Ansızın Yola Çıkmak

·
Okunma
·
Beğeni
·
2546
Gösterim
Adı:
Ansızın Yola Çıkmak
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753554336
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Adı hatırlanmayan birinden alınan beklenmedik bir haber... Ansızın yola koyuluş... Yolculuk esnasında rastladığı eski sevgilinin sitemleri... İlk konuşmaların ardından fark edilen tuhaflıklar... Kime yazıldığı, kimin yolladığı bilinen ama anlaşılmayan gizemli telgrafların iki eski sevgiliyi bir cenaze töreni için buluşturması... 

Rasim Özdenören, "Ansızın Yola Çıkmak" adı altında topladığı bu öykülerinde olayları esrarengiz bir atmosfer içinde şekillendirmiş görünüyor. Okuyucu öykülerin binası içinde dolaşırken zihnindeki zaman ve mekan kategorilerinin yeniden şekillendiği duygusuna kapılabilir bu yüzden. Öykülerdeki kurgulama tekniğiyle yazar okuyucuya düş ve düşünce alışkanlıklarını aşma konusunda yardımcı olmak istiyor gibi. Okuyucusunun durağan bir ortak duyum kalıbının içinde hapsolmasına rıza göstermediği anlaşılan yazar, "öte" duygusunun gerçekliğini kanıtlamak istemekte âdeta. Hayatı ölümle, fiziği metafizikle, gündelik olanı düşünsel olanla ve nihayet dünyevi olanı kutsal ile irtibatlandırma ihtiyacını duyumsatan öyküler bunlar... 
(Tanıtım Bülteninden)
88 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
İlk kez Rasim Özdenören okuyan biri olarak söylemeliyim ki cidden etkilendim. Dili yalındı ama hikayeler biraz karmaşıktı. Hatta şöyle diyeyim rüya gibiydi. Hani rüyalarda tuhaf, saçma olaylar olur ya aynı öyleydi. Ve bazılarının sonunda yarım kalmışlık hissiyatı veriyordu bana kalırsa. Bir soru işareti bırakıyordu ardında.
Hikayelerin gizemli ve olağandışı olması sadece bu kitaba mahsus sanıyorum ama güzel bir etki bıraktı bende. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Hormon kabarmasıyla
aşk sandıkların varsa
fantezilerine, haram zevklerine
kendine göre verdiğin fetvalarla
ket vurmaya çalışıyorsan
kalbin delidoluysa
gözün detaylarda fazla kalıyorsa
kendini bazen
varlıkla yokluk arasında bir yerde
haddin olmadan dövüşerek
yumruk sallarken buluyorsan
bilinçaltında bir yerde
inancını ve hayal gücünü sömüren
sömürerek büyüyen
sana zarar verecek güllerin yetiştiği
bir flora olduğunu düşünüyorsan
aşkı değil ama sevmeyi(belki)
şöyle ucundan tadar gibi olduysan
aklında canlandırmak istemediğin
olayla ve görüntüler varsa
secdeden semaya arz ettiğin
kimi zaman hırıltılı ve titreyen "Estağfurullaaaah"lar varsa
insan içinde bir o kadar onlarla
bir o kadar kendinde ve yalnız olmak istiyorsan
hele de biraz tasavvuf sayfası çevirdiysen hayatında, belki biraz da peygamberler tarihi
doğru kitabı elinde tutuyorsun
doğru kapağa bakıyorsun
doğru kitabı alıp almamakta kararsızsın.
88 syf.
·5 günde·4/10
Bu kitap benim için biraz yetersiz geldi. İçerisinde ki öykülerin sonucu bir yere, bir şeye bağlanmamış havada duruyor sanki. İçerik olarak merak uyandıran bir havası, bir gizemi var ancak cümleler basitleştirilmiş ve olayların anlatım şekli bütün heyecanını söndürmüş gibi. Kitap içerisinde ibadetten, zikirden bahsedilen kısımlar var bu bana alakasız geldi çünkü format olarak uygun bulmadım kitaba. Üzülerek söylüyorum bana bir şey katmayan okuduğum esnada da keyifli vakit geçirmeme neden olmayan bir kitaptı. Yazarın diğer eserlerini okurken umarım aynı düşüncelere kapılmam.





