edene atarım =) Bildiğim bu benim =)) Bilmediğim işe de yorum yapmam.. Anlamıyorum der susarım .. Ayıp mı ?!? Şuncacık ömrümde bir kıple Yaşar Kemal , Sabahattin Ali ve baya bir Aziz Nesin kitabı okudum Türk halkının sorunlarına eğilen .. Zehirin şifası süt ile incir imiş .. Onların da elleri kelepçe yürekleri zincirdi ..Zincirlediler !! Zehir ettiler hayatı bu insanlara durun dedikleri için.. Diyebilirim ki Fakir Baykurt bu konuda , bu saydığım insanlar arasında REKOR !! Yani bir köydeki köylülerin şivelerini teker teker hiç sektirmeden ve ayırdına vardırarak nasıl yazdın sen be adam !! Her karakterin neredeyse ayrı bir ağzı, ayrı bir şivesi var .. Diyaloglar öylesine güzel ki!! Bazen acı acı , bazen kahkahalarla güldüğüm ,not alıp ilerde kullanırım diye altını çizdiğim tonla cümle var bu kitapta .. İçimize yılanı salmalarından önce , Türk insanının yozlaşmadan önceki halleri .. Saf , iyi niyetli , yardımsever ama cahil bırakılmış köylüler.. Ve pek tabii amarikaya atılan , onların ağzıyla "DÜNNE" de unutulmayacak bir TOKAT!! O çok kültürlü , tahsilli yöneticilerimizin bugüne kadar hiç atamadığı bir tokat !! İşte böyle! Hem güleyim ,hem düşüneyim, hem de o günlerin Türkiye' sini göreyim diyorsan oku .. Eğlence garanti .. Düşünmek de!

Not : İşbu incelememle beraber Biber dolmasının adını YÜZÜK DOLMASI' na çeviriyorum işsizliğin bana verdiği yetkiye dayanarak .. Alayı yanmış..Dibi tutmuş =((
309 syf.
·Beğendi·10/10
Eski kitapları okumayı çok seviyorum. O zamanki yaşam, yazar ya da çevirmenin Türkçe'yi kullanışı hoşuma gidiyor. Elimde, ilk baskısı 1967 yılında yapılmış olan bu kitabın 1974 tarihli üçüncü baskısı (bir sayfası eksik :( ) var. İnanılmaz güzel. Fakir Baykurt adını ilk kez duyduğum (sanırım o da benim ayıbım), sonradan öğrendiklerime göre köy enstitüsü mezunu, tabiri cazise bu toprağın oğlu bir yazar. Şimdiye kadar ilk kez karşılaştığım anlatım tekniğine ise hayran kaldım. Kitapta, alışılmışın dışında olayları dışardan bir kişi yada karakterlerden sadece birinin ağzından dinlemiyoruz. Kitapta anlatılan olaylar, sırasıyla sırası gelen karakterin ağzından, gözünden anlatılıyor. Böyle olunca da sanki kitap okuyormuş gibi değil de, köy kahvesinde köylünün arasına oturmuş yıllar önce olan bir olayı dinliyormuşsunuz gibi geliyor. Zira muhabbeti bir muhtarın ağzından, bir Temeloş amcanın, bir sığır çobanı Musa'nın ağzından dinliyoruz.

Kitap Ankara, Çubuk'un Kızılöz (kitaba göre sonradan Güzelöz) köyünde geçiyor. Olayı bilmem ama böyle bir köy gerçekten var. Kitapta kadim dostumuz Amerika'nın, -kitaptaki şive ile- dünnedeki ilk birinci dostu Türkiye'yi kalkındırmak için nasıl çırpındığı, örnek puruca için seçilen köy için neleri feda ettiği anlatılıyor.

Kitapta alt metin olarak verilenleri aldıktan sonra 1967 yılından beri hiç bir şeyin değişmediğini, millet olarak hala akıllanmadığımızı, en büyük düşmanımızın aslında hala kendimiz olduğunu görmek insanın canını sıkıyor. Öte yandan kitabın bir yerinde puruca sorumlusu Mr. Bogey'in "Amarika'nın dünnedeki birinci dostu Türkiye'de ki görevinden alınıp, dünnedeki ikinci dostu Hindistan'da bir purucanın başına getirilmesi" beni bayağı bir güldürdü.

Yeni baskıları hala olan bu kitabı kesinlikle okunmalı seviyesinde tavsiye ederim.
309 syf.
·Beğendi·9/10
Çeşitli varyasyonlarının daha sonraları filmleştirildiği bir konu. Tabi yazar bu konuyu 1967 de yazdığından oldukça orijinal bence. Fakir Baykurtun ilk okuduğum kitabıydı ve sevdim. Anadolu ile batının mantalitesi guzel aktarılmış. Memleketteki bati yalakalarinin iç yüzü, batının bizi nasıl sömürdüğü ve anadolu insaninin karakterinin nasıl olduğu anlaşılmakta.
309 syf.
·Puan vermedi
Gecte olsa kitabi bitirdim. Tirpan kadar guzel olmasada yine de akici bir kitap. Koylulerin amerikan heyetine karsi verdigi mucadeleyi usta bir dille anlatiyor. Tabi bir amerikali ile kiziloz koyunde ogretmen olan genc bir kizin ask hikayesine de taniklik edeceksiniz. Ben bu kitapta biraz daha devrimci bir mucadele bekliyordum. Ask hikayesi sanki mucadelenin biraz onune gecmis gibi. Okumaya deger bir kitap
309 syf.
Amerikan Sargısı Fakir Bayburtun okuduğum 2. kitabı ilk kitabı kaplumbağalardı ve harikaydı. Bu kitapda bi okadar güzeldi köylülerin şivesi olsun yaşam şekilleri olsun gayet güzel anlatılmış. Romanın konusu kısaca Ankara taraflarında bir köyü amerikanın pilot köy olarak seçmesi ve o köy üzerinde uygulama yapması tarım hayvancılık vs. ve köylünün uyum sürecini ele almış harika bence.
309 syf.
·19 günde·Beğendi·8/10
Fakir yıllarca köylerimizde eğitmen olarak çalıştığından Türk köylüsünün genel acılarını sıkıntılarını çok iyi bilir ve buna göre kitapları şekillenir.

