Adı:
Anadolu Yakası
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
207
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759952990
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Mustafa Kutlu'nun son kitabı Anadolu Yakası, Dergâh Yayınları'ndan çıktı. Son dönemde moda olan 'nehir söyleşi' formatından bir uzun hikâye çıkarmayı başaran Kutlu, bu yeni tarzıyla Türk edebiyatında bir ilki gerçekleştiriyor. Kitabı eline ilk alanların Anadolu Yakası isminin altında yer alan 'Nehir Söyleşi' ibaresini görünce ister istemez "Mustafa Kutlu ile yapılmış bir söyleşi mi var karşımızda?" diye meraklanmasına yol açan kitapta, "Anadolu Yakası" adlı yerel bir kanalın başarılı sahibi Muzo Gönül ile bir gazete muhabirinin yaptığı 'nehir söyleşi, hikâye formatında sunuluyor okura. Yerel bir televizyon kanalı sahibiyle yapılan röportajdan doyumsuz bir uzun hikâye çıkaran yazar, okura Anadolu ile İstanbul arasında gel-gitler yaşatarak taşra-şehir eksenindeki değişimi gözler önüne seriyor.
H. Salih Zengin.
bir yazar diyordu ki" televizyonlu odadan televizyonsuz odaya geçmek Hicrettir"
Bu alet kapitalizmin kendi hükmünü yüretmesi için icat ettiği aletlerden biri. bir iletişim aleti gibi gözüküyor Evet bu doğru ama yüzde 10 bir eğlence aleti bir yazarın ifade ettiği ile öldüren eğlence"

İcat mucidi anlatır, anlatmaz mı? anlatır.
Hayatımıza girmiş ama fayda mı veriyor zarar mı veriyor sorusuna cevaben zarar veriyor dememize rağmen afyon etkisi yapıp bizi hipnotize eden bir teknik alet.
Kimilerine göre sihirli kutu,Kimilerine göre şeytan.
İlk çıktığında Amerikalı ünlü birinin ' kimse kimsenin özel hayatına bakmak istemez pek tutmayacak' demesi.... Ne kadar güdük kalıyor.

Televizyon ve sinemanın özellikle t.v karşısında hiç bir nesne madde ve mananın durmaması yani anladık biliyoruz ki avrupa bunu düşünmüyor. makineyi üretti ama artık makine insana hükmeder durumda. T.v Onların kültürüne hizmet ediyor. Bu biraz fark edildi yalnız çok geç kalındı Doğu toplumunda ya tamamen yok sayılacak ya da....

Kültür farklılığı dejenerasyon yozlaşma kültürel emperyalizmi Bunların hepsi televizyonla birlikte bize aileye topluma sosyal hayata kişiye hücum etti. Suyun önüne çıkan Çalı çırpıdan farkımız olmadı buna rağmen direniyoruz.
Metropol de şehirde olanların hepsi aynı anda Köyde de izlenildi takip edildi moda diye taklit edildi.
Mahremiyet yok oldu
Işte özellikle Türkiye de bir işe gitmişler hani örf adet gelenek, diyerekten bir işe koyulmuşlar ve ve güya bunlara önem veren bunlara dikkate alan milli muhafazakar kanallar açılmış..(!) Ama emin olun araştırdığınız daha göreceksiniz ki ilk magazin programları bunlardan çıkma Spor magazin gibi programlar bunlardan çıkma aslında bunlar olumsuz şer kötü lükleri daha hızlı arttırmış yine baktığımızda bunlar ya kanalın formatını değiştirip haber kanalı yapmışlar ya da esnetip esnetip diğer Kartel kanalları gibi yapmışlardır yani anlayacağınız sekülerizmin ve dünyevileşmenin önüne geçilmiyor ya değişeceksin ya bırakacaksın. Işte bu Anadolu Yakası'nın patronu olan Muzo bu Nehir'in önüne atlamış bir kurt hani ne kadar kurtarırsam o kadar iyi diyen biri.
Mustafa kutlu nun diğer eserlerine göre daha bir zevkle okudum bunu. Söyleşi tarzında bir Anadolu köylüsünün üniversite okumak için geldiği istanbulda nasıl o ışıl ışıl t.v ve sinema dünyasına katıldığını anlatır,
Biraz bana milli sinemayı hatırlattı hani yücel çakmaklı gibi..
Muzo isimli Kahramanımız nevi şahsına münhasır bir kişi.
Okuyun derim televizyon ve arkasında nasıl ne dönüyor programlar nasıl yapılıyor nasıl Kâr ediliyor nasıl zarar ediliyor neden bu kadar çekici anlaşılıyor:)))
Nehir söyleşi türünde, oldukça akıcı bir anlatıma sahip, rahatlıkla okunan keyifli bir uzun hikaye. Kahramanımız medya patronu Muzo Gönül ile gazeteci Erol arasında cereyan eden uzun soluklu ama asla sıkmayan bir söyleşi. Sıfırdan medya patronluğuna uzanan bir hayatın hikayesi...
Hayatımda okuduğum en eğlenceli röportaj. Hiçbir resmiyeti olmayan, sanki iki 'kanka'nın konuşması gibi. Okuması çok zevkli. Kitapta röportajın yapıldığı kişinin (Muzo Gönül) cevapları öyle samimi ve içten ki insanın içini ısıtıyor. Kitap mutluluk verir mi, sorusunun cevabı bu kitap.
Es selamûn aleyküm.
Görüşemeyeli uzun zaman oldu değil mi güzel incelemeler? (:
Kitapları okuduktan sonra inceleme yazmayı ve bunu siz değerli okur arkadaşlarımla paylaşmayı seviyorum doğrusu.. (:
Lafı uzatmadan incelememe geçeyim haydi bakalım.
"ANADOLU YAKASI"

