Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?Philip K. Dick

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.654
Gösterim
Adı:
Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
290
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055150679
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Do Androids Dream of Electric Sheep?
Çeviri:
Mehmet Ada Öztekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş Yayınları
Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?, ilk kez 1968 senesinde yayınlanan Philip K. Dick tarafından yazılan bilim kurgu romanıdır. Hikaye örgüsü, bir android avcısı Rick Deckard'ın, ikinci bir avcı John İsidore isyancı androidlerin peşinden gitmesi anlatılır. Roman insanlık felsefesini inceler. 1982 yılında Hampton Fancher ve David Peoples'ın kitaptan uyarladıkları senaryo Ridley Scott tarafından Harrison Ford'un başrolde olduğu Bıçak Sırtı adlı filme çekildi. Kitabın devam romanlarının başlığı da Blade Runner olarak kondu.

Kitap 1968 yılında Nebula Ödülleri'nde adaylık elde etti. 1998 yılında ise Locus Poll Ödülleri'nde 1990 yılından önce yayımlanmış en iyi bilim kurgu kitabı seçildi.
(Tanıtım Bülteninden)
Neden çıktığı, kimin kazandığı bile hatırlanmayan 3. Dünya savaşından sonra yaşlı dünyamız daha fazla dayanamamış ve yaşanılması imkansız bir yer haline gelmiş.
Her yerde çöplükler, insanı yavaş yavaş çürüten bir toz ve yok olan doğal yaşam..

Bu yok olma, ilk olarak Baykuşlar ile başlamış. Baykuşlar karanlıklarda yaşayan hayvanlardır. Varlıkları pek belli olmaz. Bu yüzden yok oluşlarını da görmemiş gözler.
Kitapta bahsedilen baykuşlar bana fakir insanları anımsattı nedense. Bir savaş çıksa, önce onlar yok olur tek tek ve kimsenin ruhu duymaz. Böyle böyle yok olurlar, hiç var olmamış gibi..

Baykuşlar da yok oldu. Sonra arılar ölmeye başladı. Onu diğer hayvanlar takip ederken artık bu sebepsiz hayvan ölümleri farkedilmiş ve korumaya alınmışlardı.
Çünkü malum, göz önünde olana kolay kolay zarar gelmiyor bizim dünyamızda da..

Neyse.
Hayvan ölümleri, tozla kaplı dünya derken yaşanabilecek başka bir gezegen aranıyor ve Mars seçiliyor. Mars'a gitmeyi kabul edenler de, tıpkı insana benzeyen Android hizmetçilerle ödüllendiriliyor.
Yaşanamayacak bir gezegenden, yaşama gitmek ve giderken tam donanımlı bir hizmetçi tarafından ödüllendirilmek tabiiki insanların aklına yatıyor ve gidiyorlar. Ama IQ testinden geçebilirlerse..

Bu giden insancıklarımız şanslı görünüyor ama aslında tehlikedeler imiş.
Çünkü efenderini öldürüp dünyaya kaçan, dünyada ise tamamen insan gibi yaşayan android tehlikesi baş göstermiş.

Tehlike varsa çözüm de vardır.
Bu androidleri çeşitli testlerle tespit edip, onları emekliye ayırma adı altında öldüren ikramiye avcıları bulunmuş.

İkramiye avcısı Rick ve zeka testini geçemediği için dünyada yaşamaya mahkum bırakılmış İsidore'un hikayesi bu kitap..

Kitabın konusu çok güzel. Hatta harika.
Alttan alttan verilen dersler de kitabı harikalıktan muazzamlık boyutuna yükseltebilecek nitelikte.
Ama ufak bir eksiklik kitabı gözümde biraz düşürmedi değil..

Okuduğum kitapların genelinde, kahramanların duygularını aynen ben de yaşarım. Bu yüzden toplum içinde pek kitap okumam çünkü her an ağlayabilir, bağırabilir ya da gülebilirim.
Bazen çocuk kitaplarında bile yaşarım bunu ki, bu kitapta yaşayamadım. Duygular beni içine çekmedi. Rick ile birlikte ben de acı çekmek istedim, androidlerin korkusunu derinlerimde yaşamak istedim ama nafile.
Kitapta duygu eksikti..