Ansızın Yola Çıkmak
88 syf.
·Puan vermedi
Hergün ölümden bir davet alıyor insanoğlu. Belki de masamızın üzeri yığınla ölüm adına gönderilmiş mektuplarla doludur. Ansızın icabet edeceğiz bir davete. İşte o yolculukta gerçekten diri olduğumuzun farkına varacağız. Hazır bekleyin. Ansızın yola çıkacağız. Yazar esrarengiz bir şekilde ölümü anlatmış. Kitap başta anlaşılmıyor gibi duruyor. Sonrasında farkına varıyorsunuz.
88 syf.
Not: 9 yıl evvel yazılmış bir inceleme, o nedenle cümle hatalarını ve anlamsal bozuklukları hoş görünüz.

Ansızın yola çıkarır mı birileri sizi! Yollara olan düşkünlüğünüze katılan esrar, ömrünüzde köşe taşı niyetine kalbinize oturur mu ya da! Bu kitap böylesi sorular sorduruyor işte insana.

Rasim Özdenören'in elimde tuttuğum "Ansızın Yola Çıkmak" isimli bu kitabının 4. baskısı 2008 yılında İz Yayıncılık tarafından yayınlanmış. Kitap 88 sayfadan oluşuyor ve içerisinde on iki öykü barındırıyor. Kitabın kapağı adeta içindekileri ele veriyor; Bir yol, yürüyen bir adam ve sanki bir sonbahar günü, rüzgârlı ve yağmurlu... Kitapta ki öyküler içerisinde yola, zamana, insana ve insanın iç konuşmalarına sıkça yer verilmiş. Cümlelerin ilk bakışta ki düzlüğü okumaya başlayınca başka bir hal alıyor kesinlikle. Cümlelerin insan üzerindeki psikolojik etkileri düşünülerek yazılmış adeta. Burada ne demek istemiş sorusunu sıkça soruyorsunuz öyküler arasında gezinirken. En güzeli de bu bence! Her öyküde düşünecek, kafa yoracak imgeler gizlemiş Rasim Özdenören cümlelerin ötesine berisine... Biraz keskin baktığınız vakit ötede ki berideki bu kıvrımsal patikalı cümleler aklınızın yokuşlarında terletiyor sizi. Öykülerde ki her karakterde biraz esrarengizlik var sanki.

İlk öyküde insan " Bir Kapının Önünde" buluyor kendini. Kahraman kimi zaman "kabaraları parke taşlarını döverek" yürüyor. Gecenin belli saatlerinde kimsenin bilmediği eylemlerde bulunmak huzursuz ediyor sonra onu. Ama "kendine özgü bir ölçülülük" haline de sahip aynı zamanda. Bazı durumların farkındalıklarını belleğinde yeni yetme bir gencin ki gibi idrakine varıyor. Kahramanın içsel seslerini cümleleştirdiği en iyi anlardan biri "Nefs dikkati kendi üzerine çekmemeli" diye düşündüğü an belki de. Bu cümleyi pijamayla günlük giysinin arasında ki farkı göstermek için söylendiği görülse de böyle değil bence. Kahramanın karşısına bir kapı önünde çıkan kadın korkutuyor gibi hep onu. Saydam giysileri içinde genç adamın nefsine zulmetse de kalbini de okşuyor aynı zamanda. Kadının "düşsel ama katı olan sevgisine" kahraman bir isim koyamıyor nedense!

Özdenören kitabında ki ilk öykünün kahramanını ; "Ürkek sinik silik bir çocuktu. Aynı zamanda mağrur ve dik başlı ve isyankâr. Cesur ve uysal olması gerektiğini nerden bilebilirdi" diye tanımlıyor. Bu cümleyi okuduğum vakit nedir bu tezatlık demiştim kendi kendime. Bir adam hem ürkek ve sinik hem de mağrur ve dik başlı" İnsan işte çeşit çeşit... Öykü, yazarının iç sesleriyle eşlik ettiği çok tekrarlanmış bir hayalin yıkılmış ve yılgın bir anında içi kahırla dolan kahramanın yollarda yürümesiyle son buluyor. On iki öykünün her birinde ağırlığını hissettiren cümlelerin psikolojik yapısı beşerin iç evinin kapılarını açıyor bu öyküde...

Kapalı anlatımların olduğu bölümler de yok değil ama okumasını bilen insan çözüyor bu noktaları da. Pek tabii çözemediğiniz cümleler de oluyor mesela. Bu da kitabın cilvesi diye düşünüyorum. Her kitapta esrarengiz kalan, anlaşılmayan bazı kısımlar olmalı. Yazarın iç seslerini dinliyoruz nihayetinde. Özdenören sanki her öyküye kendi ruhundan üflemiş, kendi iç seslerini katmış hissini veriyor okura.

