1000Kitap Logosu
Anna Karenina (2 Cilt Takım)
Anna Karenina (2 Cilt Takım)
Anna Karenina (2 Cilt Takım)

Anna Karenina (2 Cilt Takım)

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.8
5,5bin Kişi
20bin
Okunma
6,2bin
Beğeni
172bin
Gösterim
1120 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 31 sa. 44 dk.
Adı
Anna Karenina (2 Cilt Takım)
Basım
Türkçe · Türkiye · Can Yayınları · Eylül 2020 · Karton kapak · 9789750739651
Orijinal adı
Анна Каренина
Diğer baskılar
“Ne yapalım?” dedi kendi kendine, kararlı bir şekilde. “Bu ne demek? Bu meseleye dosdoğru yaklaşmaktan korkuyor muyum? Ne yani? Bu genç subayla aramızda, diğer tanıdıklarımla ilişkimden başka bir ilişki mi var, böyle bir şey olabilir mi?” Küçümsercesine gülümsedi ve yeniden kitabı aldı ama artık okuduğunu kesinlikle anlamıyordu. Kitap açacağını cama tuttu, sonra onun pürüzsüz, soğuk yüzeyini yanağına koydu ve onu nedensizce saran ani bir mutlulukla neredeyse duyulacak şekilde güldü. Sinirlerinin iki çivi arasında gerdirilen bir tel gibi gittikçe daha çok gerildiğini hissediyordu. Anna Karenina, tüm dünyada roman denince ilk akla gelen iki-üç kitaptan biri. Tolstoy’un eşsiz bir gözlem gücüyle Moskova ve Petersburg soylu yaşamına odaklandığı eser, 19. yüzyıl Rusya gerçekliği ve önemli toplumsal sentezlerle örülü. Aynı zamanda aşka ve ilişkilere dair yazılmış belki de en başarılı roman olan Anna Karenina’da Tolstoy, zengin karakter ağıyla dönemin insan haritasını çıkarıyor.
7 mağazanın 125 ürününün ortalama fiyatı: ₺26,28
8.8
10 üzerinden
5,5bin Puan · 814 İnceleme
FatmaErarslan
Anna Karenina'yı inceledi.
1062 syf.
·
43 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Kırk üç gün gibi oldukça uzun bir zaman diliminde okudum Anna Karanina'yı ve oturup hakkında bir şeyler yazma konusunda da ciddi tereddütlerim var. Nerdeyse külliyatını hatmetmiş olmama rağmen Kont beni her seferinde ısrarla şaşırtmaya devam ediyor. Sürprizlerle dolu bir adam değil elbette kendisi, öylesine sıradan ve bu sıradanlığı ile sıradışı ve aynı zamanda derin çok derin, bu derinlik insanı hem içine çekiyor hem de ürkütüyor. Anna Karanina bir aşk romanı izlenimi verse de katiyen bir aşk romanı değil. Kadın erkek ilişkileri ve evlilikler üzerine muazzam değerlendirmeler ve ancak bir ilişki uzmanı tarafından yapılabilecek durum tespitleri, tümüyle tarafsız ve objektif bir bakış açısıyla yaklaşılmış insan kusurları ki Kont gibi ahlakçı ve erdemler üzerine keskin savunuları olan birinin bu yaklaşımı insanda takdir uyandırmakla beraber biraz şaşkınlığa da sebep oluyor. 1870'li yılların Rusya'sının sosyo-kültürel yapısını, siyasetini ve toprak yasalarını, serflikleri, kadınların toplum içindeki hak ve durumları hakkında da fikir ve görüş sahibi olmanızı sağlayacak, Ekim Devrimi öncesi Rusya'sını net bir şekilde kafanızda canlandıracaktır. Kitabın ana karakterleri Anna Karanina, onun eşi Aleksey Aleksandroviç Karenin, Anna'nın kardeşi Stepan Arkadyiç, Stepan Arkadyiç'in eşi Dolli, Dolli' nin kız kardeşi Kiti, Kiti'nin aşkı ama daha sonra Anna'nın büyük aşığı ve aşkı olacak olan Vronskiy ve Kiti'ye aşık Levin. Kitabı okuyan ve Tolstoy'u az biraz tanıyan birinin de kolaylıkla farkedebileceği üzre