Tabii birde henüz araştırmadım ama umarım kitabın devamı falan vardır. Sonu beni pek tatmin etmedi.
Aklımda sorulaar sorulaar. :(

Bilim kurgu severler için harika bir kitap tabiiki. Sevmeyenler bile keyifle okuyabilir çünkü malum, konusu ve olay örgüsü çok güzel. Ama fazla bir beklenti içinde olmayın yani.

Ha bu arada, sizce androidler elektrikli koyun düşler mi?

Keyifli okumalar dilerim.. ^^
Bilim Kurgu filmlerini çok severim. Keyifle izlerim. Ama daha önce kitabını hiç okumamıştım. İlk oldu son olmayacak. Keyif alarak okudum bu kitabı ve nefes almamı sağladı.

Marsta Androidler yaşıyormuş. Dikkatli olun Marstan arsa satın almayın. Ben bu sebepten dolayı almayacağım. ( param bol sanki alabilirim çaktırmayın:D)

Android nedir?(Bilmeyenler için) Robot.
Bu robotlarımız insandan farksız. İnsan görünümlü ve bunu belli etmeden, başarılı bir şekilde insanların arasına sızmışlar. Robotların yanında elektrikli hayvanlarımız da mevcut. Gerçek birçok hayvanın nesli tükenmiş. Arı ve baykuş mesela. Onların yerini, dışı hayvan içi kablo yığını varlıklar almış.
Bu kadar şeyle birlikte eksik olmayacaklar arasında uçan hava araçları var. Küçükken izlediğim Jetgilleri anımsadım. Sabah kalkıp ekran başına geçip, büyük bir zevkle izlediğim çizgi filmler arasındaydı. Özleyenlere gelsin :
https://youtu.be/n4R1VP1aMdc

Androidlere geri dönersek, bu insana benzer robotlar tehlikeli. Çünkü duygu ve hisleri yok. Tamamen yok etme odaklı bunlar. Bu yüzden ortada kaldırmak lazım.
Duygudaşlık ifadesi çok hoşuma gitti benim ve kitapta sıkça rastlıyoruz.
Nedir bu duygudaşlık? İnsanların birbirleriyle duygusal bağ kurmaları, empati yapabilmeleri, acıma ve merhamet hislerine sahip olmaları şeklinde özetlenebilir. Buradan çıkarılacak ise; insanı insan yapan duygular ve hislerdir.
İnsan olmak zor işte. Hele günümüzde...
Ben kitabı okurken, o donuk, hiçbir şeyden etkilenmeyen androidler ile günümüzdeki bizi karşılaştırdım. Hepimiz sahte bir üzülme ya da merhamet duyuyoruz birçok şeye. Hele ki sevgi... Sevdiğimizi söylediğimiz insanları, daha çok biz üzüyor ve yıpratıyoruz. Hayvanlara ise kitapta sıkça vurgu yapılmış; Onların önemi ve gerekli oluşuna... Biz ne yapıyoruz? Sokakta gördüğümüz hayvanlara bir nevi işkence ediyor, etmesek bile buna göz yumuyoruz. Bağlarımız kopmuş durumda. Gittikçe robottan bir farkımız kalmayacak hale geliyoruz. Aslında bu eser bilim kurgu türünün yanında, alttan alttan bize kendimizi sorgulamamızı sağlıyor. Üstelik 1968 yılında yazılmış bir kitap. O zamandan beri her yerimiz Android oldu. Bu kastettiğim tablet ve telefonlardaki sistem değil. Robotlar... Robotlaşmış insanlarız hepimiz. Biri gelse bize robotsun dese yok etmeliyim seni dese haksız sayılmaz...