Mustafa Kutlu'nun okuduğum 3. Kitabı kendileri. Değerli bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum. İyi ki okumuşum!

İlk okuduğum söyleşi kitabı, bu yönüyle yaşamımda bir ilk anlayacağınız (:
Kitap genel anlamda gazeteci birinin bir dedikodunun aslının olup olmadığını takip etmesi üzerine başlıyor. Yani gazetecimiz haber peşinde , işinin başında.
Sonrasında bu gazetecenin dedikodu vasıtasıyla tanıştığı Muzo GÖNÜL'ün hikayesinin anlatılması ile devam ediyor.
Kitabın ilerleyen kısımlarında Muzo'nun dili ile KUTLU abimiz eski ismiyle kitle iletişim araçlarının olumlu ve olumsuz yönlerinden bahsetmekte. Bilhassa Televizyondan!
Yazar :
"Her aletin icadında belirli bir amaç vardır ve aletler bir amacı karşılamak üzere üretilir. Televizyonun icadındaki amaç: Tüketim toplumu olmayı zihinlere aşılamak; üreten, düşünen insana mâni olmak ve bir nebze de izleyiciyi eğlendirmektir. Yalnız her ne kadar eğlendirme ve iletişim amacı olsa da bu oran -yani yarar kısmı- herhalde %10 'u geçecek değildir."
der.
Mamafih,
Her ne kadar görünenin dışında amaçlar güdüyor olsa da insanlar bu aletten(ve 2 aletten daha, onların keşfi size kalsın ((:
) vazgeçemez. Peki, neden ? Yazar bunun da cevabını vermiş.
"Televizyon: şov makinası.
Televizyon, afyon. Girdabına girenin düşünmeden çıkması zor bir mahzen "


Benim bireysel fikrime gelecek olursam yazarın fikirlerine bütünüyle katılmakla birlikte iyi, ahlâki ve eğitici programları da yok sayacak değilim. İzlemek yahut reddetmek tercih meselesi olmakla birlikte izlenildiği durumda 'seçici ve bilinçli' olunması gerektiğine inanıyorum.
Dile gelince ,
Mustafa Kutlu'nun dilinin lezzetinin güzelliğine zatî ne şüphe! Dil güzel, mânâ özel olunca kitap beni hâyli sardı hâliyle (:

Okuyun, okutun.
Bitirdiğiniz zaman televizyon dünyasını daha iyi tanıyor olacaksınız.
Vesselâm.
Koylu gibi gorundugu anlatılan bır tv kanalı yonetıcısıyle yapılan röportaj anlatılıyor. Konusu guzel aslında ancak normalınden fazla basite kacılmıs. Farklı kurgu yapılarak anlatılabilirdi. Nasıl desem cok fazla hikaye olmus. Heralde kutlu bunu oyle bı karalamak için yazmış ..
Her sene Eylül gibi bir kitabını okurlarıyla paylaşıyordu. 2012'de bir sürpriz yaparak Haziran’da yapmıştı bunu. Her zaman olduğu gibi yine reklamdan, duyurudan, röportajdan uzak kalmış... Zaten onun rafine ve sıkı bir okur kitlesi var; buldum mu alıyorlar kitaplarını...

