Adı:
Aradaki Nehir
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053140672
Kitabın türü:
Çeviri:
Bora Korkmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Vadide durduğunuzda, iki dağ sırası, yaşamın ortak kaynağıyla birleşmiş uyuyan aslanlar olmaktan çıkıp iki hasım olurlardı... Bu ıssız bölgenin liderliği için girişilecek bir ölüm kalım mücadelesine hazır bekleyen iki rakip gibi.

Afrika edebiyatının en önemli isimlerinden, 2014 Nobel Edebiyat Ödülü adayı Kenyalı yazar Thiong’o’nun çarpıcı romanlarından biri olan Aradaki Nehir, Kenya’nın dağ köylerinde yaşayan Gikuyu insanlarının hikâyesini anlatıyor. Beyaz adamın Kenya’ya yerleştiği ilk zamanlarda geçen hikâye sömürge döneminin başlangıcına ayna tutan tarihsel bir dokuya da sahip. Beyaz yerleşimcilerle birlikte gelen çelişkilerin, iki din, iki tepe, iki farklı yaşam savaşı arasında kalan Gikuyu halkını birleştirmeye çalışan genç Waiyaki’nin öyküsünü aktaran roman, yazarın diğer eserleri gibi Kenya’nın tarihine ışık tutarken, çarpıcı ve derin bir kurgu ve dille okurda kuvvetli bir etki yaratmayı da başarıyor.
208 syf.
·3 günde
Bu kez Afrika Edebiyatı’ndan bir kitapla kesişti yolum. Bu kitap beni farklı inanışların, âdetlerin, dini ritüellerin hatta topluluk ve insan isimlerinin varlığından haberdar etti.


Aradaki Nehir, Kenya’nın en büyük kabilelerinden biri olan Gikuyu kabilesinin insanlarını anlatmaktadır. Gikuyu insanları Kameno ve Makuyu dağları arasında uzanan Hayat Vadisi’nde yaşamaktadır. Zamanla sömürge Gikuyu ülkesine de yerleşince Chege liderliğindeki insanlar Kameno çevresinde yerleşip eski yaşantılarını sürdürmeye, eski adetlerini uygulamaya devam ederler. Makuyu’da ise din değiştirerek Hristiyanlığı benimseyen ve eski adetlerini terk eden Joshua liderliğindeki insanlar yaşamaktadır. İki dağ arasında ise Honia nehri akmaktadır. Bu nehir ise adeta iki topluluk, iki inanç ve iki yaşam arasında kalmış insanları simgeler.


Kitap ölümü yaklaşan Chege’nin oğlu Waiyaki’ye anlattığı bir kehanet ile devam eder. Bu kehanete göre kabilenin kurtuluşu Waiyaki’nin elindedir. Chege oğluna Sriana misyonuna giderek Beyaz Adam’ın bütün ilmini öğrenmesini ve ardından insanlara liderlik ederek onları kurtarmasını vasiyet eder. Babasının vasiyeti üzerine misyonda eğitimini alan Waiyaki kabilesine döndüğünde insanları eğitmek için çalışmaya başlar. Ancak onu bekleyen bir sorun vardır. Liderlikte hak iddia eden Kabonyi’nin kurduğu tuzaklarla mücadele etmek zorundadır.


Tüm bu olanların arasında anlatılan imkânsız aşkın hikayesine de değinmeden olmaz. Waiyaki Makuyu lideri Joshua’nın kızı Nyambura'ya aşıktır. Ancak bir kabile lideri olarak düşman topluluktan bir kızla evlenmek geleneklere aykırıdır. Ayrıca bu aşk Kabonyi tarafından Waiyaki'ye karşı koz olarak kullanılmaktadır.