Sonuca bağlarsak; bilim kurgu severlerin keyif alacağını düşündüğüm bir eser.
Keyifli okumalar, sağlıcakla kalın duygudaşlar.:)
Şimdi size, sırf kapağı bana ‘Elektromanyetik Teori’ isimli bir dersi hatırlattığı (çok saçma bir şekilde) ve hoş çağrışımlar yapmadığı için elime almak istemediğim ama okumadan da duramadığım bir kitaptan bahsedeceğim. Sırf bu sebeple pdf olarak okuduğum ikinci kitap olur kendileri. Ama öyle pişmanım ki. Ellerimde olmasının verdiği tat bambaşka olacaktı, eminim.
İnsan beyni ne kadar da farklı çağrışımlara gebe gördüğünüz üzere. Hepimiz bir şekilde böyleyiz işte. Her şeye kendimizce anlamlar yükler, sonra da ömür boyu onun izini taşırız. Peki, sizce bir android olsaydık nasıl olurdu? Yine de her şeye anlam yükler miydik bu kadar çok? Yoksa bir koyun sözgelimi, yalnızca bir koyun mu olurdu bizim için? Özellikle savaştan sonra geriye kalan sayılı canlı türleri bu kadar önemli iken? Onlara sahip olabilmek için servet dökmeye hazır, hatta yalnızca bir koyun alabilmek için sevmedikleri işlerde çalışan insanlar varken tutup canlı bir hayvanı çatıdan atıp öldürebilir miydik?

İnsanı insan yapan nedir? İnsandan hiçbir farkı olmayan çok gelişmiş bir yapay zeka ile karşılaşsanız nasıl ayırt edebilirsiniz onu? Çeşitli testler uygulanacağını düşünmüş sevgili Philip K. Dick böyle bir durumda. Bu testlerde bazı sorular soruluyor ve özellikle hayvanlar ile ilgili durumlarda verilen tepkilerin süresine göre karar veriliyor. Öğrenilmiş mi, içten mi yoksa. Çünkü o müthiş gelişmiş androidlerin insandan tek farkı; empati. Sen kendini başka bir canlının yerine koyabiliyor musun? İşte bütün mesele bu. Hatta, insanlığımızın doğası olan empati yalnızca canlılar ile kurulabilir? Peki bir androide empati duyabilir miyiz? Bunun cevaplarını arıyor aslında Philip K. Dick müthiş anlatımı ile. Bilim-kurguyu da bulacaksınız elbette içinde. Uçan arabalar- lazer silahları- gerçeğinden ayırt edilemeyen elektrikli hayvanlar… Müthiş bir macera sizi bekliyor, anlayacağınız. Kitabın konusu hakkında ayrıntılı bilgiler daha önce yazılmış incelemelerde çok güzel açıklanmış. Ben yalnızca bende oluşturduğu soru işaretlerini düşünmek istiyorum.
‘Kaybettiğimiz şeylerin kıymetini bilmek’ ne acayip bir cümle. Aksinin mümkün olmadığını bağırıyor resmen bize, kaybetmeden önce anlaşılmaz zaten hiçbir şeyin değeri. Pencereden bakınca bir toz bulutuyla kaplı çöl değil de yemyeşil ağaçlar ve karla kaplı dağlar görebiliyorum diye seviniyor muyuz hiç? Sevinebilmek için illa bir distopya mı okumamız gerekiyor? Bir gazete okumaya kalksak, aynı görevi görmüyor mu aslında? Kıyısındayız, bize uzak gelen bütün o distopyaların. Üzülmekten öte hiçbir şey yapmıyoruz ama.
Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi ?
Bir çok kişi bu ne biçim bir isim deyip uzaklaşabilir kitaptan. Ancak Bilimkurgu dünyasında fazlasıyla hatırı sayılır bir film olan 1982 yapımı baş rolünü Harrison Ford'un oynadığı Blade Runner (IMDB 8.2) filmine konu olan kült bir kitaptır kendileri.

Konusuna biraz değinecek olursak, üçüncü dünya savaşı yaşanmış, bitki örtüsü ortadan kalkmış, bir çok hayvanın nesli tükenmiş, nesli tükenmeyenlerin de sayısı çok azalmıştır ve aşırı değerli hale gelmiştir. Dünya çok zor yaşanılır bir hale geldiği için de insanoğlu'nun büyük bir kısmı, kolonileştirilen Marsa taşınmıştır. Burada çok gelişmiş insan görünümlü androidler üretmişlerdir.
Kitabımız, bir grup isyancı androidin izinsiz olarak dünyaya gelişi ve android avcısı Rick Deckard'ın (Harrison Ford) onların peşine düşmesini ve bu süreçte yaşanan İnsan - Android iç çatışmalarını başarıyla sunuyor bize.

Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi ? Yüksek Şatodaki Adam'dan sonra okuduğum ikinci Philip K. Dick romanıydı ve kesinlikle bundan çok daha fazla keyif aldım. Dili ağır değil, 290 sayfa olmasına rağmen küçük boyutları nedeniyle bir en fazla iki günde okunabilecek türünün başyapıtlarından biri.
Kitaplar kadar sevdiğim,değer verdiğim diğer bir alan ise animeler.Gerek distopik kurguları,gerek zekice kurguları ve gerekse sürükleyicilikleri ile animeler yaşamımda büyük bir öneme sahip.Geçen yıl izlediğim ve konusu,içeriği ve felsefi bakımından en çok beğendiğim 3 animeden biri olan "Psycho-Pass" animesinde görmüştüm bu kitabı.Makhisima Sougo adlı bir anarşist "Anroidler Elektrikli Koyun Düşler mi kitabını bilir misin" demişti.Animedeki müthiş kurgunun bu kitaba dayandığını düşünerek,kitabı okumaya karar verdim ve yanılmadım.Animedek gibi yakın gelecekte insanlar ve insan yapımı,insan görünümlü androidler bir arada yaşıyor.3. dünya savaşı olmuş,bir çok hayvan nesli tükenmiş,hava kirliliği dünyayı yaşanmaz hale getirmiş.İnsanlar duygularını bile makine ile yaşamaya,duygudaşlık kutusuyla dert gidermeye ve çeşitli beyin fonksiyonları makinelerin eline bırakmıştır.Diğer gezegenleri koloni haline getirmiş fakat orada da dünyanın eski standardında yaşamlar elde edilememiş.İnsanlar zeka testine göre sosyal statülere ayrılmış.Zeka seviyesi düşük olanlara göç etme hakkı dahi verilmemiş.

Kurguya gelince,Rick Dechard adlı bir android avcısı vardır ve dünya düzenini bozmak için gönderilen insan görünümlü yasa dışı androidleri öldürmekle görevlidir.Ne var ki işi çok zordur.Onlara psikolojik test yapmadan insan mı android mi olduklarını anlamak çok zordur.Hatta soyut düşünme yeteneklerinin yanında,insanlardan daha hızlı beyin fonksiyonlarına sahip olduklarından Rick sürekli zorlanır.Ve müthiş bir kovalamaca kitapta kendini gösterir.