Kendi adıma beni etkileyen öykülerden biri de "İçi ve Dışı" isimli öykü. Kitabın ana teması gibi hemen hemen her öyküde karşımıza çıkan yolculuk hali bu öyküde de hakim cümlelere. Bir yerden bir yerele giden bir adam, her gittiği yeri sorgulayan bir düşünsel duruş, ne aradığını bilmezken nihayetinde kendini aradığının farkına varan bir içsel sesleniş... Bu öykünün kahramanı "nerdeyim!" diye sorarken yalnızca nerden geçmekte olduğunu öğrenmek dürtüsüyle sorsa da sorusunu aslında kendisini nerde bulacağını merak ediyor. Ve aslında kendini bulduğu yerde ne yapacağını bilmiyor! Öykü kahramanın kendisiyle ilgili düşüncelerin verildiği yerse okurken tadı damağımdan ve dimağımdan gitmeyecek cümlelerdi: "O sıralarda ben kendim miyim, değil miyim sorusunu tartışıyordu kafasında. Diyordu ki, ben kendimsem, benim benden ayrılmam, benim benden kaçmam mümkün olmamalı: ama ben kendim değilsem, ben kendimden kaçıp kurtulabilirim.(...)İnsan kendisinin Tanrısı olabilir miydi! (...) O'nun özdeşi olmak ve ona ayna olmak da mümkün olurdu.(...) O, hem kendi kendisi olup hem de kendine ayna olabilir miydi!"

Sahi insan kendi kendisinin tanrısı olabilir mi! Kendi içinde kendine hükmetme olasılığı ne denli mümkündür bilinmez ama Özdenören kendini kendi içinde arayan insan profilini tüm içsel ayrıntılarıyla tasvir etmiş bence. İnsan neyin içinde veya neyin dışında diye zorluyor kişi kendini bu öyküyü okurken. İnsan kendinin içinde mi dışında mı sorunu soruyorsunuz sıkça, beşerin içsel arayışı bu fikirle başlıyor öyküde. Arayışının içinde kendine ayna tutmayı da ihmal etmiyor öykünün kahramanı: "İnsan kendi kendinin aynası olabilir mi diye düşünüyorum. Eğer bu mümkünse, insan kendi kendinin dışına çıkma imkânına sahip demektir. Ben şimdi bunu deniyorum. Kendi kendimden kaçıp kaçamayacağımı denemek istiyorum. Bunun için geziyorum." İnsan kendi kendinin dışına çıkarsa ne olur! Ayna da görünenin aksine farklı bir kimliğe bürünmek midir bu! Rasim Özdenören bu öykü de insanın arayışlarını, içini sorgulayışlarını sessiz ve derinden anlatsa da Öyle cümleler kurmuş ki insan içine dönüp ah ediyor kendine: "Benim bilebildiğim tek şey aramaktır, nerede arayacağımı bilmiyorum, ama aramadan durmanın saçma olacağını düşünüyorum, sonunda bir avuntuyla oyalanmış bile olsam..." Öykü boyunca kahraman için de ve dışında hep kendini arayıp duruyor aslında. İnsan kendini bulduğunda ne yapar acaba! Zor sorular sorduruyor insanın kendisine Rasim Özdenören nerdeyse her kitabında.

"Ansızın Yola Çıkmak" diyor yazar sonra. Kitaba ismini veren öykü bu vasfı hakikaten hak etmiş diye düşünüyor insan okurken. Öykü kahramanın penceresinin önünde oynamaya meftun çocuklar var mesela. Onların iç karışıklığına aklını yorarken çalan kapı ve gelen telgraf. Annesinin hasta olduğuna dair bir not ve gönderen Ahmet. Hangi Ahmet! Kendi kendisinin kendiyle olan bir oyunu mu acaba bu, ya da aslı var mı bu cümlelerin. Sanırım öykü kahramanın iç sesleri de bunu sorardı kendine. Ahmet Ahmet'ten gelen haberin ne kadar kara olduğunu düşünüyor. Annesi öldü mü! Çok mu ağır hasta! "telgrafta "ağır" sıfatına yer verilmemişti, çünkü genelde, kara haber bildirimlerinde "ağır hasta" deyimi yeğlenirdi"Bu düşünceler beynini bulandırsa da henüz yol üzerinde karşılaşacağı tevafuktan habersiz. Tanıdık bir kadın sesi, eski sözlüsü! Yıllar sonra bozulmuş iki arabanın kader çizgisi, ayrılan ikiliyi bir yol üzerinde tekrar bir araya getirmesi. Ahmet'in düştüğü yolda karşılaştığı tevafuk iç seslerinin ayaklanmasına yol açıyor. Annesini düşünüyor ara ara, yola düşüş sebebini, gittiği yerde ona hazırlanan karşılama merasimini: "Ey hatun! Sen ölüyorsun, aramıza karışıyorsun, aramıza sefalar getiriyorsun. Biz kabul edilenlerden olduk, sen de şimdi kabul edilenlerin arasına giriyorsun, hoş geliyorsun"Annesiyle ilgili iç sesleri susmak bilmiyor ta ki dünyalık bir ses duyana kadar. Eski sözlüsünün sorgusal söylemleri karşısında aklının çeperlerini zorlasa da cevapsız sorular muallâkta kalıyor sanki. Artık kitabı okuyanlar bilsin telgrafın aslında kimden ne için geldiğini, aynı anda başka bir telgrafın eski sözlüye nasıl ve neden gittiğini!

Özdenören bu kitapta bir dizi yol hikâyesi anlatmıştır bize. Belki masa başında oturup kitabı kaleme alırken niyeti okuru dönülmez yollardan alıkoymaktı. Kim bilir. Kitap baştan aşağı beşerin iç sesleriyle örülmüş, aynanın öteki yüzüne dem vurulmuş ve her hikâye okuyanının içsel düşlerini ve seslerini yükselmiştir bence.

Okunası vesselam, emeğin izleri var çünkü cümle tutkusunun albenisi sonra...

Rasim Özdenören- Ansızın Yola Çıkmak/İz Yayıncılık

Gülnaz Eliaçık

Yazı Kaynağı:<a href="http://www.kitaphaber.org/....html">Kitap Haber</a>

Şehrengiz Dergisi /Sayı-6
88 syf.
·4/10
Rasim Özdenören sadece ölümü arayışı ve hiç bulamayisi yazmış sanırım kaybettiği annesine duyduğu özlem onu diğer kadınlardan kaçmasına sepeb olmuş ve ölüm korkusu sürekli ölümü düşünmesine sebep olmuş gibi gorunuyor. Yazıların hepsi aynı şeyi anlatıyor psikolojik bir bunalımın kitabı Özdenören e göre dünyada güzel olan hicbirsey kalmamış hatta o çoktan ölmüş de gommeyi unutmuşlar. Dine bakışı karanlık sadece ölümü bekleyen korkulu bir iman ama yaradanın o sıcak yüzünü kitapta hiç bulamadim bence bu hikâyeler eksik kalmis. Betimle konusunda çok yetersiz tek tasviri tasarruflu ampuller...ne çok saçma sapan ayrıntıya takılmış sağlıklı bir beynin dusunebilecegi olayları içermiyor kitabı bir pskiyatr okusa ne derdi gerçekten merak ettim.
88 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Rasim Özdenören"in elimde ki "Ansızın Yola Çıkmak" isimli bu kitabının 4. baskısı 2008 yılında İz Yayıncılık tarafından yayınlanmış. Kitap 88 sayfadan oluşuyor ve içerisinde on iki öykü barındırıyor. Kitabın kapağı adeta içindekileri ele veriyor; Bir yol, yürüyen bir adam ve sanki bir sonbahar günü, rüzgârlı ve yağmurlu... Kitapta ki öyküler içerisinde yola, zamana, insana ve insanın iç konuşmalarına sıkça yer verilmiş. Velhasıl güzel kitap. ..
88 syf.
·Puan vermedi
Karışık karmakarışık ama basit. Gerçekle rüya, geçmişle gelecek arasında ama şimdi değil. İlk kez Rasim Özdenören okudum. Mustafa Kutlu gibi yalın ancak düşünce akışlarının çok yoğun olduğu bir kalemi var. Anlaşılmaz değil.
88 syf.
·7 günde·Beğendi·6/10
Bu kitapla ilk defa Rasim Özdenören’le tanıştım.
Dil gayet sadeydi lakin okurken insanın fikirleri biraz karmaşıklaştırıyordu ama bu karmaşıklık, insanın kendi içinde olduğu için kitaba ayrı bir
tat vermiş.
Ayrıca kitapta insanın kendi içindeki insanla mücadelesi ilginç ve güzeldi.
Okunması gereken gayet güzel bir kitap.
88 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Açıkçası bu kitapta rüya ve gerçek arasında kalmış, ahirete inancı kavi, yaşayan bir ölü olmak isteyen bir insanı okuyor gibisiniz, çok farklı bir duyguya kapılıyor insan, günahla zikir gibi tezatların bir arada aynı insanda bulunduğuna şahit oluyorsunuz.
Yani biraz da kendinizi okur gibi oluyorsunuz.
Çok şey anlamadan çok şeyler hissediyorsunuz.
Okuyun yani, güzel kitap
88 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kitabı alırken dikkatimi en çok celbeden ismiydi. Birçok kez insan kendi iç sesine kapılıp ansızın yola çıkmak ister, hayatına, yaşam şekline, etrafındaki bir sürü şeye ara verip düşünmek ister. Kitap bunun için en ideal örnek. Sürükleyici, etkileyici, anlamlı ve iz bırakan hikayeleriyle sizi düşündürüp kendi iç yolculuğunuza çıkarıyor. ** Ötelere özlemi, dünyanın Öteler için yaratıldığını, insanı en anlamlandıran ve huzur verenin Öteler olduğunu nakış nakış işlemiş..
88 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yazarın okuduğum deneme kitabından sonra hikâyeciliğini de merak edince başladım kitaba. Yaklaşık 90 sayfa ve 12 kısa hikâyeden oluşuyor, ama sanırım etkisi kendinden daha uzun sürecek. Nasıl bir kitap okudum, hatta okudum mu diye düşünüyorum. Varla yok, hayalle gerçek, uykuyla uyanıklık arasında gidip geldim okurken. Hikayelerin ne başı var ne sonu. Kahramanı ne var ne de yok... Yedi güzel adam muhafazakarlığıyla tanınır ya, yazar hikayelerinde sınırları da biraz aşıyor. Ama bunu anlatırken farkettirmiyor bile... Okurken bana biraz Ali Ural'ın Makyaj Yapan Ölüler'ini hatırlattı... Özetle klasik anlatımdan sıkılıp değişiklik arayanlar kesinlikle okumalı... .
.
.
. "Karışık biriyim", demişti kız ona, "beni zor anlarsın sen, belki de anlamazsın, çünkü ne bileyim ben, bakarsın herkesin eğlendiği yerde bana sıkıntı basar, gözyaşımı saklamak için ne yapacağımı bilemem, bazen de herkes ağlarken, inanmıyorsun değil mi, kendimi tutamam, gülmeye başlarım, her şey iç içe gelişir bende."
Buraya nasıl geldiğini bilmiyordu. Kendi kendine “demek nasipte bu da varmış” diye geçiriyordu. Başka zaman olsa, bilmediği bir yerde her nasılsa mola verildiğinde, bir yolunu bulup birine: “Hemşerim, burası nere oluyor?” diye sorardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ansızın Yola Çıkmak
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753554336
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Adı hatırlanmayan birinden alınan beklenmedik bir haber... Ansızın yola koyuluş... Yolculuk esnasında rastladığı eski sevgilinin sitemleri... İlk konuşmaların ardından fark edilen tuhaflıklar... Kime yazıldığı, kimin yolladığı bilinen ama anlaşılmayan gizemli telgrafların iki eski sevgiliyi bir cenaze töreni için buluşturması... 

Rasim Özdenören, "Ansızın Yola Çıkmak" adı altında topladığı bu öykülerinde olayları esrarengiz bir atmosfer içinde şekillendirmiş görünüyor. Okuyucu öykülerin binası içinde dolaşırken zihnindeki zaman ve mekan kategorilerinin yeniden şekillendiği duygusuna kapılabilir bu yüzden. Öykülerdeki kurgulama tekniğiyle yazar okuyucuya düş ve düşünce alışkanlıklarını aşma konusunda yardımcı olmak istiyor gibi. Okuyucusunun durağan bir ortak duyum kalıbının içinde hapsolmasına rıza göstermediği anlaşılan yazar, "öte" duygusunun gerçekliğini kanıtlamak istemekte âdeta. Hayatı ölümle, fiziği metafizikle, gündelik olanı düşünsel olanla ve nihayet dünyevi olanı kutsal ile irtibatlandırma ihtiyacını duyumsatan öyküler bunlar... 
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 312 okur

  • Gülsüm Ö.
  • Kudret Sayan
  • Enes Furkan
  • Ayşenur AĞIRMAN
  • kahve sever
  • Ayhan
  • ♡Rose Hazel♡
  • Tuba Tümtürk
  • Rıdvan Koçak
  • körüngöz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%3.7
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%25.9
45-54 Yaş
%3.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.9
Erkek
%35.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.2 (10)
9
%21.1 (16)
8
%21.1 (16)
7
%22.4 (17)
6
%5.3 (4)
5
%5.3 (4)
4
%5.3 (4)
3
%2.6 (2)
2
%2.6 (2)
1
%1.3 (1)