Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ve Çanakkale'de Savaşanlarla Mülakat

·
Okunma
·
Beğeni
·
68
Gösterim
Adı:
Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ve Çanakkale'de Savaşanlarla Mülakat
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056625145
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İstek Yayınevi
Kaçan efrada, “Düşmandan kaçılmaz!” dedim.

“Cephanemiz kalmadı,” dediler.

“Cephaneniz yoksa, süngünüz var!” dedim.

Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırı’na doğru ilerlemekte olan piyade alayıyla dağ bataryasının yetişebilen efradının “marş marş”la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir zabitini geriye gönderdim. Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığım an bu andır.

Anafartalar Kumandanı Albay Mustafa Kemal



- Derler ki muharebede bizim askerlerin gözüne yeşil sarıklı askerler görünürmüş, siz de gördünüz mü onlardan?

- Hayır efendim, biz görmedik. Yalnız kuşlar vardı. Yeşil yeşil. Ateşin arasında gezerlerdi. Sonra zeytin ağaçlarına konarlardı. Başka bir şey görmedik. İşte o zeytin ağaçlarını kurşun, gülle kırmış, yıkmış, dalını budağını karıştırmış. O yeşil kuşlar oraya konarlardı. Kurşun murşun, Allah tarafından, onlara dokunmuyordu.

Hüseyin oğlu Mustafa Onbaşı



Ruşen Eşref Ünaydın 1918 yılında Yeni Mecmua dergisinin Çanakkale özel sayısında yayımlanan mülakatlarında, Çanakkale’de savaşan erden Anafartalar Kumandanı Albay Mustafa Kemal’e kadar çeşitli rütbelerde askerle görüşüyor. Bu kitap, Çanakkale Savaşı’na dair birinci elden tanıklık sunarken, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk ile yapılan ilk mülakat olma özelliğini taşıyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
"Dedim:
- Paşa Hazretleri! Şüphesiz ki Çanakkale harbi memleketin çocuklarındaki fedakârlığı, VATAN TOPRAĞINI YABANCIYA VERMEMEK için bir saadete koşar gibi ölüme atıldığını göstermek bakımından tarihimizde unutulmaz bir kahramanlık aşaması olmuştur."
"- Bulunduğumuz yer tamamen hücum edenlerin arasıydı. Paşa da ilerleyen efradımızı seyrederken göğsüne bir şeyin gayet kuvvetli çarptığını duymuştur.
- Evet, sağ tarafta ceketimde bir kurşun yeri gördüm. Yanımda bulunan zabit (rahmetli Nuri Conker Bey) "Efendim, vuruldunuz," dedi. Ben böyle bir söz yayılırsa, askerimizin manevi gücü üzerinde yapacağı tesiri düşündüm. Elimle zabitin ağzını kapadım. "Sus" dedim.
Cevat Bey devamla,
- Bir şarapnel misketi göğsünün sağ tarafına tam saatin bulunduğu cebe isabet etmiştir. Saat parça parça oldu. Fakat o darbe Paşa'nın göğsünde hafif bir leke bırakmaktan başka ileri geçmemiştir, dedi."
"Fakat ben başarıyı çok kuvvete sahip olmaktan ziyade elimizde bulunan kuvvete azim ve şiddet vermekte ve onları benim tasarladığım gibi kullanabilmekte görüyordum. Geçirilecek zaman bizden ziyade düşmana faydalı olacaktı. Onun için bütün görüşlere rağmen kesinlikle taarruz edecektim."
- Keşif kolu, dedi, daha hazırlanmamıştı bile. Anadolu lehçesiyle "Amanın arkadaşlar, düşman bombalarıyla geliyor!" diyen bir feryat işittik. Pek heyecanlı bir şeydir Beyefendi, hemen bir aydınlatma tabancasıyla aydınlattığımız o saha üzerinde gördük ki kuvvetli bir Avustralya taarruz kolu ilerlemekte... Neyse, şiddetli bir ateşle bunları siperlerine koyuverdik. Ama harfiyen böyle olmuştur. Fakat bize göklerden gelen tatlı bir hitap gibi bu düşmanı haber veren o meçhul askeri bulmak istedik. Gönderdiğimiz keşif kolu bize şu adamı getirdi.
Muhatabım, kırmızı kenarlı küçük bir siyah defterin lastiğini çıkardıktan sonra:
- Künyesini veriyorum. Vereyim değil mi efendim?
- Evet, evet kaydedeyim.
Ve okudu:
- 47. Alay Kumandanı Şehit Tevfik Bey'in boru neferi, Antalya'nın Kağnıcılar köyünden Sarı İbrahim oğlu Mehmet... İşte bu Mehmet'i, son nefesini verirken getirdiler. Bu nefer, üç gün evvel yapılan büyük hücumda düşman siperlerinin önünde yaralanmış ve gece karanlıklar içinde sürüne sürüne ancak üç günde bizim sipere yaklaşabilmiş... Düşünün, çeşitli yaralardan sonra, birçok tehlikeler arasında gece karanlıklarında siperlerine kadar sürünen bu kahraman çocuk, hayatının son deminde kendine değil, fakat siperdeki arkadaşlarına unutulmaz, büyük bir fedakârlık göstermiş, bize düşmanın baskınını bildirmişti. İşte Beyefendi, Çanakkale muharebelerine hâkim olan sır, burada, bu ölmeyen, bu büyük ruhtadır.
"-Paşa Hazretleri, benim anladığıma göre siz henüz ne düşmanın kuvvet derecesini, ne de başına yeni tayin edildiğiniz bizim kuvvetlerimizi biliyorsunuz. Fazla olarak da, dediğiniz gibi, bu karanlık ve belirsizlik içinde meçhullere doğru gidiyorsunuz. Bu kadar ağır bir sorumluluğu nasıl bir düşünce ile kabul ediyordunuz? Cidden böyle. Çünkü ben bu harekette tarife sığmaz, alelade, hatta fevkalade kelimelerle anlatmaya çalıştığımız ruhsal durumların pek üstünde olan bir şey görüyordum!
-Gerçi böyle bir sorumluluğu üstlenmek, takdir buyurduğunuz gibi, basit bir durum değildir. Fakat ben, vatanım mahvolduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için iftiharla bu sorumluluğu üstlendim. Ve hemen saatlerce mesafe uzakta bulunan Çamlıtekke karargâhına hayvanla hareket ettim. "
"Yalnız o harbin kahramanı kalmak bile bir kumandan için öyle büyük bir şandır ki onunla hem kendi, hem milleti, hem de tarih iftihar duyar. Halbuki azmi bir vatan kurtarıp yeni baştan bir devlet kuran Büyük Adam'ın yaratıcı eseri önünde Çanakkale zaferi ancak bir başlangıç kaldı; ne şanlı bir başlangıç!"
"Mıntıka Kumandanımız Kaymakam Mahmut Bey bu pilotların neye mal olursa olsun mutlaka kurtarılmasını istiyor... Pilotlar en nihayet bir buçuk kilometre kadar sahile yakın geldiler. Tabii, sahil boyunca mayın döşeli olduğu için kimse giremiyordu.
O iki adam bağırıyordu. Yani ölüyorlardı artık. Ve sahilden hâlâ bir imdat umuyorlardı. Tabii bir kumandan emir verdiği vakit süngü üzerine, top üzerine gidip ölmek vazifemdir. İşte o vakit, Mıntıka Kumandanı Kaymakam Mahmut Bey "Kim girer? " diye bir sual sordu. Bu İngilizlere sırf acıdığım için, düşman olsalar da, onları kurtarmak bana bir vicdani vazife oldu. Yüzmek de bilirim...
.
.
.