Hikayeyi anime kadar detaylı bulmasam da çok beğendim.Okurken hiç sıkılmadım.Tek oturuşta bitirelebilecek bir kitap ve 1990 yılından önceki en iyi Bilim-Kurgu romanı olarak bilinir.Roman senaryoya çevrilmiş ve Blade Runner(Bıçak Sırtı) adlı fillmle hayat bulmuş ve çok tanınmıştır.Teknolojinin distopyasını iliklerinizde hissedeceksiniz ve tükenen hayvan nesline özlem duyacaksınız.Rick'in bir koyun alabilmek için android'lerle savaşına tanık olacaksınız...Herkese tavsiye ederim..
Bu kitabı, Psycho-Pass animesinde makishima shougo adlı entelektüel karakterin bahsetmesiyle, ilgimi çekmesi sonucu okudum,
Okurken çok zevk aldım ve meraklandım,
kitapta yazarın,izlediğim bir çok animede de rastladığım gibi (örneğin; ghost in the shell) insan nedir? bizi insan olarak tanımlayan nedir? ruh nedir? vb. soruları alt metinlerle vererek, bir çok konuda -gerçeklik hissi-ni sorgulayan bir kurguyla hayal gücümüze yeni pencereler açtığına inanıyorum,
ayrıca Philip K. Dick, çocukluğumdan beri çok sevdiğim total recall filminin konusunun da yaratıcısıdır kendileri,
yazarın bu kitabı da ridley scott'ın yönetmenliğini yaptığı blade runner filmine ilham olmuştur(2017 versiyonu çekildi), 82 yapımı filmi izlemeyi ve kitapta yazarın kafamda yarattığı atmosferle benzer olup olmadığını görmek istiyorum,
kitap 6.45 yayınlarının ancak çok fazla basım hatası var, olumsuz olarak niteleyebileceğim tek durum bu,
Distopik hikayeleri, bilim-kurgu ve yaratıcılığı seven herkese kitabı okumalarını tavsiye ediyorum,
Philip K. Dick bir yandan modern dünyanın tüketime ittiği, ne istediğini bilmez insanları anlatırken öte yandan da androidlerin de bir ruhu olup olamayacağını irdeliyor bu romanında. Ayrımcılık, insanlık ve neyin "canlı", neyin "insan" sayılıp sayılamayacağına dair düşünmeye itiyor insanı Philip K. Dick.
Bu kitap hakkında ne diyeceğimi,nereden başlayacağımı bilmiyorum. Bir taraftan kitabın oldukça güzel,orijinal ve etkileyici olduğunu söylemek istiyorum,diğer taraftan ise çoğunlukla kafa karıştırıcı,çelişkili ve belirsiz olduğunu düşünüyorum.
Savaştan ve radyoaktif tozunun dünyanın büyük bir kısmını kaplamasından sonra, dünya nüfusunun çoğu kolonilerle Mars'a veya diğer gezegenlere göç etmiştir. Göç edenlere android hizmetçiler hediye edilirken, dünyada kalan, IQ testinden geçemeyen "özeller" ve dünyayı terk etmek istemeyen insanlar pislik ve çöp dolu apartmanlarında nefes alınmayacak kadar kirli bir atmosferin içinde yaşamaktadır. Dünyada bitki örtüsü kalmamıştır ve hayvanların büyük bir kısmının nesli toz yüzünden tükenmiştir. Geriye kalan hayvanlar yüksek fiyatlarla satılır ve gerçek hayvanlara parası yetmeyenler elektrikli hayvan kullanırlar.
Karakterimiz Rick kelle avcısıdır, kolonilerle kaçıp dünyaya "normal" bir hayat sürmek için gelmiş androidleri avlar.Bu androidleri insanlardan ayıran temel nokta ise onların "empati"den yoksun olmasıdır. Empati insanları androidlerden ayıran tek şey veya dünyada kalan insanların yalnızlıklarını bastırmasına yardım eden tek şey de denilebilir çünkü dünyada hiç çocuk yok.
İncelememin başında da belirttiğim gibi kitabı çelişkili ve belirsiz bulmamın sebebi şu sorulara yanıt bulamamam oldu:Madem dünyada birtakım insanlar dışında kimse kalmadı,kim yönetiyor dünyayı? Terkedilmiş bölgeler neden hala elektrik ve temiz su alıyor? Eğer bitki örtüsü kalmadıysa ve hiçbir şey yetiştirilemiyorsa yiyecek ihtiyacı nasıl karşılanıyor? Ne çeşit bir yakıt kullanıyorlar? Ruh durumu cihazı nasıl çalışıyor ve neden ona ihtiyaç duyuyorlar? Bunlar bana göre belirsiz kısımlar idi ama yine de kitabın okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Kitap ilk 1968 yılında yayınlandığında kitabın kurgusu 1991'de geçiyordu. Sonraki basımlarda 2021 olarak değiştirildi-ki bu çok da uzak bir gelecek olmadığı için kitabın eksi bir yönüydü-birkaç sene içinde tarihi tekrar ileri bir zamana alırlar diye ümit ediyorum.
Olması gerekenden daha uzun bir okuma oldu bu kez. Büyük oranda benden kaynaklı olduğunu düşündüğüm, çok içine giremediğim bir eser oldu. Yer yer farklı konulardan bahsederek gönlümü aldı ama yok, ben uzuuun bir süre distopya, fantastik, bilimkurgu okumak istemiyorum🤭

Zaman 3. Dünya savaşı sonrası, Mars’tan Androidlerin yani robotların insanların arasına karıştığı, yıldızların toz bulutundan görülemediği, birçok hayvan türünün soyunun tükendiği bir dönem.

Androidleri öldürüp onları “emekli” eden kelle avcıları var. Duygudaşlık kavramı çokça geçiyor. Robotların hisleri, onların hayvan besleme durumları, robotların duygu kavramını yansıtmak için kullanılmış.

1962’de yazılan bir eser olduğunu düşünürsek, başarılı bir distopya.Blade Runner filmi de kitaptan uyarlanmış.O da fırsat bulunca izlenecek.
İngilizce ödevim için okuduğum bir kitap.Tarzı çok farklı ve aynı zamanda kendine bağlayan bir üslubu var.Soluksuz okudum.Kurgusuyla,anlatımıyla benim gibi klasiklerin dışına çıkmayan birine bile kendini sevdirmeyi başardı.
Philip k. Dick abimizin ele aldığı muhteşem eseridir.

Nükleer savaş sonrası, eko-sistemin yıprandığı, birçok canlı türünün yok olduğu ve insanlığın farklı bir yaşam tarzına geçiş yapmak zorunda kaldığı bir kurgu evreni anlatmaktadır. Burada, hayvanların yokluğundan ötürü, birçok hayvan karaborsaya düşmüştür –ki hayvan sahibi olmak artık lüks haline gelmiştir. Hayvan sahibi olamayanlarsa dışlanmaktadır.

Gerçek hayvanların çok nadir olmasından dolayı da, robot-hayvanlar yaygınlaşmıştır. Kahramanımız, Rick Deckard'nda elektrikli bir koyunu vardır ama bu durumdan pek memnun değildir ve gerçek bir hayvan aramaktadır. Unutmadan rick aynı zamanda bir android avcısıdır.

Android'lerin ya da kitapta da bahsettiği gibi, andy'lerin hayal edilemeyecek düzeye ulaştığı bir dönem yaşanmaktadır -ki yerleştirilen sahte hafızalarla/geçmişlerle kendilerine gerçek insanlardan farklı görmemektedirler fakat tek bir noktada ayrı düşmektedirler. Bu da; duygudaşlık (empati) yoksunluğudur.

Andy'lerin bir de son kullanım tarihi gibi, yaşam süreleri vardır. ortalama 2 yıl olan bu sürenin dolmasının ardından, yok edilmeleri gerekiyor. Rick bu durumu; “emekli” ye ayrılmak olarak ifade etmektedir ve rick'in son bir göreve çıkması gerekir…

Son olarak kitabın başlangıç sayfalarında şöyle bir not düşülmüştür;

“Kadıköy’ün yağmurlu ve puslu günlerinde hazırlanan bu kitap sizi uçurumdan aşağı atabilecek güce sahip olabilir. Herhangi bir yerde ve özellikle izinsiz olarak iktibas edildiğinde kadıköy’ün o bilinen, serin ve rutubetli lâneti, yıllar boyunca bunu yapanı takip eder, saçları dökülür, Rüyasında sürekli olarak kadıköy sokaklarından akın akın geçerek yıllık intiharlarını gerçekleştirmeye giden lemur sürüleri görür ve derin bir yalnızlığa gömülür.”

Kısacası, türün hayranları bu kitabı mutlaka okumalıdır.
''Yani yaşamın, hayatın boşluğunu hissetmek...sadece burada, bu binada değil. Her yerde. Ve hep tepkisiz kalmak...beni anlayabiliyor musun? Sanırım, hayır.''

Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? gerçek ve yanılsamanın sorgulandığı bir bilim kurgu romanı. Üçüncü dünya savaşı sonrasında dünya, radyoaktif serpinti altındadır. Dünyada sadece tavukkafa olarak adlandırılan IQ testinden düşük puan alanlar, yaşlılar ve Mars'a gitmekte direnenler kalmıştır. Radyoaktivite nedeniyle çoğu hayvan türleri yok olmuştur. Bu nedenle insanların hayvan sahibi olması lüks ve önemli bir durumdur. Parası yetmeyenler elektrikli hayvanlar satın almaktadır. Rick isimli kahramanımız android avcısıdır. Kitap boyunca insanlara oldukça benzeyen üst model androidleri avlama çabasını okuyoruz. Android ve insanları birbirinden ayıran bir özellik olan empati, kitapta vurgulanan bir nokta. Ayrıca Philip Dick bize gerçeklik olarak gösterdiği şeyleri bir anda tepe taklak ederek kafamızı allak bullak ediyor. Bir noktadan sonra hangisinin gerçek, hangisinin yanılsama olduğunu çözmeye çabalıyoruz.

Mercerism denilen dine benzer bir şey var. İnsanlar empati kutularına bağlanarak herkesle empati kuruyor. Bu, insanlar için çok önemli. Androidler empati kuramıyor. Rick de androidleri empati testi sayesinde emekli edebiliyor (emekli etmek kitapta öldürmek olarak kullanılıyor).

