Ankara- İstanbul Kara TreniAhmet Erhan

·
Okunma
·
Beğeni
·
487
Gösterim
Adı:
Ankara- İstanbul Kara Treni
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
135
ISBN:
9779753169128
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
İnsanlardaki kederin dem vaktini şehirlere kim söyler?
Elbette ki uyumsuz bir keder içindeki şairler.

O, alacakaranlık bir ülkede doğduğunun bilincindeydi, Alacakaranlıktaki Ülke'yi yazdı. Uyumsuz benliğini ve insanın kalbine kalbine işleyen yağmurlarla ıslandığı şehrini şiirle güzelleştirdi.

Karamsarlığı yüzünden umutsuzlukla itham edildi. Oysa onun kusuru , sadece iyimser olmamasıydı. Umutluydu, ama kendine ve etrafına kahredecek, bununla yetinmeyip bir de kastedecek kadar sorgulayıcıydı.

Bir ilkyaz günü şehrini terk edip Bostancı istasyonunda trenden indi. Hava soğuktu. Ankara' dan trene binerken küçük bir su şişesine hazırladığı votka- soda karışımı sıfırı tüketmişti. Onu karşılayan arkadaşını sımsıkı kucaklamıştı ve bir yerlere yağmur yağıyordu. Artık ne sılası vardı, ne de gurbeti.

Bilin ki Akdeniz'in kültür havzasının bir yanında Albert Camus yürüyorsa, öbür yanında Ahmet Erhan kulaç atıyordur. Ortadoğu'nun serkeş dağlarının bir yamacından Halil Cibran iniyorsa, öbür yamacında Ahmet Erhan kuşlarla cıvıldaşıyordur.

Ahmet Erhan, evrensel yalnızlığın şairi, hayatının kıyısındaki denemeleriyle...
(Arka Kapak)
En iyisi, yine 'bir şiirde' kendimi öldürmekti diyen şaire inat, en iyisi, yine 'bir denemede' kendimi öldürmekti diyerek başladığım bir kitap.

Deneme türünden nefret ederim. Bugüne kadar başlamış olduğum dört beş deneme kitabını yarım bırakmıştım. Yine bir deneme kitabıyla karşı karşıya kaldım. Kapağını açmaya bile korktum ilk başlarda. Aslında ben kitabı hatıra kalsın diye almıştım. Okumayı hem istiyor hem istemiyordum. Sonra biraz cesaret aşıladım kendime ve rastgele bir sayfa açtım ve çok güzel bir şiire rastladım. Sayfaları aradım taradım önce şiirleri okuyup bitirdim.

Sonrasında ilk sayfayı açtım ve ciddi ciddi okumaya başladım. Votka soda karışımının sıfırı tükettiğini söyleyen bir adam vardı. Tren yerine düşüncelerine binmiş ve kayıp gidiyordu hayatının raylarından. Kendi ruhunda kopan fırtınaları, yaşadıklarını yaşattıklarını bütün dünyasını anlatmaya başlamıştı.

Anlatmanın vermiş olduğu huzuru içinde hissediyordu her satırında. Yalnız hissetmekle kalmıyor bunu karşıdakine yani okuyucuya hissettirmeyi de iyi biliyordu. Arasıra şiirlere yer vermişti sanırım okuyucu sıkılmasın diye. E şair olmak kolay değil ince düşünmek ve aynı zamanda daha çok hissetmek gerek. Belki biraz yaşanmışlık katmak, derinini özgürce açmak yani. Öyle sereserpe de değil edebi bir dille biraz kapalı ama anlaşılır bitmesini hiç istemediğimiz şeyleri kaybetmek kaygısı taşıyarak.

Ancak hiç gerek yoktu zaten şiir gibi bir anlatımı vardı. Okurken denizin ortasında bir sandal yolculuğu yaparmışcasına dolaştım sayfalarında.

Şiire, alkole, dengesizliklerine, babasına, oğluna ve hayatına dair ne varsa yazmıştı. Bir şairin ruh ve kişilik dünyasında dolaşmak gibi bir şeydi bu kitabı okumak. Beni kandırmışlar azizim deneme
kitabı dediğin aslında böyle olmalı. Kitabı herkese tavsiye etmiyorum çünkü çok güzel bir anlatımdı. Bu güzelliği herkes yaşamasın.
Ankara -İstanbul karatreninin en ilginç yönü ,hep tek tarafa insan taşıması .Oysa ben dönüşleri de seviyorum.
Ahmet Erhan
Sayfa 6 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ankara- İstanbul Kara Treni
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
135
ISBN:
9779753169128
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
İnsanlardaki kederin dem vaktini şehirlere kim söyler?
Elbette ki uyumsuz bir keder içindeki şairler.

O, alacakaranlık bir ülkede doğduğunun bilincindeydi, Alacakaranlıktaki Ülke'yi yazdı. Uyumsuz benliğini ve insanın kalbine kalbine işleyen yağmurlarla ıslandığı şehrini şiirle güzelleştirdi.

Karamsarlığı yüzünden umutsuzlukla itham edildi. Oysa onun kusuru , sadece iyimser olmamasıydı. Umutluydu, ama kendine ve etrafına kahredecek, bununla yetinmeyip bir de kastedecek kadar sorgulayıcıydı.

Bir ilkyaz günü şehrini terk edip Bostancı istasyonunda trenden indi. Hava soğuktu. Ankara' dan trene binerken küçük bir su şişesine hazırladığı votka- soda karışımı sıfırı tüketmişti. Onu karşılayan arkadaşını sımsıkı kucaklamıştı ve bir yerlere yağmur yağıyordu. Artık ne sılası vardı, ne de gurbeti.

Bilin ki Akdeniz'in kültür havzasının bir yanında Albert Camus yürüyorsa, öbür yanında Ahmet Erhan kulaç atıyordur. Ortadoğu'nun serkeş dağlarının bir yamacından Halil Cibran iniyorsa, öbür yamacında Ahmet Erhan kuşlarla cıvıldaşıyordur.

Ahmet Erhan, evrensel yalnızlığın şairi, hayatının kıyısındaki denemeleriyle...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Çağatay Birinci
  • Halit Okur
  • Ahmet Erhan Hayranları
  • Deniz
  • DUA
  • Dilara Kara
  • Baturay Gül
  • Arzuhan Öztürk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%0
8
%50 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0