1000Kitap Logosu
Antik Çağ'dan Küreselleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler Cilt 1

Antik Çağ'dan Küreselleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler Cilt 1

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
10.0
2 Kişi
8
Okunma
5
Beğeni
532
Gösterim
488 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 13 sa. 50 dk.
Adı
Antik Çağ'dan Küreselleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler Cilt 1
Basım
Türkçe · Türkiye · İnkılap Kitabevi · Nisan 2019 (İlk yayınlanma: 2013) · Karton kapak · 9789751039972
Diğer baskılar
Yönetim Gelenekleri ve Türkler 1. Cilt
Antik Çağ'dan Küreselleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler Cilt 1
“Ne yapmalıyız?” Araştırmacı yazar Metin Aydoğan’ı harekete geçiren, işte bu soru. Elinizde tuttuğunuz iki ciltlik bu kitap, uzun yıllar süren araştırmanın sonucu olarak üç buçuk yılda yazıldı. Dokuz bin kaynak tarandı, bunlardan iki bine yakını dipnot olarak kitaba alındı. Bu kitabı okuyanlar, “biz adam olmayız”, “dünya biliminde yerimiz yok” diyerek kendini aşağılayan yaklaşımlardan artık etkilenmeyecek, Türk olduklarını yarım ağız ve kısık sesle söylemeyeceklerdir. Küresel saldırıya karşı ulusal kültürü korumak için, bilgiyle donanmak ve tarihimizin bilinçli savunucuları durumuna gelmek gerekir. “Değişik kaynaklardan bulup çıkararak kitaba aldığım belge ve bilgileri, özellikle gençler okumalı, nasıl bir ulusun çocukları olduklarını öğrenmelidir.”
Yönetim Gelenekleri ve Türkler
(...)1960 yılında, birlikte hareket ederek Demokrat Parti’nin çöküşünü sağlayan TÜRK gençliği, sonraki 6-7 yıl içinde, birbirini görmeye katlanamayan amansız düşmanlar gibi iki büyük parçaya bölünmüştü. Yetişme biçimleri, gelecek umutları ve tarihsel kökleri ayrı olmayan aynı ulusun gençleri, akıldışı bir kinle donatılmış ve belki de başka hiçbir yerde görülmeyen bir şiddetle, birbirini kırmaya başlamışlardı. Ülkücü ve devrimci tanımlarıyla kutuplaşan genç insanlar; durmadan birbirine saldırıyor, vuruyor, kırıyor ve öldürüyordu. Giriştikleri aykırı eylemin yurt yararına olduğunu sanıyorlar, karşıtlarına ne denli zarar verdirirse ülkesine o denli yararlı olduğuna inanıyorlardı. Ancak, gerçek zararı gençleri birbirini hırpalayan Türkiye görüyor, geleceğini bağladığı genç aydınlarını, sonuçsuz bir kavgada yitiriyordu. Ülkücüler saldırırken Türk insanını ‘Komünizm belâsından’, ülkeyi ‘Rus işgalinden’ kurtardığına; devrimciler saldırırken ‘faşizme ve ABD emperyalizmine’ karşı yurtsever bir görev yerine getirdiğine inanıyordu. Bu açmaz, gerçekten ustalıkla hazırlanmış büyük bir oyundu...(...)
Sezgin Kemal
bir alıntı ekledi.
"Bence mutluluk, Türkler'le savaşmaktır. Bu şerefi ömrümün sonuna kadar taşıyacağım. Askerler, taş üzerinde yatıp; güneşe, fırtınaya, soğuğa, yağmura karşı korumasız siperlerde, çamur ve toz içinde günler geçiriyor ancak dünyanın bütün üstün araç ve olanaklarına sahip düşmanlarıyla inanılmaz bir dirençle dövüşüyorlardı. Bu, ne benzersiz ve gösterişsiz yurt sevgisiydi!.." 5. Ordu Kumandanı General Otto Liman Von Sanders
4
Sezgin Kemal
bir alıntı ekledi.
Faşizm bir araçtır; tekelci şirket egemenliği tehlikeli bir durum ortaya çıktığında devreye sokulan bir araç. Tehlike oluşmadığı sürece, dünyaya yön veren büyük sermaye yöneticileri ve onların politik uzantıları; "inanmış barış severler" ve "kararlı anti-faşistlerdir". Ancak, çıkarlarına ve kurulu düzene yönelecek en küçük bir saldırı söz konusu olduğunda kolayca barbar savaşçılar haline gelirler.
2
50 öğeden 11 ile 20 arasındakiler gösteriliyor.