Kitaptaki John Isidore isimli kahramanı çok sevdim. Kendisi IQ testinden düşük almış biri. Kitapta belki de tek sevdiğim kişiydi. Bana göre diğer karakterlerin sevilecek bir yanı yoktu. Kitabın anlatım tarzını ve konusu sevdim. Fakat buram buram Homo sapiens egosu kokuyordu. Çok yakın bir tarihte (2020'ler) geçmesi de benim için eksi bir özellikti. Heyecanlı bir kitaptı. Olaylar hareketli olsa da sıradan bir bilim kurgu gibi değildi. Bazı noktalar üzerinde düşündürmeyi ve sorgulatmayı hedefleyen bir kitaptı. Biraz kıyıda köşede kalmış fakat bilim kurgu hayranlarının okuması gereken bir kitap.
Geniş yorumum: http://birkitaphirsizi.blogspot.com.tr/...koyun-dusler-mi.html
Boğucu, her yere nüfuz eden, hükmedici dünya sessizliğiyle baş başa kaldığında; ölümünü, beklenecek ilginç bir olay olarak düşündü.
"Eski kitapları mı kastediyorsun?"
"Uzayda yolculuk yapılmadan önce yazılmış, uzay yolculuklarıyla ilgili kitaplar."
"Uzay yolculuğu daha yapılmadan, bunun üzerine bir hikaye nasıl. .. "
"Yazarlar uyduruyorlardı."
"Neye dayanarak?"
"Hayal gücüne. Pek çok kez yanıldılar. Örneğin, Venüs'ün kocaman bir orman cenneti olduğunu ve oradaki kadınların parıldayan göğüs zırhıyla dolaştıklarını yazmışlar."
Bana kalırsa ayda iki kez, olan biten her şeye üzülmek için kâfi bir süre, sen de böyle düşünmüyor musun?
Otomatik bir bağlantıyla sona erdirilebilecek de olsa depresyonun her şekli kesinlikle tehlikelidir.
Sadece bir insan, başka bir insanı duygularını anlayıp, duygudaşlık duyabilirdi. Duygudaşlık belii ki sadece insanlığa özgüydü. Oysa pek çok canlıda zeka vardı. Karşındakinin hislerine duygudaşlık duyma kabiliyeti aynı zamanda zarar görmemiş, içgüdüsel bir grup psikolojisini gerektirmekteydi. Doğada yalnız yaşayan örümcek gibi canlılar için bu duygu tamamen gereksizdi, hatta bu his örümceğin
bilinçli bir şekilde avının yaşama isteğini fark etmesine neden olup onun içgüdüsel yaşama yeteneğini tamamen ortadan kaldırırdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
290
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055150679
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Do Androids Dream of Electric Sheep?
Çeviri:
Mehmet Ada Öztekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş Yayınları
Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?, ilk kez 1968 senesinde yayınlanan Philip K. Dick tarafından yazılan bilim kurgu romanıdır. Hikaye örgüsü, bir android avcısı Rick Deckard'ın, ikinci bir avcı John İsidore isyancı androidlerin peşinden gitmesi anlatılır. Roman insanlık felsefesini inceler. 1982 yılında Hampton Fancher ve David Peoples'ın kitaptan uyarladıkları senaryo Ridley Scott tarafından Harrison Ford'un başrolde olduğu Bıçak Sırtı adlı filme çekildi. Kitabın devam romanlarının başlığı da Blade Runner olarak kondu.

Kitap 1968 yılında Nebula Ödülleri'nde adaylık elde etti. 1998 yılında ise Locus Poll Ödülleri'nde 1990 yılından önce yayımlanmış en iyi bilim kurgu kitabı seçildi.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 192 okur

  • Ayşe Ak
  • Fatih Aksaraylı
  • Ayşe Karabacak
  • metehan aydın
  • Melis
  • Ece Bekiroğlu
  • SihirliFlut
  • Büşra Şahin
  • RedSonja
  • Quasimodo

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.6
14-17 Yaş
%2.6
18-24 Yaş
%36.8
25-34 Yaş
%30.3
35-44 Yaş
%21.1
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.8
Erkek
%54.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.2 (20)
9
%29.3 (29)
8
%30.3 (30)
7
%16.2 (16)
6
%4 (4)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0