Anarşizm ve Doğrudan Eylem

·
Okunma
·
Beğeni
·
169
Gösterim
Adı:
Anarşizm ve Doğrudan Eylem
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
57
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059878067
Orijinal adı:
Direct Action
Çeviri:
Burcu Denizci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş Yayınları
« İfade özgürlüğü, başkalarının duymak istemediklerini söyleme özgürlüğü anlamına gelmiyorsa hiçbir şey ifade etmez. Anarşizm, beden için olduğu kadar ruh için de özgürlük demektir. Tüm siyasi hareketin temeli baskı olduğu için ; devlet iyi şeyler yapsa da, gücü tamamlansın diye,eninde sonunda copa, silaha, hapishaneye başvurur. Bence, doğrudan eylem ifadesinin şu an yanlış yorumlanmasının sebebi ; Mcnamaralar’ın suçlu bulunduğu dönemde, Los Angeles’taki bazı gazetecilerin tabiri yanlış anlaması, hatta kasten yanlış beyan etmesi ve insanların zihninde ‘can ve mala zorla saldırı’ gibi bir anlam uyandırmasıdır. Bu gazeteciler ya çok cahil ya da çok haysiyetsizdiler ; ancak bu sayede doğrudan eylem pek çok insanda merak uyandırdı. Yaşam yaşamak için haykırır, ve mülkiyet onun yaşana özgürlüğünü reddeder ve yaşam boyun eğmeyecektir. Eğmemelidir. »
57 syf.
·6 günde·6/10
Hayatta bazı şeyleri ölçer, tartar, düşünür, inceler ve reddedersiniz. Ama bunların bazıları bir kenara konmalarına neden olan eksik ve çarpıklıklarının yanında öyle parlak nüveler barındırır ki; zaman zaman dönüp yeniden bakmak, bir daha düşünmek istersiniz: Belki ben değişmişimdir, belki o değişmiştir, belki daha önce göremediğim bazı şeyler vardır, belki...
İşte anarşizm benim için böyle bir ideoloji... Ama her yeniden bakışımda, önceki kararımı yeniden teyit etmekten öteye geçemiyorum. Coşun, enerjik, kararlı, ruh ve iradeye dayalı bir özveri ile dolup taşıyor tüm anarşist metinler... Hepsi tutkulu, hepsi yırtıcı ve hepsi sonsuz bir adanmışlıkla damgalı... Ama bu tutku, bu irade öylesine temelsiz bir kırılganlığa; öylesine köksüz bir zorlamaya dayalı ki... Hayatın gerçekleri karşısında savrulup gitmeye mahkum oluşu öylesine bariz ki...
Şöyle ifade edeyim; genç bir insanın umudu çok değerli bir şeydir. Hepimizin içinde güzel şeylere dokunur. Ama orta yaşı geçmiş, bir çok badireleri ve yılgınlık sınavlarını atlatmış bir insandaki umut ile; hayatın acı gerçekleri ile henüz yüzleşmemiş birinin umudu, aynı umut değildir ve bizde ikisi de aynı etkiyi bırakmaz.
Anarşizm gerçekliği öylesine idealist bir noktadan yorumluyor, olguları öylesine hayali ve kurgusal bir şekilde kavrıyor ki; o coşkun duyguların hepsi daha ilk rüzgardan havaya savrulacakmışçasına kırılgan görünüyor gözüme.... Sanırım biraz da bu sebepten, sadece gerçeklerden uzaklaşıp hayali dünyasında yaşamayı başarabilenler anarşist kalabiliyor... Çünkü gerçeğin çölünde anarşizmi besleyebilecek hiçbir gıda mevcut değil... Oysa hayatı değiştirmek için çölde yetişen bitkilere ve gerçeklerden beslenen tutkulara ihtiyaç var...
Bu uzun tatilde okuduğum bu kısa kitapçığın yazarı Amerikalı bir kadın anarşist; Emma Goldman'ın da övgüyle andığı Voltairine De Cleyre! Kitabında farklı anarşist öğretilerin ortak noktalarını vurgulamaya, hepsinde benzer olan özü yakalayıp kendi aralarında birlik duygusunu temellendirmeye çalışmış. Bunu yaparken amacı, doğrudan eylem çizgisini savunabilecek yegane öğreti olduğunu düşündüğü anarşizmin parçalı haline son vermek...
Yazar anarşistler arasında ortak noktaların ayrı noktalardan daha önemli olduğu tezini bence başarı ile kanıtlıyor. Ama bu ortaklığın idealist bir temele dayalı olduğu noktasını da benim açımdan ispatlamış oluyor. Diğer yandan 'doğrudan eylem' ile 'siyasal eylem' arasına çektiği kalın duvar, kendisinin idealist olduğu kadar diyakektik fakiri olduğunun da göstergesi. Ama yalnızca bu duvar aracılığı iledir ki doğrudan eylemi sadece anarşist ideolojiye mal edebiliyor. Oysa gerçeklik bundan çok daha derin ve doğrudan eylem anarşizmin dar sınırlarından çok da ötelere uzanıyor, taa siyasal eyleme kadar ;)
İçindeki tutkuya saygı duyduğum bu ideolojiyi okumaya devam edeceğim... Bir Marksistin en çok da gençlerden, toylardan, hayata hesapsız kitapsız balıklama dalanlardan ilham alması gerektiğinin bilinciyle yapacağım bunu...