Levin otobiyografik bir karakterdir. Tolstoy Levin ile kendi fikirlerini konuşturmuş düğündeki gömlek mevzuna kadar hayatından kesitler koymuştur. Levin Kiti'yi büyük bir sadakatle ve sabırla sever. Sabrının mükafatını da alır elbette. Kiti ve Levin ilişkisinde aşkta gurur olmalı mıdır olmazsa ne olur sorusunun cevabını alırız bir şekilde. Kiti ve ablaları iyi bir eş ve anne olmak için özenle yetiştirilmişlerdir ve tabiatlarına uygun bir yaşam sürerler. Stepan ve Dolli' nin evliliği bir dolu problemlerle sürer gider, pek çok toplumda pek çok ailede olduğu gibi ölmüş bir evliliğin başını beklerler. Toplum ve din baskısı insanları buna mecbur eder. Anna ve Aleksey çok da problemli olmayan ama içinde tutku ve heyecan da bulunmayan bir evlilikle sakin hayatlarına devam ederken Anna'nın Vronskiy'de bulduğu ve aklını başından alan tutkunun kurbanı olmuştur. Fabianus " Tutkulara karşı zeka ile değil, kaba güçle savaşmamız gerekir ve savaş saflarını önemsiz yaralanmalarla değil, saldırıyla dağıtmak gerekir" derken hiç de haksız sayılmazdı. Tolstoy Anna'yı hiç suçlamaz toplumun ona bakışını anlatırken bile oldukça özenlidir, insan ona içten içe hak verdiği hissine dahi kapılabilir ancak Anna'nın ölümü Vronkskiy'in atının ölümünden dahi daha sıradan bir paragrafla kapatılır, Anna mutsuz, depresif, kibrinin ve başına buyrukluğunun kurbanı olarak orada her şeyin başladığı noktada öylece çıkar hikayeden. Tolstoy, o ahlakçı kimliğiyle "ben bir şey demem Tanrı alır intikamını" demeye getirir esasen. Peki Anna'yı bu yanlışa sürükleyen şey şehveti miydi? Asla değil...Sevgisizlik insana her şeyi yaptırır. Kendisinden genç, güzel ve oldukça da dişil bir kadına sahip olan Aleksey onu istediği biçimde sevmediğinden oldu her şey. Peki Aleksey Anna'yı sevmiyor muydu? Elbette seviyordu ama bildiği şekilde. Hayatını aile yoksunluğuyla kurmuş olan Aleksey bir kadın nasıl sevilir bilmiyordu, hayatının merkezinde güç vardı aşk değil. Anne-babasız büyüyerek ve hayatını tırnaklarıyla kazıyarak güce odaklanmıştı, hem birinin seni, senin istediğin biçimde sevmemesi seni sevmediği anlamına gelmez. Peki Vronskiy... Bence bir kadının aşık olabileceği ya da şöyle söyliyim her şeye rağmen aşkını seçebileceği bir adam. Ben Vronskiy' i takdir etmiyorum elbette ama Anna'ya hak veriyorum. Bu hikayede asıl mağdur olanın Vronskiy olduğu kanatindeyim. Hem intiharlar kendini değil başkalarını cezalandırmak için yapılır. Anna da kendini değil onu cezalandırdı ki bütün amacı da buydu zaten. İnsan kitabı okurken Levin ve Vronskiy' i karşılaştırmadan edemiyor, ben Levin gibi birine zerre tahammül edemezdim sanırım tüm risklerine rağmen tercihim Vronskiy'den yana olurdu... Tolstoy'un yarattığı karakterler ve onların ailelerine ( bunu satır aralarına özenle sıkıştırmıştır) baktığımızda armut dibine düşer demeye de getirir bir nebze. Başlamaya, okumaya kıyamadığım, başlayınca bitirmek istemediğim, bitince üstüne düşünmekten hiç sıkılmadığım bir eser Anna Karanina...Ve hangi roman kahramına aşık olurdunuz sorusuna vereceğim tek cevap Vronskiy'dir bundan sonra ;)
Anna Karenina
8.8/10
· 20bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
17
143
Erhan
Anna Karenina'yı inceledi.
1062 syf.
·
12 günde
·
8/10 puan
Neden Tolstoy okumalı? Zamanında çok yakışıklı bir topçu subayı olduğu için mi? Üşenmemiş 1800 sayfalık kitap yazmış diye mi? En bilinen iki Rus yazardan ismi daha kısa olanı diye mi? Hristiyanlığı yerin dibine sokarken Müslümanlığı yücelttiği ve o kadar iyi gizlendiği için Rusya'da halen bulunamayan Hz. Muhammed kitabını yazdı diye mi? Ak sakallı dede modunda istediği zaman rüyalarımıza girip bize kitaplarını okutabileceği için mi? Yoksa günümüz Star Wars ya da Marvel evrenlerinin daha detaylısı olan, Savaş ve Barış evrenini tek başına oluşturduğu ve o kadar sayfa boyunca hiçbir şekilde "Ya burada mantıksal bir hata var"demenize izin vermediği için mi? Halen bir savaşı onun kadar canlı, onun kadar yaşanmış anlatan birisi olmadığı için mi? İstese bir pembe dizi kıvamına sokabileceği Anna Karenina'yı, bir çok yazara göre Dünya romancılığının zirvesi yaptığı için mi yoksa? Tabi, böyle bir girişten sonra her mantıklı okuyucu "Anna Karenina şöyle güzel, böyle harika" gibi cümleler bekler. Hatta belki de, bazı değerli 1000K kullanıcısın yaptığı incelemelerde geçen (ve hiç üşenmeden kopyalayıp yapıştırdığım) aşağıdaki benzeri cümleleri. "Okuduktan sonra trenlerden tren raylarindan uzak durmusumdur " "Kitabın içine girip karakterlerin bütün duygularını sonuna kadar hissedebileceğiniz başyapıtlardan. Her karakterde kendimden bir parça buldum " "Anna Karenina derin bir kitaptır. " "Tolstoy'un St.Petersburg'un balolarını, Rus aristokrasisini çok iyi yansıttığı bir eser. " "En kisa tanımı aşkın romanı. " "Kitabı çok kısa sürede bitirdim diyebilirim. Nedeni herkesin pek tabii bahsettiği o akıcılık " "Pembe dizi izliyormuşsunuz gibi severek okuyacağınız, sonrasında ne olacağını heyecanla bekleyeceğiniz bir kitap. " Gerçi 2800 okunmaya karşılık 87 inceleme düşük bir rakam ama burada galiba bu link giriyor devreye. (1000kitap.com/Haber/okundugu-soyl...) Savaş ve Barış'tan bir farkı yok bence Anna Karenina'nın da bu açıdan. Ama burada olmasa da, 1873-1877 arasında ilk önce gazetede bölümler halinde yayınlanan (toplam 239 bölüm), 1878'de kitap olarak basıldıktan sonra ise Dostoyevski, Nabokov ve Faulkner başta olmak üzere bir çok yazar tarafından şaheser seviyesine çıkartılan bu kitap hakkında yayınlamış binlerce eser ve inceleme halihazırda mevcut. Hatta kitabın okuduğum İletişim yayınları nüshasının sonunda Vladimir Nabokov'un kitap hakkında verdiği derslerden parçalar da eklemeyi uygun görmüşler içeriği tam anlayamayan okuyucu için. (Nabokov da hayatını Dostoyevski'ye sallamakla kazanıyor herhalde o dönemde) İşte bu ahval ve şeraitte; burada, 1000k'da yazılacak ve diğerlerinin aynısı olmaktan bir santim bile öteye gidemeyecek bir başka inceleme, kime ne yarar sağlar diye düşündüm tam olarak. Zaten bu kitaba başlamaya niyetlenip benim yüzümden vazgeçen, ya da sırf ben çok beğendimi belirttiğim için " Aman ben de okuyayım" diyecek bir okuyucu olacağını sanmıyorum, hele böyle bir platformda. Bu yüzden Esra Yalciner 'nın #26536293 incelemesi gibi ben de sadece tespitlerimi söylemek istiyorum bundan sonraki kısımda. Şahsi görüşlerim olduğu gibi haliyle bir çok incelemeyle benzerlik gösterebilecek şeyler çoğu. - Tolstoy'la başlayayım. Nabokov son sözün büyük bir kısmında, elinde bir kronometre ile olayların hızlılığı yavaşlığından bahsederek kafamızı karıştırmaya çalışsa da, kitapta iki Tolstoy olduğu fikrine ben de katılıyorum ve onun yaptığı gibi Vaiz Tolstoy'un sıkıcılığını, Sanatçı Tolstoy'un mükemmelliği nedeniyle görmezden geliyorum. - Herkesin bahsettiği gibi kitapta üç ilişki anlatılıyor. Anna Karenina- Vronsky (Tutku ön planda) Kiti – Levin (Size Lev diyebilir miyim ?