Anlam'ın Tarihi (Sözlü Kültür'den Yazılı Kültür'e)

·
Okunma
·
Beğeni
·
265
Gösterim
Adı:
Anlam'ın Tarihi
Alt başlık:
Sözlü Kültür'den Yazılı Kültür'e
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757969273
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Söz olmasaydı, anlam da olmazdı, çünkü anlam da tıpkı eylem gibi Söz'le kaimdir. Söz'ün anlamı, eylem'in anlamını belirler ve eylem, anlamını Söz'de bulur. Anlamın Tarihine sonuç yazılmaması, bu Tarih'e bir nokta koyulamaması, işte bu yüzden.
Evet, benim işim de konuşmak değil; yazmak. Düşüncenin mahsulü ağırlığınca bu gereklilik oldu.

İlk iki bölüm Kur'an'ın nüzul dönemi ve sahabeler döneminde anlama ve yaşantılama hususlarını ayrıntılarıyla ele alıyor. Reform'un makes bulduğu (yansıdığı) imparatorluğun dönüşümünün okuyucuya aktarıldığı sayfalar (üçüncü bölüm) bizi diğerlerinden, yani ilk iki kısımdan daha ziyade alakadar ediyor. Müellifin tabiriyle "modern muhataplar" biz oluyoruz. Tanzimat, Islahat ve İnkılab dönemlerinin Osmanlı münevverleri nezdinde zaman içerisinde bulduğu karşılığın Osmanlılığı yaşatmak için muktazi (gerekli) oluşu desteklenmiş. Bilhassa Namık Kemal'in öncülüğüyle geleneksel Osmanlı edebiyatında daha önce bulunmayan nesir mefhum ve türlerinin dönem içerisinde (Tanzimat Dönemi'nde) yaygınlık kazanması yani gazete, roman ve dergi gibi türlerin neşriyatında meydana gelen artış, dili sadeleştirmek ihtiyacını doğurmuş. İşlenen süreç, Reform (dolayısıyla matbaa) derken işte burası! Merakla devam edilir okumaya. Tabii okuduğum İttihat ve Terakki izlekli makalelerin sıçraması burada göz ardı edilemez.

Olanı, olanca eğip bükmeden... Olan'ca... Sıhhatli cehd (çalışma) içerisinde acizliğini inkâra kalkışma hakkını kendinde göremeyen zatların semeresi hiç değilse içine dışından daha hakim bir seviyeden yaşantılar giyinmekle doğrulmadır. Eğilmenin, eğilme olduğundan da eğitimin (zihnî ve kalbî bilhassa) doğrulmaya giden yolda ne denli büyük bir fonksiyon edindiğini, gelişimin ve illâ gelişimin insanı taşıdığı noktalar arasındaki geçişler münasebetiyle varlığı idrak için büyük nimet vesilesi sayılması açık.

Çok zenginiz çok. Görebilsek! Bu eser de zenginliği, karanlıktan kurtararak belirgin kılan Dücane Bey'in kalesinden yansımaları ihtiva ediyor. Kur'an ve onu anlamayı tarih perdesi ve bağlam unsurlarıyla dönemlere göre değişiklik arz eden cihetiyle bize sunan eser, verimlilik için alt yapıyı mutlak lüzumlu sayan türden. İmam Hatip'ten kalan bilgilerimin toparlayıcılığı devreye girmese kitabın sonunu getirmek gereğinden fazla uzun sürebilirdi.

Birçok Arapça ve Farsça kökenli sözcük, dağarcığa aktarılmak suretiyle kayıt altına alındı. Sakın üşenmeyin, sakın! Biz öğreneceğiz, biz hatırlayacağız! Oturduğumuz yerden değil!
"Kuran'ı anlama sorunu" nu anlayan özneler açısından ele almayı ve bu sualin cevaplarını 'anlam'ın tarihi' içerisinde aramayı denedik. Bir başka deyişle, "Kuran açık ve anlaşılır bir metindir" önermesine, "ne zaman ve kimler için?" sualini yöneltip, "Kuran herkes tarafından ve her zaman açık ve anlaşılır bir metindir" davasını sorgulamaya çalıştık" diyerek başlıyor yazar kitabına.
Bir incelemeden ziyade, tanıtmayı amaçlayarak kısaca bilgi verecek olursam
Eser; Kuran-ı Kerim'in, Hira'dan başlayıp, günümüze kadar ki "Anlama" gayretlerinin tarihi serüvenini ele almaktadır.
Yazar Kuran'ın muhataplarının tarih içerisindeki, anlama çabalarını üç döneme ayırarak incelemiş ve her bir dönemin "anlam"ın tarihsel bilincinin oluşmasında dönüm noktaları olduğunu vurgulamıştır.
1- Kuran'ın doğrudan muhatapları
2- Kuran'ın dolaylı muhatapları
3- Kuran'ın modern muhatapları
Özellikle Kuran'ın günümüz muhatapları için, elimize ulaşan vahyin tarih içerisinde en güzel şekilde anlaşılmak ve hayata yansıtılmak adına nasıl bir çabalamanın içerisine girildiğini bilmek
Bugünün insanları için Kuran'ı anlamak bir ihtisas gerektirmekte midir, değilse eldeki mealler, çeviriler hayat yolculuğunda güvenilirliği ve yeterliliği onaylanabilecek seviyedeler mi vb. sorulara cevap bulabileceğiniz üzerinde epeyce emek olduğu bariz olan değerli bir eser.
Yazar kitabının sonunda şu cümlelere yer vermektedir: "Anlam'ın tarihi, Kuran'ı anlamaya çalışanların tarihidir; metin'le muhatap arasına giren tarih perdesini kaldırmaya, dil ve bağlam sorunlarını aşmaya çalışanların tarihidir."
"...zira bir toplumun sahip olduğu dil, o toplumun sadece kendisi aracılığıyla konuştuğu dil değil, aynı zamanda kendisi aracılığıyla düşündüğü dil'dir."
"Hz. Musa ve Hz. İsa gibi peygamberler kendi kavimlerinden (Arap) değillerdi, onların tebliğ ettikleri Kitablar da Arapça değildi; dolayısıyla kendi dillerinde (Arapça olarak) beyan edilmedikçe, bu kitaplarda ne yazıldığını bilmeleri de mümkün değildi. Nitekim Ebu Hüreyre şöyle der:
'Ehl-i Kitab, Tevrat'ı İbranice olarak okuyorlar ve Müslümanlar için onu Arapça'ya tercüme ediyorlardı.'"
"Kur'an-ı Kerîm'in nüzulü, belli bir zamanda (on dört asır önce), belli bir mekânda (Hicaz'da) ve belli bir insan topluluğu (Araplar) arasında gerçekleştiği için onun belli bir dille (Arapça'yla) beyan edilmesi de gayet tabii idi."
Çünkü kimsenin, ama hiçkimsenin, müslümanlara ''Geçmişini bilmeyen nesillerin, kendilerine sağlıklı bir gelecek kurabilecekleri'' yalanını söylemeye hakki yoktur!
Dücane Cündioğlu
Sayfa 11 - Kapı Yayınevi
"Ancak lafızların delâletini (anlam'ı) tayin etmek, lafızların kendisini tesbit etmek kadar kolay olmadı. Bunun için dil'in gramer kaidelerinin belirlenmesi, sözcük hazinesinin tesbit edilmesi, metnin kendisinde vücut bulduğu tarihî sürecin, metnin konu edindiği yer, kişi ve olayların mümkün mertebe tüm tafsilatıyla kayda alınması, kısaca tabii bağlamın tüm unsurlarının (kim, nerede, ne zaman, nasıl ve niçin) sonraki nesillerce bilinmesini mümkün kılacak tedbirlere başvurulması gerekiyordu;"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anlam'ın Tarihi
Alt başlık:
Sözlü Kültür'den Yazılı Kültür'e
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757969273
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Söz olmasaydı, anlam da olmazdı, çünkü anlam da tıpkı eylem gibi Söz'le kaimdir. Söz'ün anlamı, eylem'in anlamını belirler ve eylem, anlamını Söz'de bulur. Anlamın Tarihine sonuç yazılmaması, bu Tarih'e bir nokta koyulamaması, işte bu yüzden.

Kitabı okuyanlar 15 okur

  • GONCA ERTUĞRUL
  • karmer
  • İllâmânâ
  • KelimelerKafi
  • İhsan Altun
  • Enes Karabudak
  • Nejdet PARAN
  • Hüdanur Yaraşır Dal
  • SumeyraK
  • ömer faruk ünal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0