Kitapta dikkat çeken en önemli nokta insanların iki kutuptan birini seçmek zorunda olmalarıdır. Bir tarafı benimseyen diğerini reddeder. İnancını değitirip Makuyu’dan olan kimse eski gelenekleri terk etmelidir. Mesela Hristiyanlığı benimseyen bir kadın sünnet olamaz. İnancını tamamen değiştirmek isteyen kişiye hiçbir şey söylenmezken inancından vazgeçmeden geleneklerini de uygulamak isteyenler çok şiddetli tepkilerle karşılaşır. Önce bir tarafa geçip diğerini kesin bir dille eleştiren kişi daha sonra tarafını değiştirmek istediğinde bunda herhangi bir sakınca görmezlerken uzlaşma sağlamaya, birlik kurmaya çalışanın önüne çok çetin engeller çıkmaktadır.


Birkaç sayfalık kısa bölümlerde oluşan bu kitabı okumak benim için oldukça kolay oldu ancak kitapta anlatılanları zihinde anlamlandırmak zordu. Özellikle hikayenin geçtiği coğrafyada kadın sünnetinin de tıpkı erkek sünneti gibi gelenek olarak kabul edilmesi ve bu gelenek yüzünden bazı insanların hayatını kaybetmesi anlamlandırmakta zorlandığım kısımlardan bir tanesiydi. Toplumsal normların insanların hayatında nasıl önemli bir yer edindikleri ve bu normlara uyulmadığı ve uyulmak istenmediği taktirde insanların nasıl katı yaptırımlarla cezalandırıldıklarına bu kitapta okuduklarımla bir kez daha şahit oldum.


Düşündüğünüz şeyde ne kadar haklı olursanız olun bu düşünceniz toplumun yerleşmiş inançlarına aykırı bir konumdaysa, bunu savunmanız çok da kolay olmayabilir. Hele ki karşınızda çoğunluğu size karşı etkilemeye çalışan ve bunu yaparken yerleşmiş inançları, gelenekleri, toplumun benimsediği değerleri kullanan bir düşmanınız varsa işiniz daha da zordur.
208 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
İnceleme yapmak için her zaman kendimi yetersiz görüyorum. Hangi kitap olursa olsun. Hangi yazar olursa olsun değişmez bu. Buna rağmen içimdekileri dökmek isterim. Öncelikle yazarın sadece iki kitabının Türkçeye çevrilmiş olması ve hiç tanınmamış olması bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı. 2014 Nobel Edebiyat ödülüne aday gösterilen bir yazarın bu kadar az okunuyor olması sanırım Afrikalı olması. Gelelim kitaba. Konu itibariyle oldukça güzel bir kitap. Beyaz adamın din adı altında Afrika'yi ele geçirmesini, Afrika'nın var olan gelir kaynağını her türlü yolla ele geçirme isteği, bunu yaparken de kendi halkına ihanet içinde olan keklik misali çıkarci insanları da yanına alıp var olan kültürü gelenekleri kötü yasak haram vb niteleyerek yerel halka kendi düşüncesini empoze ederek bunu din ve yatırım adı altında yapıp esas niyeti o halkı sümürmeyi halka belli etirmeden ele geçirmek. Ve herzaman olduğu gibi her yerde olduğu gibi tüm bu oyunlara boyun egmeyen ne olursa olsun dilini dinini kültürünü yaşatan kahramanların var olmasıni ele alıyor.
208 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Post-colonial döneme ait olan eser Kenyalı yazar Thiong'o tarafından yazılmıştır.

