·
Okunma
·
Beğeni
·
15.419
Gösterim
Adı:
Araba Sevdası
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055907280
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nilüfer Yayıncılık
Araba Sevdası, Recaizade Mahmud Ekrem'in 1898 yılında yayımlanan romanıdır. 1889 yılında yazılan eser, Türk edebiyatında ilk realist roman örneği olarak kabul edilmektedir. Bihruz Bey tam da dönemin burjuva gençliğinin olması gerektiği gibi Fransız kültürüne hayran züppe bir gençtir. Ona göre Türkçe kaba ve yetersiz bir dildir. Türkler kaba ve medeniyetten yoksun insanlardır. Türkçe gerekmediği sürece konuşulmamalıdır. Ama o dönem yüksek memur ve tüccar çocuklarının genelinde olduğu gibi Fransızcaya da hakim değildir ve Türkçe Fransızca karışımı bir dil ile konuşur. Öyle ki doğru dürüst Fransızca şiir çevirisi bile yapamaz. Ayrıca Bihruz Bey mirasyedi bir gençtir ve hayatı lüks alafranga kıyafetler ısmarlamak, kır kahvelerinde ve mesire yerlerinde lüks arabasıyla gezmekten ibarettir. Yine Bihruz Bey'in diğer bir karakteristik özelliği ise istediği her şeye sahip olması ve bunun verdiği şımarıklığın pençesinde olmasıdır ki hikayenin ana kısmı da biraz da bu konu üzerinden gelişir. Bihruz Bey yine bir açıkhava eğlence yerine (park diyebiliriz fakat giriş ücretli bahçeli havuzlu bir mekân) eğlenmek lüks kıyafetleri, lüks asaları ve gayet pahalı olan at arabası ile caka satmak için gitmişken yine kendisi gibi gayet lüks bir araçtan inen lüks kıyafetlerle inen iki kadın görür ve birden bu kadınların birine aşık olur. Bihruz Bey aslında kadına aşık olmaktan ziyade kendi kafasındaki kadın modeline aşık olmuştur. Olaylar gelişirken kadınların aslında arabayı şans eseri bulmuş gayet sıradan insanlar olduğu hatta eşinden ayrıldıktan sonra o zaman için kötü addedilen bir kadınla gezen taze bir dul olduğu ortaya çıkar, bunu öğrendikten sonra Bihruz Bey olay yerinden koşarak uzaklaşır ve roman biter.

Hikâyede dönemin entelektüel çevresi sayılabilecek jöntürklerin "zengin çocuklarına" ve yüksek memur çocuklarına ağır eleştirilerde bulunulmaktadır. Kitap sıradan bir aşk hikayesini anlatmakla beraber, dönemin gerceklerine ayna tutar Recaizade Mahmut Ekrem Bey kendisi ile ilgili bir özeleştiri de yapar satır aralarında. Çünkü kendisi de o dönemin aydınlarındandır. Sonuç olarak bu hikaye aslen Bihruz Bey'in Periveş Hanım'a olan aşkının anlatılıyormuş gibi göründüğü bir eser olsa da gerçekte o dönemin toplumu ile ve sosyal yapısı ile ilgili önemli eleştiriler yapmaktadır. Araba Sevdası göstermelik bir aşk hikayesi ekseninde dönemin üst tabakasının yaşantısını eleştiren önemli bir eserdir.
Bu kitap sade dille anlatılmış bir kitap güzel akıcı şekilde okuyabilirsiniz benim hoşuma gitti ağır dille yazılmıştır aslında
yazarı Recaizade Mahmut Ekrem romanda çoğunlukla osmanlıca kelimeler kullanılmıştur.Arada Fransızca kelimeler de kullanılmaktadır.Araba sevdası romanının dili bu yüzden anlaşılır nitelikte değildir .Bu yüzden sadeleştirilmiştir güzel akıcu şekilde okudum ben ef fazla 3 günümü aldı benim. Konusu ise bir sokak kadını uğruna bütün varlığını düşünmeden , sorumsuzca harcayan ve nihayet düştüğünü farkettiğinde ise çok geç kaldığını gören Bihruz Bey’in kişiliğinde dönemin traji komik durumu ele almaktaır kitabı çok severek okumaya başladım tavsiye ederim sizlerede..
"Bunca çaba bunun için miydi?" Kitabın son sayfasını kapatırken aklımdan geçen ilk bu cümle oldu. Eserin konusu güzel, kaleme alındığı dönemin sosyal ve aşk hayatını konu alıyor. Fakat yazar eseri ne amaçla böyle bitirmiş hiç anlam veremedim. Bihruz Bey'in aşkı; sevgisinden, emeğinden ve sadakatinden dolayı saygı duyulması gereken bir aşk olması gerekirken, Periveş Hanımın son derece anlamsız bir şekilde Bihruz Bey'i karşılıksız bırakması tarif edilemez bir duygu olsa gerek.

