Adı:
Ankara, Mon Amour!
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
167
ISBN:
9789750501159
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim
Ankara, Mon Amour! üst üste asılınca ertesi gün daha iyi ısıtan paltoların cepli basma elbiselerin dualarla ekilen simit ağaçlarının üç tam bir paso'nun troleybüs hızında giden bir hayatın Zümrüt Pastanesi'nin ve Alemdar Sineması'nın sabahtan öğlene bir yağmurla değişiveren dünyaların ikindi sessizliklerinin "bir hatırası olmanın" "bir çay koyalımın" mavi ODTÜ otobüslerinin ciddiyetle Grundrisse okumaların Nisan Tezleri'nde aranan şiirin yirmi yaşında olmanın tiril tiril yeşil elbiseler giyen bir hayalin kaplumbağa soyunun en zor geçen o ilk altı ayın elinden kavuşanların sevinci, ayrılanların hüznü alınan Ankara Garı'nın yani çocukluğun arkadaşlığın aşkın öyküsü...
Bize vaat edilenler de bunlar değil miydi zaten?
Beni bu kitabı okumaya iten iki öğeden bahsetmek istiyorum. Ilki şükran yiğit'in bir akdeniz kedisinin hatıraları kitabında tanıdığım kalemiydi. Kitap hala favori listemin en tepelerinde. Döne döne okurum. İkincisiyse içinde olsamda adı geçtiğinde kalbimin hızla çarpmaya başladıgı Ankara. Bu iki öğe birleşince okumakta ayrı bir zevk verdi. Okumaya başladığım anda "kadının adı yok"umsu bir keyif almaya başladım. Mahalle kültürü- çocuk etrafında gelişen edebiyatı çok seviyorum. Güzel bir tercih oldu. Edebi yönü kuvvetli olmakla birlikte ufak tefek problemlerde vardı. Mesela ilk bölümü çok sevdim. Lakin bölümler arası geçişlerde tam odaklanamadım. Bir de mantıgini bir yana bırakıp tamamen kalp endeksli hareket eden, ölümü özleyen ve çağıran erkek tiplemelerinden pek hoşlanmıyorum. Kitabın baş karakteri ankara zannetmiştim, değilmiş. Aslında bir baş karakterin olduğunu söylemekte güç. Sonundan pek hoşlanmadım. Bir cok sey havada kaldı. Çok kopukluk var. Olay örgüsü ise orta düzeydeydi. Yine de dilinden ve anlatımından memnun kaldım.
Eğer ki Ankara'da yaşıyorsanız,sizi eskilere götürüyor. Ankara'ya hiç gitmediyseniz de, şehrin nasıl bir yer olduğunu öğreniyorsunuz. Aslında kendi mahallenizi, teyzenizi, aynı kitapta da denildiği gibi çocukluğunuzu buluyorsunuz.
Annemin dediği gibi "vallahi akşamın nasıl olduğunu, o günün nasıl geçip gittiğini" anlamazdım. Aslında bu konuda anneannemin durumu annemden daha da vahimdi. Anneanem bir günün değil, hatta bu hayatın nasıl geçip gittiğini anlamamıştı.
Şükran Yiğit
Sayfa 63 - İletişim
"Giden bir sevgilinin ne yaşadığını ne de öldüğünü düşünmeli geride kalan, ihtimaller aşkı öldürür, gittiğini bilmek yeter"
Şükran Yiğit
Sayfa 156 - İş Bankası Yayınları
Her gün uyandığımda yaşadığımı, sadece yaşadığımı, varlığımdan başka hiçbir şeyi hissetmediğim o ne mutlu ne de mutsuz anın hemen arkasından başlardı hayat. Eğer hayatım o gün gözüme yirmi yıl ağır "canım sıkılıyor" cezasına çarptırılmış bir mahkumun hayatı gibi görünmüyorsa, gözlerimi açıp evdeki sesleri dinlerdim.
Şükran Yiğit
Sayfa 35 - İletişim Yayınları
Görmüyor musun? Hiçbir kitabı huzur içinde okuyamaz oldum neredeyse. Hayatı hiç bitmeyecekmiş gibi yaşayamaz oldum, bir gün her şey biter de o üniversiteye giriş sınavının akşamında duyulan o boşluk hissine kapılırım diye korkuyorum.
Şükran Yiğit
Sayfa 127 - İletişim
Suna'ya göre her edebiyatın bir mevsimi vardı. Kış geceleri büyük Rus romanlarına, yaz ayları Amerikan öykülerine, sonbahar tek başına Edip Cansever'e, ilkbahar ise Fransız klasiklerine ayrılmalıydı. İngiliz edebiyatı mevsimsizdi tabii ki.
Şükran Yiğit
Sayfa 124 - İletişim Yayınları
Bazı ruhlar kardeştir, nerede karşılaşırlarsa karşılaşsınlar birbirlerini tanırlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ankara, Mon Amour!
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
167
ISBN:
9789750501159
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim
Ankara, Mon Amour! üst üste asılınca ertesi gün daha iyi ısıtan paltoların cepli basma elbiselerin dualarla ekilen simit ağaçlarının üç tam bir paso'nun troleybüs hızında giden bir hayatın Zümrüt Pastanesi'nin ve Alemdar Sineması'nın sabahtan öğlene bir yağmurla değişiveren dünyaların ikindi sessizliklerinin "bir hatırası olmanın" "bir çay koyalımın" mavi ODTÜ otobüslerinin ciddiyetle Grundrisse okumaların Nisan Tezleri'nde aranan şiirin yirmi yaşında olmanın tiril tiril yeşil elbiseler giyen bir hayalin kaplumbağa soyunun en zor geçen o ilk altı ayın elinden kavuşanların sevinci, ayrılanların hüznü alınan Ankara Garı'nın yani çocukluğun arkadaşlığın aşkın öyküsü...
Bize vaat edilenler de bunlar değil miydi zaten?

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • Gözde Özgen
  • Giz Diyorlar
  • ceren
  • Berrak Sudaki Kırmızı Balık
  • dugya
  • Zeynep Büyük
  • Duygu
  • Pınar Eldemir
  • Ursula Mülksüz
  • Özlem Özhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (1)
9
%50 (3)
8
%16.7 (1)
7
%0
6
%16.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0