- Aşk ve Tolstoy ön planda) Dolly- Stiva (Yalan ve Sadakatsizlik ön planda) Bunların dışında Aleksey Karenin'in (Anna'nın kocası) işiyle hırsın ön planda tutulduğu bir ilişkisi var. Bu yedi ana karakterin hiçbiri Tolstoy tarafından direk kötü ya da iyi diye lanse edilmiyor (Belki bir parça Karenin). Tarafsız bir tanrı anlatıcısı üzerinden şekilleniyor kitap. Belki de bu yüzden bu kadar kolay ilerliyor. Ben karakterlerin bazılarını Savaş ve Barış'taki karakterlere de benzettim ama kitabını okumadığım için yorum yapmam uygun olmaz sanırım. - Okuyanların büyük bir kısmı karakterler ile empati kurabiliyor. Gerçekten 19. yüzyıl Rusyasında yaşayan bu üst tabaka karakterleri kendimizden biri gibi görebiliyoruz şu an bile. - Her ne kadar karakterler üzerinden bir tarafsızlık mevcutsa da Vaiz Tolstoy sürekli araya girerek, dönemin Avrupa etkisine karşı düşüncelerini Levin ve Prens Shcherbatsky üzerinden vermeye çalışıyor. Fransızca konuşan Avrupa hayranları genellikle hep snop kişiler, iyi mantıklı Ruslar hep eskiye bir özlem halinde. - Sanatçı Tolstoy'un öne çıktığı yerlerde adeta yaşıyoruz kitabı. Hiç bir şey batmıyor gerçekten. Öyle ki bahsettiğim yedi ana karakterin yanında, onlarca yan karakteri de ayrıntılı olarak anlatabilirim size şu anda. - Vaiz Tolstoy'a son kez giriyorum. Kitabın sonunda Tolstoy gibi zayıflıklarından ve kuşkularından arınıyor ve iyi bir Hristiyan oluyor Levin. Kitap içinde de bunun sinyalini defalarca veriyor zaten. Mantıklı bir Rus Derebeyi olan Levin'in "Köylüler için okul ve hastaneye gerek yok. Yol yapılsa yeterli" demesi zaman/mekandan bağımsız olarak yüzümü gülümsetmedi desem yalan olur. Genel olarak ondokuzuncu yüzyılın sonunda yapılan yeniliklere bir tepki var gibi geldi bana. Diğer konular hakkında ayrıntıya girmek istemiyorum. - Sanatçı Tolstoy bazı simgelere (Tren, rüyalar, kızarma vb.) önem veriyor ve bunlar üzerinden bizim de anlayabileceğimiz bir şekilde hikayesini anlatıyor. Hiç bir şeyin bozmasına izin vermiyor bu rüya gibi anlatımı. Mesela ölümün yarattığı karamsar havayı bir doğum haberi temizliyor. Aşkı ön planda tutan çiftin uyumunda, sözlü ve sözsüz iletişiminde bir mükemmellik görünürken, diğerleri bu konuda sınıfta kalıyor. - Kiti ve Levin'in evlilik bölümleri günümüz romantik komedi filmlerinin öncülü gibi geldi bana:) - Kadın erkek ayrımı kitapta oldukça göze çarpıyor. Tolstoy daha çok sadakatsizlikte toplumun bakışı açısında bu ayrımı ele almış. Kitabın adı Anna Karenina olmasına rağmen erkekler kitapta daha baskın bir şekilde yer alıyor. Yaşadığı dönem okuyucu profili de göz önüne alınırsa bunun normal olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak en başta dediğim gibi adam oturmuş, 1000 sayfa kitap yazmış ve ağırlıklı olarak dünya edebiyat tarihinin en iyi romanlarından biri olarak nitelenmiş. Bugün olduğu gibi 100 yıl sonra da okunacak bu kitap ben ne dersem diyeyim. Buradaki incelemelerin çeşitliliğinden herkesin de bir şeyler aldığını görebiliyoruz Tolstoy'un bu eserinden. Şu an olmasa da hayatın bir döneminde okunması, en azından Tolstoy'u tanıma ve böyle bir kitabın yazılabileceğini keşfetme açısından, gerekli bence de. İyi okumalar şimdiden niyeti olan herkese.
