Anlatmak İçin YaşamakGabriel Garcia Marquez

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.660
Gösterim
Adı:
Anlatmak İçin Yaşamak
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
552
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750719370
Orijinal adı:
Vivir Para Contarla
Çeviri:
Pınar Savaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Gabriel Garcia Marquez çarpında bir yazarın anılarını yalnızca hayranları değil., tüm bir edebiyat dünyası nicedir bekliyordu. 20. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran büyülü gerçekliğinin büyük ustası, Yaprak Fırtınası ndan Yüzyıllık Yalnızlık a, Kolera Günlerinde Aşk tan Benim Hüzünlü Orospularım a, esin kaynaklarını hep kendi yaşamında, yakın çevresindeki insanlarda aramıştı. O yüzden, yapıtlarıyla yaşamı arasında sık dokunmuş bağlar vardı. Garcia Marquez, sonunda anılarını yazdı. Anlatmak İçin Yaşamak, tüm hayatını, anlatmak, yazmak için yaşamış bir yazarın anılarının çok ötesinde bir kitap. Ancak onun kaleminden çıkabilecek, roman tadında okunabilen bir yapıt. Anlatmak İçin Yaşamak ta "Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır" diyen yazarın yalnızca yaşam öyküsünü değil, tüm yapıtlarının izlerini de bulacaksınız.
"Yüzyıllık Yalnızlık", ve "Kolera Günlerinde Aşk" kitaplarının ölümsüz yazarı Marquez.. Çok sevdiğim bir yazar olan Marquez'in bu kitabını gördüğümde hiç tereddüt etmeden satın almıştım. Çünkü bu kadar güzel kitaplar yazan yazarın hayatını kendi dilinden dinlemek düşüncesi beni mest etmişti. Gerçekten de öyle.. Her zamanki gibi dil ve anlatımı ile sizi alıp götüren bir Marquez kitabı.. Kitapta çok fazla kişi var fakat yazarın kitaplarını okuyan kişiler zaten bu duruma oldukça aşina oldukları için sıkıntı olmayacaktır. Marquez sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum..
Yazarın bütün kitaplarını okudum.... Bu kitabını iki kez okudum.. Çünkü bu kitap kendini anlatıyor...O büyülü kelimelerin nasıl oluştuğunu anlamak için mutlaka okunmalı... Özellikle annesiyle olan bağı beni çok etkiledi... Hukuk fakültesini bırakıp adaleti kalemiyle vermek istemesi müthiş bence....Kocaman bir aile ve hayran kalınası bir hikaye....
Ödenecek faturaların çokluğunu bahane eden korkaklara inat, çoktan seçmeli bir “falın” sonuç belgesini beklemek yerine, yaşamak istediği hayatı kendi seçen ve her türlü zorluğa katlanan dünyaca ünlü yazarın oto biyografisi.

Önümüzdeki örnek “tutunanlar”dan olmayı başarmış.

Ya başaramasa ne olurdu ?

Yani, amacının yolunda sürünmek mi; pufidik yatağında son nefesini verirken, veda sözünün “Eşhedü…” den hemen önce “keşke” olması mı daha doğru olan ?

Neyse kolay sorulara geçelim…

Orhan Pamuk gibi; kendi çevresindeki insanları temel ilham kaynağı olarak benimseyerek, sadece cicilerini değil, tüm kirli çamaşırlarını el aleme anlatsa da, Pamuk’un fildişi kulelerinde geçen bohem hayat hikayelerine karşın, Marquez’in anıları arka sokaklar kadar sert…

Öyle kallavi bir sosyolog olmaya gerek yok kitaptaki “haksızlığın” kokusunu almak için: Tane ile sigara satılan yerler, başta ebeveynlerinkine olmak üzere, tüm kurallara karşı asilikle dolu ergenlerin “işledikleri büyük suçun” izlerini bırakmamak üzere kullandıkları bir liman olduğu sürece romantik mekan olarak bile görülebilir. Ta ki aynı mekanlar maaşını bir türlü “yettiremeyen” bir aile babasına hizmet vermeye başlayana kadar…

Ne biliyim, değiştiremesen de düzeni, bazen büyük olmak şart olur bir Neşet Ertaş kadar; kimsenin ses çıkaramadığı devlet büyüğüne “ Değmeyin efendim fukaranın cigarasına, içse de yetmiyor, içmese de…” diyerek…

Daha anasının karnındayken sömürülmeye başlanan, her nefesinde sömürülmeye devam eden ama aynı zamanda “sömürü” kelimesini modası geçmiş sol bir jargon olarak gören ( lere verilecek cevap, Can Yücel’in “kartpostal” hadisesinde buyurdukları nispetinde olması gerekse de, serde efendilik var… ) ama buna rağmen Marquez kitaplarından zevk alan güzel insanlar, hiç bir şey yapmıyorsunuz bari “çikita” muz almaya bir son verin olmaz mı ?

Olmaz mı ?

Peki, hadi kalkın yerinize yatın bari!!!

Ninniniz aşağıda...

https://www.youtube.com/watch?v=wvQDIL5BrBY
Marquez..Öz 11, babasının evlilik dışı, evlilik öncesi ve sonrası olmak üzere 4 kardeşiyle birlikte toplam 15 kardeşler.Bu evlilik dışı çocuklara annesinin sahip çıkması üzerine annesine bunun nedenini sorduğunda " -Benim çocuklarımın damarında akan kanın aynısı sağda solda sürünemez" diye cevap veren bir annesi var. Anneanneside dedesinin evlilik dışı çocuklarını sahiplenmiş. Her birlikte oldukları kadından çocuklarının olması tuhaf gelmedi değil.Sürekli imla hatası yapan biri ( annesi gönderdiği mektupları imla hatalarını düzelterek ona geri gönderiyor yada kaybolan taslaklarını bulan kişi imla hatalarını düzeltererek ona geri veriyor, soğuk yerine sohluk yazıyor:)) ki en çok buna şaşırdım. Normalde herkes yerine herkez yazan insanlara hissettiğimi düşününce azıcık duraksamadım değil:) Matematikle arası çok kötü (7 ile 4 ü, 7 den 2' yi çıkarıp 5 4 diye toplayıp buna ikiyi ekleyerek buluyor mesela) ve aşırı derecede utangaç çekingen. Kitabı okuyunca Yüzyıllık Yalnızlığı yeniden okuyormuşum gibi hissettim. Çok fazla isim ve yer var. Onların isimleri öyle Ahmet Mehmet'de değil ki:))Hector Rojas Herazo falan ee bu da okumayı azıcık güçleştiriyor. Büyülü gerçekçiliğin ustası aslında ailesini anlatmış bizlere. Batıl inançları olan doğa üstü güçlere inanan ailesinin bunda payı büyük sanırım. "Kolera günlerinde aşk" annesiyle babasının aşkı, "Albaya mektup yok" da ki albay dedesi, "Hanım ananın cenaze töreni"nde beni de çok etkileyen ilk öyküsü çocukken bizzat şahit olduğu bir olay ve bunun gibi diğer bütün kitapları hep hayatında yaşadığı olaylardan kurgulanmış. Özetle Marquez bizlere yaşadıklarını anlatmış yada anlatmak için yaşamış...
1999 yılında konan kanser teşhisinden sonra Marquez kendini odasına kapatır, anılarını toplamaya başlar ve geleceğe dair tüm planlarını iptal eder ve ortaya bu kitap çıkar. Kimine göre bir anı kitabı kimine göre bir otobiyografi. Her ne kategoriye sokarsak sokalım bu kitap yazarın kendisini anlattığı bir kitap ve ana karakter de kendisi.

Kitap 1950 yılında yazarla annesinin bir satış işlemi için çıktıkları bir yolculukla başlıyor ve bu yolculuk sırasında Marquez kesinkes yazar olmaya karar veriyor. Yolculuk esnasında yaşadığı nostalji, çocukluğunu geçirdiği çevre ve insanlarla tekrar karşılaşması kendisinde derin bir his uyandırıyor ve tüm bunları anlatma gereği duyuyor. Dahası kafasında neyi ve ne şekilde yazacağı da bu sayede şekilleniyor. Kitapta ve kendi hayatında yazarın annesinin çok büyük bir rolü var. Hayatını etkileyen en önemli iki kadından biri olarak bahsediyor ondan. Yazarın büyülü dünya görüşünün kaynağı olan, kendisine çocukken masallar, efsaneler, öcüler anlatan kadın. Bana göre kitabın en güzel kısımları yazarın annesini ve ailesini anlattığı bölümlerdi. Bu bölümlerde yazarın diğer kitaplarının çıkış noktalarının hangi olaylara dayandığını da az çok öğrenmiş oluyoruz.

Kitap bir anı kitabı olarak geçiyor ve bir anı başka bir anıyı tetikliyor, bir karakter giriyor bir başkası çıkıyor, bir olay başka bir olayın nedeni oluyor ve ortaya sadece yazarın anıları değil bütün bir ülkenin tarihi ortaya çıkıyor. Yazar sadece kendine ve kendi başarılarına odaklanmıyor, dahası çalkantılı yaşamında tanıdığı insanları da anlatıyor. Özellikle de hayal gücüne etki eden ve entelektüel dünyasını zenginleştiren insanları mercek altına alıyor. Geniş ailesini, okul arkadaşlarını, öğretmenlerini, gazeteci arkadaşlarını ve diğer yazarlar arkadaşlarını da hep bu sayede öğrenmiş oluyoruz. Bunların yanında Marquez’in dünyasında politikacılar, orospular, suçlular, isyankârlar ve her türden tuhaf kişiler de olduğunu kitap sayesinde öğreniyoruz. Kişiler kadar yaşadığı ülke Kolombiya’nın 1920-1950 yılları arasında geçirdiği kültürel, siyasi edebi devrimleri de görüyoruz. Ülkenin sosyokültürel havasını ciğerlerimize kadar çekiyoruz.