Son olarakta eserin dilinden bahsetmek istiyorum; yayınevi'nin beceriksizliğinden miydi bilmiyorum ama eseri çevirisini zahmet edip hiç çevirmemişler gibi. Yarısı eski Türkçe veya yabancı kelime yarısınıda Allah'tan zahmet edip çevirmişler. Çevirilerini parantez içinde belirtip her yeri parantezlerle dolduracaklarına adam akıllı çeviri yapıp öyle yayınlasalardı keşke.

Neyse sonuç olarak fok balıkları çok yanlız:) Eserin okunup okunmama tavsiyesi hakkında bişi söylemek istemiyorum, o okura kalsın, o derece belirsiz bir kitaptı.
Herkese keyifli okumalar...
  • İntibah
    7.6/10 (897 Oy)745 beğeni4.706 okunma888 alıntı16.494 gösterim
  • Eylül
    7.6/10 (1.114 Oy)971 beğeni5.675 okunma749 alıntı22.895 gösterim
  • Sergüzeşt
    7.7/10 (1.215 Oy)975 beğeni6.528 okunma742 alıntı18.253 gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.0/10 (612 Oy)590 beğeni3.468 okunma253 alıntı12.481 gösterim
  • Madame Bovary
    7.8/10 (877 Oy)727 beğeni4.173 okunma920 alıntı25.055 gösterim
  • Mai ve Siyah
    7.9/10 (663 Oy)642 beğeni3.114 okunma393 alıntı16.913 gösterim
  • Yaban
    8.2/10 (1.348 Oy)1.200 beğeni6.506 okunma650 alıntı18.858 gösterim
  • Seksen Günde Dünya Gezisi
    8.3/10 (714 Oy)591 beğeni4.042 okunma41 alıntı12.286 gösterim
  • Kaşağı
    8.1/10 (720 Oy)619 beğeni5.540 okunma92 alıntı16.912 gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.0/10 (970 Oy)851 beğeni5.938 okunma252 alıntı16.239 gösterim
Gözlerinizi kapatın ve kendisine söylenen yalanlarla hayatı mahvolan birini hayal edin. ( Brezilya dizilerine dönmesin olay dikkat )
Şimdi açın gözlerinizi, beyninizdeki kurmacayı bir kenara bırakın ve elinize 'Araba Sevdası' nı alın zira bu kitapta çok daha fazlasını bulacaksınız.
Recaizade Mahmut Ekrem çok güzel bir şey söylemiş: Herkes bilir ki insan eğlencesiz yaşayamaz. Bendeniz gibi yaradılıştan yalnızlığı sevenler içinse okumak ya da yazmaktan iyi eğlence olamaz.
Bu sözünün ardında dururcasına yazmış bence bu romanı. Her ne kadar Bihruz Bey'in her şeye hemen inanmasına sinir olsam da, yazıldığı dönemin eğlence anlayışını, yaşayış tarzını, yabancılaşan konuşma dilini pek güzel yansıtmış kitaba eğlenceli bir dille. Benim gibi sıkıcı bir kitap olacağını düşünerek başlarsanız da gayet keyifle okuyacağınız bir kitap olacaktır. Özellikle Bihruz Bey ve annesinin karşılıklı konuşması günümüzün anne-baba ve çocuk arası kuşak çatışmasıyla birebir aynı ve eğlenceli.
Ahmet Hamdi Tanpınar bu roman için 'Arabadan sonra romanda en önemli yeri yalan alır.' demiş. Çok haklı. Zavallı Bihruz Bey'e yalan söylemeyen kim kaldı; arkadaşından tutun kürekçilere, hocasından tutun arabacısına herkes bir ucundan tuttu farklı yalanların. Hepsi birlik olup Bihruz Bey'i ölmekten beter ettiler.
Son olarak Ahmet Hamdi'nin bu roman için sözleriyle tamamlıyorum. " Bütün roman bir şakaya benzer. Hatta ölüm bile bir şakadır ve yalandır. Yalnız ağır basan bir tek gerçek vardır: Para işleri."