Hikayeyi beğendim. Bir kere fikir çok orijinal; nehir söyleşi tadında bir uzun hikâye. Anadolu Yakası adlı TV kanalının patronu Muzo Gönül ile yapılan nehir söyleşiler var kitapta, Tabii ki tamamen kurgu ve uzun hikaye. Eğlenceli, sıkmayan, sizi içine alan bir dili var yine. Gayet güzel bir kitap; özellikle de kameraman Davut’un ‘kanalın namusudur’ deyip basketbolcu Corç’u dövdüğü sahne çok gülünçtü...
Bir haberin peşine düşen gazeteci Erol ve Anadolu Yakası Tv'nin sahibi Muzo'nun eğlenceli ve irdeleyici hikayesi. Taşradan, halktan gelen Muzo sinemayı, televizyonu, Türk insanını... pek çok şeyi anlatıyor bu söyleşide. Keyifli ve üzerine düşünülecek zamanlar için okuyunuz efendim.
Muzo Gönül'un kendi ağzından bir gazeteci ile yaptığı söyleşiye kulak verin Anadolu'yu dinlemek görmek hissetmek yaşamak gibi filleri anlamlı kılan bir ederdi.
Bir gazetecinin bir tv kanalı yönetmeni ile yaptığı söyleşiyi anlatıyor. Kitap biraz basit olaysız Mustafa kutlunun diğer kitaplarına nazaran. Ama eminim bir tv de çalışan için belki çok şey anlatıyordur. Kitapta yeri geldiğinde kahraman, tv de çalışmasına rağmen tv’nin olumsuz yönlerine de değiniyor. Köyden şehre bir yükseliş hikayesi diyebilirim. Samimi bir şekilde gazeteci ile konuşması tecrübelerini aktarması dediğim gibi ilgilenenler için iyi olabilir.
Başarının ölçüsü farklıdır. Başarılı bir öğrenci, başarılı bir sporcu, başarılı bir iş adamı,sanatçı varsa;başarılı bir "ev kadını" da olmalıdır.
Ve vardır.
Ama arayanı-soranı yoktur.
"Birey" Batılı anlamı ile“ hür“ adam demek. Ama biz "kul"uz Allah'ı ayeti Peygamberi inkar etmedikçe Bu anlamda hür olunmaz
Mustafa Kutlu
Sayfa 127 - Dergah

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anadolu Yakası
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
207
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759952990
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Mustafa Kutlu'nun son kitabı Anadolu Yakası, Dergâh Yayınları'ndan çıktı. Son dönemde moda olan 'nehir söyleşi' formatından bir uzun hikâye çıkarmayı başaran Kutlu, bu yeni tarzıyla Türk edebiyatında bir ilki gerçekleştiriyor. Kitabı eline ilk alanların Anadolu Yakası isminin altında yer alan 'Nehir Söyleşi' ibaresini görünce ister istemez "Mustafa Kutlu ile yapılmış bir söyleşi mi var karşımızda?" diye meraklanmasına yol açan kitapta, "Anadolu Yakası" adlı yerel bir kanalın başarılı sahibi Muzo Gönül ile bir gazete muhabirinin yaptığı 'nehir söyleşi, hikâye formatında sunuluyor okura. Yerel bir televizyon kanalı sahibiyle yapılan röportajdan doyumsuz bir uzun hikâye çıkaran yazar, okura Anadolu ile İstanbul arasında gel-gitler yaşatarak taşra-şehir eksenindeki değişimi gözler önüne seriyor.
H. Salih Zengin.

Kitabı okuyanlar 88 okur

  • Bayındır Han
  • Selma Kavurmacıoğlu
  • Naile ARSLANER
  • M. Şamil Baştuğ
  • Furkan Aydın
  • dembudemdir
  • Zeynep Ceren
  • Mesut
  • Ahmed Gökay
  • Erdal baş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.9 (11)
9
%5.3 (1)
8
%10.5 (2)
7
%10.5 (2)
6
%10.5 (2)
5
%5.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0