·
Okunma
·
Beğeni
·
60,2bin
Gösterim
Adı:
Araba Sevdası
Baskı tarihi:
21 Haziran 2017
Sayfa sayısı:
234
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059489720
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Lando ikinci defa geçtiği sırada o beyaz baş yine evvelki hareketi tekrar edince Bihruz Beyin söze başlayarak iki genç arasında şu konuşma cereyan etti:
— Tre şik! (Çok şık!)
— Trez elegant! (Çok zarif!)
— Monşer kimin bu lando?
— Landoyu tanıyamadım.
311 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap sade dille anlatılmış bir kitap güzel akıcı şekilde okuyabilirsiniz benim hoşuma gitti ağır dille yazılmıştır aslında
yazarı Recaizade Mahmut Ekrem romanda çoğunlukla osmanlıca kelimeler kullanılmıştur.Arada Fransızca kelimeler de kullanılmaktadır.Araba sevdası romanının dili bu yüzden anlaşılır nitelikte değildir .Bu yüzden sadeleştirilmiştir güzel akıcu şekilde okudum ben ef fazla 3 günümü aldı benim. Konusu ise bir sokak kadını uğruna bütün varlığını düşünmeden , sorumsuzca harcayan ve nihayet düştüğünü farkettiğinde ise çok geç kaldığını gören Bihruz Bey’in kişiliğinde dönemin traji komik durumu ele almaktaır kitabı çok severek okumaya başladım tavsiye ederim sizlerede..
250 syf.
·3 günde·8/10 puan
Gözlerinizi kapatın ve kendisine söylenen yalanlarla hayatı mahvolan birini hayal edin. ( Brezilya dizilerine dönmesin olay dikkat )
Şimdi açın gözlerinizi, beyninizdeki kurmacayı bir kenara bırakın ve elinize 'Araba Sevdası' nı alın zira bu kitapta çok daha fazlasını bulacaksınız.
Recaizade Mahmut Ekrem çok güzel bir şey söylemiş: Herkes bilir ki insan eğlencesiz yaşayamaz. Bendeniz gibi yaradılıştan yalnızlığı sevenler içinse okumak ya da yazmaktan iyi eğlence olamaz.
Bu sözünün ardında dururcasına yazmış bence bu romanı. Her ne kadar Bihruz Bey'in her şeye hemen inanmasına sinir olsam da, yazıldığı dönemin eğlence anlayışını, yaşayış tarzını, yabancılaşan konuşma dilini pek güzel yansıtmış kitaba eğlenceli bir dille. Benim gibi sıkıcı bir kitap olacağını düşünerek başlarsanız da gayet keyifle okuyacağınız bir kitap olacaktır. Özellikle Bihruz Bey ve annesinin karşılıklı konuşması günümüzün anne-baba ve çocuk arası kuşak çatışmasıyla birebir aynı ve eğlenceli.
Ahmet Hamdi Tanpınar bu roman için 'Arabadan sonra romanda en önemli yeri yalan alır.' demiş. Çok haklı. Zavallı Bihruz Bey'e yalan söylemeyen kim kaldı; arkadaşından tutun kürekçilere, hocasından tutun arabacısına herkes bir ucundan tuttu farklı yalanların. Hepsi birlik olup Bihruz Bey'i ölmekten beter ettiler.
Son olarak Ahmet Hamdi'nin bu roman için sözleriyle tamamlıyorum. " Bütün roman bir şakaya benzer. Hatta ölüm bile bir şakadır ve yalandır. Yalnız ağır basan bir tek gerçek vardır: Para işleri."
Keyifli bir roman okumak isterseniz biraz rota değiştirip bu kitaba yönelebilirsiniz.
  • İntibah
    7.8/10 (4.055 Oy)3.324 beğeni19,9bin okunma13,2bin alıntı76,3bin gösterim
  • Sergüzeşt
    7.7/10 (4.622 Oy)3.946 beğeni24,7bin okunma11,8bin alıntı80,6bin gösterim
  • Eylül
    7.6/10 (3.891 Oy)3.667 beğeni21,2bin okunma16bin alıntı169,7bin gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.2/10 (1.984 Oy)1.965 beğeni10,8bin okunma3.861 alıntı42,2bin gösterim
  • Kiralık Konak
    7.9/10 (1.837 Oy)1.561 beğeni9,9bin okunma4.575 alıntı37,1bin gösterim
  • Mai ve Siyah
    8.0/10 (2.769 Oy)2.638 beğeni12,8bin okunma9,7bin alıntı82,3bin gösterim
  • Madame Bovary
    7.6/10 (3.950 Oy)3.435 beğeni17,6bin okunma14,3bin alıntı110,8bin gösterim
  • Ateşten Gömlek
    8.2/10 (2.501 Oy)2.363 beğeni11,7bin okunma6,4bin alıntı68,3bin gösterim
  • Felatun Bey ile Rakım Efendi
    7.6/10 (2.485 Oy)1.876 beğeni11,5bin okunma4.267 alıntı40,7bin gösterim
  • Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
    8.2/10 (2.815 Oy)2.378 beğeni12,8bin okunma5bin alıntı45,8bin gösterim
200 syf.
·Beğendi·10/10 puan
“ 𝐴𝑅𝐴𝐵𝐴 𝑆𝐸𝑉𝐷𝐴𝑆𝐼 “
Kitabın konusu aslında; Bir sokak kadını uğruna bütün varlığını düşünmeden , sorumsuzca harcayan ve nihayet düştüğünü farkettiğinde ise çok geç kaldığını gören Bihruz Bey’in kişiliğinde dönemin traji komik durumu ele alınmakta. Yazarın kendine göre özgü anlatımı var. Ve Türk Edebiyatının realizm türündeki ilk eseri olduğu hatırlanarak okunması gereken bir eser. Bence : Tanzimat Dönemi tasviri olsun, alafranga yaşam meraklısı karakterleri olsun , son derece gerçekçi bir dille aktarılmış. Ayrıca bilinç akışı tekniğinin de ilk örneği olduğundan başkarakterin düşünceleri ilk kez okuyucuyla paylaşılmıştır.
ilk başlarda sıkılabilirsiniz ama bir süre sonra sürükleyici hale geliyor ve bitirene kadar okumak istediğiniz oluyor. dönemine göre iyi bir roman... severek okudum. Tavsiye ederim...
240 syf.
·6 günde·7/10 puan
Kitabı bir solukta okudum diyemeyeceğim malesef. Hatta bitirmek için kendimle mücadele ettim resmen (: İçinde çok fazla Fransızca kelime ve cümle bulundurması bir yerden sonra konudan kopmama sebep oluyordu.
Bilmeyenler için kitabın konusu 2. Abdulaziz Dönemi'nin ardından Osmanlı'da yaşanan Batılılaşma rüzgarları ve günlük hayattaki değişimleri anlatıyor. Birde Bihruz beyin aşkını (:
Ana karakter olan Bihruz beyin babasından kalan mirası fütursuzca harcaması, konuşmalarının arasına bolca Fransızca kelimeler serpiştirmesi ve bunu dışardan bakılınca iyi birşeymiş gibi görmesi hala günümüzde "özellikle gençlerin" benimsediği özenti hayat tarzını da özetliyor gibiydi. Son olarak hayatı ve yasam tarzı yalan üzerine kurulu olan Keşfi beyin ise böyle bir hayat tarzı benimsemesinde yani karakterinin bu şekilde oluşmasında küçükken ailesinin ona karşı olan davranış şeklinin sebep olduğunuda dikkat çekilmişti. Sözün özü büyük bir hayranlıkla okumamısta olsam yinede o döneminin yasam tarzını anlama açısından okunulabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Sevgiler (:
311 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
"Bunca çaba bunun için miydi?" Kitabın son sayfasını kapatırken aklımdan geçen ilk bu cümle oldu. Eserin konusu güzel, kaleme alındığı dönemin sosyal ve aşk hayatını konu alıyor. Fakat yazar eseri ne amaçla böyle bitirmiş hiç anlam veremedim. Bihruz Bey'in aşkı; sevgisinden, emeğinden ve sadakatinden dolayı saygı duyulması gereken bir aşk olması gerekirken, Periveş Hanımın son derece anlamsız bir şekilde Bihruz Bey'i karşılıksız bırakması tarif edilemez bir duygu olsa gerek.

Son olarakta eserin dilinden bahsetmek istiyorum; yayınevi'nin beceriksizliğinden miydi bilmiyorum ama eseri çevirisini zahmet edip hiç çevirmemişler gibi. Yarısı eski Türkçe veya yabancı kelime yarısınıda Allah'tan zahmet edip çevirmişler. Çevirilerini parantez içinde belirtip her yeri parantezlerle dolduracaklarına adam akıllı çeviri yapıp öyle yayınlasalardı keşke.

Neyse sonuç olarak fok balıkları çok yanlız:) Eserin okunup okunmama tavsiyesi hakkında bişi söylemek istemiyorum, o okura kalsın, o derece belirsiz bir kitaptı.
Herkese keyifli okumalar...
294 syf.
Lisedeki edebiyat derslerinden öğrendiğim bu kitabı yıllardır merak ediyordum. Öncelikle batı edebiyatı etkisiyle çok fazla Fransızca kelime var. Bu da akıcılığı biraz bozuyor. "Mirasyedi" konusu o dönemin birçok eserinde bulunduğu gibi bu eserde de var. Asıl konu ise insanları özünde kim oldukları ile değil dış görünüş ve maddiyatları ile değerlendirmek. Ana karakterin sadece güzel bir araba biniyor diye birine körü körüne bağlanması ve hasta olacak duruma gelmesi bu durumu özetliyor. Eserin sonunda o kişinin aslında o arabayı kiralamış olması ve ama karakterin bunu öğrendiğinde hiçbir şey yaşamamış gibi hayatına devam etmesi ise apayrı bir konu...
232 syf.
·7/10 puan
Def'aten başladığım bu roman, toplumun üst kesimine matuf olarak müessir hicivler ihtiva ediyor :) Bu cümledeki gibi eski dilden bolca kelime var, bu insanı yoruyor ama aynı zamanda keyif de veriyor.

İlk realist roman olarak derslerde gördüğümüz bu kitap aslında Batı özentisi olan ve kendini aydın zanneden Bihruz Bey'in öyküsü. Fransızca kelimeleri cümle içinde kullanınca, kendi toplumuna sırt çevirince aydın olduğunu zanneden ama yeri gelince kayıkçı, yeri gelince sahaf, yeri gelince arkadaşı tarafından kandırılan bir "çakma alafranga"nın trajedisi.

Bihruz Bey ne kadar o dönemki Osmanlı veya şark toplumuna benziyorsa araba içinde görüp sevdalandığı Periver Hanım da sanki o dönem Avrupası'nı yansıtıyor. Derinine inmeden hayranlık duyulan, kulaktan dolma bilgilerle sevilen ama aslında zannedilenden farklı şekilde zuhur eden bir Periveş Hanım (Avrupa) görüyoruz. Periveş Hanım, blonde (sarışın) adıyla geçiyor tüm kitap boyunca. Tıpkı beyaz Avrupa gibi bir 'ten rengi' sıfatıyla görüyoruz onu.

Bihruz Bey ise elinde tüm imkanlar olmasına rağmen parayı har vurup harman savuran, entelektüel birikime değil de gösterişe para harcayan, içindeki cevheri keşfedememiş ve Keşif Bey gibi insanların elinde oyuncak olmuş birisi. Tıpkı elindeki gücü fark etmeyen ve özentilik içinde potansiyelini harcayan milletler gibi. Gönderdiği mektuplar Periveş Hanım'a hiç ulaşmasa da bundan habersizce kendi kendini yiyip bitiren bir karakter. Tıpkı Avrupa karşısında vakti zamanında elde ettiği üstünlüğü kaybedince aşağılık kompleksine yakalanıp, Avrupa tarafından ciddiye alınmadığını düşünerek bunu saplantı haline getiren ve tabiri caizse hastalanan uluslar gibi.

Aynı konak içindeki annesiyle bile iletişim kuramayan, Batılı olayım derken kendisi bile olamayan, öldüğünü zannettiği kadının mezarını ararken onu karşısında bulan fakat bu sefer de onunla arasında pek ortak nokta olamayacağını fark eden Bihruz Bey'in öyküsü okunmaya değer. Bu kitap sıkışmışlığın, biçareliğin kitabı.
311 syf.
·3 günde
Araba Sevdası Recaizade Mahmud Ekrem tarafından İlk olarak 1895 yılında Servet-i Fünun dergisinde resimlerle süslenmiş olarak tefrika edilmiş ve bu tefrikanın resimleri de Ressam Halil Paşa tarafından yapılmıştır.
Eser daha sonra kitap haline getirilmiş ve yazar tarafından 1898 yılında matbu bir kitap halinde de ve eski harflerle bastırılmıştır. Türk edebiyatının ilk realist roman örneği olan bu eserin latin harfleri ile ilk baskısı 1940 yılında yapılmıştır.

Yazar , kendi öz değer yargılarından koparak , bilinçsiz bir şekilde batılılaşmaya çalışan dejenere olmuş bir toplumu ve bu toplumun düştüğü traji komik durumu , romanın kahramanı Bihruz Bey’in kişiliğinde eleştirel bir biçimde işleyerek ele almıştır. Çoğu yerde Fransızca yazılar karşımıza çıkıyor sanki eski türk filmi izliyormuş gibi bir izlenim bırakıyor insanda, Bihruz bey konuşmasıyla bazı yerlerinde gülümsetiyor :)

Bir sokak kadını uğruna bütün varlığını düşünmeden , sorumsuzca harcayan ve nihayet düştüğünü farkettiğinde ise çok geç kaldığını gören Bihruz Bey’in kişiliğinde dönemin traji komik durumu ele alınmaktadır.
Kitabın ortalarında arabayla ne ilgisi var diyorsunuz ama sonuna geldiğinizde neden -Araba Sevdası- olduğunu anlıyorsunuz.

Keyifli okumalar...
311 syf.
·2 günde·6/10 puan
Türk Edebiyatının ilk realist eseri olan bu kitap; mirasyedi, batılılaşmaya yönelmiş ama bunun farkında bile olmayan kendi özünden bihaber gösteriş meraklısı bir karakter olan Bihruz Beyi ve onun büyük aşkını anlatır, tabi bu gerçek bir aşksa. .. Kitapta öyle tasvirler vardır ki Bihruz Beyin aşkına dair..ama asıl olan kalbi değil, gözüyle görüp, bilinçsizce inandığı bir gösteriş oyunudur. Hakikati öğrendiğinde ki tepkisizliğide buna kanıttır. Bazı kısımlar fazlaca uzatıldığı için sıkabiliyor ama konu itibarı ile bakıldığında ders çıkarılacak bir kitap olduğunu düşünerek tavsiye ederim..
148 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Tanzimat Dönemi'nin önemli yazarlarından birisi olan Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası romanında batı taklitçiliği, Fransız özentiliği satirik bir dille işlenmiştir. Okuduğum çizgi roman versiyonu bence çok güzeldi. Bihruz Bey'in trajikomik davranışlarına kimi zaman güldüm, kimi zaman sinirlendim.
* * *
Şimdiye kadar okuduğum Tanzimat Dönemi eserleri genelde imkansız aşk ve ıstırap konuları etrafında biçimleniyor. Böyle belirli bir döneme ait yoğun eser incelemesi yapınca dönemi daha iyi anlıyoruz, batı taklitçiliğinin bu dönemde ana temalardan biri olduğunu da fark ediyoruz.
* * *
1edebiyat1bilim1film etkinliğimizin şubat ayı kitaplarındandı. Normal roman halini okuyanlar genel olarak sıkılmış ama ben çizgi romanını çok severek ve kısa sürede okuyup bitirdim. Servetifünun'a doğru da yavaştan yelken açtık diyebilirim, sıradaki okumalarımız bu döneme ait olacak.
311 syf.
·4 günde·4/10 puan
Sanat sanat için mi,sanat toplum için mi bilemiyorum ama Araba Sevdası benim için değilmiş onu anladım.Bugüne kadarki en düşük puanımı bu kitaba verirken Recaizade Mahmut Ekrem'den özür diliyorum.Kitap babasından kalan mirası har vurup harman savuran Bihruz Bey'in günün birinde gösterişli bir arabadan inen sarışın,güzel,alımlı Periveş Hanım'a aşık olması ve deyimi yerindeyse peşinden koşturmasını konu alıyor.Kitabı kapattığımda aklımda hikayeye dair çok az ayrıntı kaldı çünkü bir türlü karakterleri benimseyip olaya giremedim.Zaten Fransızca özentiliği olan Bihruz Bey sayesinde kitabın yarısı Fransızca neredeyse.Belki kitabın bana en büyük faydası bu yönde oldu.Ufaktan Fransızcayı çözdüm. :)
294 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Tanzimat Dönemi şartlarında yazılmış yanlış batılılaşmayı anlatan en iyi eserlerden biri. Bu zamanda okuduğumuzda ne var bunu yazmakta bizde yazarız diyebiliyoruz fakat o zamanın şartlarında böyle eserler, halkı uyandırmak, kendine getirmek farkındalık oluşturmak için yazılmıştır. Realist ve eğlenceli bir romandır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Araba Sevdası
Baskı tarihi:
21 Haziran 2017
Sayfa sayısı:
234
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059489720
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Lando ikinci defa geçtiği sırada o beyaz baş yine evvelki hareketi tekrar edince Bihruz Beyin söze başlayarak iki genç arasında şu konuşma cereyan etti:
— Tre şik! (Çok şık!)
— Trez elegant! (Çok zarif!)
— Monşer kimin bu lando?
— Landoyu tanıyamadım.

Kitabı okuyanlar 14bin okur

  • Galdirig Turşusu
  • Esin
  • arifsahin
  • Bilgin Tunçbilek
  • Bşk Özkan
  • Gökyüzü kitaplığım
  • Gülay
  • beyza
  • Berkay Deniz
  • Bertem ÇATALBAŞ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.2 (4)
8
%0.1 (2)
7
%0.1 (3)
6
%0.1 (2)
5
%0
4
%0 (1)
3
%0 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları