Ampirizm ve Öznellik (Hume Açısından İnsan Doğası Üzerine Bir Deneme)

·
Okunma
·
Beğeni
·
486
Gösterim
Adı:
Ampirizm ve Öznellik
Alt başlık:
Hume Açısından İnsan Doğası Üzerine Bir Deneme
Baskı tarihi:
Eylül 2008
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
ISBN:
978 975 8686-45-2
Orijinal adı:
Empirisme et subjectivité
Çeviri:
Ece Erbay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Norgunk Yayıncılık
Deleuze’e göre Hume bir psikologdan önce bir sosyolog, bir ahlakçıdır; temelde insanın bilimini yapmayı amaçlar. Şu kritik soru Hume felsefesinin hep merkezinde yer almıştır: Zihin doğa değildir, zihnin doğası yoktur. Peki nasıl olur da zihin bir insan doğası haline gelir?

“Bütün iyi yazarlar en azından zihin psikolojisinin imkânsızlığı üzerinde anlaşırlar. Bilincin bilgiyle özdeşleştirilmesini bu kadar titizlikle eleştirmeleri işte bu yüzdendir. Bunlar bir tek, zihne bir doğa kazandıran etmenlerin belirlenimi konusunda farklılık gösterirler. Bu etmenler kimi zaman bedendir, yani madde: Bu durumda psikoloji yerini fizyolojiye bırakmalıdır. Kimi zaman tikel ilkelerdir, yani maddenin psişik bir dengi, ki psikoloji bunda hem tek mümkün nesnesini hem de bilimsel koşulunu bulmaktadır. Çağrışım ilkeleriyle Hume, daha zor ya da daha cüretkâr olan bu ikinci yolu seçmiş olur. Materyalizme olan sempatisi ve aynı zamanda bunun karşısındaki tereddüdü de bundan kaynaklanır.”

Zihin verilidir. Hiçbir şey imgelem tarafından yapılmaz, her şey imgelemin içinde yapılır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Fantezinin yanılsaması kültürün gerçekliğidir. Kültürün gerçekliği anlama yetisi açısından bir yanılsamadır, ama bu gerçeklik kendini, anlama yetisinin yanılgıyı dağıtamayacağı ve dağıtmasının da gerekmediği bir alanda ortaya koyar.
''Adalet doğanın bir ilkesi değildir, yapaydır. Ama insanın icat eden bir tür olması anlamında, yapaylık yine de doğadır; sahip olmanın sabit kalması doğal bir yasadır. Bergson’un diyeceği gibi, alışkanlıklar doğadan gelmez, doğadan gelen, alışkanlık edinme alışkanlığıdır. Doğa ereklerine ancak kültür aracılığıyla ulaşır, eğilim ancak kurum yoluyla tatmin edilir. Tarihin insan doğasından gelmesi bu anlamdadır. ''
''Toplumun özü yasa değil kurumdur. Yasa aslında girişimlerin ve eylemlerin sınırlandırılmasıdır ve toplumun yalnızca olumsuz yanını hesaba katar. Sözleşmeci teorilerin hatası, bize özü yasa olan, önceden var olan bazı doğal hakları güvence altına almaktan başka amacı olmayan, sözleşmeden başka kökeni olmayan bir toplum sunmalarıdır: Olumlu olan toplumsalın dışına, toplumsal ise bir başka tarafa, olumsuzun, sınırlandırmanın, yabancılaşmanın tarafına konmuştur. ''
Hiçbir şey imgelem tarafından yapılmaz, her şey imgelem içinde yapılır. İmgelem ideler oluşturan bir yeti bile değildir: İdenin imgelem tarafından ürrtilmesi, izlenimin imgelemdeki bir yeniden üretiminden başka bir şey değildir.
Öznellik bir etki gibi belirlenmiştir, bir düşünüm izlemidir. Zihin ilkeler tarafından etkilenmiş olduğu için özne haline gelir.

Doğa ancak zihin üzerindeki etkileri incelenirse bilimsel olarak incelenmiş olur; ama zihnin tek ve gerçek biliminin nesnesi doğa olmalıdır.
''Evlilikte cinsellik tatmin edilir; mülkiyette açgözlülük.
Eylem modeli olarak kurum, önceden belirlenmiş bir mümkün tatminler sistemidir.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ampirizm ve Öznellik
Alt başlık:
Hume Açısından İnsan Doğası Üzerine Bir Deneme
Baskı tarihi:
Eylül 2008
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
ISBN:
978 975 8686-45-2
Orijinal adı:
Empirisme et subjectivité
Çeviri:
Ece Erbay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Norgunk Yayıncılık
Deleuze’e göre Hume bir psikologdan önce bir sosyolog, bir ahlakçıdır; temelde insanın bilimini yapmayı amaçlar. Şu kritik soru Hume felsefesinin hep merkezinde yer almıştır: Zihin doğa değildir, zihnin doğası yoktur. Peki nasıl olur da zihin bir insan doğası haline gelir?

“Bütün iyi yazarlar en azından zihin psikolojisinin imkânsızlığı üzerinde anlaşırlar. Bilincin bilgiyle özdeşleştirilmesini bu kadar titizlikle eleştirmeleri işte bu yüzdendir. Bunlar bir tek, zihne bir doğa kazandıran etmenlerin belirlenimi konusunda farklılık gösterirler. Bu etmenler kimi zaman bedendir, yani madde: Bu durumda psikoloji yerini fizyolojiye bırakmalıdır. Kimi zaman tikel ilkelerdir, yani maddenin psişik bir dengi, ki psikoloji bunda hem tek mümkün nesnesini hem de bilimsel koşulunu bulmaktadır. Çağrışım ilkeleriyle Hume, daha zor ya da daha cüretkâr olan bu ikinci yolu seçmiş olur. Materyalizme olan sempatisi ve aynı zamanda bunun karşısındaki tereddüdü de bundan kaynaklanır.”

Zihin verilidir. Hiçbir şey imgelem tarafından yapılmaz, her şey imgelemin içinde yapılır.

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Umut Ök
  • Entelekheia
  • Çağatay
  • Dilekovski
  • Mahirali
  • Umut ök
  • Cengizhan06
  • Adsız Alkolik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (3)
9
%40 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0