Eserde sömürge döneminin başlangıcı, Beyaz Adam'ın Kenya topraklarına nasıl yerleştiği ve Kenya kültürünü nasıl paramparça ettiği anlatılıyor. Bununla birlikte Kenya topraklarında bir ikilem başlamıştır: kimlik ikilemi, dini ikilem, kültür ikilemi... Baş karakterimiz Waiyaki, tüm bu ikilemler arasında ortak noktayı bulmak için canla başla mücadele etmektedir. Peki onun bu mücadelesi sonuç verdi mi dersiniz? ...
208 syf.
·7/10
Kitabın genel mesajı kültür çatışması ,din ayrılığının ve nefretin eğitimle yok edilebileceği üzerine fakat sonu hiç beklediğim gibi olmadı. Açıkçası yıkıldım, okurken sonunu çok farklı hayal etmiştim fena ters köşe yaptı bana. Sanırım Afrika’ nın gerçek yüzünü iyi bilmeyen benim için, kitabı mutlu son beklemek polyannacılık olmuş. Farklı kültür yaşamını merak edenler için tavsiye ederim.
208 syf.
·Beğendi·8/10
Aradaki Nehir
Ngügi Wa Thiang’o
Gelenekçilik ve yenilikçilik dünyanın hiçbir yerinde değişmiyor. Kenyalı Yazar Thiong’o nun dağ köylerinde yaşayan kabileler arasında geçen yenilenme, geleneğe bağlı kalma, beyaz adamların din ile yavaş yavaş Afrika’yı işgali anlatılıyor. Afrika pagan kültürü ile dünyanın farklı coğrafyalarında farklı inanış biçimlerindeki Tanrı, Cennet, Adem ile Havva’nın ortak bir mit olduğu da satır aralarında geçiyor.
Bir yanda kendi Pagan inanışları, diğer yanda hristiyanlık ihracı iki farklı inanç ve yaşam biçimi arasına sıkıştırılan kabileler. Genç Waiyakinin gözünden anlatılıyor.
Aklını yolunu izlemeye çalışan insanların her yerde olduğu gibi yalnızlaştığını gösteriyor yazar bize.
Kitap, küçük basit ve çoğumuzun bildiği bir konu. Ancak Doğu-Batı edebiyatı dediğimiz kültürlerden çıkıp birazda Afrika edebiyatı denemek isteyenler için hoş sade bir anlatımı var.
208 syf.
·4 günde
Henüz derinliğini saptayamadığım bir literatür... Afrika Edebiyatı. Zaten coğrafyasıyla kaderi belli olan bir kıtanın üzerine ayak basan insanının da bu kadere ortak olması, kendi tarihlerinde gerek toplumsal, gerek siyasi, gerek ekonomik ve daha birçok anlamda onların sürecini belirler.

Zamanla dünyada sayılı ülkelerin göz hapsinde bulundurduğu, sömürge sistemiyle ellerinde oyuncak ettiği bu Afrika toplumlarının ya da ülkelerinin üzerinde derin izler bulunmakta.

Bu derin izler ise ancak edebiyat, sanat, tarih, sosyoloji eserleriyle yansıtılabilir. Gerek içlerinden çıkmış, sivrilebilmiş okuyan, yazan, araştıran kesim bu izleri yansıttıkları eserleri oluşturuyor, gerekse bir Fransız, bir İngiliz buraların kaderini literatüre taşıyor.

Ngugı Wa Thıong'o ise bu kesimin içinden çıkmış, Afrika Edebiyatı sanatçılarından biri. 2014 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilmiş.

Thıong'o'nun yazmış olduğu Aradaki Nehir isimli eseri Gikuyu insanlarının içinde misyonerlik faaliyetlerini sürdüren Beyaz Adam'ın bölge halkı üzerinde bıraktığı izleri yansıtıyor.

Beyaz Adam, bugünkü Avrupa insanının adıdır. Avrupa’daki ilerlemeyi, ilmi, yaşayışı, inancı, çağdaşlığı(!) Afrika kıtasına taşıma çabaları, Gikuyu halkını ikiye bölerken Beyaz Adam’ın aklına uyup adetlerini, inanışını, kültürünü terk edenlerin yanı sıra Beyaz Adam’a karşı mücadele etmeye hazır, kültürüne bağlı olanların arasına bir husumet de düşürür.

Başlarına gelen bu durumdan kurtulmaları için bir Kurtarıcı’ya ihtiyacı olan halkın içinde bulundukları bu yaşayıştan olumsuz yönde etkilenmeleri de yanlarına kalır.

Kültüre bağlılık, o kültürü devam ettirmek bir toplumun boynunun borcudur, elbet. Onların bu borcu yerine getirmeleri için birtakım bireysel işlemleri yerine getirmeleri gerekmektedir. Ki zaten kendilerinin bu noktada sıkıntıları büyük. Sünnet uygulaması... (Bu uygulama hakkında araştırıp okuduklarımı hatırlamak dahi istemiyorum.) Bu noktadaki zayıflıklarının üstesinden gelmeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü böyle bir uygulama Afrika toplumlarında hâlâ var. Beyaz Adam, bu durumu değiştirmeye çalışmakta haklı.

Kitap üzerinde durulacak, anlatılacak, konuşulacak o kadar çok şey var ki dile getirmekle bitmez, benim nazarımda. Hele ki Beyaz Adam’ın Avrupa’daki konumu ile Afrika’daki çalışmaları düşünüldüğünde ince elenip sık dokunacak bir eser.

Erich Scheurmann’ın Göğü Delen Adam’ıyla birlikte okunursa Honia nehrinin ikiye böldüğü Kameno ve Makuyu insanlarının yaşayışı daha iyi anlaşılacaktır.
Bu din bir babayla kızının arasına giriyor ve kızının ölümü babayı hiç etkilemiyorsa, o halde zalim bir şeydi.
Ngugi Wa Thiongo
Sayfa 182 - Ayrıntı Yayınları
"Kendi yaptıkları, kendi hayal güçlerinin biçimlendirdiği bir şeye sahip olmakta kararlıydılar."
Ngugi Wa Thiongo
Sayfa 95 - İlk Baskı, Ocak 2016, Ayrıntı Yayınları
''Nyambura'nın bununla hiçbir ilgisi yok . Onu seviyorsam,seviyorumdur. Bana diyecek başka bir şeyiniz yoksa, ben gidiyorum.''
''Yemini hatırla!''
''Yeminini!''
''Ant içtin.''
''Yemin benim insanları sevmemi yasaklamıyor.''
Ngugi Wa Thiongo
Sayfa 174 - Ayrıntı Yayınları
Anne olmak böyle bir şeydi.
Çocuklarının bütün günahlarını ve suçlarını omuzlarında taşımak demekti.
İnsanların yaşam biçimlerini hesaba katmayan bir din, o yaşam biçimlerindeki güzelliklerin ve doğruların farkına varmayan bir din işe yaramazdi.
Ngugi Wa Thiongo
Sayfa 190 - Ayrıntı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aradaki Nehir
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053140672
Kitabın türü:
Çeviri:
Bora Korkmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Vadide durduğunuzda, iki dağ sırası, yaşamın ortak kaynağıyla birleşmiş uyuyan aslanlar olmaktan çıkıp iki hasım olurlardı... Bu ıssız bölgenin liderliği için girişilecek bir ölüm kalım mücadelesine hazır bekleyen iki rakip gibi.

Afrika edebiyatının en önemli isimlerinden, 2014 Nobel Edebiyat Ödülü adayı Kenyalı yazar Thiong’o’nun çarpıcı romanlarından biri olan Aradaki Nehir, Kenya’nın dağ köylerinde yaşayan Gikuyu insanlarının hikâyesini anlatıyor. Beyaz adamın Kenya’ya yerleştiği ilk zamanlarda geçen hikâye sömürge döneminin başlangıcına ayna tutan tarihsel bir dokuya da sahip. Beyaz yerleşimcilerle birlikte gelen çelişkilerin, iki din, iki tepe, iki farklı yaşam savaşı arasında kalan Gikuyu halkını birleştirmeye çalışan genç Waiyaki’nin öyküsünü aktaran roman, yazarın diğer eserleri gibi Kenya’nın tarihine ışık tutarken, çarpıcı ve derin bir kurgu ve dille okurda kuvvetli bir etki yaratmayı da başarıyor.

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • Cihan Daban
  • RUMEYSANUR AYGÜN
  • Volkan Yalçın
  • RUMEYSANUR AYGÜN
  • Begüm K.
  • Mehmet
  • Busra Konar
  • Burhan Saydut
  • Gül AY
  • yasemin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.8 (4)
9
%0
8
%23.1 (3)
7
%30.8 (4)
6
%15.4 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0