Keyifli bir roman okumak isterseniz biraz rota değiştirip bu kitaba yönelebilirsiniz.
Kitabı bir solukta okudum diyemeyeceğim malesef. Hatta bitirmek için kendimle mücadele ettim resmen (: İçinde çok fazla Fransızca kelime ve cümle bulundurması bir yerden sonra konudan kopmama sebep oluyordu.
Bilmeyenler için kitabın konusu 2. Abdulaziz Dönemi'nin ardından Osmanlı'da yaşanan Batılılaşma rüzgarları ve günlük hayattaki değişimleri anlatıyor. Birde Bihruz beyin aşkını (:
Ana karakter olan Bihruz beyin babasından kalan mirası fütursuzca harcaması, konuşmalarının arasına bolca Fransızca kelimeler serpiştirmesi ve bunu dışardan bakılınca iyi birşeymiş gibi görmesi hala günümüzde "özellikle gençlerin" benimsediği özenti hayat tarzını da özetliyor gibiydi. Son olarak hayatı ve yasam tarzı yalan üzerine kurulu olan Keşfi beyin ise böyle bir hayat tarzı benimsemesinde yani karakterinin bu şekilde oluşmasında küçükken ailesinin ona karşı olan davranış şeklinin sebep olduğunuda dikkat çekilmişti. Sözün özü büyük bir hayranlıkla okumamısta olsam yinede o döneminin yasam tarzını anlama açısından okunulabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Sevgiler (:
Türk Edebiyatının ilk realist eseri olan bu kitap; mirasyedi, batılılaşmaya yönelmiş ama bunun farkında bile olmayan kendi özünden bihaber gösteriş meraklısı bir karakter olan Bihruz Beyi ve onun büyük aşkını anlatır, tabi bu gerçek bir aşksa. .. Kitapta öyle tasvirler vardır ki Bihruz Beyin aşkına dair..ama asıl olan kalbi değil, gözüyle görüp, bilinçsizce inandığı bir gösteriş oyunudur. Hakikati öğrendiğinde ki tepkisizliğide buna kanıttır. Bazı kısımlar fazlaca uzatıldığı için sıkabiliyor ama konu itibarı ile bakıldığında ders çıkarılacak bir kitap olduğunu düşünerek tavsiye ederim..
Sanat sanat için mi,sanat toplum için mi bilemiyorum ama Araba Sevdası benim için değilmiş onu anladım.Bugüne kadarki en düşük puanımı bu kitaba verirken Recaizade Mahmut Ekrem'den özür diliyorum.Kitap babasından kalan mirası har vurup harman savuran Bihruz Bey'in günün birinde gösterişli bir arabadan inen sarışın,güzel,alımlı Periveş Hanım'a aşık olması ve deyimi yerindeyse peşinden koşturmasını konu alıyor.Kitabı kapattığımda aklımda hikayeye dair çok az ayrıntı kaldı çünkü bir türlü karakterleri benimseyip olaya giremedim.Zaten Fransızca özentiliği olan Bihruz Bey sayesinde kitabın yarısı Fransızca neredeyse.Belki kitabın bana en büyük faydası bu yönde oldu.Ufaktan Fransızcayı çözdüm. :)
Araba Sevdası, MEB cebri ile okutulan veya Türkçe kitaplarında kuş afedersinizi kadar özetleri bulunan kitaplardan biridir. Daha Vira Bismillah demeden, yazarın kitabı yazma nedenini açıklamasında “napayım mevsim uygun olsaydı, yazmak yerine bahçe kazardım” demesi, inşallah dedeciğim nüktedan bir yazardı, inşallah gerçek bir açıklama değildi, diye dua ettiriyor.

Kitabımız ; Susuzluk heeeeç bir şey, Ambalaj ise her şey görüşüne sahip olduğunu iddia ettiği, yeni nesile karşı , haddini bildirmek isteyen eski nesil temsilcisi tarafından, bir eleştiri romanı olarak yazılmış. Hiç de yabancı gelmedi değil mi ?

Yakın tarihimizde de , Kenarları sarı raptiyeli plastik araba nesli, atari neslinin; atari nesli, bilgisayar neslinin; Bilgisayar nesli, akıllı telefon neslinin; akıllı telefon nesli……. Ne kadar boş olduğundan bahsetti ve bahsedecek….

Acaba bu şikayetlerin temelinde, değişime ayak uyduramadığımızdan dolayı ortaya çıkan kaçınılmaz mutsuzluğa bir günah keçisi arıyor ve nedensizliğin, sebepsizliğin arafında kalmaktansa (gücümüz yetiyor ya) yeni nesile Allah ne verdiyse ağız burun girmeye çalıştığımızdan, temcit pilavı gibi hep aynı teraneye mi (içi boş gençlik, nerede o eski ramazanlar) devam ettiriyoruz…. ( Tam bu konuyla ilgili çok güzel bir film önerim var. Woody Allen filmleri genel olarak bana seslenmese de bu filmde konuyu çok iyi özetlenmiş amcam. http://www.imdb.com/title/tt1605783/ )

Acaba ; ateşi bulan kişilerden, daha önceki nesle ait olanlar, ateşin bulunduğuna mı sevindiler yoksa ilk yorumları “bu şerefsizler kesin biz yakacak” mı oldu ? …. Uzar bu muhabbet neyse….

Kitaba dönersek; İstanbul Anadolu yakasını bilenler mekanları rahatlıkla gözünde canlandırabiliyor. Yazar üçüncü kişi ağzı ile yalın ( aslında basit demek daha doğru olsa da tarihi değerinden mütevellit dilimiz parantez dışında varmıyor) bir dille anlatmaya çalışsa da aynı zamanda kitabın kahramanı Bihruz Bey’in ne kadar boş bir adam olduğunu gözümüze gözümüze sokmak da istediğinden; kahramanın konuşmalarının arasına sürekli Fransızca kelimeler iliştiriyor, Fransızca kelimenin anlamına bakayım derken kitabın sanki boğazınızı sıktığını hissetmeye başlıyorsunuz, sonucunda tam artık nefes alamadığınızı düşünüyorken, hemen ardından gelen, Fransızca kelimelerin söylenişlerinin, Türkçe kelimelere benzerliğinden ortaya çıkan espriler sonrasında ise fotosenteze başlıyorsunuz….