Öncelikle yaptığınız şeylerin kölesi olmayın; mutlak doğrunuz, insanlar eşya için değil eşyalar insan için, olmalıdır .
...insan, vaaz verilecek ve kitaplardan kopyalanan düsturlarla ahenk içinde tutulacak ya da çıkarımlarla hareket edecek ya da duracak, beynin ön odasına bağlı, iyi düzenlenmiş, küçük fikirler yumağı değildir. Tuhaf hislerin dipsiz, dipsiz derinlikleri, nedeni anlaşılamayan nefret ve öfkenin güçlü fırtınalarını süpüren çalkantılı bir his denizi, hayal kırıklığının gözle görülmeyen bükülmeleri, ahlaksızlığın düşük cezirleri, deli eden ve kontrol edilemeyecek aşkın sarsıntısı ve ürpertisi. Sanki denizin tüm üzüntüsü ve kuzeyin çam ormanlarının ağıtları sırf senin duyabileceğin sessizlikte ağlamak için bir araya gelmişler gibi, dinlemek için eğilen kulağa çarpan hasretler, ağlamalar, yakınmalar. Tepeden bakmak buna, siyahlığı, gece yarısını, içindeki ölü çağları bilmek, içindeki ormanı ve canavarı hissetmek,—ve bataklığı ve gülümsemeyi, ve kalbin çaresizliğinin tenha çölünü hissetmek— en sonuna kadar görmek, bilmek, hissetmek,—ve sonra karşı kaldırımdaki arabada, zevkli, iyi giyimli, saçları düzgünce taranmış, adama bakmak, ve bu sıradan görünüşün altında ne yattığını merak etmek,— onun içindeki mağaranın çok altta bir yerde, senin mağarana giden dar bir koridoru olduğunu gözünde canlandırmak — ütülenmiş gömleğini, durgun ifadesini üzerine giyerken, onu belki de parmak uçlarına kadar sarsan acıyı hayal etmek — kendi kendine nasıl ürperdiğini ve kalbinin ateşinden nasıl kaçtığını, acı içinde kıvrandığını, kendisini görmeye cesaret edemediği hapishanesinde sızlandığını düşünmek —en yavan, en ümitsiz yaratığın, hatta en adi suçlunun öz-geçidinden saygılı bir şekilde geri çekilmek, çünkü kişi içindeki suçluyu ve değersizliği bilir —tüm suçlamalardan kaçınır çünkü insanın neden yapıldığını bilir ve hepsi kendisinin içinde olduğu için hiçbir şeyden kaçınmaz, ...
Yöntem mi istiyorsunuz? Bahara yönteminin ne olduğunu soruyor musunuz? Hangisi daha gerekli, güneş ışığı mı yağmur mu? Birbirleriyle çatışırlar, evet birbirlerini yok ederler ama bu yıkımdan da çiçek doğar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anarşizm ve Doğrudan Eylem
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
57
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059878067
Orijinal adı:
Direct Action
Çeviri:
Burcu Denizci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş Yayınları
« İfade özgürlüğü, başkalarının duymak istemediklerini söyleme özgürlüğü anlamına gelmiyorsa hiçbir şey ifade etmez. Anarşizm, beden için olduğu kadar ruh için de özgürlük demektir. Tüm siyasi hareketin temeli baskı olduğu için ; devlet iyi şeyler yapsa da, gücü tamamlansın diye,eninde sonunda copa, silaha, hapishaneye başvurur. Bence, doğrudan eylem ifadesinin şu an yanlış yorumlanmasının sebebi ; Mcnamaralar’ın suçlu bulunduğu dönemde, Los Angeles’taki bazı gazetecilerin tabiri yanlış anlaması, hatta kasten yanlış beyan etmesi ve insanların zihninde ‘can ve mala zorla saldırı’ gibi bir anlam uyandırmasıdır. Bu gazeteciler ya çok cahil ya da çok haysiyetsizdiler ; ancak bu sayede doğrudan eylem pek çok insanda merak uyandırdı. Yaşam yaşamak için haykırır, ve mülkiyet onun yaşana özgürlüğünü reddeder ve yaşam boyun eğmeyecektir. Eğmemelidir. »

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • ahmed rauf
  • Aimée
  • GIORDANO BRUNO
  • Muallime ⠀
  • tabula rasa
  • Mahmut Çarpıcı
  • Münür Rahvancıoğlu
  • Andre Svyatoy
  • Eren Yiğit
  • Ayşe ŞAHİN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%7.7 (1)
8
%38.5 (5)
7
%7.7 (1)
6
%38.5 (5)
5
%0
4
%7.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0