Bu kitabı da yine böyle bir köyümüzün Abd'den gelecek yardım ile nasıl alt üst olduğunu anlatır
309 syf.
·8 günde·Beğendi·5/10
Amerikan emperyalizmini halk bazında çok güzel incelemiş roman. Yerli işbirlikçilerin hareket ve davranışların anlatılışı da kayda değerdi.
Benim için üzüntü verici olan şey, romanın 1960 larda yazılmasına rağmen kahramanlardan birinin ağzından Doktor düşmanlığı yapılması. Hatta tedavisi yetersiz olan kişi doktoru öldürmesi gerektiğini söylüyor. Günümüzde yaşananları yadırgamamak lazım. Yazarım çanak tutması üzücü.
304 syf.
·7 günde·8/10
Fakir baykurt asıl adı tahir. Öğretmendir ve demokrat parti doneminde gorevden alınmış baska bir görev verilmiş. Türkiye capındaki ilk ögretmenler boykotuna katıldığı için açığa alınmış 12 mart 1971 askeri darbeden sonra uzun süre tutuklu kalmıştır.
*kitabın ismi aslında kitabın tam özeti olmuş kitapta amerikan yardımları ilk süt tozuyla baslıyor ve daha sonra Amerikayla iş birliği yapan bir türk girişimcilerle Ankaranın bir köyunu pilot proje uygulamasına katıp devam ediyor.
Amerıkalıları koyluler istemez ve proje için toprak vermezler bır tepeyı düzlestırıp tarla yaparlar Amerikalılardaha aslında bize yardım ayagıyla ülkemizi kendilerıne mahkum etmek isterler. İlk olarak
-Bitki türlerinin ıslahı,
-hayvan türlerinin ıslahı,
-evler ve ortak kullanım alanları ,
- üretim araclarının ıslahı
-eğitimin gelişmesi
Plot proje kapsamında bu konular üzerıne calısmalar süruyor. Bizim bunları yapacak gucumuz olmadıgı soyleyınce ülkemize kredi vermeyı teklif ederek bizleri somurmeyı amaçlıyorlar kitapta amerikalıların hiç bir projesı basatılı olmuyor ve koyluler el birliğiyle koylerını amerikalılardan kurtarıyor.
Kitap bence bir ülkenin savasmadan nasıl çökertilebilecegini çok guzel anlatmıs savasla yapılamayanlar örf ve adetlerle tv dizilerıyle sacma sapan akımları özendırerek yapmaktalar.
Kesinlikle tavsiye ediyorum keyifli okumalar
"Gönül işidir bu ağzına tükürdüğümün! Gâvuru Müslümanı yoktur. Uçar, uçtuğu yere konar."
Fakir Baykurt
Sayfa 195 - Adam Yayınları 2.Basım 1999
"İnsanlık, uygarlık, sonradan öğretilmiyor. Bir çağı, mevsimi var! Mevsiminde, yani çocukken öğreteceksin. Kocaman kocaman heriflerin kafasına söz girmiyor sonradan..."
Fakir Baykurt
Sayfa 133 - Adam Yayınları 2.Basım 1999
Hep onlar doğru söylüyor da, ben mi yanlış hesap ediyorum? Eloğlu usta dümenci. O yana büküyor arabasını, olmazsa bu yana büküyor. Dosdoğru sürenler seyreldi.
Fakir Baykurt
Sayfa 150 - Bilgi Yayınevi-1967
"Dünyaya ilerlemek için geldik."
"Ya halkının ilerlemesi, yurdunun ilerlemesi?"
"Önce kendim! Dünyaya bir daha gelecek değilim."
"Halkın iki kez mi gelecek?"
"Halkım da kendini düşünsün! Ben peygamber değilim ümmet kayıracak!"
"Halka yardım etmek için peygamber olmak gerekmez!"
"Tıpkı köylüler gibi düşünüyorsun!"
"Gibi'si fazla, öyle düşünüyorum!"
Fakir Baykurt
Sayfa 119 - Adam Yayınları 2.Basım 1999

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Amerikan Sargısı
Baskı tarihi:
1980
Sayfa sayısı:
363
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Amerikan Sargısı
Amerikan Sargısı
Amerikan Sargısı
Fakir Baykurt bu romanında, diğer romanlarından farklı bir anlatım tekniği kullanmış ve daha hızlı bir tempo yakalayarak, gözlemleriyle memleket sınırlarının dışına uzanmıştır.

Kitabı okuyanlar 102 okur

  • Rahime ZORLU
  • Efe Erdem
  • Aykut Kayğusuz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0