Ne yazık ki o pilotlardan birisi boğuldu. Çünkü bizde de takat kalmamıştır. Ötekini kurtardık, Beyim. Mıntıka Kumandanı Mahmut Bey kendisi aldı. Mıntıkasına götürdü. Orada İngiliz'e masaj yapıldı. Güzel baktılar, sonra 5. Ordu'ya teslim edildi.
Giderken İngiliz, Mıntıka Kumandanı Mahmut Bey'e demiş ki: "Türkleri şöyle cesurdurlar, böyle âlicenaptırlar diye kitaplarda okudum. Bu defa da cephede gördüm. Fakat böyle şiddetli bir ateşe karşı bu derece fedakârlıklarını bilemezdim. Bu derecesini bir İngiliz bile yapamaz."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ve Çanakkale'de Savaşanlarla Mülakat
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056625145
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İstek Yayınevi
Kaçan efrada, “Düşmandan kaçılmaz!” dedim.

“Cephanemiz kalmadı,” dediler.

“Cephaneniz yoksa, süngünüz var!” dedim.

Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırı’na doğru ilerlemekte olan piyade alayıyla dağ bataryasının yetişebilen efradının “marş marş”la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir zabitini geriye gönderdim. Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığım an bu andır.

Anafartalar Kumandanı Albay Mustafa Kemal



- Derler ki muharebede bizim askerlerin gözüne yeşil sarıklı askerler görünürmüş, siz de gördünüz mü onlardan?

- Hayır efendim, biz görmedik. Yalnız kuşlar vardı. Yeşil yeşil. Ateşin arasında gezerlerdi. Sonra zeytin ağaçlarına konarlardı. Başka bir şey görmedik. İşte o zeytin ağaçlarını kurşun, gülle kırmış, yıkmış, dalını budağını karıştırmış. O yeşil kuşlar oraya konarlardı. Kurşun murşun, Allah tarafından, onlara dokunmuyordu.

Hüseyin oğlu Mustafa Onbaşı



Ruşen Eşref Ünaydın 1918 yılında Yeni Mecmua dergisinin Çanakkale özel sayısında yayımlanan mülakatlarında, Çanakkale’de savaşan erden Anafartalar Kumandanı Albay Mustafa Kemal’e kadar çeşitli rütbelerde askerle görüşüyor. Bu kitap, Çanakkale Savaşı’na dair birinci elden tanıklık sunarken, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk ile yapılan ilk mülakat olma özelliğini taşıyor.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Ramazan Zengin
  • Kaan DURLANIK
  • Ali Aydemir
  • Oğuzhan Çakır
  • Gülşen Yalçınkaya
  • Yasemin İlhan
  • Ali Aydın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0