Kitap boyunca; herkes aldanıyor, üstüne üstlük herkes, herkesi aldattığını sanıyor. Bu da tanıdık geldi di mi ?
Klasik ilk realist roman olarak bilinir.Donemin edebiyat ozellikleri goz onune alindiginda hak versemde asiri betimlemeleri can sikici olabiliyor.Turk edebiyati severler icin tavsiye edilebilir.
Bihruz Bey'in yanlış batılılaşmasını anlatır. Bihruz Bey Arapça,Farsça,Fransızca özel dersine rağmen çok iyi Fransızcası yoktur. Garsonlarla, berber çıraklarıyla laf aralarında Fransızca kelimeler ekleyerek konuşur. Babasından kalan mirası Lando tipli arabayı satın almak için kullanır ve bu mirasın asla bitmeyeceğinden emindir. Bihruz Bey aslında saftır da. Çünkü, Periveş'i ilk gördüğü zaman onun makul bir ailenin kızı olduğuna inanır ve romanın sonuna kadar ona olan aşkını okuruz. Yani, Bihruz Bey'e gelişmeyen karakter diyebiliriz. Çünkü hep aynı seviyede devam eder. Kendini hiç geliştirmez. Sonuç olarak, Bihruz Bey batılılaşmayı yanlış yorumlayan Türkçeyi hiç beğenmeyen ama Fransızcayı da yarım yamalak bilen-konuşan bir tip.
Bihruz Bey şık görünmeyi seven, valide parası yiyen tutarsız ve savurgan bir genç. İnsanların dış görünümüne önem verir. Kendi kendine gelin güvey olur.
Perviş Hanım Bihruz Beyin zengin bir hanım sanıp, gönlünü kaptırdığı kişi.
Keşfi Bey Bihruz Bey'e yalan söylemiştir. Şakacı bir yapısı vardır.
Mişel Bihruz Bey'in hizmetkarıdır. Her zaman kibar görünür ve Bihruz Bey gibi Fransızca ile karışık bir dil konuşur.
Andon Bihruz'un arabacısıdır.
Müsyü Piyer Bihruz Bey'e öğretmenlik yapan ona kitaplar getirip, okuyan orta halli profesördür.
Kondaraki Araba tamir fabrikasının müdürüdür. Bihruz Bey'in arabasını pek beğenmiş ve göz koymuştur.
Bir görüşte aşık olan Fransız hayranı savurgan bir şahsın, kendi kendine gelin- güvey olarak yaşadıklarını anlatmaktadır.
Kitap yokluğunda mecburiyetten okudum itiraf ediyorum. Edebi yönden günün şartları göz önünde bulundurulursa çok fazla sözüm yok. Türk romanının emekleme döneminde bütün taklitleri elinin tersiyle itip iddiasız olarak böyle bir şeye girişmek ciddi bir özgüven işi. Yazarın kendi ifadesi de bu yönde zaten yapacak başka bir şey olsa onu yapardım diyor. Son derece basit bir hikaye inanılmaz mübalağalarla aktarılıyor bu roman denemesinde. Meb uzunca bir zaman kaynak eser olarak dayattı bunu halen okutuyorlar mı bilmem. Ama ben merhumu tanımak fırsatı bulsam abi keşke başka bir uğraş bulsaydın eziyet etmişsin kendine de bize de derdim.Ama resimlerine bakmak için olur...
bıhruz bey, osmanlı paşasının ogludur . zengin, sımarık buyutulmus , batılılasmayı yanlıs anlamıs bır genctır . sık elbıselerle ve guzel arabalarla kendını batılı sanan bır ınsandır . sırf gosterıs olsun dıye fransız hocasından ogrendıgı fransızca kelımelerı sokaktakı sıradan ınsanlarla fransızca konusmaya calısır. babası olunce buyuk mıras ona kalmıstır ve bu serveti bos seylerle harcamaya koyulur......
Kâfur gibi ten ile o bâlâ kadd-i nâzik
San kamet-i şem'i asel-i câmi-i ândır.

*O beyaz, ince ve uzun boylu nazik sevgili, güzellik camisinin balmumundan yapılmış mumu gibidir.
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 83 - Bilge Kültür Sanat
Aşk!.. Aşk!.. Bana bu keskin ateşleri hissettirmekliğin bilahare meprize olmuş, şiddetli bir pasyonun ümitsizliği içinde terk etmek içinse beni bitirdin!
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 131 - Bilge Kültür Sanat
Bûs-ı lâ'linle çıkar evce nevâ-yı âşıkân
Ey büt-i hânende ma'cûn-ı sadâ-efzâ bûyâ

*Ey şarkı söyleyen put gibi güzel sevgili, senin dudaklarından öpünce, âşıkların sesi, güzel kokulu ses artıran macun gibi göklerin en yüksek katlarına yükselir.
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 86 - Bilge Kültür Sanat
Kadınlar azap meleklerinin yer yüzünde ortaya çıkmış benzerleridir ki bizi cennet kapısından cehenneme atarlar.
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 129 - Bilge Kültür Sanat
Sizden kaçmalıyım ;sizi o kadarcık bile görmemeliydim;biliyor musunuz ki aşkınız beni harap ediyor?.. Biliyor musunuz ki ben sizi bir gün görmezsem çıldırıyorum?..
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 119 - Bilge Kültür Sanat

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Araba Sevdası
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055907280
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nilüfer Yayıncılık
Araba Sevdası, Recaizade Mahmud Ekrem'in 1898 yılında yayımlanan romanıdır. 1889 yılında yazılan eser, Türk edebiyatında ilk realist roman örneği olarak kabul edilmektedir. Bihruz Bey tam da dönemin burjuva gençliğinin olması gerektiği gibi Fransız kültürüne hayran züppe bir gençtir. Ona göre Türkçe kaba ve yetersiz bir dildir. Türkler kaba ve medeniyetten yoksun insanlardır. Türkçe gerekmediği sürece konuşulmamalıdır. Ama o dönem yüksek memur ve tüccar çocuklarının genelinde olduğu gibi Fransızcaya da hakim değildir ve Türkçe Fransızca karışımı bir dil ile konuşur. Öyle ki doğru dürüst Fransızca şiir çevirisi bile yapamaz. Ayrıca Bihruz Bey mirasyedi bir gençtir ve hayatı lüks alafranga kıyafetler ısmarlamak, kır kahvelerinde ve mesire yerlerinde lüks arabasıyla gezmekten ibarettir. Yine Bihruz Bey'in diğer bir karakteristik özelliği ise istediği her şeye sahip olması ve bunun verdiği şımarıklığın pençesinde olmasıdır ki hikayenin ana kısmı da biraz da bu konu üzerinden gelişir. Bihruz Bey yine bir açıkhava eğlence yerine (park diyebiliriz fakat giriş ücretli bahçeli havuzlu bir mekân) eğlenmek lüks kıyafetleri, lüks asaları ve gayet pahalı olan at arabası ile caka satmak için gitmişken yine kendisi gibi gayet lüks bir araçtan inen lüks kıyafetlerle inen iki kadın görür ve birden bu kadınların birine aşık olur. Bihruz Bey aslında kadına aşık olmaktan ziyade kendi kafasındaki kadın modeline aşık olmuştur. Olaylar gelişirken kadınların aslında arabayı şans eseri bulmuş gayet sıradan insanlar olduğu hatta eşinden ayrıldıktan sonra o zaman için kötü addedilen bir kadınla gezen taze bir dul olduğu ortaya çıkar, bunu öğrendikten sonra Bihruz Bey olay yerinden koşarak uzaklaşır ve roman biter.

Hikâyede dönemin entelektüel çevresi sayılabilecek jöntürklerin "zengin çocuklarına" ve yüksek memur çocuklarına ağır eleştirilerde bulunulmaktadır. Kitap sıradan bir aşk hikayesini anlatmakla beraber, dönemin gerceklerine ayna tutar Recaizade Mahmut Ekrem Bey kendisi ile ilgili bir özeleştiri de yapar satır aralarında. Çünkü kendisi de o dönemin aydınlarındandır. Sonuç olarak bu hikaye aslen Bihruz Bey'in Periveş Hanım'a olan aşkının anlatılıyormuş gibi göründüğü bir eser olsa da gerçekte o dönemin toplumu ile ve sosyal yapısı ile ilgili önemli eleştiriler yapmaktadır. Araba Sevdası göstermelik bir aşk hikayesi ekseninde dönemin üst tabakasının yaşantısını eleştiren önemli bir eserdir.

Kitabı okuyanlar 3.999 okur

  • buldozer
  • Asiye YILMAZSOY

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları