Adı:
Amok Koşucusu - Sahaf Mendel
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
109
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055063122
Kitabın türü:
Çeviri:
Gülperi Sert
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
İlk öyküye adını veren Amok kelimesi Endonezya kültüründen gelmektedir ve bir tür sarhoşluk durumunu ifade eder, bu durumda olan kişi engellenemez kör bir öfke ile sadece düşmanına değil, önüne çıkan herkese Malezyalılara özgü yılan şeklinde Kris adı verilen bir hançerle saldırır, "kan kokusu onu daha da çıldırtır, dudaklarından köpükler taşar, çıldırmış biri gibi ulur; koşar, koşar, koşar, sağa sola bakmadan, tiz çığlıklar atarak elinde kanlı hançeri, korkunç koşusuna devam eder. Köylerdeki insanlar bir Amok koşucusunu hiçbir gücün tutamayacağını bilirler. O nedenle böyle biri yaklaştığında bağırarak önceden uyarırlar: Amok! Amok! Ve herkes kaçar, ama Amok koşar, hiçbir şey duymaz, hiçbir şey görmez, koşar, önüne çıkanı devirir, ta ki biri onu kuduz bir köpeğe yapıldığı gibi silahla vuruncaya kadar ya da kendisi ağzından köpükler saça saça düşüp ölünceye kadar."

İkinci öyküde ise, Yahudi asıllı Galiçyalı bir sahafın sade bir o kadar da iç burkan hikâyesinde Zweig eşsiz anlatımıyla sıradan bir öyküyü adeta devleştiriyor. Sadece kitaplardan oluşan dünyasında kendi halinde yaşayan, inanılmaz bir hafızaya sahip Mendel sadece bir sahaf değil bir kitap antikacısıdır.Kitapları dışında hiçbir şeyle ilgilenmediği için I. Dünya Savaşı'nın patlak verdiğini fark etmez bile. Fark ettiğinde ise çok geçtir. Komorn yakınlarındaki Rus sivil savaş tutuklularının kaldığı bir toplama kampında geçirdiği iki yıl, yüz binlerce kitabın ismini, yayın yılı, yeri, eski ve yeni fiyatını ezbere bilen, inanılmaz hafızaya sahip Mendel'den çok şey götürür. Savaştan, kavgadan tamamen uzak olmasına rağmen Birinci Dünya Savaşı sırasında gönderildiği toplama kampında yaşadıkları sonrasında bir daha eski haline dönemeyen Mendel ile Zweig adeta kısa bir süre sonra patlak verecek İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında kendi yaşayacaklarını önceden seziyor, Mendel'in sonunda kendi sonunu görüyor.
(Tanıtım Bülteninden)
109 syf.
·Beğendi·7/10
Tasvirler, akıcılık ve üslup yönlerinden başarılı, iki öyküden oluşan bir kitap. Sıkılmadan, zaman zaman derin düşüncelere dalarak, hayatı ve insanları sorgulamaya başlayacağınız bir süreç yaşayacaksınız.Tavsiye ediyorum.
109 syf.
·Puan vermedi
Sahaf mendel' i de ekledim buyrun...

Üzülüyor işte kitap düşkünleri nin sonu bana kalırsa hep böyle bitiyor. Kitapla ilgilenenler bilir ki, para kazandıran bir meslek değil (sahaları kast ediyorum) hele bir de okuyorsa bildiklerini dağıtıp ışıltıyorsa çevreyi...
Kafenin sahibinin kapitalizm olarak algılayabiliriz. Yürüyen bir kütüphane yi ancak savaş yıkabilir, hani okursak savaş biter ya öyle işte.
Kitap kurtları hepimizin sonu mendel gibi olacak, ama mutlu öleceğiz. :)))

Amok koşucusu...
Zweig'leyiz yine anı onunla yaşıyorum, arkadaşım. Gökyüzünün altında yeryüzünde olup biten ne hak ise tanık oluyoruz, yeryüzünün üstündeki uçsuz bucaksız sema, yıldızlı parıldayan lacivert bir perde. Zweig Gördüklerini sana da gösterir, televizyon seyreder edasıyla.
Hikayenin kahramanı, ben miyim yoksa karakter de ki özellikleri bana mı giydiriliyor? Muamma?
Nefes alıp vermek aklıma geliyor da ben mi öteliyorum...
Beraber koşuyoruz, durmadan mola vermeden...
Etik bir ders veriyor zweig, bana kalırsa noksan...
Sözünde durdu mu? Yoksa hatasını mı telafi etmeye çalıştı doktor.
Görev mi insanlık mı önceliklidir?
Sorumluluk, geç mi kaldı acaba?
Vicdan, acil durumlarda...
Merhamet, ara sıra canım isterse çıkarıma ters düşmezse...
İlgileri, hazları favorisi...
Zweig,anlatmıyor yaşatıyor...
İnsan psikolojisinin bir dalını almış öğrenmiş içerlemiş, teorik olarak bildiklerini hikayelerle, pratiğe döküyor....
Sahaf mendel ile güncellenecek inşallah :)
109 syf.
·Beğendi·10/10
Yazarın okuduğum hemen hemen tüm kitaplarının asıl teması aslında tutkulu insanların macerası. Belki de gelmiş geçmiş en iyi biyografi yazarı Zweig bu kitabında; her zamanki okuyucuyu mest eden anlatımıyla iki öykü kaleme almış. Amok koşucusu Endonezya küldüründe psikolojik bir kriz sırasında hastanın elindeki hançeri, çok hızlı koşarak hedefine saplamak istemesi, aynı zamanda koşu sırasında önüne gelene de saldırabilen, ya bir tüfekle vurularak duran ya da ağzından köpükler saçarak kendi kendine ölene kadar koşusu süren kişiye deniyormuş.Bu öyküde koşucu,



bir kadına tutulan doktorun çarpıcı anısıdır.
Sahaf Mendel ise tüm tutkusu kitaplar olan dünyada başka hiçbirşeyle ilgilenmeyen hatta başlamış olan dünya savaşından bile bihaber yaşayan antika kitap arayıcısı ve satıcısının çarpıcı dramıdır.
109 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Bu eserde iç içe girmiş iki öykünün yer aldığı Çerçeve-Anlatım görülmekte.
Ayrıca iki ayrı öykü yer almakta.
Biri Amok koşucusu diğeri Sahaf Mendel..
İkisini bir kitapta birleşme nedeni: TUTKU

Amok;
Endonezya kültüründen gelmekte,
Bir tür hastalık,
Sarhoşluk hali,
Cinnet geçirme,
Önüne geleni yok etme arzusu,
Vs. vs. vs...
Amok koşucusu bir doktordur. Ama onun tutkusu kariyerini ve geleceğini bitirir.
Bir kadına yaptığı çirkin bir teklif üzerine başlayan serüven, hem kendinin hem kadının hayatını alt üst etmeye yeter.

Ve Sahaf Mendel;

Hayran kaldığım adam...

Bütün kitapların isimlerini, eski ve yeni fiyatlarını, yayın yılını, vs... ezbere bilen inanılmaz bir hafızaya sahiptir. Sadece bir sahaf değil aynı zamanda bir kitap antikacısıdır.
Bütün hayatı kitaplardır. Ne gazete okur ne bir eğlencesi vardır. Otuz yıl hayatı böyle devam ederken, dışardaki hayattan, olup bitenlerden habersizdir. Bu yüzden II.Dünya savaşının başladığı dahi bilmez.
II.Dünya savaşının başlamasıyla enkaza dönüşen hayatı bir daha eskisi gibi olmaz.

Yüreği burkan iki özel öykü.

Hala etkisindeyim.
Sürükleyici bir kitaptı
Tavsiye ederim.
109 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Arkadaşımın bu kitabı okumam konusundaki ısrarını şimdi daha iyi anlıyorum.
Amok Kosucusu; sorumluluklarımı şaşırmış ve bir şeyin sorumluluk olup olmadığı konusunda fazlaca çelişki yaşadığım bu dönemde ilaç gibi geldi. Hikayenin akıcılığı ve çevirmenin eserin özüne dokunmadan aktarımı, Zweig'ın harika betimlemeleri ve anlatımı, susadığım bir edebi yapıta kavuşma heyecanı yaşattı. Artık benim de tavsiye edeceklerim arasında ilk sıralara yerleşti.
Sayfa sayısına bakınca 109 ama sanki 1009 sayfalık bir kitabı okumuş gibiyim. Ya ben çok yoğun okudum, kendimden anlamlar yükledim kitabın o virgülle uzayan paragraf cümlelerine ya da Stefan zweig Nisanur sadece okumanı istemiyorum anlamanı da istiyorum diyerek yazdı kitabını. Özetle teşekkürler.. Önerilir..
109 syf.
·9 günde·9/10
Ben yabancı yazarların bazılarını anlamakta zorlanıyorum. İtiraf etmeliyim ki bu kitapta da aynı önyargım vardı. Ne mutlu ki beni şaşırttı :) Onlar nasıl güzel betimlemeler öyle.. Elbette betimleme güzellik için tek kriter değil. İşte bu kitap bize tam olarak bu farkı anlatıyor. Betimlerken hissettiriyor. O betimliyor sen yaşıyorsun.. Kitapta nefes alıyorsun..
109 syf.
·21 günde·9/10
Stefan Zweig in okuduğum ikinci eseri
Amok kosucusu bir transatlantigin icinde birbirinden apayri 2 karakterin konusmalarini iceriyor. Biri memleket ozlemi ceken bir avusturyali digeri isledigi bir suc yuzunden endonezyada 10 yillik gonullu surgune gitmiş olan bir doktor. Doktorun basindan gecenler amok kosucusuyla iliskilendiriliyor. Okumanizi tavsiye ederim.
Sahaf Mendel in incelemesini sonra ekleyecegim
109 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Her iki öykü de çok derin ve sarsıcıydı. Beni daha çok etkileyen ise Sahaf Mendel oldu. İçim burkularak okudum, diyebilirim. Kitap aşkıyla hayattan kendini soyutlayan Mendel'in traji-komik hikayesi. Düşünün ki savaş çıkmış, toplama kamplarında, savaş meydanlarında insanlar ölmüş ama Mendel sadece kitap okuyor. Her şeyden bihaber yaşıyor. Sonu da maalesef o toplama kamplarından biri oluyor. Amok Koşucusu herkesin çok sevdiği bir hikaye. Beni bu hikayede "Amok" olayı etkiledi. Amok, Endonezya'ya ait bir kelimeymiş. Sarhoşluk hali anlamına geliyormuş. Fakat bahsedilen basit bir sarhoşluk hali değil adeta bir cinnet hali gibi: Öfke, düşmanlık ve saldırganlık duygularıyla dolu bir hal. Yerlilerin içinde uzun yıllar tek başına kalan doktorun, beyaz bir kadınla karşılaşmasıyla Amok Koşucusuna dönmesinden bahsediyor. Ama hikayenin sonu beklenmedik bir şekilde bitiyor. Okumalısınız derim.
109 syf.
·7/10
Amok koşucusu'nu yazarın diğer kitabı Satranç'a çok benzettim. Olaylar gemi yolculuğu sırasında anlatıcının bir kişiyle kurduğu arkadaşlık ve onun anlattıklarıyla gelişiyor ve bitiyor.

Sahaf Mendel adlı öyküyü ise her kitapseverin okuması gerektiğini düşünüyorum. Pişman olmazsınız.
109 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Zweig'in novellaları insanı bir sabırsızlığa sürüklüyor. Kısa denilebilecek bu eserinde oluşturduğu karakterler öylesine canlı ki bitince bir parçanız ölmüş gibi oluyor.
109 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Sıradan bir öyküyü tasvirleriyle dev bir yapıt haline getirmiş zweig. Sürekli kitap okuyan, güçlü bir hafızası ile olayların içinde buluyorsunuz kendinizi. Mendel'in hikayesini etkileyici şekilde öğrenmemiz sağlanmış.
Başkaları söz konusu olduğunda insan her zaman çok akıllı ve çok nesneldir.
Stefan Zweig
Sayfa 47 - Doğubatı Yayınları
Ben artık inançlı bir Hristiyan değilim.... benim için artık cennet ve cehennem yok.... eğer cehennem diye bir şey varsa da korkmuyorum, çünkü cehennem bile o gün sabahtan akşama kadar geçen sürede yaşadıklarımdan daha kötü olamaz....
... karşınızda çırılçıplak soyunacağım ve şöyle diyeceğim:ben... bu berbat yalnızlıkta, insanın ruhunu parçalayan,iliğini kemiğini sömüren bu kahrolası ülkede utanmayı unuttum.
Eğer rüzgar ayakkabılarımızın hemen ardından bizden kalan son izleri de yok edecekse, neye yarardı yaşamak.
Stefan Zweig
Sayfa 94 - Doğubatı yayınları
İnsanları kendimize bağlamak ve tüm yaşamların en acımasız düşmanı olan fanilik ve unutulmuşluk karşısında kendimizi müdafa etmek için yaratıldığını bilen ben unutmuştum onu.
Stefan Zweig
Sayfa 109 - Doğubatı yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Amok Koşucusu - Sahaf Mendel
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
109
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055063122
Kitabın türü:
Çeviri:
Gülperi Sert
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
İlk öyküye adını veren Amok kelimesi Endonezya kültüründen gelmektedir ve bir tür sarhoşluk durumunu ifade eder, bu durumda olan kişi engellenemez kör bir öfke ile sadece düşmanına değil, önüne çıkan herkese Malezyalılara özgü yılan şeklinde Kris adı verilen bir hançerle saldırır, "kan kokusu onu daha da çıldırtır, dudaklarından köpükler taşar, çıldırmış biri gibi ulur; koşar, koşar, koşar, sağa sola bakmadan, tiz çığlıklar atarak elinde kanlı hançeri, korkunç koşusuna devam eder. Köylerdeki insanlar bir Amok koşucusunu hiçbir gücün tutamayacağını bilirler. O nedenle böyle biri yaklaştığında bağırarak önceden uyarırlar: Amok! Amok! Ve herkes kaçar, ama Amok koşar, hiçbir şey duymaz, hiçbir şey görmez, koşar, önüne çıkanı devirir, ta ki biri onu kuduz bir köpeğe yapıldığı gibi silahla vuruncaya kadar ya da kendisi ağzından köpükler saça saça düşüp ölünceye kadar."

İkinci öyküde ise, Yahudi asıllı Galiçyalı bir sahafın sade bir o kadar da iç burkan hikâyesinde Zweig eşsiz anlatımıyla sıradan bir öyküyü adeta devleştiriyor. Sadece kitaplardan oluşan dünyasında kendi halinde yaşayan, inanılmaz bir hafızaya sahip Mendel sadece bir sahaf değil bir kitap antikacısıdır.Kitapları dışında hiçbir şeyle ilgilenmediği için I. Dünya Savaşı'nın patlak verdiğini fark etmez bile. Fark ettiğinde ise çok geçtir. Komorn yakınlarındaki Rus sivil savaş tutuklularının kaldığı bir toplama kampında geçirdiği iki yıl, yüz binlerce kitabın ismini, yayın yılı, yeri, eski ve yeni fiyatını ezbere bilen, inanılmaz hafızaya sahip Mendel'den çok şey götürür. Savaştan, kavgadan tamamen uzak olmasına rağmen Birinci Dünya Savaşı sırasında gönderildiği toplama kampında yaşadıkları sonrasında bir daha eski haline dönemeyen Mendel ile Zweig adeta kısa bir süre sonra patlak verecek İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında kendi yaşayacaklarını önceden seziyor, Mendel'in sonunda kendi sonunu görüyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 238 okur

  • Elif Parlakçı
  • Yusuf Ziya Oral
  • Ayşe Ak
  • gülay kızıl
  • Hasret IŞIK
  • Fatma ELBEY
  • Bekir has
  • Süveyda
  • Fatima Ozel
  • aura

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%5.4
18-24 Yaş
%19.6
25-34 Yaş
%39.3
35-44 Yaş
%26.8
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.8
Erkek
%40.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.1 (22)
9
%21.9 (16)
8
%31.5 (23)
7
%16.4 (12)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0