Diğer kitaplarıyla karşılaştırdığımda içlerinde en az beğendiğim bu kitabı oldu. (En çok da “Kırmızı Pazartesi”yi beğenirim) Nedense yazarın alışık olduğum üslubunu burada yakalayamadım sanki başka bir yazarın kitabını okuyor hissine kapıldım. Kitapta sürekli daldan dala atlanması, bir dünya özel isim ve yer kullanılması, tavşanın suyunun suyu gibi konulara girilmesi beni fazlasıyla sıktı. Gereksiz konu, olay ve kişiler bir hayli bence. Keşke yazar daha çok kendinden bahsetseydi diyorum. Özel yaşamına dair neredeyse hiçbir bilginin olmaması da bence kitabın eksi yönlerinden. Neticede yazarı daha iyi tanımak adına okunması gereken bir kitap.
Marquez orobiyografi yazarsa ortaya ne çıkar sorusunun kanlı canlı cevabı bu kitap. Çocukluğundan başlıyor anlatmaya ve sanki okumuyor onunla birlikte trene biniyorsunuz, onunla birlikte Aracataca sokaklarında dolaşıyorsunuz.

Pekçok öykünün nasıl yazıldığı, Marquez'in gazetecilik yılları, kadın meselesi yüzünden ölümden dönmesi ve daha pekçok şey. İkinci cildini yazmamış olması Marquez okurları için büyük kayıp.
Yazarın çocukluk ve gençlik yıllarını, yolculuğunda kendisinde refakat eden ailesi, arkadaşları, meslektaşları eşliğinde hayata bakışını,dönemin siyasi iklimini kendine özgü üslubuyla aktardığı,öykülerinin çıkış kaynağı olan anılarını paylaştığı okunması gereken kitaplardan. Kitabı okurken yazarın duygusal, korkak, zaman zaman ilgisiz, özgüvensiz ancak alçakgönüllü yanını görmek güzel. Devlet politikalarının 70-80 yıl öncesinden pek de farklı olmadığı düşüncesi ise can sıkıcı.
Ben sizden de değilim, diğerlerinden de;
Ben, ölüme dair yemin etmeyenlerden, tehdit savurmayanlardan,
dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım.
Ben hâlâ şiir okuyanlardanım...
Ben ölürken vatanını yahut dinini değil, “sevgiliyi” düşünecek olanlardanım.
Sormak istersen..?
Çok küçük yaşlarımdan beri okula gitmek için eğitimime ara vermek zorunda kalmışımdır.
Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile. Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.
'Ben sizden de değilim, diğerlerinden de.'
 Ben, ölüme dair yemin etmeyenlerden, tehdit savurmayanlardan, dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım. 'Ben hâlâ şiir okuyanlardanım.'
'Ben ölürken vatanını yahut dinini değil, sevgiliyi düşünecek olanlardanım.
Belki de Rilke'nin dediği gibi "Yazmadan yaşamayı becerebildiğini sanıyorsan, yazma."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anlatmak İçin Yaşamak
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
552
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750719370
Orijinal adı:
Vivir Para Contarla
Çeviri:
Pınar Savaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Gabriel Garcia Marquez çarpında bir yazarın anılarını yalnızca hayranları değil., tüm bir edebiyat dünyası nicedir bekliyordu. 20. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran büyülü gerçekliğinin büyük ustası, Yaprak Fırtınası ndan Yüzyıllık Yalnızlık a, Kolera Günlerinde Aşk tan Benim Hüzünlü Orospularım a, esin kaynaklarını hep kendi yaşamında, yakın çevresindeki insanlarda aramıştı. O yüzden, yapıtlarıyla yaşamı arasında sık dokunmuş bağlar vardı. Garcia Marquez, sonunda anılarını yazdı. Anlatmak İçin Yaşamak, tüm hayatını, anlatmak, yazmak için yaşamış bir yazarın anılarının çok ötesinde bir kitap. Ancak onun kaleminden çıkabilecek, roman tadında okunabilen bir yapıt. Anlatmak İçin Yaşamak ta "Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır" diyen yazarın yalnızca yaşam öyküsünü değil, tüm yapıtlarının izlerini de bulacaksınız.

Kitabı okuyanlar 104 okur

  • Melisa Sariataş
  • Havva
  • Sena Duman
  • fatih y
  • Alper Erdogan
  • ELİF
  • Veysi Yavuz
  • Makbule
  • Özlem Çimen
  • Ayşegül Öztürk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%11.9
25-34 Yaş
%23.7
35-44 Yaş
%42.4
45-54 Yaş
%13.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.9
Erkek
%42.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.1 (16)
9
%23.7 (9)
8
%23.7 (9)
7
%5.3 (2)
6
%2.6 (1)
5
%2.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları