Antikçağ Felsefesi

9,0/10  (2 Oy) · 
5 okunma  · 
2 beğeni  · 
647 gösterim
Batı felsefe geleneğinin temelini oluşturan antikçağ felsefesi, ilk filozof kabul edilen Miletoslu Thales'le başlayıp Roma İmparatorluğu'nun çöküşüne değin sürer. Yaklaşık 1000 yıllık bir dönemi kapsayan bu süreç doğa araştırmalarıyla felsefi düşünmeyi başlatan ilk filozoflardan felsefenin seyrini insana yönelten Sokrates'e. temel taşlarını döşeyen Platon ve Aristoteles'e, Yonan kültürünü Hindistan'daki Indos kıyılarına kadar yayan Büyük İskender'in yel açtığı kültür ikliminde insan hayatına yeni bir yön vermeye çalışan Epikuros ve Stoa okullarına ve Platon felsefesini yeniden yorumlayıp zenginleştiren Yeni-Platonculuk ile erken dönem Hıristiyan düşünürlerine değin uzanır.

Felsefenin doğduğu, gelişip serpildiği bu süreç insan, tanrı, doğa, evren, ahlak, siyaset, toplum gibi belli başlı konularda felsefe tarihi buyunca tartışılacak en temel soruların belirlendiği, tartışmaya açıldığı dönemdir. Öyle ki, felsefe tarihinin en önemli filozoflarından Hegel'e, "Yunanların arasında kendimizi evimizde gibi hissediyoruz" dedirtecek; zihninde adeta bütün bir antikçağı Platonun şahsında felsefe kavramıyla Özdeşleştiren Ralph Waldo Emerson'a, "Platon felsefedir, felsefe de Platon" diye yazdıracak denli her filozofun, düşünürün, edebiyatçının yuvası bildiği bir dönem.

Antikçağ felsefesini, kültürü ve edebiyatıyla bir bütün olarak ele alan ve onu Eski Yunanca ve Latince metinler üzerinden inceleyerek anlatan bu eser salt bir felsefe tarihi olmanın ötesinde felsefenin derinlerine bir yolculuk, sürükleyici bir düşünce serüvenine davettir.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    410
  • ISBN:
    9786051067858
  • Yayınevi:
    Alfa Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 2 Alıntı

Unutmak için önce hatırlamak, hatırlamak için de önce unutmak gerekir. Çünkü hakikatin bir kolu hatırlamaksa, diğer kolu unutmaktır. Çünkü insan hem hatırlamaya hem de unutmaya yazgılı bir varlıktır.

Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 201)Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 201)

Platon'a göre hayatı anlamlandırma çabası
Platon'un ahlakı en yüksek iyiye ulaşma çabası üzerine şekillenmiştir.Çünkü en yüksek iyi mutluluğun (eudaimōnia) kendisidir ve insanın tüm yaşam çabası mutlu olmaya yöneliktir. İnsanın mutlu olmasının anlamı, zihinsel istek ve eğilimlerinin tam olarak karşılanması, yani zihinsel doygunluğudur.Aslında bu anlamdaki bir doygunluk tüm Yunan ahlak anlayışının özüdür.Platon'da bu gelenek içinde yetişmiş bir filozof olarak her şeyden önce insanı en yüce iyiye götürecek, yani insanın ruhunu doygunluğa ulaştırıp ona mutluluğu tattıracak olan yolları araştırmıştır. Tıpkı Sokrates gibi o da insanın tüm davranışlarını bu mutlu sona ulaşmayı hedefleyecek şekilde ayarlamak gerektiğinin üzerinde durmuştur. Ona göre mutluluk, yani "iyi olma hali" herkesin isteyeceği bir şeydir, bu anlam da insanın yaşamdaki en anlamlı çabasıdır. Ama bu çabalamada en önemli konu, iyinin nerede bulunacağını görmektir.

Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 192)Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 192)

Epikuros için felsefe nedir?
Epikuros için felsefe "akıl yürütmelerle ve tartışmalarla mutlu bir hayata yönlendiren bir etkinliktir."Ona göre felsefe yapıyormuş gibi görünmekten ziyade gerçek felsefeciler olmak gerekir. Felsefi konuşmalar insanın ruh halini avareliğe sürüklemek yerine gerçekten sağlıklı kılmalıdır. Vücudu tedavi etmeyen bir ilacın nasıl hiçbir değeri yoksa, ruhu tedavi etmeyen bir felsefenin de aynı şekilde hiçbir değeri yoktur. Demek ki Epikuros'un felsefecisinin esas görevi, bir hekimin hasta vücutlara ilaç sunması gibi, hasta ruhlara ilaç sunmaktır.

Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 285)Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 285)

Platon'da ruhun ölümsüzlüğü
Şeyler onları terk etmemiz ve düşüncelerimizi idealara yükseltmemiz için sadece birer uyarıcıdır (Lat. stimulus), manalı birer metafordur, ideaların birer gölgesidir.Gölgeler, şeylerin işaretleridir ve bizi şeylerin varlığından haberdar ederler. Önceki kanatlarımızın bulunduğu sessiz, dilsiz kökü uyarırlar ve onu yeniden diriltmeye, kanatlandırmaya veya yeniden doğmaya teşvik ederler.Bir huzursuzluk hissettirirler önce, acı veren bir gıdıklanma; adeta uykudan uyandırmak, görülen rüyadan kaldırmak için atılan bir çimdik gibi. Kanatlara doğa tarafından ağır şeyleri yukarıya, ta havaya, yani tanrıların mesken tuttuğu yerlere kadar kaldıracak kuvvet bahşedilmiştir. Bu kuvvet Platon'da ki erõs'un (derin sevginin, yani aşkın) kendisidir; bu kuvvet, güzel şeylerin temaşasıyla başlayıp güzelin kendisi olan ideayı (güzellik) hatırlatarak sona eren ve böylece bizi idealar alemine götüren sevginin ta kendisidir.

Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 188)Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 188)

Ölçülülük en iyi şeydir.
Zihninizi iyi bir şeyle meşgul edin. Düşüncesiz veya kaba olmayın.
Erkek çocukları kadar kız çocuklarını da eğitin.
Jimnastik yapın.
Konuşmacıdan ziyade dinleyici olun.
Erdeme dost, kötülüğe düşman olun. Adaletsizlikten kaçının.
Hazza yenik düşmeyin.
Hiçbir şekilde şiddete başvurmayın.
Kendi denginizle evlenin; çünkü karınız sizden üstün olursa, akrabaları efendiniz olur.
Zenginken kibirli olma, dara düşersen de kendini hakir görme.
Kaderin dönekliğine asaletle katlanmayı öğrenin.
Lindoslu Kleobulos (İ.Ö 600)

Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 65 - Alfa)Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 65 - Alfa)
Ali Ünal 
27 Mar 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Asıl dinsiz, halkın inandığı tanrıları reddeden değil, halkın inançlarını tanrılara yükleyen adamdır.

Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 291)Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 291)

Platon'a göre İyi'ye nasıl ulaşılır
İyi, idealar dünyasının en üst katmanında yer alır.O zaman bu en üst katmana ulaşmak için her şeyden önce insanın kendi içine çekilmesi, ruhuna bakması ve daha önce temaşa ettiği iyiyi orada görüp tanıması gerekir. Bu da tefekkürün ta kendisidir. Böyle bir tefekkürse ancak madde aleminden kopmakla mümkün olabilir. Öte yandan insanı bu çabaya teşvik edici olansa maddi alemde, yani duyular aleminde gördüğü güzelliklerdir. Çünkü insan bu güzellikleri görmeli ki, ruhu onların ardındaki güzellik kavramına (kalon) ulaşmak için kıpırdanmaya başlayabilsin. O halde Platon için en yüksek İyi'ye ulaşmada madde aleminden ayrılmak ne kadar önemliyse, bu alemdeki güzellikleri seyretmiş olmak da o kadar önemlidir.

Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 192 - Alfa Yayınları)Antikçağ Felsefesi, Çiğdem Dürüşken (Sayfa 192 - Alfa Yayınları)