Anna Karenina
8.8/10
· 20bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
65
947
Halil Vural
Anna Karenina - 1. Cilt'i inceledi.
592 syf.
·
4 günde
·
8/10 puan
Spoiler var.
Okuyordum bu kitabı, okuyordum, okurken sinirleniyordum, sinirlenirken düşünüyordum aynı zamanda, neden diyordum, neden insanlar bu kadar kötü, bu kadar vicdansız, bu kadar aciz, bu kadar bencil ve bu kadar ahlaksız? Aleksey Aleksandroviç'in suçu sevmek, değer vermek, saygı duymak mıydı? Levin'de sevdi, Levin'de değer verdi, Levin'de saygı duydu. Kaderin cilvesi (geç de olsa) neden sadece Levin'e güldü? Hayat herkese eşit şartlarda eşit imkanlar sunmuyormuş demek. Aslında hayat herkesin karşısına  'Anna Karenina' gibi insanlar sunmuyor desek daha doğru olur. Aleksey Aleksandroviç'in suçu da Anna Karenina'nın kocası olmaktı demek... Kim ne derse desin her insan hakettiğini yaşar. Nitekim birilerinin gözyaşları üzerine kurulan her mutluluk günü geldiğinde en dayanılmaz acılarla intikamını alır, aldı da. Anna Karenina ve Vronski de hakettiklerini yaşayacaktı, yaşamalıydı, hayat bu kadar adaletsiz olmamalıydı, bu kadar da değil Levin ve Kiti ise aşkın en saf hâliyle birbirlerini sevdiler, birbirlerine değer verdiler ve hakettiklerini yaşadılar. (Geç de olsa) Ama Levin sorguluyordu sevgisini, hayatını, herkesi, her şeyi. Fakat bunu kötüye yormamak gerek, zaten ne demiş Sokrates; "Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez" Levin'de hayatını yaşamaya değer kılmak istiyordu demek. --------------------- Aslında aşk romanları benim tarzım olan kitaplar değil bu kitapla tekrar tekrar deneyimledim bunu. Bazı kısımları okurken bayılacağımı hissediyordum, düşünüyordum. Ama bir kısım imdadıma yetişti ki bu kitaba 8-9 puan vermemde etkili oldu(2.cildin son 150 sayfası.) Çünkü dilediğim ve istediğim şeyler oldu. Herkes ve her şey olması gerektiği gibi gelişti ve oldu.(Olmalıydı, tüm benliğimle istiyordum.) Levin'in kitabın sonlarına doğru sorgulamaları ise beni adeta büyüledi. Sadece keşke diyorum keşke Lev Tolstoy son 150 sayfada kullandığı tekniği kitabın bütününe yaysaydı, ama galiba bu defa da bu kitap aşk kitabı değil de felsefe romanı olurdu.(aramızda kalsın fena olmazdı aslında.) ------- Bu yolda benimle beraber olan Büşra, Fatma BOZOK ve Furkan SARIKOCALAR'a  teşekkür ediyorum. Onlar olmasaydı belki de kitabı yarım bırakacaktım :d
Anna Karenina - 1. Cilt
8.8/10
· 20bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
48